MAHABAD / Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK)
Koordinasyonu, İran devletinin saldırı ve sabote girişimlerine rağmen,
cezaevlerinde PJAK’lı militanların başlattığı süresiz açlık grevinin
31. gününe girdiğini belirterek, eylemin tarihsel önemde olduğunu
kaydetti.
PJAK Koordinasyonu yaptığı açıklamada İran zindanlarında
başlatılan açlık grevlerini 12 eylül’de Diyarbakır zindanında PKK
militanları Mazlum Doğan, Mehmet Hayri Durmuş, Kemal Pir ve Ali
Çiçeklerin gerçekleştirdiği direnişle aynı anlamda olduğunu vurguladı.
Yaklaşık bir aydır İran zindanlarında PJAK’lı militanların devam
eden süresiz açlık grevinin İran gibi bir ülkede ilk ve devrimsel
önemde olduğu ifade edilen PJAK açıklamasında, İran rejiminin idam
politikasına son vermesi ve Kürt yönelik baskıcı politikalarını terk
etmesi istendi.
PJAK Koordinasyonu yaptığı açıklama şöyle:‘’Bugün İran sömürgeci
devleti tutsak yoldaşlarımızın şahsında ve Partimiz PJAK önderliğinde
yükseltilen özgürlük mücadelemiz kırılmak istenmektedir. Yoldaşlarımız
halkımızın özlemini duyduğu özgürlük umudunu ayakta tutabilmek, halka,
şehitlere ve Önder Apo’ya verdikleri söze bağlılığın bir gereği olarak
teslimiyeti değil, direnişi seçmişlerdir. Yoldaşlarımız süresiz açlık
grevi eyleminin 31. gününde İran devletinin bu eylemi her türlü
yöntemle kırma ve sabote etme saldırılarına rağmen direnişlerini
kararlılıkla sürdürmektedirler.’’
ÇARÇIRA MEYDANINDA DİNMEYEN ÇIĞLIK
‘’Doğu Kürdistan tarihi birçok serhildanın başladığı ancak
başarısız olduğu bir tarihtir’’ denilen açıklamada, İran sömürgeci
devletinin Türk devleti gibi denetiminde tuttuğu Kürdistan parçası
üzerinde hakimiyetini geliştirip, mutlaklaştırmak için her türlü yol ve
yönteme başvurduğu ifade edildi.
Bunun karşısında gelişen isyanların ise öncülük, örgütlülük ve
kararlılık bakımından yeterli olamadıkları belirtilen açıklamada,
‘’2500 yıllık devlet ve sömürgecilik deneyimi olan İran gerçeğini
çözemedikleri için başarılı olamamışlardır. Bu nedenle de hepsinin
akıbeti çok kısa sürede yenilgi olmuştur’’ dedi.
PJAK açıklamasında, ikinci dünya savaşı koşullarında merkezi
otoritenin zayıflaması, uluslararası ve bölge koşullarının ortaya
çıkardığı durumu değerlendiren Qadı Muhammed’in tüm iyiniyet ve
çabasına rağmen uluslararası oyunları, İran devlet gerçeğini, çağı ve
Kürt gerçeğini yeterince kavrayamadığı için aynı akıbeti paylaşmaktan
kurtulmadığı belirtildi ve ‘’Çarçıra meydanında dinmeyen çığlık adeta
‘Hatalarımdan ders çıkarın’ mesajını vermektedir’’ dedi.
SAVRULANLAR VE MÜLTECİLEŞENLER
KDP’nin ne Simko’nun ne de Qadı Muhammed’in pratiğinden yeterince ders çıkaramadığını vurgulayan PJAK açıklaması şöyle:
- ‘’1979’da Humeyni Önderliğindeki İran devriminin yarattığı
boşluktan yararlanmak isteyen KDP’de çok etkili olamamıştır.
Dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti kendi sistemini kurdukça, yaşanan
süreci doğru okumayan, doğru bir ideoloji, politika, örgüt, felsefe,
çağ, tarih, toplum, askeri stratejik anlayışa göre kendisini
örgütleyemeyen KDP’yi de tasfiye etmiş, ortaya çıkan tarihi fırsatlar
değerlendirilememiştir. En önemlisi de böylesine bir sisteme karşı
örgütlülük ve öncülük anlamında geçmişte içine düşülen yetersizlikleri
aşamamıştır.
