Gönderen: seteney Tarih: 08.09.2008, 10:57:34 (1064 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
'Burada
alacağımız tedbirler daha esaslı ve şumullü (kapsamlı) olmalıdır. Gerek
mübadele ve gerekse hicreti kolaylaştırma yoluyla memlekette mevcut
gayrı Türklerin azaltılması esas olmakla beraber bu hususta hatıra
gelen birkaç tedbiri aşağıda sıralıyorum'
İskan Kanunu, dilediği
kimseleri dilediği yerlere nakletmek ve hatta büyük kitleleri
oturdukları yerlerden zorla göç ettirerek başka yerlerde iskan eylemek,
fertleri, sülaleleri icabında hudut dışına çıkarmak gibi çok şumullü
haklara sahiptir...
Cumhuriyetin 'dilkırım' tarihi
Türkiye
Cumhuriyeti Devleti uluslararası alanda resmen tanındıktan sonra,
İttihat Terakki'nin hayalini kurduğu 'Türklerden oluşan bir Türkiye'
projesi hayata geçirildi ve 1924 Anayasası, Türkiye halkını 'Türk'
olarak tanımladı. Ayrıca vatandaşlık da 'Türk' olma koşuluna
bağlanıyordu.
Türklerden oluşan bir ulus-devletin inşası için
CHF (Cumhuriyet Halk Fırkası) ve hükümeti çeşitli plan ve projeler
geliştirdi. Ulus-devletin inşası için çeşitli raporlar hazırlandı.
Cumhuriyet Halk Fırkası / Partisi tarafından Türk milliyetçiliğinin
memleket dahilindeki hedefi ise şöyle belirlendi: 'Tek bir dil konuşan,
kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı bulunan yurttaşlardan
oluşmuş siyasi ve içtimai bir bütün meydana getirmek, yani vatan içinde
'anadili tek, ülküsü tek birlik bir millet' yaratmaktır. Bu hedefin
tahakkuk yolları: Bu memlekette her şerefin ve nimetin Türkçe ve
kendisini Türk hissederek Türkçülükten başka bir kavmiyete bağlılık
göstermeyenlere has olduğunun tam bir şuurla zihinlere nakş edilmesi.'
(Bulut, 1998: 174)
Şark Islahat Fermanı
'Türk
vatanı içinde bulunanları behemehal Türk yapmak için' ölümden de daha
kötü olan 'Şark Islahat Planı', 1925 yılında hazırlandı ve uygulamaya
kondu. Kürtler için 'ölüm fermanı' anlamına gelen Kürtçe'nin Cumhuriyet
döneminde ilk kez yasaklanması bu plan uyarınca gerçekleşti. Bu aynı
zamanda Kürtlerin tarihinde ilk kez uygulanan bir 'dilkırım' yani
'beyaz katliam'dır.
 | | Şark
Islahat Planı gereği Türkiye'nin batısına sürgüne gönderilen Kürtler,
boyunlarına takılan zincir ve ayaklara bağlanan prangalar ile ıslah
edilmeye çalışılıyor |
Planın 41. Maddesi şöyle: 'Malatya, Elazığ, Diyarbakır,
Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu,
Çarsancak, Çemişgezek, Ovacık, Hısnımansur (Adıyaman), Besni, Arga,
Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve
belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve
pazarlarda Türkçe'den başka dil kullananlar, hükümet ve belediyenin
emrine aykırı davranmakla suçlanacak ve cezalandırılacaktır.' (Cemal,
2003: 379)
Planın bir maddesinde şöyle deniyordu:
'Fırat'ın
batısındaki bölümlerde dağınık biçimde yerleştirilmiş olan Kürtlerin
Kürtçe konuşmaları tamamen yasaklanmalı ve kız okullarına önem
verilerek Türkçe konuşmaları sağlanmalıdır.' Plana göre, 'sivil ve
askeri mahkemelerde yerli hakim bulundurulmayacak, idarenin her
şubesinde, hükümet nüfuzunu güçlendirmek için Kürt memur
çalıştırılmayacak, okullarda, belediyelerde, devlet dairelerinde, çarşı
ve pazarlarda Türkçe'den başka dil kullananlar cezalandırılacaklardı.'
(Göldaş, 2003: 29)
Nitekim, Türkçe'den başka dil kullananlar
cezalandırıldı. Koyunun 25 kuruş ettiği dönemde, konuşulan her Kürtçe
kelime başına 5 kuruş ceza alındı. Kendi dilini konuşan Kürt halkına
her türlü maddi ve manevi baskı uygulandı.
Vatandaş Türkçe Konuş!
