İSTANBUL /
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kendisine 10 günlük hücre cezası
tebliğ edildiğini söyledi. AKP için “sahte Müslüman” diyen Öcalan,
AKP’nin Diyarbakır üzerinde planları olduğunu ancak, açlıktan ölse bile
Kürtlerin onurlarına sahip çıkacağını kaydetti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, haftalık olağan görüşmesi sırasında
önemli mesajlar verdi. Alınan bilgilere göre Öcalan, sağlık durumu,
küresel mali kriz, yerel seçimler, laiklik, Ergenekon, Müslümanlık,
Güney Kürdistan ve yeni savunmalarına ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
10 GÜNLÜK HÜCRE CEZASI
Öcalan yeni hücre cezası istendiğini belirterek, “Yeni hücre cezası
istediler, 10 günlük hücre cezası tebliğ ettiler, yakında onun
uygulamasına geçebilirler. Yaptığım değerlendirmelerden dolayı sözde
talimat vermişim. Hayır, ben talimat vermedim. Ayrıca idareyle bir
tartışmam oldu, ondan dolayı da bir ceza verebilirler. Sağlığıma
ilişkin bazı şeyler var. Yaşa bağlı prostat diyorlar. Bana bir ilaç
verdiler. Onu kullanıyorum ancak idrar yollarımda hareketlilik var”
dedi.
DTP’ye kapatma davasına ilişkin “Anayasal bir yargı süreci var. DTP
kapatıladabilir, bilemiyorum” diyen Öcalan, şu ifadeleri kullandı: “Ama
önemli olan demokratik siyasetin geliştirilmesidir. Bu konuları daha
sonra detaylı tartışılır. Demokratik Toplum Kongresi yapılmış, burada
alınan kararlar önemlidir. Çalışmaların Kongre eksenli tek çatı altında
yürütülmesi, çalışmaları geliştirecektir.”
‘KAZAKİSTAN İÇİN NE İSTİYORSAN KÜRTLER İÇİN DE ONU İSTEYECEKSİN’
Öcalan Kürtlerin anadil taleplerine de değinerek “Anadil önemlidir.
Geçen gün gazetede dikkatimi çeken bir yazı vardı. Namık Kemal Zeybek,
kendisi bakanlık da yapmış biridir. Kazakistan için, Kazakistan’da
kullanılan tüm dillerin ve Türkçenin her lehçesi için ayrı ayrı eğitim
yapılıp kültürünü yaşatmalıdır diyor. Biliyorsunuz kendisi bir Türk
milliyetçisidir. Kazakistan için bunları söylendiğinde Türkiye için
buna hayır denilemez. Kazakistan için neyi istiyorsan, kendin için neyi
istiyorsan Kürtler içinde onu isteyeceksin. Bu önemlidir” diye
belirtti.
AKP DİYARBAKIR ÜZERİNE PLANLAR YAPIYOR
AKP’nin bölgedeki politikalarının teşhir edilmesinin önemli olduğunun
altını çizen Öcalan, şöyle devam etti: “AKP, özellikle Diyarbakır
üzerine planlar yapıyor. Bunları iyi görmek, iyi çözümlemek gerekiyor.
Bu konuda Diyarbakır aydınlarına çok büyük görev düşüyor. AKP’nin
Diyarbakır’da oynamak istediği oyunları halka iyi anlatmaları gerekir.
Benim bu konudaki düşüncelerim halka iyi anlatılabilir, aydınlar
bunları iyi tartışabilirler. Diyarbakır, Kerkük’ten bile daha
önemlidir. AKP, Diyarbakır’ı, Kürtleri parayla kendisine bağlamaya
çalışıyor. Bölgede holdinglerle, bazı ailelerle, mikro-makro kredilerle
Kürtleri kendisine bağlamaya çalışıyor. Diyarbakır halkını bu konuda
uyarıyorum. AKP’nin bu oyunlarına gelmesinler. Makro–mikro kredi
kullanabilirler. Ama ideolojik olarak onlara bağlı olunmamalı.”
