AMED /
İran’daki Kürt tutsakların açlık grevine destek veren Türkiye ve
Kürdistan’daki PKK-PAJK’lı tutsaklar, İran’ı insanlık dışı
uygulamalarına son vermeye çağırdı. Tutsaklar, İran Cumhurbaşkanı
Mahmud Ahmdinecad’a Diyarbakır zindan direnişini hatırlattı.
PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına bir açıklamadan bulunan Deniz Kaya, 25
Ağustos’ta İran’daki Kürt tutsakların başlattıkları açlık grevi ile
dayanışma mesajı verdi.
Kaya, “İran ve Doğu Kürdistan cezaevlerindeki insanlık dışı
uygulamaları ve yürürlüğe konmak istenen idam cezalarını protesto etmek
amacıyla bir süredir süresiz açlık grevi yürütülüyor. Bu açlık grevini
yürüten Kürdistan Özgür Yaşam Partisi ve PKK militanları işkencelere
maruz bırakılmakta, sindirilmeye çalışılmaktadır. Tıpkı 12 Eylül Amed
cezaevinde olduğu gibi. İran ve Doğu Kürdistan tarihinde ilk kez bu
denli örgütlü ve kitlesel bir isyan çığlığı cezaevlerinden yükseliyor.
Urmiye, Sine, İlam, Kirmanşah, Tebriz, Şiroz, Kereç ve Tahran
cezaevlerinde 400 (dört yüz)’e yakın kadın erkek PKK ve PJAK tutsağı
80’li yıllarda Amed zindanının burçlarına dikilen Apocu direniş
bayrağını bu kez Doğu Kürdistan ve İran cezaevlerinde dalgalandırmak
üzere devralmış bulunmaktadır” dedi.
Deniz Kaya İran’lı tutsakların taleplerini şöyle sıraladı:
1.Siyasi kimliklerine saygılı olunması
2.Şimdiye kadar 8 (sekiz) tutsağa verilen idam cezaları hükmünün durulması
3.İnsanlık ve ahlak dışı uygulama ve işkencelere son verilmesi
4.Sivil ve siyasi tutsaklar arasında ayırım yapılmaksızın cezaevleri koşullarının düzeltilmesi.
5.Tüm İran cezaevlerinin iç ve dış insan hakları örgütlerinin kontrolüne açılması.
6.İslami Cumhuriyet mahkemelerinin temel insani değerler ve vicdani ölçülere uygun olarak köklü reformlar geliştirmesi.
İlk gelen haberlerin İran devletinin bu insani taleplere olumlu
yaklaşmak yerine baskıyı daha da artırdığı yönünde olduğunu kaydeden
PKK ve PAJK’lı tutsaklar, “Tıpkı 80’li yılların 12 Eylül zihniyeti
gibi Egemenlik ve iktidar söz konusu olunca bir birini şeytanlıkla
suçlayanlar ne de çok bir birine benzemektedirler” diye belirtti.
AHMEDİNECAD’A AMED HATIRLATMASI
PKK ve PAJK’lı tutsakları açıklamasında şunlar yer aldı:
--“Amerika’nın Ebu Greybi, Türkiye’nin Amed’i, İran’ın Urmiye, Sine,
Kirmanşah’ı. 12 Eylül sıkıyönetim koşullarında Amed cezaevlerinden
sağlıklı haberler alınmadığı gibi yaşananlar ı kamuoyuna duyurmak da
hiç kolay değildi. Cuntacılar bunu kendileri için bir avantaj olarak
görüyor ve tutsakların iradesini “kuyunun dibindesiniz, sesinizi
kimse duymaz, vazgeçin” diyerek kırmaya çalışıyorlardı. “Kuyunun
dibinden” yükselen çığlıklar müthiş bir irade savaşıyla dalga dalga
kentlere, dağlara yayıldı, gün geldi aynı mekanda milyonlar Newroz
alanına aktı.
--Ahmedinecad yönetimi ne kadar kuşatmaya aldığını düşünse ve
yıldıracağını hesaplasa da çok geçmeden birilerinin kendisine Amed
gerçekliğini hatırlatmasında fayda vardır. Kaldı ki Kürtler açısından
da koşullar 30 yıl önceki gibi değildir. Bırakalım her parçanın kendi
içine hapsolmasını, her parça içinde de aşiretçilik, yerelcilik Küt
halk gerçeğini değirmen gibi öğüten durumdaydı. Sıradan bir Kürdün
kendi, kimliğinden utancı, onun başka bir yerde Kürtlerin olup
olmadığını düşünmesini dahi engelliyordu. Önce kimlikten kaçış
durduruldu. Kendine saygı yaratıldı mıydı onun gerekleri için irade
okşamaya başlamış demektir. Ardından irade örgütlendi, suni sınırlar
yıkılmaya başlandı.
‘BEYAZ TERÖR’
--Bugün Urmiyeli, Şivazlı, Süleymaniyeli, Afrinli gençler kuzey
topraklarını kanlarıyla sularken, Siirtli, Ameldi, Dersimli, gençler,
bedenlerini Doğu, Güney ve Küçük Güney topraklarına harç
etmektedirler. Çizilen sınırlar Kürt halkına rağmen çizilmiş, baskı,
katliam ve asimilasyon politikalarıyla kabullendirilmeye çalışılmıştır.
