PKK: PKK’nin Tüm Kadro ve Sempatizan Yapısına! -3-
Gönderen: zinar_adar Tarih: 21.09.2008, 12:37:40 (3286 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
 PKK’NİN KURULUŞUNUN 30. YIL DÖNÜMÜNDE  YENİDEN PARTİLEŞME HAMLESİNİ 10. KONGRE RUHUYLA GELİŞTİRELİM!

Değerli Yoldaşlar!


Pela grafîkê ya "http://www.rojaciwan.com/haberresimleri/ERNK~1.gif" 'yê, ji ber ku xelet e nayê nîşandan. Siyasi – askeri durum ile birlikte, parti 10. kongremizin önemle ele aldığı diğer bir husus ise, örgütlenme çalışmaları, yani Demokratik Konfederalizm sisteminin inşa çalışmaları olmuştur. Her ne kadar Kongra Gel Genel Kurulu altıncı kez toplanmış ve belli bir sistem kazanmış olsa da, yine son dört yıllık süre içerisinde farklı alanlarda komün, meclis düzeyinde belli çalışmalar yürütülmüş bulunsa da, Önder APO’nun tanımladığı “ Demokratik Konfederalizm” sistemini örgütlemede henüz çok yetersiz ve zayıf bir konumda olduğumuz tartışma götürmez bir gerçektir. Her şeyden önce bu konuda zayıf tutumlar, yüzeysel ve dar yaklaşımlar, kendine göre keyfi ele alışlar söz konusudur. Ciddi eksiklikler ve hatalar vardır. Kadronun öncülük görevleri adeta yok sayılmaktadır. Sistemin geliştirilmesinde kadın ve gençlik öncülüğü yeterince değerlendirilmemektedir. Yine meclis ve komün düzenine dayalı bir toplumsal ve işleyiş sistemi yeterince anlaşılmamakta ve ya hazmedilmemektedir. Halktan, kitlelerden kopukluk söz konusudur. Özellikle tabana inme, ezilen ve yoksul kitleye gitme, onları örgütleme konusunda ciddi bir yetersizlik ve isteksizlik söz konusudur. Yani doğru bir kitle çizgisi izlenememektedir. Bu nedenlerle kongremiz her şeyden önce mevcut halk örgütlenme çalışmalarının hata ve yetersizliklerini açığa çıkartmış, bu faaliyetleri ayrıntılı ve kapsamlı bir biçimde değerlendirmeye tabi tutmuş, çözümlemiş, hata ve yetersizlikleri belirleyerek bunların mutlaka aşılmasını kararlaştırmıştır.