KÜRTLER AÇLIKTAN ÖLSE BİLE ONURLARINA SAHİP ÇIKAR
“Biliyorum, Kürtler onurludur. Ben de öyleyim, burada da onu yapıyorum”
şeklinde sözlerini sürdüren Öcalan, “Irgatlık yaptım, yolma yaptım.
Kürtlerin açlıktan ölseler bile onurlarına nasıl sahip çıktıklarını
biliyorum. AKP, bölgeye dini siyasete alet ederek tarikatlarla girmeye
çalışıyor. Bunlar sahte müslümandırlar. Müslümanlıkla alakaları yoktur”
dedi.
GERÇEK MÜSLÜMANLIK HZ. MUHAMMED’İN ÖLÜMÜYLE SONA ERDİ
Öcalan gerçek Müslümanlığın Hz. Muhammed’in ölümü ile sona erdiğini
kaydetti. Öcalan bu konuda şunları söyledi: “Gerçek Müslümanlık Hz.
Muhammed’in ölümüyle sona ermiştir. O’nun ölümünden sonra Müslümanlık
iktidara alet edilmiştir. Bilindiği gibi Muaviye ile Hz. Muhammed’in
torunları arasındaki mücadele bir iktidar mücadelesidir. Muaviye, Hz.
Muhammed’in torunlarını öldürdü. Hz. Hasan’ın karısını da aldı. Aslında
bu İslami bir mücadele değil bir iktidar mücadelesiydi. Bundan sonra
artık Gerçek Müslümanlık, Ehli-beyt kalmamıştır. Ehli-beyt dönemindeki
Müslümanlık yoktur. Harem kuruyorlar, kadını sömürüyorlar, bunlar kadın
düşmanıdırlar, kadını çok kötü kullanıyorlar. Bunlar dinsizdirler.
Benim gerçek İslamiyet’e çok büyük saygım vardır. Benim inançlı
insanlara saygım sonsuzdur. Sasonlu Mele Abdullah ile çok görüştüm.
Suriye’deydi, 80 yaşındaydı. Vefat etti, mezarı da ordadır. Mele
Abdullah gibi Müslümanlar, gerçek müslümandırlar.”
LAİKLİĞİ YANLIŞ YORUMLUYORLAR
Laikliği de değerlendiren Öcalan, “Yine laikiz diyorlar Ancak bunlar
laikliği yanlış yorumluyorlar, iktidar amaçlı kullanıyorlar.
Dünyadaki seküler anlamdaki laikliği kabul ediyorum. Biz de laikiz.
Laiklik bağımsız düşünmektir” diye kaydetti.
İslamcı basının kendisine yönelik değerlendirmelerine dikkat çeken
Öcalan, şöyle dedi: “İslamcı basın benim hakkımda ne diyor, bu
önemlidir. AKP ve Fethullah Gülen onlar. Özellikle benim dine
yaklaşımım üzerinden güya değerlendiriyorlar. Çünkü ben son
savunmalarımda bu konuyu özellikle Tanrı kavramını çok daha derinlikli
açtım. Benim bu değerlendirmelerimden kaynaklı kendimi yarı
tanrılaştırdığımı iddia ediyorlar. Bazı çevreler benimle ilgili bir
site de açmışlar herhalde. Buradan bana ilişkin değerlendirmeler
yapıyorlarmış. Benim din karşıtı olduğumu iddia ediyor. Bunlar doğru
değil.”