- Nitekim Abdurrahman Qasımlo’nun katledilmesinden kısa bir süre
sonra Şerefkendi’nin de katledilmesi bu partinin düşman gerçeği
konusunda gafleti yaşamaktan kurtulamadığını ortaya koymuştur.
- KDP ve diğer örgütlerden geriye kalanlar ise yaşanan hataları
güçlü değerlendirip, özeleştiri yaparak, Kürdistan’da halk içinde
kendilerini yeniden yapılandıracaklarına ya Avrupa’ya savrulmuşlar ya
da Güney’de mülteci kamplarında bir yaşamı tercih etmişlerdir. Bu
kesimler hala da bu konumlarını sürdürmekte, kendilerini olası bir ABD
müdahalesi karşısında yedek güç konumunda tutmaya devam etmektedirler.
Bunun özgür gelecek vaat eden bir siyaset olmadığı, Güney’de açığa
çıkan sonuçlardan da anlaşılmaktadır.
- Bugün Kerkük, Diyala ve Xaneqin vb. şehirler üzerinde yaşanan
çelişki ve çatışmalar da bu siyasetin sonuçlarını ortaya koymaktadır.
Özgüce ve halka dayanmayan siyasetlerin ancak geçici ‘başarı’ sahibi
olabileceği bir kez daha ortaya çıkmaktadır.’’
DOĞU KÜRDİSTAN’DA ÖZGÜRLÜK HAREKETİ
Kürdistan’ın her alanında olduğu gibi Doğu Kürdistan’da da bir
kadermiş gibi algılanan bu gerçekliğin tersine çevrilmesinin Apocu
hareketin Doğu Kürdistan’a yansımasıyla başladığı ifade edildi.
1980’li yılların sonlarına doğru tek tek ilişkilenmelerin 90’lı
yıllardan sonra gelişme kaydettiği vurgulanan açıklamada, ‘’Kuzey
Kürdistan’da NATO’nun ikinci büyük gücü Türk devletine karşı gerillanın
yükseltmiş olduğu özgürlük mücadelesi, halkın Kuzey Kürdistan, Batı
Kürdistan ve Avrupa’yı baştanbaşa saran serhildanları Doğu Kürdistan
halkımızda ve özellikle gençliğinde önemli etkilenmelere yol açmıştır.
90’ların ortalarından itibaren başlayan katılımlar Önder Apo’nun
esaretinden sonra toplu ve kitlesel katılımlara dönüşmüştür. Bir yandan
gerilla mücadelesi verme arayışı başlarken, öte yandan çeşitli il ve
ilçelerde serhildanlar yükselmiştir. Önder Apo’ya bağlılık temelinde
uluslararası komployu lanet anlamına gelen bu çıkışlar aynı zamanda
Doğu Kürdistan’da nasıl bir özgürlük mücadelesinin geliştirileceğinin
de göstergesi olmuştur’’ denildi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK’den etkilenen bir avuç
Doğu Kürdistanlı gencin çabasıyla 2000’li yıllarla birlikte PJAK’ın
ortaya çıktığını kaydeden PJAK, ‘’Bu anlamıyla partileşmemiz otuz beş
yıldır süren tüm saldırı ve uluslar arası komploya rağmen ilerlemesi
durdurulamayan ve giderek yaygınlık kazanan Apocu Hareketin ideoloji,
felsefesi ve tecrübesine dayanmıştır’’ dedi.
Bir süre önce PJAK’ın 3. Kongresi’ni gerçekleştirdiği hatırlatılan
açıklamada, ‘’Kongremiz Doğu Kürdistan halkımızın yıllardır bastırılan
özgürlük talepleri için bir umuda dönüşmüştür. İran sömürgeciliği kısa
sürede çeşitli yol ve yöntemlerle tasfiye ederek etkisizleştirdiği Kürt
isyanlarından sonra karşılaştığı partimiz PJAK ve onun askeri gücü HRK
karşısında büyük bir acizliği yaşamaktadır’’ dedi.
