PKK: PKK’nin Tüm Kadro ve Sempatizan Yapısına! -4-
Gönderen: zinar_adar Tarih: 22.09.2008, 17:17:37 (2039 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
PKK’NİN KURULUŞUNUN 30. YIL DÖNÜMÜNDE  YENİDEN PARTİLEŞME HAMLESİNİ 10. KONGRE RUHUYLA GELİŞTİRELİM!


Pela grafîkê ya "http://www.rojaciwan.com/haberresimleri/ERNK~1.gif" 'yê, ji ber ku xelet e nayê nîşandan. Örgütlenme çalışmasında Beşinci olarak, elbette gerillanın ve öz savunmanın örgütlenip, büyütülmesine yer vermek gerekiyor. Halk savunma örgütlülüğünün her zaman güçlü olmasına ihtiyaç vardır. Bu durum günümüz açısından çok daha fazla yakıcı bir gerçek olmaktadır. Çünkü imha ve tasfiye amaçlı topyekun saldırılara maruz kaldığımız bir süreci yaşıyoruz. Sadece bir veya birkaç devlet de değil, neredeyse bütün dünya gericiliğinin destek verdiği, birleştiği bir imha ve tasfiye saldırısı altındayız. Ancak çok güçlü bir savunma örgütlülüğüyle bu imha ve tasfiye saldırılarını boşa çıkarabilir, kırabilir, yenilgiye uğratabiliriz. Bu da ancak güçlü bir gerilla ve öz savunma örgütlülüğüyle olur. Bu anlamda, dikkat edilirse belli bir gerilla örgütlülüğümüz olmakla birlikte, öz savunma örgütlülüğümüz çok zayıftır. Saldırıların büyüklüğü dikkate alınırsa, gerillanın da mevcut düzeyini yeterli görmemek, mutlaka sürekli büyütmek, geliştirmek önem taşımaktadır. Çünkü sürekli bir savaş durumu yaşanıyor. Şehitler veriyoruz, her gün kan dökülüyor, yaralananlar oluyor. Dolayısıyla sürekli takviye, yenilenme ve büyüme ihtiyacı vardır. Bu bakımdan; birincisi aktif, etkin, direngen mücadele etmek isteyen bütün gençlerin dağa çıkmasını, gerillaya katılımını teşvik etmek lazımdır. Genç erkek ve kızların özgür kalelerimiz olan dağlara çıkması, gerillaya katılması, en cesur ve fedakar bir mücadele içerisinde olması gereklidir, doğru olandır. Bu onların eğitimi, gelişmesi açısından da önemlidir. İdeolojik çizgiyi daha iyi anlayan, örgütleme ve yönetim sanatında daha çok gelişen, daha çok pratik tecrübe edinen bir duruma gelirler bu biçimde. Bu bakımdan gerillaya katılımı engellemek veya bu konuda isteksiz davranmak kesinlikle yurtseverliği ihlal etmek demektir. Hiçbir kadro, sempatizan ve yurtsever böyle olamaz. En temel yurtseverlik tutumu ve görevi; genç kız ve erkeklerin dağa çıkıp gerillaya katılmasından yana olmak, onu teşvik etmek, mümkünse ona hizmet etmektir. Özellikle gençlerin de bu bilinçle katılım göstermesi gereği vardır. Bu temelde öncelikle gerillayı sürekli büyütmek, katılımları arttırmak gereklidir. Halkın özgür-demokratik geleceğini tehdit eden, imha amaçlı saldırılar ancak, böyle bir gerilla gelişmesiyle, büyütülmesiyle kırılabilir, engellenebilir. Bu bakımdan gerillanın büyütülmesi en temel görev, en temel yurtseverlik tutumu olduğu kadar, kadronun da en temel örgütsel sorumluluğudur. İkinci olarak, kuşkusuz sadece gerilla olmak da yetmez. Aktif, etkin, daha cesur, fedakar mücadele etmek isteyen gençler dağa çıkıp gerillaya katılırken, diğerleri de oldukları yerde öz savunma birliklerini örgütlemeliler ve bu çalışmalara katılmalılar. Öz savunma içinde yer almayan hiçbir genç erkek ve kız olmamalıdır. Bu yönüyle gençliğin temel bir görevi