ULUSLAR TOPLULUĞU
Öcalan son dönemlerde ulus-devlet kavramının yeniden
gündemleştirildiğine işarat ederek şöyle devam etti: “Ayrıca son
dönemlerde paşalar tarafından ulus-devlet kavramı yeniden
gündemleştirilmeye başlandı. Bu öyle durduk yere değildir; bunlar benim
savunmalarımı okumuşlar, benim geliştirdiğim ideolojik hamleye karşı
kendilerince ideolojik tedbir geliştiriyorlar. Ben savunmalarımda
ulus-devlet kavramını derinlikli çözümledim. Yeni bir ulus kavramı,
demokratik ulus kavramını geliştirdim. Benim ulus kavramım, ulus-devlet
kavramı değildir, demokratik ulustur. Benim demokratik ulus kavramımın
üç temel ilkesi vardır; Demokratik kültür, demokratik siyaset ve barış,
demokratik toplum. Benim ulus kavramım çok geniştir. Ulus’tan kastım
demokratik uluslar topluluğudur. Buna benzer bir görüşü Zapatero da
dile getirmişti. İspanya’da olduğu gibi uluslar topluğu
geliştirilebilir. Ben Türkiye içinde Türkiye ulusları diyorum. Avrupa
bu noktaya gelmiştir. Benim ulus kavramımda kadın da bir ulustur. Ana
dil de demokratik ulusun bir unsurudur. Paşalar, benim bu ideolojik
açılımlarımı engellemek için ulus-devleti yeniden gündeme getirdiler.
Öyle durduk yere bir şey değildir. Ama başaramayacaklar, ben ideolojik
açılımlar yapmaya devam edeceğim. Kendime bu konuda güveniyorum, bu
gücüm de var.”
YENİ BİR ERGENEKON OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR
Bu haftada da Ergenekonculara değinen Öcalan, “Benim Ergenekonla hiçbir
ilişkim yok. Atilla Uğur, Emre Taner ayrı ayrı İmralı’da ilk dönemde
benimle görüşmüşlerdi. Ben Emre Taner’i tanımıyordum” diye belirtti.
Öcalan, “Çok olgun biriydi, şaşırdım. Daha önce söylemiştim bana
birlikte çözelim demişlerdi, onlara ‘sizin gücünüz var mı?’ demiştim.
Çok iddialı konuşuyorlardı. Biz bu sorunu KDP YNK ve Amerika ile değil
sizinle PKK ile çözelim diyorlardı. Bana konuşmaları olumlu geldi. Ben
de onlara normal davrandım ama şimdiki durumları ortada. Güçlerinin
olmadığı ortadadır. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde ama ne için
cezaevinde olduğunu bile bilmiyor” şeklinde sözlerini sürdürdü.
Öcalan, “Ben bunların Ergenekonla olan ilişkilerini açığa çıkartmaya,
kanıtlamaya çalıştığım için bunun üzerinden bana yöneliyorlar”
diyerek Ergenekon’un aslında tasfiye edilmediğini vurguladı. Öcalan
şu değerlendirmelerde bulundu: “Yeni bir Ergenekon oluşturulmaya
çalışılıyor. Bazıları eski Ergenekon bazıları yeni Ergenekon. Aslında
bunların hepsi birbirleriyle aynıdır. Aralarında bir iktidar savaşı
var. Ergenekon’la yapmak istediklerini bir dönem Veli Küçük ile JİTEM
üzerinden yaptılar. Şimdi ise yeni bir Ergenekon yaratmaya
çalışıyorlar. Bunu AKP üzerinden yapıyorlar. Bunların hepsi Amerika’nın
izniyle yapılan şeylerdir. Bunlar PKK ve Kürtler üzerindeki oyunlarını
bazı şahıslar üzerinden yapmaya çalıştılar. Şemdin Sakık’a da, benim
aleyhime kitaplar yazdırdılar. Bazı şahıslara da Almanya’da benim
hakkımda yayınlar yaptırıyorlar. Bunları yapan, bunları yayınlatan aynı
kaynaktır. Onların Ergenekon’u bunlardır. Aynı merkezden
yönlendiriliyorlar. İşte bu merkezi iyi görmek, iyi analiz etmek
gerekiyor.”
CUMHURİYET’İN İNŞASINA KÜRTLER NİYE KATILDI?