Kürdistan'da örgüt ve eylem iç içedir. Önder APO, her zaman bu gerçeği ifade etmiş, bunu vurgulamıştır. Kongremiz de eylemle örgütün iç içe olma gerçeğine vurgu yapmıştır. Ne kadar örgütlülük varsa ve halk örgütlenirse, o kadar siyasi –askeri eylem gelişir. Bunun tersi de doğrudur. Ne kadar mücadele edilir, eylem geliştirilirse, örgütleme çalışmalarının önü o kadar açılır. Halkı örgütleme zemini o kadar güçlendirilir. Dolayısıyla imha ve tasfiye amaçlı saldırılara karşı orta yoğunluklu düzeyde bir demokratik direniş geliştireceksek, bu, ancak güçlü bir halk örgütlülüğüne dayanılarak başarılabilir. Yine yeterli bir gerilla katılımı ve örgütlülüğü olursa, orta yoğunluklu direnişe denk düşecek bir savunma savaşı geliştirilebilir. Yine KCK sisteminin her alandaki örgütlülüğü geliştirilirse, komün ve meclis yönetimine dayalı örgütlenme sistemi var edilirse ve bu temelde bütün kesimler kendi özgünlüklerinde örgütlendirilir, iradeleri açığa çıkartılır, katılımları sağlanır ve harekete geçirilirlerse, o zaman halk serhıldanı siyasi sürecin ihtiyaç duyduğu zamanda ve yeterlilikte geliştirilebilir, süreklilik kazanabilir, zengin bir halk eylemliliği ortaya çıkarılabilir. Bu bakımdan da eylem çizgisinin başarıyla geliştirilebilmesinin de örgüt çalışmasına bağlı olduğunu bilmek, görmek, anlamak, buna göre halk örgütlenme çalışmalarına en az eylem kadar önem vermek gereklidir. Nitekim "Êdi bes e" hamlemizin ikinci aşamasının birincil yanı; gerilla ve serhildan temelindeki direniş eylemlerini orta yoğunluklu düzeye çıkartmak olurken, ikinci önemli yönü de; demokratik konfederalizmin inşasını özellikle yerleşim birimlerinde, halk tabanında gerçekleştirerek bütün Kürdistan parçalarında ve yurt dışında demokratik konfederalizmi işleyen bir sistem, halkın yaşadığı ve kendini yönlendirdiği bir sistem haline getirmektir. Bu açıdan "Êdi bes e" hamlemizin bu aşamada önemli bir görev ve çalışma alanı, halk örgütlenmesi çalışmaları yani demokratik konfederalizmin inşa çalışmaları olmaktadır. Bu konuda 10. kongremiz, değişik çalışma alanlarına ilişkin ve bu temelde halkın örgütlenmesi yönünde kapsamlı değerlendirmeler yapmış ve karar almıştır. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, ideolojik, savunma ve bütün alanların örgütlendirilmesine ilişkin kapsamlı kararlara ulaşmıştır. Bunlar yazılı kararlar olarak mevcuttur ve tüm yoldaşlar kuşkusuz bunları okuma, inceleme ve bu temelde kendi çalışmalarını planlama imkanı bulacaklardır. Burada bu kararların önemlileri ya da bu kararları hayata geçirmede dikkat edilmesi gereken, onları başarıyla hayata geçirmemizi bize sağlatacak olan bazı hususlar üzerinde durmak istiyoruz.

Bunlardan birincisi, mevcut durumda halk örgütlenmesi, yani demokratik konfederalizmin inşasında parti öncülüğünün rol ve görevlerinin yeterince anlaşılmaması ve dikkate alınmaması konusudur. Yani halkı örgütleme ve eyleme geçirmede adeta kadro öncülüğünün, parti öncülüğünün anlaşılmaması ya da inkar edilmesi gibi bir durum yaşanmaktadır. İster eylemsel, ister örgütsel görevler dikkate alınsın, bu konudaki bütün hata ve yetersizliklerin merkezinde öncülük görevinin başarıyla yerine getirilmemesi vardır; öncülüğün rolünü oynamaması vardır. Kadrolar adeta örgüt ve eylem çalışmalarına öncülük etme görevini yadsımaktadırlar. Sanki böyle bir görevleri yokmuş gibi davranmaktadırlar. Bu kesinlikle yanlıştır. Bu tasfiyeci bir anlayıştır ya da tasfiyecilikten kalan bir anlayış savrulmasıdır. Bunun kesinlikle böyle görülmesi gerekiyor. Oysa kadronun öncülük görevini yerine getirmesi olmasa, parti öncülüğü olmasa halk nasıl bilinçlenir, nasıl eğitilir, nasıl örgütlendirilip eyleme çekilir? Kürdistan'da bilinçsiz ve örgütsüz her hangi bir eylem söz konusu olabilir mi? Oysa Önder APO, hep “Kürdistan'da örgütsüz yaprak bile kıpırdamaz” dedi. Kendiliğinden hiçbir şey olmaz. Her şey bilinç ve örgüt çalışmasıyla gerçekleşir. Peki, bilinçlendirme ve örgütleme çalışmasını kim yapar? Elbette ki kadro yapar, kadronun örgütlülüğü yapar; yani parti yapar, parti öncülüğü yapar, parti öncülüğü biçiminde var olan kadrolar yapar, her alanda örgütlenmiş parti komite ve hücreleri yapar.  Bu bakımdan halkı örgütleyebilmek için ve eyleme çekebilmek için her şeyden önce bu görevi yürütmek üzere kadroların örgütlenmesi, parti örgütlülüğünün geliştirilmesi gerekir. Her yerde parti komite ve hücrelerini, temsilciliklerini kurmak lazımdır. Parti komitelerinin, komünlerinin, temsilciliklerinin inşa edilmediği yerde elbette ki, halk örgütü ve eylemi olmaz. Şunu bir formül olarak bileceğiz: Bir yerde ne kadar parti örgütlülüğü varsa, o kadar halk örgütlülüğü ve eylemi olur. Bu bakımdan da kadroları, partiyi halk içinde örgütlemek, bunun için mıntıka, bölge, parça vb yerleşim birimlerinde parti komün ya da hücrelerini örgütlemek, parti temsilcilik veya örgütlerini kurmak, komiteleşmelere gitmek gereklidir. 10. kongremiz, parti örgütlenme çalışmalarını bu düzeyde yürütmek üzere gerekli tüzük değişikliklerini yapmıştır. Bütün bu parti örgütlenme çalışmaları 10. kongre tüzüğümüzün bir hükmü olmaktadır. Bu bakımdan da, tabanda parti örgütlülüğünü geliştirmek, kadroyu halkı örgütlemek ve eyleme çekmek üzere görev ve sorumluluk altına almak, böylece her alana ve tüm görevlere kadro örgütlülüğünü yaymak temel görev durumundadır.