de öz savunmadır. Öz savunma demek, sivil itaatsizlik demektir. Öz savunma demek, serhıldanı geliştirmek demektir. Öz savunma: sivil itaatsizliğe, serhildana, halkın özgür duruşuna karşı devlet cephesinden, karşı cepheden gelen saldırılar karşısında, bu özgürlük gücünü, değerlerini savunmak demektir. Böyle bir savunma örgütlülüğü olmaza, o zaman kuşkusuz özgürlük duruşu olamaz. Özgür ve demokratik örgütlenme geliştirilemez. Özgürlük mücadelesi etkili yürütülemez. Nitekim bu konuda zaten pratikte ciddi yetersizlikler yaşanıyor. Bir avuç faşist polis sürüsü saldırıyor, herkesi dağıtıyor, copluyor, vuruyor, kol kırıyor, insanların gözünü, kafasını parçalıyor. Ancak buna karşı en küçük bir direnç yoktur. Bundan dolayı düşman bunu cesaretle yapıyor, buna güç getiriyor. Çünkü karşısında kendisine direnecek bir savunma gücü yoktur. Yani halkın öz savunma örgütlülüğü yoktur. Gençliğin öz savunma örgütlenmesi ve duruşu yok. Bu nedenle rahatlıkla bu saldırıları yapıyor. Oysa her yerde öz savunma birliklerimiz olsa, bir kişi olur, üç kişi olur, beş kişi olur, on kişi olur, birlik birlik olur, bu kişiler örgütlenseler, bilinçlenseler, sivil savunma düzeyinde silâhlansalar, donatsalar kendilerini, her türlü polis ve gerici saldırı karşısında rahatlıkla savunma yapabilirler. Onlar örgütlü oldukları için saldırı yapabiliyorlar, güç sahibi olabiliyorlar. Öz savunma güçlerimiz de oluşur, örgütlü olurlarsa, donanırlarsa, onlar da güç sahibi olurlar ve her türlü saldırıya karşı direnebilirler, onu boşa çıkarabilirler. Böylece de miting yapan, yürüyüş yapan, özgürlük ve demokrasi çizgisinde örgütlenen, böylece yaşam sürdürmek isteyen güçleri savunmak, saldırılardan korumak mümkün olur. Bu anlamda öz savunmanın örgütlülüğüne kesinlikle ihtiyaç vardır. Bu da her şeyden önce gençliğin görevidir. Gençlik; bir, gerillayı büyütecek, geliştirecek; iki, öz savunma olarak örgütlenecek. Gençlik aslında serhildan kuvveti değildir; gençlik, serhıldanın savunma kuvvetidir, örgütleme kuvvetidir. Kadınların, emekçilerin, değişik halk kesimlerinin yürüyüş, miting yapmaları için onları bilinçlendiren, örgütleyen ve onları eylem sırasında savunan, savunma görevlerini yerine getiren kesinlikle gençliktir. Gençlik, böyle aktif, örgütçü ve eylemci bir kuvvet olmak durumundadır. Oysa gençlik kendisini salt bir gençlik gücü olarak görüyor, mitinglere katılıyor, kendi kitlesiyle miting oluşturmak istiyor. Gençlik öyle olur, miting kitlesi gençlik olursa, o zaman o yürüyüşü, mitingi kim savunacak, öz savunmacı kim olacak? Demek ki, bir yanlışlık var. Bu yanlışlığı düzeltmek ve gençliğin dağa çıkıp gerillaya katılmayan bütün kesimlerini, esas olarak halkın örgütlenmesinden sorumlu olan kadrolar ve demokratik örgütlülüğü ve eylemi savunmaktan sorumlu olan öz savunma birlikleri olarak eğitip örgütlemek gereklidir. Her yerde böyle birlikler olmalıdır. Köyde, mahallede, şehirde, okulda, iş yerinde kısacası her yerde öz savunma örgütlülüğü gelişmeli, yayılmalıdır. Halk kendi özgür-demokratik duruşuna yönelik saldırıları kendi örgütlü gücüyle, savunmasıyla kırabilecek bir öz savunma bilincine, örgütlülüğüne ve donanımına mutlaka ulaşmalıdır.