Son dönemde üzerinde yoğunlaştığı önemli konular olduğuna dikkat çeken
Öcalan “bu konular aslında cezaevindeki arkadaşlar tarafından
derinlikli olarak incelenip araştırılabilir” diye belirtti. Öcalan
şöyle devam etti: “Tarihte Kürtler Cumhuriyetin inşasına çok aktif bir
şekilde katıldılar. Bunu niye yaptılar? Bu bence çok önemli bir konu.
Örneğin 1920’lerde Diyarbakır eşrafı, Diyarbakır’ın yerlileri
Cumhuriyetin kurulmasına, Cumhuriyetin inşasına katıldılar. Hatta
Mustafa Kemal’in Diyarbakır eşrafı ve bazı ailelerle yaptığı görüşmeler
var. Onlara; “Kürdistan’ı istiyorsanız, Cumhuriyetin inşasına katılın,
İngiliz oyunlarına gelmeyin” demiştir. Diyarbakır eşrafı o dönem
İngiliz oyunlarına gelmedi ve Cumhuriyetin inşasına katıldı. Bunları
niye yaptı? Birlikte yaşayabilmek için yaptı. Bugün de Diyarbakır,
Cumhuriyetin demokratikleşmesine katılabilir. Buna gücü de vardır.
Diyarbakır birçok yetkin siyasetçi çıkarabilir. Ben Diyarbakır derken,
Kürtler temelinde diyorum. Diyarbakır sadece Kürtlerin değil
Ortadoğu’nun en önemli kentidir. Şimdi de demokratik cumhuriyetin
inşası için bu ruh, yeniden canlandırılmalı. Bunun için diyalog yolu
açılmalı. O dönem Koçgiri isyanı diyalogla çözülerek cumhuriyetin
inşasına katkı sunuldu. Mustafa Kemal Kürtleri kazanmak için, Kürtlerle
diyalogun önünü açmak için o dönem Silvan’a geliyor, Silvan’da kalıyor
bir süre. Ve Silvan’dayken Diyarbakır’ın yerel kıyafetlerini giyiniyor.
Hatta Silvan’da bir beyin kızıyla evlenmeyi dahi düşünüyor.”
YAHUDİ MİLLİYETÇİLİĞİ
Öcalan Yahudi milliyetçiliğine de işaret ettiği değerlendirmelerinde,
bir Yahudi düşmanı olmadığının da altını çizdi. Öcalan bu konuda
şunları söyledi: “Anadolu Hıristiyanlarının, Ermenilerin sürülmesi ve
katliamlarının arkasında Yahudi milliyetçiliği vardır. Yahudilerin
İspanya’dan sürülmelerinin intikamını böyle aldılar. Anadolu’yu
Hıristiyansızlaştırdılar. İsrail, Selanik, Amsterdam ve Londra merkezli
bir yapı oluşturmaya çalıştılar.
Mustafa Kemal’in etrafını kuşatarak hareket etmesine izin vermediler.
Mustafa Kemal’in Kürtlerle kurduğu diyalogu istemeyen güçler, Mustafa
Kemal’in etrafını saran güçler, ittihat terakkiciler bunu engellediler.
Bu güçler, sahte Türkçülüğü de geliştirdiler. Türkiye’de geliştirilen
bu milliyetçilik şimdi de Güney’de geliştirilmeye çalışılıyor. O dönem
Türkiye’ye müdahale eden el şimdi de güneye müdahale ediyor. Bu eli iyi
görmek gerekiyor.
TÜRKÇÜLÜĞÜ GELİŞTİRENLER TÜRK DEĞİL
Aslında Türkçülüğü geliştiren bu güçlerin hiç biri de Türk değildirler.
Ulus-devleti savunanlar da bunlardır. Tek bir kişi kalıncaya kadar da
vazgeçmezler bundan. O da en son kafasına sıkar yine vazgeçmez. Mustafa
Kemal’in etrafını saran güçler o günden bugüne kadar devam ediyor.