Diğer yandan, elbette böyle bir örgütlenmeyle birlikte, kadronun da görev ve sorumluluklarının gereğini başarıyla yerine getirmesi gerekir. Öncülük görevlerini ertelemeksizin ve reddetmeksizin uygulaması lazımdır. Örgüt ve eylem çalışmasında bunu mutlaka yapmalıdır. Bunun için parti ideolojisini kitlelere götürme, taşırma, kitleleri bu temelde bilinçlendirme, eğitme ve böylece örgüt ve eylem içine çekme gücünü göstermelidir. Bunu yapabilmek için de, elbette kadrolar parti ideolojisini iyi özümsemeliler, parti temsilciliğini iyi yapmalılar, ikna edici, kazanımcı, çekici bir pratik çalışmanın sahibi olmalılar ve halka örnek olabilmeliler. İnsanları iten, rahatsız eden, muğlak, moralsiz düşüren, uzaklaştıran değil de; çeken, coşku ve moral veren, etkileyen, bilinçlendiren, eğiten, her şeyiyle halka örnek olan bir temsil gücüne mutlaka ulaşmalıdırlar.

İkinci olarak,  Demokratik Konfederalizmin inşasında kadın ve gençlik öncülüğünü doğru anlamak, sahiplenmek ve pratikleştirmek gerekir. Bir kavram olarak hep kadın ve gençlik öncülüğü denilse de, bu yeterince anlaşılmamakta ve özellikle de pratikleştirmede zayıf kalınmaktadır. Kadın ve gençlik,  Demokratik Konfederalizm sisteminin inşasında ve yürütülmesinde nasıl öncü olacaktır? Kuşkusuz ancak Demokratik Konfederalizm ilkeleri temelinde ve en geniş biçimde kendini örgütleyerek bu öncülük görevini yerine getirebilir. Bu öncülük sadece bir ideolojik öncülük ya da söz, laf öncülüğü değildir; bir örgütsel öncülüktür. Örgütsel öncülüğün gereklerinin yerine getirilmesi de ancak, kadın ve gençlik kitlesinin Demokratik Konfederalizm çizgisinde ve her alanda en güçlü, yaygın örgütlenmeye kavuşturulmasıyla mümkün olur. Oysa dikkat edilirse, kadın ve gençliği örgütleme çalışmalarında ciddi zayıflıklarımız vardır. Her ne kadar bir isimlendirme, program, sözleşme ortaya çıkarma, tanımlama anlamında kadın ve gençlik konfederalizmleri kendilerini tanımlamış, ilan etmiş olsalar da; hem KJB örgütlenmesinde, hem de Komalén Cıwan örgütlenmesinde, özellikle bu örgütsel yapıların tabana taşırılmasında, özgürlük mücadelemize katılmış olan geniş kadın- gençlik kesimlerinin örgütlü yaşayan ve çalışan bir duruma getirilmesinde ciddi zayıflıklar söz konusudur. Bu konuda örgütlülük zayıf olduğu müddetçe de, elbette kadın ve gençlik hem yeterince eylem öncülüğü yapamamakta, hem de diğer kesimlerin örgütlenmesi için üzerlerine düşen görev ve sorumluluğun gereğini yeterince yerine getirememektedirler. Bunun için de sadece, “kadın ve gençlik öncü” dememek lazım. Sistemin öncüsü olacak hale getirmek gerekir. Neyle olabilir bu? Kuşkusuz kadın ve gençliğin eğitimiyle, bilinçlendirilmesi ve örgütlendirilmesiyle olur. En geniş kadın ve gençlik kesimlerini her alanda bilinçlendirme, örgütleme ve harekete geçirmekle olur. Öncülük, pratikte ancak böyle gerçekleşir, hayat bulur. Dolayısıyla da stratejik olarak belirlediğimiz kadın ve gençlik öncülüğü bu biçimde örgüte kavuşturulur, örgütlü bir biçimde bu kesimler pratikleştirilir ve harekete geçirilir ise öncülük görevi sağlanır.