15
Ekim 1927 tarihinde toplanan CHF'nin büyük kurultayında da, partinin en
büyük amacının 'dil birliği'ni sağlamak olduğu belirtildi ve hemen
ardından da, Dar-ül-fünun Hukuk Fakültesi Talebe Cemiyeti, azınlıkları
Türkçe konuşmaya mecbur eden 'Vatandaş Türkçe Konuş!' kampanyasını
başlattı. Gerçekte hükümet politikası olarak da yürütülen bu kampanya
sadece yasalarla kalmadı, aynı zamanda bir saldırı ve şiddet
politikasına da dönüştü. Kendi dilini konuşanlar taciz edildi, dövüldü
ve 'Türklüğe hakaret' suçuyla yargılandı.
Yine CHF'nin
azınlıklardan sorumlu IX. Bürosu'nun, 1939-1940 yıllarında hazırlandığı
sanılan azınlıklar konusundaki raporunda, 'anadilleri Türkçe'den başka
olan ve küçük topluluklar halinde yaşayan Müslim Yurttaşlar' konusunda
da şu çarpıcı belirleme yapılmaktadır: 'Bunlardan köylerde cemaatler
halinde yaşayanlar şunlardır: Muhtelif vilayetlere dağılmış yüz bin
kadar Çerkez, Karedeniz sahillerimizin doğu şimalinde altmış beş bin
kadar Laz, muhtelif yerlerde elli bin kadar Gürcü, yirmi beş bin kadar
Arnavut, yirmi beş bin kadar Boşnak ve otuz beş bin Pomak. Ancak bunlar
şehir ve kasabalardaki gibi Türk camiası içinde dağılmış olmayıp,
köylerde toplu bir halde yaşayarak dil ve geleneklerini muhafaza ve
idame etmektedirler... Milli birliği bozan bu durumun ortadan kalkması
için bu cemaatlerin Türklüğe temsilleri (asimilasyonları) lazımdır...
Yapılacak şeylerin en mühimi, bilhassa hudutlarda bulunan Lazların
içerilere alınması ve bütün bu kavimler nerede olursa olsunlar bunların
toplu olan köylerinin dağıtılması, bunun mümkün olmadığı yerlerde ve
hallerde de en verimli ve en zengin köylerden başlayarak buralara en az
yüzde elli nisbetinde Türk yerleştirmek ve buralarda okullar tesis
ederek planlı bir şekilde bunları Türkleştirmek. ' (Bulut, 1998: 181)
CHP ve İskan Kanunu
Azınlıklara
ait işlere bakan 1X. Büro'nun, CHP Genel Sekreterliği'ne sunduğu
raporunda Kürtlere de büyük yer verilmektedir. Bu raporda yer alan çok
çarpıcı belirlemeleri aktarıyorum:
'Bir kısım Doğu ve Cenupdoğu
Vilayetlerinde Ekseriyet Teşkil Eden Kürtler. Kanaatimize göre
Türkiye'de en mühim milliyet meselesi Kürt meselesidir. Eldeki
istatistiklere göre 31 Vilayette muhtelif lehçelerle Kürtçe konuşan
nüfusun sayısı bir buçuk milyonu geçmekte... Irkları, eski milliyetleri
ne olursa olsun, bunlarla aramızda milli birliğin en esaslı amili olan
dil birliği yoktur. Bu realiteyi açık ve sarih olarak görmek lazımdır.
'Dağ Türkü, Yayla Türkü' gibi tabirlerle hakikati kendi gözlerimizden
saklamak zarardan başka bir şey getirmeyeceği gibi, bunların Türk
olduğuna da mazileri ne olursa olsun bugün ne kendilerini ve ne de
başka bir kimseyi inandıramayız. Bunun için memleketin büyük bir
kısmında yabancı bir unsurun toplu olarak yaşadığını bilmek ve itiraf
etmek ve buna göre tedbirler almak zaruridir... Bağlı haritaya bakacak
olursak Ağrı, Hakkari, Van, Bitlis, Muş, Bingöl, Tunceli, Siirt, Diyarbakır,
Mardin ve Urfa vilayetlerinde Kürtler nüfusun yüzde altmışından
fazlasını teşkil etmekte ve muayyen bir memleket parçasında ekseriyet
halinde bulunmaktadırlar... Bu durumu göz önüne alarak memleketin bu
kısmı için müstacalen (acilen) hususi tedbirler almaya mecburuz. Bir
taraftan Kürt nüfusunun çokluğu, diğer taraftan oturdukları sahanın
genişliği dolayısıyla Çerkez, Arnavut, Gürcü gibi küçük yabancı
kavimler için teklif ettiğimiz temsil (asimilasyon) tedbirleri bu seha
için kafi değildir. Burada alacağımız tedbirler daha esaslı ve şumullü
(kapsamlı) olmalıdır. Gerek mübadele ve gerekse hicreti kolaylaştırma
yoluyla memlekette mevcut gayrı Türklerin azaltılması esas olmakla
beraber bu hususta hatıra gelen birkaç tedbiri aşağıda sıralıyorum.