Aslında bu çok daha eskidir. Bu ticaretle başlıyor. Yahudiler ticarette
çok etkindiler. Ticaret, Sümerlerle başlıyor. Fenikeliler ve Asurların
da ticarette çok etkileri olmuştur. İtalyanların da etkisi var.
Osmanlılar bile bunların elinde oyuncaktı. 1550’ler ve 1560’lardan
başlayarak bu hâkimiyetlerini yoğun bir şekilde arttırdılar. Bütün
maliyeyi ellerine geçirmişlerdi. Koca Kanuni de bunların elinde kuş
kadardı. Hürrem Sultan’ı biliniyor, Yahudidir. Sarı Selim Hürrem
Sultan’ın oğludur. Ona Yahudi oğlu diyorlardı. Ben bunları söylerken
Yahudi düşmanlığı yaptığımdan değil, anti semitist olduğumdan da değil,
gerçekleri ortaya koyuyorum. Ben öyle Ahmedinecad gibi kol kola girmem
Yahudi düşmanlığı yapmam. Yahudilerin Siyonizm düşüncesi ile İran’da
Şia, Araplar’da Baas, Türkiye’de CHP düşüncesi benzerdir. Onlar da bu
anlamda kendi Siyonizmlerini yaratmışlardır. Ama ben anti semitist de
olmadım, Siyonist de olmadım. Bunlar üstün ırk düşüncesi ile hareket
ediyorlar milliyetçilikleri de buna dayanıyor. Kendimi o tuzaklardan
korudum.
Yalçın Küçük Kemalisttir, belli bir çevrenin temsilcisidir, katıldığım
bazı şeyleri dile getiriyor. Yalçın Küçük bazı şeyleri biliyor ve
söylüyor. Bu nedenle onun bazı düşünceleri önemlidir. Yalçın Küçük’ün
bana ve Kürtlere ilişkin değerlendirmeleri vardı. Bunlar önemli
diyordu: KDP YNK ile mi yoksa Apo ile mi bu sorun çözülür diye
sorduklarında bu sorun Apo ile çözülür diyordu. Bizim yaklaşımımızı
kavramıştı.
Fernand Braudel ‘Yahudi milliyetçiliği Hitler ile başarılı oldu’
demiştir. Ama burada da Hitler Yahudi ırkına yöneldi. Bu durum çok
anlamlıdır. Doğrudur, Yahudi milliyetçiliği sadece Hitler ile başarılı
olabilmiştir. İkinci Dünya Savaşı, bunun sonucudur. Filozof Nietzche,
bu tehlikeyi daha önceden fark etmişti. Bunun sonucu felaket olur diye
kıyamet koparmıştı. Ama uyarısı dikkate alınmamıştı.”
GÜNEY AMERİKA’NIN DENETİMİNDE
Şimdi de bu politikalarını Türkiye’de AKP ile yürüttüklerini ifade eden
Öcalan, “Diyarbakır’da, Bitlis’te belli bazı aileler, yine başka
aileler ile bunu yapıyorlar. Bitlis’te kimi şirketler vasıtasıyla
holdingler yaratarak, bölge ekonomisine hâkim olmaya çalışıyor. Hatta
GAP bölgesinde bazı toprakları da satın almışlar” dedi.
“Kürtlerin ellerindeki toprakları satın almaya çalışarak, Kürtleri aç,
yoksul, işsiz bırakarak kendilerine bağımlı hale getirme politikasını
uyguluyorlar” diyen Öcalan, “Ben olsam altı ayda GAP’la 10 milyon
insanın işsizlik sorununu çözerim” vurgusunu yaptı.
Öcalan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama devlet bunu bilerek yapmıyor.
Güneyde devlet kurduracağız diyorlar ama kuracakları devlet Kuveyt gibi
olacaktır. Güneyi de Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ekonomik
olarak kendilerine bağlamışlar. Diyarbakır aydınları bu konuda dikkatli
olmalı, duyarlı olmalıdır. Bunları etraflıca görüp, tartışıp, halka
anlatmalıdırlar. Güney’deki oluşum da bu politikaların sonucudur. Bu da
tehlikelidir. Güneydeki güçler tamamıyla Amerika’nın denetimindedir
dikkatli olmak gerekir. Bunlar bu tehlikenin farkında değiller mi?