Bu konuda elbette birincil görev kadın ve gençlik örgütlerimize, kadrolarımıza, çalışanlarımıza düşmekle birlikte; kitle içinde çalışan tüm parti kadrolarının, komite ve hücrelerinin böyle bir görevin yerine getirilmesinde sorumlulukları vardır. Genel tüm partimiz, kadın ve gençlik öncülüğünün örgütlendirilerek gerçekleştirilmesinden sorumludur. Bu konuda gerektiği kadar çalışma yürüterek, plan, proje, düşünce üreterek, gerektiği yerde eleştiri, uyarı, öneri ortaya koyarak kadın ve gençlik örgütlülüğünün her alanda, Önderlik çizgisine uygun bir biçimde ve başarıyla geliştirilmesine katkı sunmak, hizmet etmek üzere her kes, her kadro elbette görevlidir ve çalışma yürütmek ile sorumludur.

 Demokratik Konfederalizmin inşasında, yani değişik halk kesimlerinin örgütlendirilip Demokratik Konfederal ilişki içerisine çekilmesinde Üçüncü önemli husus, izlenecek kitle çizgisi hususudur. Bu da stratejimizin temel bir unsuru olmaktadır. Nitekim kadın ve gençlik öncülüğü sistem açısından stratejik olarak esas alınıyor, ama bu sadece genel bir kavram değildir. Kadın ve gençlik öncülüğü ancak, gerçekten özgürlüğe ve demokrasiye ihtiyacı olan kadın ve gençlik kesimlerine, halk kesimlerine inilerek yapılırsa sistemin ayakları doğru oturmuş olur. Yani değişik kesimlerin sistemin örgütlenmesindeki yerleri, rolleri, sorumlulukları farklıdır. Hiç kimse ağalara, beylere dayanarak kadın özgürlüğüne ve ekolojik sisteme dayalı Demokratik Konfederalizmi inşa edemez. Özgürlük, eşitlik ilkelerini öngören demokrasiyi yaratamaz. Yine hiç kimse kaypaklığıyla, kararsızlığıyla tanımlanan orta kesimlere dayanarak bir demokratik direniş örgütleyemez. Topyekun imha saldırılarına karşı direnmek ve onu yıkmakla yükümlü olan demokratik halk örgütü orta kesime dayanarak inşa edilemez. O kesimin böyle bir ufku yoktur, ilkesi yoktur; özgür-eşit yaşama bilinci yoktur ve saldırılar karşısında direnme gücü de yoktur. Demek ki, kadın ve gençlik öncülüğüne dayalı Demokratik Konfederalizmin inşası, ağalarla, beylerle, küçük burjuvazi yani orta kesimle olmaz. Ancak bunu yoksul halk kesimi, yoksul halk tabanı gerçekleştirebilir. O bakımdan da doğru bir kitle çizgisine halk örgütlenme çalışmalarında sahip olmamız gerekmektedir. Kadın ve gençlik öncülüğüyle birlikte, kitle çalışmamızın birincil alanı olarak; en çok ezilen, en çok yoksul olan, işçi, memur, işsiz kesimleri esas almamız gerekir. Bu kesimlerin herkesten çok özgürlüğe, eşitliğe, demokrasiye ihtiyacı vardır. Halk örgütlenmesinde en fazla bu kesimler çıkar sağlayabilir. Bu kesimler imha amaçlı saldırılar karşısında en fazla direnebilir. Bu bakımdan da kitle çalışmamızın birinci hedefi ve temel kitlemiz ezilen yoksul kesimler olmalıdır. Halkın ezileni, yoksulu, işçisi, emekçisi, köylüsü, memuru; kadının çalışanı, yoksulu, en çok ezileni, en çok köleleştirilmiş olanı;  yine gençliğin en fazla çalışan işçisi, işçileştirilen, işsiz kılınan, gelecekten yoksun kılınan kesimleri olmalıdır. Yani Demokratik Konfederalizmi dayandıracağımız birincil halk kesimini iyi belirlemeliyiz. Ona bağlı olarak, onu esas alma temelinde bütün orta kesimleri, yurtsever demokrat varlıklı kesimleri de örgütleyip katmalıyız. Onları da kuşkusuz reddetmemeli,  Demokratik Konfederalizm sisteminin içine çekmeliyiz. Kendi örgütlenmeleri temelinde kendi iradelerini demokratik ölçüler çerçevesinde yansıtacak şekilde çekmeliyiz, ama demokratik konfederalizmi onlara dayandıramayız,  Demokratik Konfederalizmin inşasını o kesimlerle yapamayız. Oysa dikkat edilirse pratikte böyle bir kitle çizgisi noktasında ciddi yanlışlıklar, hatalar vardır. Sanki Demokratik Konfederalizm üst ya da orta kesimlere dayanan bir halk örgütlenmesiymiş gibi bir duruş söz konusudur. Daha çok Hareket içerisinde, özellikle yönetim kademelerinde bu kesimler vardır. Parti kadroları halk örgütlenmesi denilince daha çok bu kesimleri esas almaktadırlar. Onların dışına çıkamamakta, taşamamakta, tabana, yoksul ve ezilen halk kesimlerine inememektedirler.  Bu ciddi bir yanlıştır, yanılgıdır. Bu çalışmaların zayıf ve sonuçsuz kalmasına yol açar. Güçlü ve sağlam bir demokratik örgüt ve eylem gücü olmasını ve dolayısıyla Demokratik Konfederalizmi engeller. Bu bakımdan da mevcut durumda bir düzeltme gereği kesinlikle vardır. Örgütleme yapan parti kadroları kendilerini varlıklı sınıflar ya da orta kesim içerisinde hapsetmemelidirler, onlarla sınırlandırmamalıdırlar, önceliği onlara vermemelidirler. Önceliği yoksula, ezilene, emekçiye vermelidirler.  Demokratik Konfederalizmi inşa etmekle görevli olan kadrolar halkın içine koşmalıdırlar, köye gitmelidirler, mahallelere girmelidirler, yoksulların, işçilerin, işsizlerin, emekçilerin içine girmelidirler. Yoksul, emekçi, ezilen, işsiz kesimi bulup, örgütleyip, onları harekete geçirmelidirler.