Bu konuda son olarak, halkın eğitimi noktası üzerinde de durmak gerekiyor. Özellikle her türlü gericiliğe karşı özgürlük ve demokrasi bilincini halka verme ve bu temelde eğitme gereği vardır. Yine kapitalist modernitenin her türlü yozlaştırıcı, dağıtıcı etkilerine karşı halkın, değişik kesimlerin, özellikle gençliğin eğitimine kuşkusuz ihtiyaç bulunmaktadır. Çünkü Kürt halkına karşı savaş sadece siyasetle ve ya silahla yürütülmüyor. Bunun ideolojik-psikolojik yönü de vardır. İnkar ve imha sistemi sadece fiziki katliamlarla yürütülmüyor; daha fazla asimilasyon yöntemleriyle yürütülüyor. Daha fazla demokratik komünal birey ve toplum değerlerinden insanları uzaklaştırarak, insanlar bireyci, yoz, devletçi kapitalist sistemin kiri, pası, tortusu ile yoğrulmuş çıkarcı, menfaatçi, bencil hale getirilerek de toplum dağıtılmak ve eritilmek isteniyor. Bu hususlara karşı da bir bilinçlendirme, örgütleme çalışmasının ve mücadelenin yürütülmesi gerekmektedir.

Bununla bağlantılı olarak her şeyden önce halka Kürtçe hitap edilmelidir. Kürtçenin yaşamın ve çalışmaların her alanında kullanılan bir dil halinde getirilmesinde tüm parti kadrolarının öncülük yapması gerekmektedir. Kürtçe dilinin, anadilinin geliştirilmesi, öğrenilmesi, konuşulan, yazılan dil haline getirilmesi için gerekli bütün çalışmaları yürütmek lazımdır. Bu konuda mümkün olan bütün imkanları harekete geçirmek, Kürtçe okuma- yazmayı ve konuşmayı öğretmek için mutlaka kurslar açmak, özel çabalar harcamak gerekiyor. Anadil eğitiminin elde edilmesi, Kürtçenin bir eğitim dili haline getirilmesi için de gerekli mücadele yürütülmelidir. Bu konuda demek ki, yapılacak iki şey var; bir, kendi kendine yapılması gereken görevler:  her evi, yeri bir Kürtçe konuşma, okuyup yazmayı öğrenme yeri haline getirerek, bunun için devletten beklemeden çeşitli kurslar oluşturarak anadilimizi öğrenmek, ikincisi ise, resmi eğitim sisteminde Kürtçeyi eğitim haline getirebilmek için gerekli mücadeleyi yürütmek. Anadil eğitimini Kürt sorununun demokratik özerklik temelindeki çözümünün temel bir maddesi olarak görüp, bunu pratikleştirmek için çok yönlü bir mücadeleyi, eylemselliği bu alanda geliştirmek gerekiyor. Anadil eğitiminin böyle ele alınması, özellikle halka hitapta kadroların anadili kullanması, bu konuda hassas davranması büyük önem arz ediyor.  