İran devletinin PJAK’ı tasfiye etmek için yoğun koruculaştırma,
ajanlaştırma, satın alma yöntemlerinin yanısıra zindana aldığı
tutsaklar üzerinde de ağır işkencelerin geliştirdiği belirtilerek şöyle
denildi: ‘’Bundan bir süre önce Agit yoldaşımızın idam edilmesi İran
sömürgeci devletinin PJAK ve halkımız hakkında verdiği idam kararının
ilanıdır.’’
‘DİRENİŞ DOĞU KÜRDİSTAN İÇİN TARİHİ ÖNEMDEDİR’
PJAK Koordinasyonu açıklamasında şöyle dedi:
- Her mücadelenin bir zindan cephesi vardır. Zindandaki direniş
bir mücadelenin, bir halkın, bir davanın yaşayıp-yaşamaması,
geleceğinin olup olmaması bakımından belirleyici bir konuma sahiptir.
Bunun için egemen ve sömürgeci güçler devletin oluşumundan bu yana
muhaliflerini ezmek, sindirmek ve teslim almak için başta idam olmak
üzere, uzun süreli zindan cezalarını, işkence ve her türlü insanlık
dışı uygulamayı amansızca kullanmışlardır. Bunun karşısında söz ve
eyleminde tutarlı olan, direnen, düşman yönelimlerini duruşu ve
direnişiyle boşa çıkaranlar halklarının umudu olurken, teslim olan,
ihanet eden kesimler ise kendi şahsında bir umudu bitirmişlerdir.
- Bu nedenle egemenler ilk başta sıradan insanları esaret altına
almazlar. Her zaman öncülerden başlarlar. Görevini başarıyla yerine
getiren, öncüleşen kişilikler aynı zamanda direnen halktır. Yenilmeyen
özgürlük davasıdır. Bu nedenle öncü kişiliklerin düşman karşısındaki
tutumu tarihi önem taşımaktadır. Sömürgeciler her zaman işe öncüyü
düşürme ile başlarlar.
- Şeyh Sait ve Seyit Rıza’ların idamının Kuzeyde nasıl bir
umutsuzluk ve boşluğa yol açtığı; benzer biçimde Qadı Muhammed’lerin
idamının Doğu Kürdistan’da nasıl bir kırılma ve karamsarlığı
yarattığını hepimiz iyi biliyoruz. Halkı ve davaları adına düşmanın
elinde de olsa, düşmanın en vahşi uygulamaları da gelişse halkın
umudunu diri tutmak için öncü kadroların direnişi tarihi önem taşır.
- Partimiz PJAK’ın mücadeleyi başlatmasıyla birlikte İran
devletinin de karşı yönelimleri gelişmiştir. Gerek Şahlık rejimi
döneminde gerekse de Humeyni rejimi döneminde, birçok muhalif
itirafçılaştırılmış, TV’lere çıkartılarak pişmanlık gösterisi
yaptırılmıştır. Hareketimize karşı da çok yönlü saldırılar gelişmiştir.
Birçok birey zayıflatılmış, inançsızlaştırılmış, ardından da
ajanlaştırılmıştır. Birçok insan denetim altına alınmıştır. İran
devleti diğer partilere uyguladığı yöntemleri partimize karşı da
uygulayarak, sonuç alacağını düşünmüştür.
- Ancak hareketimizin militanları düşmanın bu gerçeğini
anladıklarından güçlü bir direnişle halkın umudunu korumakta tereddüt
etmemişlerdir. Hikmet yoldaşın İran zindanlarında Kemal Pirlerin ve
Mazlumların ruhuyla direniş göstermesi bu oyunun kırılmasını ifade
etmektedir. 25 Ağustos’tan beri İran zindanlarında devam eden süresiz
açlık grevi eylemimiz de bu eğilmeyen, bükülmeyen, kırılmayan özgürlük
iradesinin giderek kitleselleştiğini ortaya koymaktadır. Tutsak
yoldaşlarımızın göstermiş olduğu bu direnişçi tutumu tüm yoldaş
sıcaklığımızla ve yüreğimizle selamlıyoruz.
- Bu eylem, Kürdistan’da zafer kazanan, düşmana büyük yenilgiler
hazırlayan Apo’cu çizginin Doğu Kürdistan’da da kökleştiğinin ilanıdır.