Birincil görev, temel çalışma kesinlikle böyle olmak durumundadır. Ancak onu esas alıp yaptığı ölçüde orta kesimler ve varlıklı kesimlere uzanabilir. Zaten bu kesimler tarihten gelen bir gerçek olarak daha fazla bilinçli ve örgütlüdürler. Kendi kendilerini örgütleyip zaten katılabilirler. Örgütlenme bilinci olmayan, örgütlenme tecrübesi olmayan, örgütsel duruşu bulunmayan kesimler yoksul ve ezilen kesimlerdir, daha çok köleleştirilen, daha fazla baskı altına alınmış olan kesimlerdir. Esas olarak onlara özgürlük ve demokrasi bilincini taşımak, örgüt bilinci götürmek ve bu temelde bilinçlendirerek örgütlenme içine çekip onları harekete geçirmek lâzımdır. Çünkü ancak onlar, Demokratik Konfederalizmin temel ilkelerini en güçlü bir biçimde benimserler. Ancak, onlar Demokratik Konfederalizmin istediği yurttaşlık görevlerini eksiksiz yerine getirebilirler. Fedakâr olurlar, cesur olurlar, kendi güçlerini Demokratik Konfederalizmin inşasına verirler. Bu kesimler büyük mücadeleler, direnişler içerisinde olabilirler. Bu bakımdan örgütlenme çalışmasında kitle çizgimizi düzeltmemiz, esas birincil kitle olarak; yoksul, ezilen, emekçi, aç, işsiz bırakılmış kesimleri öne almamız gereklidir.