Dil eğitimiyle birlikte kültürel eğitim de büyük önem taşımaktadır. Kapitalist modernite özellikle sanatı ve kadını kullanarak her türlü kültürel yozlaşmayı, dejenerasyonu, dağılmayı sağlatmak istiyor. İnsanların ruhunu, duygusunu, düşüncesini çarpıtmaya, sahte umutlar, yaşam arayışları ortaya çıkartmaya çalışıyor. Böylece insanı kendinden, kendisi olmaktan çıkararak düzene rahatlıkla hizmet eden, gerçeği, geleceği göremeyen, örgütlenemeyen, güç oluşturamayan bir zavallı köle birey haline getirmeyi hedefliyor. Çünkü böyle olan bir birey rahat yönetilir, iyi sömürülür, üzerinde her türlü baskı uygulanabilir. Dolayısıyla insanları ve toplumu buna açık hale getirmeye çalışıyor. Bu çerçevede her türlü gerilik, gericilik sanki iyi bir durummuş gibi empoze edilmeye çalışılıyor. Çeşitli özentiler yaratılmaya çalışılıyor; özellikle gençliğe karşı bu konuda bilinçli ve planlı bir çalışma vardır. Gazeteler, televizyonlar, radyolar her gün, yirmi dört saat insanların ruhuna, bilincine bu temelde hitap ediyor. Sistem, gençliği özgürlük ve demokratik değerlerden, komünal toplumsal duruştan uzaklaştırarak devletçi sistemin köle, yoz bir hizmetçisi haline getirmek istiyor. Eğitimsiz, bilinçsiz insanlar buna kanıyor, inanıyor. Özellikle gençler kanıyorlar, genç kızlar bu konuda en çok hedef yapılan ve üzerinde politika geliştirilen kesimler oluyorlar. Öyle ki, neredeyse ağır bir bunalım içerisine sokuluyorlar. Kadın intiharları,  özellikle kızların bunalım yaşama, intihar etme olayları bu temelde gelişiyor. Günlük olarak birçok yerde bu olayları duyuyoruz, öğreniyoruz. Bütün bunlar aslında sistemin insanları demokratik değerlerden uzaklaştırmak için bilinçli yürüttüğü sahte politikanın, propagandanın bir sonucu oluyor. Bu çerçevede intihar olayları oluyor, yoğun olarak Kürdistan'ı terk etme, metropollere, yurtdışına kaçma yaşanıyor. Değişik kesimler arasında yoğun bir çatışma, toplumsal kesimler arasında çelişki- çatışmalar çıkıyor, hatta bu aşiret kavgalarına, kan davalarına kadar gidiyor. Bunlara karşı bir mücadele kesinlikle gereklidir ve eğitim, bilinçlendirme şarttır. Özellikle gençliğe dönük bizim de bilinçlendirme, eğitme çabamız olmalıdır. Kapitalist modernitenin gençleri bunalıma sokucu, bilincini çarpıtıcı propagandasına karşı biz de onların bu politikalarını teşhir ve deşifre edici, temel özgürlük değerlerimizi, demokratik yaşam ilkelerimizi hakim kılıcı bir eğitim çalışması yürütmeliyiz. Kızlara dönük bunaltıcı, sistemin baskısına karşı onları eğitmeliyiz. Kadın üzerindeki her türlü aile, erkek baskısına karşı, aile yaşamının daha özgür, demokratik kılınması için çalışma yürütmeliyiz. Kadın katliamlarına karşı, çeşitli gerekçelerle yargısız kadın katliamlarına karşı mücadele yürütmeli, insanları eğitmeliyiz. Toplumun tüm kesimlerine dönük bireyciliği, ülkeden uzaklaşmayı, örgütlenmemeyi vaaz eden, geliştirmeye çalışan tutum ve davranışlara karşı toplumu eğitici, bilinçlendirici bir çalışma yürütmeliyiz. Bu anlamda her türlü özentiye, kapitalist modernitenin adeta maymunlaştırıcı ölçü ve özelliklerine karşı yurtsever, demokrat birey ve toplum yaşam ölçülerini ortaya çıkarmalıyız. Öz olarak insanları eğitip bu tür tehlikelere karşı bilinçlendirdiğimiz gibi; biçim olarak da ulusal demokratik giyim-kuşam, yaşam nasıldır, konularında gençleri, bütün insanlarımızı, kadınları, kızlarımızı eğitmeliyiz. İnkar ve imha, soy kırım sisteminin kültürel yozlaştırma ve asimilasyonla da başarıya gitme çabalarına karşı birey ve toplumu savunacak, onları özgürlük ve demokratik ölçülerinde, ulusal demokratik çerçevede yaşar, giyinir, kuşanır, davranır hale getirebilmek için gerekli eğitim çabalarını yürütmeli ve yaşam, duruş ve kişiliğimizle örnek olmalıyız.

Sonuç olarak, demek ki, demokratik konfederalizmin inşası, yani halkın değişik kesimlerinin demokratik örgütlenmeye çekilmesi, bunun için eğitilip bilinçlendirilmesi içinde bulunduğumuz dönemin en temel görevlerinin başında gelmektedir. 10. kongremiz bütün bunları tartışıp değerlendirmiş, birey ve toplum olarak halkımıza dönük kültürel yozlaştırma ve asimilasyon çabalarına karşı, yine bireycileştirme, örgütsüz kılma tutumlarına karşı hem halkın eğitimi, bilinçlendirilmesi, çeşitli kesimleriyle özgürlük ve demokrasi bilincini edinir hale getirilmesi, hem de bu temelde Demokratik Konfederalizm çizgisinde örgütlenip, iradeli, kendi ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel yaşamını kendi örgütlü gücüyle sağlayacağı bir düzeye çekilmesini temel bir görev olarak belirlemiştir. Bu, parti hareketimizin bu süreçte yerine getirmesi gereken en temel bir görevdir. Tüm partinin ve parti kadrolarının bulunduğu her yerde bu esaslar üzerinde çalışma, görev üstlenme, sorumluluk altına girme ve bu görevleri Önderlik düşünce ve zihniyetine uygun bir biçimde başarıyla yerine getirme görev ve sorumluluğu vardır.




YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Her onurlu Kürt direnecektir

PKK
· “Anti-PKK” komitesi her iki ayda bir toplanacak
· PKK'nin 30'uncu yıl kutlamaları başladı
· Türkiye, Irak ve ABD “anti-PKK” komitesi kurdu
· PKK’nin 30. kuruluş yıldönümü İsviçre’de kutlandı
· İsviçre neden PKK’ye karşı sert tedbirler aldı
· PKK ve MLKP’li kadın tutsaklar saldırı anını anlattı
· PKK’li tutsaklardan ‘ajan’ açıklaması
· PKK ve PAJK'lı tutsaklar açlık grevlerine son veriyor
· PKK için ‘yeni yapılanma’ kararı
· KJB, PKK gerillası Beritan’ı andı

© Rojaciwan.com