Hiçbir uygulama sadece zora dayalı olarak sürdürülemez, bunu çok iyi
bildikleri için ancak katliamın hemen ardından ruhları teslim alamaya,
başkalaşıma uğratmak için adına “beyaz terör” denilen uygulamaları
yürürlüğe koymuşlardır. Bir yere kadar bunda başarılı da olmuşlardır.
Ama tarihin en kritik evresinde büyük bedeller pahasına da olsa
Kürtlerin imhası temelinde döndürülmeye çalışılan sömürgeci tarihin
çarkları durdurulmuştur. Tarihten halen ders çıkarmayıp parçacılık,
aşiretçilik yapmaya davam edenler yok değil, bunların da sömürgeci
zihniyetin aşıladğı bu hastalık mikrobundan bir an evvel kurtulmaları
gerekiyor. Dört sömürgeci devlet gizli-acık antlaşmalarla Kürt inkarını
yıllarca sürdürdüler, halen de sürdürme niyetindedirler. Anlaşarak,
uyuşarak, taviz vererek sadece bir parçayı yaşatabileceğini düşünme
gafletinin varacağı yer, önce Kerkük ve Diyarbakır’dan, ardından
Hewler ve Süleymaniye den geri adım atarak sonunda sırtını yine
dağlardan başka dayayabileceği bir yer kalmamasıdır.
HALKIMIZ DA AFFETMEZ!
--İran’a karşı Kürtlerin en temel hakları için mücadele eden Kürtler
idam edilirken ve idam tehdidi altında işkencelere maruz bırakılırken
diğer parçalarda buna karşı yükselen tepki nedir? Bu soruyu kendini
Kürt yurtseveri olarak tanımlayan herkes samimiyetle cevaplamalıdır.
Güney Kürdistan da görece özgür koşullarda olan Kürtler ve onun
öncülerinin sorgulaması gerektiği gibi. Kuzeyde DTP’liler de bu soruyu
kendilerine sormalıdır. Bu konuda KCK’nin İran devletini uyaran
açıklamaları yanında, bizzat Kürt Halk Önderi sayın Öcalan’ın
çağrıları vardır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan cezaevlerindeki binlerce
tutsak, Doğu Kürdistanlı özgürlük tutsaklarıyla dayanışmak için
şimdilik uyarı amacıyla iki (2) günlük sembolik bir açlık grevi
yapmışlardır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan cezaevlerindeki PKK’li
tutsakların açıklamalarından anlaşılıyor ki, Ahmedinecad yönetimi,
tutsakların talebini görmezden gelmeye devam ederse, kendileri de
eylemlerini daha ileri düzeye taşıyacaklarıdır. Bir söz de, PKK’yi
Kürt davasından vazgeçmekle suçlayıp her parçada Rêber Apo’nun
felsefesiyle geliştirilen mücadeleyi görmezden duymazdan gelen kör
gözlere, yüreklere söylemek gerekiyor. HZ. İbrahim ateşe atılırken
gagasıyla su taşıyan kuşlar gibi de olmayı beceremiyorsanız bari
Nemrutluk yapmayın. Aksi takdirde halkımız da, tarihte bu çevreleri
affetmez.
FARS KILIKLI ESAT OKTAYLAR
--Türkiye parlamentosunda önemli bir grubu bulunan DTP’lilere de
iğnenin ucunu batırmak gerektiğine inanıyoruz. Tek tek her birinin
duyarlılığına şüphe yok. Ancak öyle anlar gelir ki tavır, tutum çok
önem kazanır. Sergilenecek bu tutumlar idam gölgesinde direnen
tutsaklara, onun cellatlığına soyunanlara ve bir o kadar da tüm
Kürtlere ve İnsanlığa da önemli bir mesajı olacaktır. İran
büyükelçiliği ile görüşüp, Kürtlerin tutumlarını iletilmesinden,
gerçekleştirilecek protestolara kadar bir çok yöntem denenebilir. Yine
sivil toplum örgütleri, Barolar, Tutuklu dernekleri, Belediyeler
geliştirecekleri eylem ve açıklamalarıyla hem yüreklerde hakim
kılınmaya çalışılan Kürt birliği önündeki çitleri tanımadıklarını
gösterecek, hem de Amed zindanının tanıkları, mağdurları ve davacıları
olarak yaratılmaya çalışılan yeni Amed vahşeti uygulamalarına karşı
“kuyuya hapsedilmeye” çalışılan insanlığın gür sesi olacaklardır. Fars
kılıklı Esat Oktaylar da Mazlum, Kemal ve Hayrilerin, Rêber Apo’nun
öğrencileri tarafından bir kez daha yenilgiye uğratılacak, insanlık
onurunun bayrağı Urmiye, Sine, Kirmanşah ve Tahran zindanlarında
onurla zirveye taşınacaktır.”
ANF NEWS AGENCY
|