Dördüncü olarak, meclis, komün düzeninde örgütlenme ve çalışmaya uyum sağlamada da ciddî eksiklilerin yaşandığı gözlemlenmektedir. Örgütlenme deyince, daha çok devletçi modeller ön görülmekte ya da çeşitli parti, dernek örgütlenmeleri esas alınmaktadır. Yani daha fazla yürütmeye, uygulamaya dayanan, daha az karar gücünü öngören örgütsel modeller öne çıkmaktadır. Neden? Çünkü böyle alıştırılmıştır. Örgütlenme alışkanlığı bu temelde ortaya çıkmıştır. Çünkü devlet demokrasiyi yadsır. Devlet, hep egemenlik ister, baskı ve sömürüye dayanır. Dolayısıyla yürütme gücü, otoritesi esastır. Oysa demokrasi; karar gücünü, katılımı, herkesin iradesini göstermesini esas alır, öne çıkartır. Bu bakımdan da devletçi sistemler içerisindeki örgütlenme modeli ile Demokratik Konfederalizm sisteminin örgütlenme modeli özü itibariyle de, biçimi itibariyle de farklıdır. Bu farklılığı, ayrılığı kesinlikle görmek, dikkate almak, örgütlenme çalışmalarımızı buna göre yürütmek gerekmektedir. O bakımdan da karar gücünü yadsıyan, zayıflatan anlayışlar kesinlikle hem doğru değildir, hem de demokratik değildir. Onlardan uzak durmak, kendimizi bu konuda eğitmek; dolayısıyla demokratik konfederalizm sistemini özümsemek gerekir. Yani meclislere, komünlere dayalı halk örgütlenmesi sistemini özümsememiz, hazmetmemiz lazımdır. Meclis ve komüne dayalı örgütlenmeyi anlamamız, yaratmamız, ona uymamız, onu uygular hale getirmemiz esastır. Çünkü demokrasi ancak bununla var olabilir. Çünkü değişik kesimlerin örgütlü olarak kendi iradeleriyle katılım göstermeleri bununla söz konusu olur. Demokrasi ancak böyle gelişir. Bu bir kere gerçekleştirildi mi, en büyük uygulama gücü, en verimli çalışma bu biçimde ortaya çıkar. Çünkü bir kere, herkes bilir, anlar, bilinçli hale gelir; ikincisi, kendisi katılmış, görüş belirtmiş, alınan kararda kendisi de pay sahibi olmuş olur ki, yani ne yapılması gerektiğini benimsemiş, ikna olmuş olur. Dolayısıyla bilen ve ikna olan, kabul eden kişinin pratikleştirme, uygulama gücü her zaman fazla olur. Zorla iş yaptırmak her zaman sınırlı kalır, az kalır. Bir kişi ya da örgüt bilmediği ya da benimsemediği kararı elbette güçlü, başarılı, etkin bir biçimde uygulamaz. Kim ki bilir, bir de benimserse, onu başarıyla hayata geçirmek için elbette her şeyini verir. Bu bakımdan da meclis, komün düzeni her toplumsal kesimin, hatta her bireyin görüş, öneri,  iradesini katma yeridir. Bununla katıldığı ölçüde ne yapacağını bilir ve yapılacak işi benimser hale gelir. Bu da onun pratikleşmesini daha çok arttırır. Böylece pratikte görev ve sorumlulukların gereği daha çok yerine getirilmiş olur, daha çok üretken çalışılır. 