 1-Manevi Tedbir:
Manevi
tedbirden maksadım, memleketin bu parçasının anavatanın herhangi bir
köşesinden burası en zayıf ve tehlikeli yerimiz olması dolayısıyla,
hususi bir itinaya muhtaç olması...
2-İskan Tedbiri:
Sadede
girmeden şurasını arz edeyim ki Türkiye Cumhuriyeti 'Birlik Bir Millet'
yaratmak işini daha ilk kuruluşunda göz önüne almış ve malum mübadeleyi
yaparak memleketimiz için çok mühim olan Rum davasını Anadolu için
halletmiştir. Yalnız Türkçe'den başka dil konuşan Müslüman
vatandaşların temsili (asimilasyonu) işinde esaslı adımlar atmak için
henüz vakit ve imkan bulunamamıştır. Bu yoldaki son teşebbüs 21.V1.934
tarihinde neşredilen 2510 sayılı İskan Kanunu ile yapılmıştır. Bu kanun
'Türkiye'de Türk kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus oturuş ve
yayılışını' tanzim etmeyi tasarlamış ve bu hedefe varabilmek için,
hükümete çok esaslı tedbirler almak imkanını vermiştir. Bu kanuna göre
hükümet memleketi bu bakımdan muhtelif bölgelere ayırarak buralara
toplu Türk muhacirler iskan etmek, buralardan dilediği kimseleri
dilediği yerlere nakletmek ve hatta büyük kitleleri oturdukları
yerlerden kaldırarak başka yerlerde iskan eylemek, fertleri, sülaleleri
icabında hudut dışına çıkarmak gibi çok şumullü haklara sahiptir...'
Halbuki
kanunun ruhu tamamen bir temsil (asimilasyon) ve dahili
kolonizasyondur. Bu kanunun bu tarafının işleyememesinin sebebi, kısmen
dünya harbinin doğurduğu durum olmakla beraber bu iş için kurulan idare
makinesinin da bu büyük iş için yeter olmamasıdır...
Ancak bu
iskanın iyi bir netice verebilmesi için yukarıda saydığımız mıntıkalara
yerleştirilecek olan Türk nüfusunun miktarı buralarda oturan Kürt
nüfusuna tekabül etmeli ve medeni seviye bakımından Kürde üstün olan bu
muhacirler mıntıkalarına göre, istihsal vasıtası ve aletleriyle tam bir
surette teçhiz olunarak maddeten de üstün bir hale getirilmelidir. Bu
verimli ovalara yerleştirilecek olan Türk nüfusu ve bölgelerin iklimine
uyan ve memleketin kesif bir surette meskun olan mıntıkalarından
alınabilir.
Ayrıca bu sahalara memleketimiz dışında oturmakta
olan Türk nüfusu da getirilebilir. Bu hususta ilk hatıra gelen kısım
Romanya ve Bulgaristan Türkleridir, ki bunlar oralarda tedrici bir
surette erimeğe mahkumdurlar. İkinci kısım olarak İran'ın Kürt ve
Farslarla meskun olan Şiraz bölgesinde oturan ve nüfusu 200 bini aşan
ve büyük bir hayvan servetine malik olan Kaşkailer düşünülebilir. Bu
suretle bu mıntıka için hariçten bir milyona yakın bir nüfus elde
edilebilir ki bu yekun Aras, Murat, Şimali Fırat ve Dicle mailelerinde
oturan Kürt nüfusunun üstüne çıkar. Buralarda halen oturmakta olan
Türkler de hesap edilirse mevcut Türk nüfusu büyük bir ekseriyet
kazanmış olur.
Aşiretlerin İskanı:
Göçebelik
devam ettiği müddetçe temsil (asimilasyon) politikasının büyük
zorluklara maruz bulunduğu bugün herkes tarafından anlaşılmış bir
hakikat olduğundan burada bu işin lüzumundan bahsetmek fazla olur.
Yalnız bu işin de diğer umumi iskan işi gibi halen iyi işlemediğini
zikretmek kafidir.
Temsil İşinde Şehir ve Kasabaların Kolları:
Şark
Vilayetlerinde şehirler öteden beri büyük bir temsil (asimilasyon)
makinesi rolünü oynamışlardır... Binaenaleyh ilk yapılacak işlerden
biri bu havalideki şehir ve kasabaların kuvvetlendirilmesidir. Bu da
her şeyden evvel buralara gidecek olan her türlü yolların bir an evvel
yapılması ile başlayacak ve bu yollar bu şehir ve kasabaların
pazarlarını memleketin diğer iç pazarlarına açacaktır. Pazarı Türkleşen
bir kasaba temsil (asimilasyon) makinemize ilave edilmiş kuvvetli bir
çark demektir...