Mazlumlar, Kemaller, Hayriler nasıl ki Diyarbakır zindanında büyük
direnişle tarihi bir adım atmışlarsa bugün de bu adım tutsak
yoldaşlarımızın şahsında İran sömürgeciliği karşısında atılmaktadır. 12
Eylül askeri faşist rejimi nasıl ki Türkiye zindanlarında Mazlum ve
Kemallerin direnişiyle yenilgiye uğrayıp, Apocu Hareket karşısında diz
çökme durumuna getirildiyse bu eylemin de benzer sonuçlar yaratacağına
yürekten inanıyoruz.
ÖCALAN’DAN SELAM
- Doğu Kürdistan halkımız başta olmak üzere Kuzey, Batı ve Güney
halkımız sizinledir. Daha şimdiden Kuzey Kürdistan’da PKK’li ve PAJK’lı
tutsaklar kendileri de benzer koşullarda yaşamalarına rağmen eyleminizi
desteklemek için açlık grevi başlatmış bulunmaktadırlar. Birçok
uluslararası insan hakları çevreleri eyleminizi selamlamakta ve
sizlerle dayanışmaktadır. En önemlisi her gün en ağır işkencelere
uğramasına rağmen Önder Apo eyleminizi duyduktan sonra yanınızda
olduğunu, yüreğinin sizinle olduğunu dile getirmiş ve sizlere
selamlarını yollamıştır.
- Kemal Pirler, Mazlum ve Hayriler, Ferhat ve Ali Çiçekler
zindanlarda Türk zebanilerinin vahşi işkenceler eşliğinde “Apo’dan
vazgeçin, PKK’den vazgeçin, Kürt halkından vazgeçin, özgürlükten
vazgeçin” dayatmalarına karşı “Ne Önder Apo’dan ne PKK’den ne
Kürtlüğümüzden ne de özgürlüğümüzden vazgeçeriz” diyerek, eylemlerini
şahadetle taçlandırmışlardır. Önder Apo da bugün zindan direniş
şehitlerimiz başta olmak üzere tüm şehitlerimizin anısına bağlılığın
bir gereği olarak İmralı zindanında ABD’nin, AB’nin, İsrail ve Türk
devletinin tüm saldırı ve dayatmalarına karşı özgür Kürt iradesini
korumak ve geliştirmek için destansı bir direniş yükseltmektedir.
İnanıyoruz ki bize güç veren, bizi biz eden Önder Apo’nun desteği ve
selamları sizler için de büyük bir güç ve moral kaynağı olacaktır.
- Ortadoğu yeniden biçimlenmektedir. Bu yeniden biçimlenmede
sadece haklı olan değil, gücü olan, örgütü olan, doğru strateji ve
programı olan ve bunu hayata geçirebilecek öncü militanları olan
hareketler ve halklar yerlerini alabilir ve özgür geleceklerini
kurabilirler. Aksi takdirde ayaklar altında ezilmekten kurtulamazlar.
Bu genel bir doğru olmakla birlikte belki de en fazla halkımız için
geçerlidir. Bu nedenle düşmanın zoru ne olursa olsun, yönelimi ne
olursa olsun, koşullar ne kadar ağır ve dayanılmaz olursa olsun bizler
halkımızın özgürlük taleplerine karşı duyduğumuz sorumlulukla partimiz
PJAK öncülüğünde başlattığımız büyük direniş ve özgürlük yürüyüşünü
mutlaka sonucuna ulaştırmalıyız.
- Kürdistan halkının birliği ve özgür geleceği de bu duruşumuzun
başarıya ulaşmasından geçmektedir. Bunun bilincinde olarak
geliştirdiğiniz bu güçlü eylemi gerekli sona ulaştıracağınıza, koşullar
ne kadar amansız da olsa Mazlumların, Hayrilerin, Kemallerin ve Önder
Apo’nun zindan duruşunu takip edeceğinize, zaferi kendi
kişiliklerinizde yaratarak, Apocu çizginin yenilmezliğini ve zaferi
kesinleştiren tarzını Doğu Kürdistan halkımıza bir armağan olarak
sunacağınıza olan inancımızı belirtiyor, büyük onur ve direniş
eyleminizi saygıyla selamlıyor her koşul ve şart altında yanınızda
olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.’’
ANF NEWS AGENCY
|