Demokratik Konfederalizmin ekonomisinin inşasında kooperatif sistemlerinin geliştirilmesi, üretim ve tüketimin buna uygun bir sisteme kavuşturulmasında; örneğin başta eğitim, sağlık olmak üzere her türlü sosyal faaliyetin, yine siyasi ve kültürel faaliyetlerin geliştirilmesinde kuskusuz bireyler ve değişik örgütler çok etkin, aktif katılım gösterirler. Başka türlü de böyle bir katılımı sağlamak kesinlikle mümkün olmaz. Bu bakımdan meclis ve komün düzeninin her yerdeki örgütlenme çalışmalarında geliştirilmesinin gereği vardır. “Sonraya kalsın, meclis olmasa işler yürümez mi” dememek gerekir. Çünkü yürümez; doğru yürümez, başarılı yürümez, bazı kişilere göre yürür gibi görünür ama bunu herkes benimsemez ve katılmaz. Bu bakımdan da Demokratik Konfederalizm üstte bir çatı olarak örgütlendi ve belli bir deneyim, tecrübe oluştu. Kongra Gel sistemi gelişti, işleyiş esasları oluştu. Onları da görüp, dikkate alma ve o tecrübeden yararlanma temelinde Kürdistan'ın değişik parçalarına dair kongrelerin, yine daha altta halk meclislerinin eyalet ya da bölge düzeyinde geliştirilmesi gerekir. En önemlisi de şehir ve kasaba düzeyinde şehir meclisleriyle, temel yerleşim alanlarında; köyde, mahallede, sokakta halk komünlerinin geliştirilmesi, inşa edilmesi, herkesin buna katılması, komünlerde yaşayan her kesin doğrudan katılımının sağlanması, böylece karar ve uygulamanın doğrudan demokrasi ilkelerine göre yürütülmesi esas alınmalıdır.  Kasaba ve şehirlerde ise, seçilmiş halk temsilcilerinden oluşan meclisleri karar gücü haline getirmek, her kesimi bu karar organına ve karar süreçlerine katmak, çekmek, yürütmeyi bu kararlar organınca belirlemek ve pratik faaliyetleri ve yetersizliklerini denetleyip, eleştiriden geçirerek, hata ve eksiklikleri düzeltip daha da yetkin hale getirmek gereklidir. Bu bakımdan meclis ve komün düzenine dayalı örgütlenme, en verimli, en katılımcı, dolayısıyla en üretken bir örgütlenme sistemidir. Bu konuda hiçbir gerekçeye sığınmadan, önümüzdeki süreçte özellikle geniş kitle tabanlarımızın olduğu, halkın parti hareketimize geniş kesimler halinde katıldığı alanlarda, hiç de zamana yaymadan, hızla bu tür meclisleri oluşturmak ve işler hale getirmek gereklidir. 4- 5 yıl geçmiş olmasına rağmen, parçalarda ya da şehirlerde geliştirilen meclisleşmeler zayıftır. Bu konuda henüz tereddütler yaşanıyor ve pratik adım atılmıyor. Eskiden kopmama yaklaşımı buna neden olmaktadır. Bu konuda tutuculuk var ya da devletçi zihniyet aşılamadığı için bu yapılamıyor. Bundan dolayı devletçi zihniyetin kesinlikle aşılması, tutucu olunmaması ve bu meclis düzeninin her yerde geliştirilmesi gerekiyor.

Tabanda ise,  halka, tabana gitmede zayıflık vardır. Oysa,  Demokratik Konfederalizm üstte bir çatı örgütü değildir, bir bürokratik yapılanma da değildir. Tam tersine köyde, mahallede, okulda, fabrikada, sokakta, halkın değişik kesimlerinin; kadınların, gençlerin, emekçilerin, işçinin, işsizin kendi özgünlüğünde ve örgütlü bir biçimde katıldığı, tabanda halkın yaşamına yön veren bir örgütlenme sistemidir. O bakımdan da gerçekten de Önderlik çizgisini özümseyen, uygulamak isteyen, “ben parti kadrosuyum” diyen herkes üstte kalmak, bürokratik davranmak yerine, halka gidip komün örgütlemeye çalışırsa ve kendisini komün örgütleyicisi yaparsa, daha doğru bir kadro çizgisine girmiş olur. Bu çerçevede de elbette meclis ve komün örgütlülüğümüz daha çok gelişme sağlar.




YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı
· Her onurlu Kürt direnecektir

PKK
· “Anti-PKK” komitesi her iki ayda bir toplanacak
· PKK'nin 30'uncu yıl kutlamaları başladı
· Türkiye, Irak ve ABD “anti-PKK” komitesi kurdu
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· PKK’nin 30. kuruluş yıldönümü İsviçre’de kutlandı
· İsviçre neden PKK’ye karşı sert tedbirler aldı
· PKK ve MLKP’li kadın tutsaklar saldırı anını anlattı
· PKK’li tutsaklardan ‘ajan’ açıklaması
· PKK ve PAJK'lı tutsaklar açlık grevlerine son veriyor
· PKK için ‘yeni yapılanma’ kararı

© Rojaciwan.com