Temsil İşinde yolun Ehemmiyeti:
...Bugün demiryolunun geçtiği her yerde Türkçe'nin yayılmaya başladığını zikretmek bir borçtur. Diyarbakır'dan kalkarak Cizre'ye,
Elazığ'dan çıkarak, Muş üzerinden Tatvan'a gidecek olan iki demiryolu
temsil (asimilasyon) işimiz bakımından yol politikamızın bel kemiğini
teşkil edecektir...
Temsil İşinde Maarif (eğitim) Teşkilatının Rolü:
...Bu
mıntıkada yaşayan ve Türkçe'den başka dil konuşan insanların okutulup
okutulmayacağı hakkında öteden beri çeşitli fikirler serdolunduğundan
bu meseleyi kısaca münakaşa edip bir hükme varmak zaruridir. Bir
topluluğun temsilinin (asimilasyonunun) ilk şartının o topluluğa kendi
dilimizi öğretmek olduğu bir mütearife (bilinen şey) dir. Bir dilin de
ilk evvel bu mantık ve müessir yayın vasıtası okuyup yazmaktır.
İnsanlık büyük kitlelerin okuyup yazmasının henüz okuldan başka bir
vasıtasını bulamamıştır. Binaenaleyh bizim de bu vasıtaya müracaatımız
zaruridir. Yani biz de bu bölgedeki insanlara kendi dilimizde okuyup
yazmak öğreteceğiz ve bunun için maarif teşkilatı yapacağız. Yalnız bu
maarif teşkilatına şimdiye kadar takip ettiğimiz esasların dışına
çıkarak hususi şekillere bağlamaklığımız lazımdır.
Bunun için koyacağımız ana kaideler şunlar olacaktır:
1-Şehir
ve kasabaların temsil işinde rollerini arz ederken buralarda mecburi
ilk öğretimin devlet yardımıyla tam tatbikini teklif etmiştim. İlk iş
olarak bunun ele alınması.
2-Bu bölgede ilk ağızda münhasıran Kürt olan köylerde okul açılmayarak ilk önce nüfusu karışık olan köylerde açılması.
Şimdiye
kadar yapılan tecrübelerden okul bulunan muhtelif köylerde Kürt
çocuklarının Türkçe konuştukları ve Türkçe'nin evlere girdiği, okul
bulunmayan muhtelit (karışık) köylerde ise Türk çocuklarının Kürtçe
konuşarak Türklerin Kürtleştiği her zaman görülen ve idare
adamlarınızca tespit edilen hadiselerdir...
3-Bir taraftan
muhtelif köylerde ilk öğretimi yayarken diğer taraftan da hususi bir
maarif teşkilatıyla sakinleri münhasıran Kürt olan köylerin çocukları
için bölge yatılı ilk okulları tesisine başlanmalıdır. Bu okulların
hedefi bu çocuklara anadillerini unutturarak Türkçe'yi ana dilleri
yerine ikame etmek olacaktır. Bunun için bu okullar yarı yarıya Türk
çocuklarından teşekkül etmelidir.
4- Bu esaslar dahilinde
kurulacak olan maarif teşkilatında çalışacak öğretmenlerin ana
dillerinin Kürtçe olmamasına hususi surette itina ve dikkat edilmelidir.
8-
Bir dili en iyi ve kolay öğreten anadır. Bunun için bu mıntıkalarda
kızların tahsiline bilhassa itina etmek temsili (asimilasyonu) bir kat
daha kolaylaştıracaktır.
Dokuz maddede arz ettiğim bu teşkilat
kelimenin en geniş manasıyla yalnız ana hatları göstermektedir. Bu işin
bütün teferruatıyla planlaştırılması hükümetin vazifesidir.' (Bulut,
1998: 182-191)
GÜLÇİÇEK GÜNEL TEKİN Eğitimci-Araştırmacı Yazar
YARIN: Çarpıcı asimilasyon raporları İnönü: Erzincan Kürt merkezi olursa, Kürdistan'ın kurulmasından korkarım Celal Bayar'ın Şark Raporu Dersimli okşanmakla kazanılmaz Devletin Bölge'ye uygulayacağı kalkınma program esasları MGK'nin Kürt Raporu
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: shevnas Tarih : 2008-09-08 16:17:10 Puan :      |
|
Bu alcaklarin bizim atalarimiza yaptiklarinin hic birisini unutmadik unutmayacagiz ama, Atalarimiz da ne mogollar nede beska bir kavim onünde egilmedi
VE ONLARIN TORUNLARI DA BASI DIK KAHRAMANCA ÖC ALIP TARIH YAZIYOR KUTSAL GERILLAYA SELAMLAR
BIJI KURD U KURDISTAN |
|
|
|
 |
| |
|