Mesut Barzani kötüdür demiyorum. Tutarlı, yurtsever olursa kabul ederim
ama Amerika’nın kontrolündedir. Ben bunu söylerken Barzani’yle bir şey
yapılmayacağı anlamında söylemiyorum. Barzani ile görüşülebilir,
ortaklaşa bir şeyler yapılabilir ama bu yönü de bilinerek,
gözetilerek. Biz olmazsak bunlar bir gün bile yaşayamazlar. Bunu
kendileri de söylüyorlar. Talabani defalarca bana bunu söyledi. Onlar
da bunun farkındalar.”
KRİZİ YARATAN KAPİTAL SİSTEMDİR
Kapitalist krizi de değerlendiren Öcalan, şu tespitlerde bulundu: “Ben
kapitalizmle ilgili ‘Dünya Sistemi’ kitabından etkilendim. Bu kitaptaki
değerlendirmelere ben de katılıyorum. Burada kapital sistemin aslında
hep var olduğunu söylüyor. Nasıl vardı, ilk çağlarda burada tarım
kapital sistemi vardı. Yani tarımın üstünlüğüne dayalı bir kapital
sistemdi. Bu her çağda değişti. Kapital sistem kendini yeniledi. Bu
günde yaşanan budur. Kapitalizmin Pazar olduğunu söylüyorlar. Yani
kapitalizme ‘Pazarlar Sistemi’ diyorlar. Ama Kapitalizm, pazarın
düşmanıdır. Serbest piyasalar diyorlar, kapitalizm serbest piyasanın
düşmanıdır, karşıtıdır. Kapitalizm tekele dayalıdır. Colin ve Edward
Hallett Carr, Kapitalizmin pazarı deldiğini söylüyorlar. Doğru
söylüyorlar. Şimdi Amerika’daki ekonomik krizle ilgili 700 milyar dolar
falan diyorlar, bu aslında daha fazladır, bir iki trilyon dolardır.
Yıllardır bu parayı biriktiriyorlar. Bu para nereden geldi. Halkı aç
bıraktılar, halktan çaldıkları paralar bunlar. Bu, pazar sonucunda
oluşan bir para değildir. Nereden doğuyor, boşluktan doğuyor bu kadar
büyük para. Kapitalizm, kapital sistem budur. İşte bu kapital sistemdir
krizi yaratan. Marks’ın kapitalini aştım. Benim çözümlemelerim bunu net
olarak gösteriyor. Ben bunların hepsini savunmalarımda derinlikli
açtım. Benim burada dile getirdiğim düşüncelerim önemlidir, bunları iyi
tartışmak gerekir.”
Son olarak çatı partisi konusunda, “Çatı Partisi demiştim. İlkeli olmak
koşulu ile herkesle görüşülebilinir, herkesle ilişki kurulabilinir”
mesajını veren Öcalan, “Çözüme, demokratik siyaset, demokratik kültür
ve demokratik barış ilkeleri ile ulaşılabilinir. Bu üç temel ilke ile
hareket edilirse demokratik toplum, demokratik cumhuriyet gelişebilir.
Demokratik cumhuriyet gelişirse Türkiye dünyanın en yaşanır ülkesi
olacaktır. Bunu iyi görmek ve bunu için mücadele etmek gerekiyor. Benim
burada söylediğim ve daha önce de yaptığım çözümlemeler var. Bunlar iyi
okunmalı ve iyi tartışılmalıdır. Yoksa yeni Hizbullahlar gelişebilir”
dedi. Öcalan “Herkese, Kadınlara ve cezaevindekilere selamlarımı
sunuyorum” diyerek sözlerini noktaladı.
ANF NEWSA GENCY
|