Gönderen: zinar_adar Tarih: 03.10.2008, 11:27:11 (8775 kez okundu) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
İSTANBUL / Kürt
Halk Önderi Abdullah Öcalan, AKP’nin yerel seçimler öncesi arayışlarına
dikkat çekerek “AKP, Hizbullah’ın resmi biçimidir” dedi. Öcalan,
Ergenekon’un tasfiyesini MOSSAD’ın istediğini belirtirken, İran’da
açlık grevi yürüten tutsaklara da destek mesajı verdi.
SON SAVUNMALARIM ÖNEMLİ
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları ile görüşmesi sırasında
önemli açıklamalarda bulunduğu öğrenildi. Edinilen bilgilere göre
Öcalan, CIA, MOSSAD ve MIT’in rolleri, AKP’nin yerel seçim öncesi
planları ve Genelkurmay Başkanı’nın açıklamaları, İran’daki açlık
grevi, PKK ve Ortadoğu eksenli uluslar arası politikaları değerlendirdi.
Öcalan, yeni savunmalarına dikkat çekerek, “Bu son savunmalarım
önemlidir. Ortada çok önemli bir trajedi var, yaşandı. Bu durumun
ortaya çıkarılması, anlatılması lazım. Bunların bilinmesi lazım, bunlar
bilinmeden, yargılamanın da savunmanın da bir anlamı kalmaz” dedi.
Baykal’ın yapmış olduğu bir konuşmaya işaret eden Öcalan şöyle dedi:
“Baykal’ın daha önce bir konuşması vardı. Bu konuşmayı boşuna
yapmıyorlar. Yaşar Büyükanıt da aynı şeyi söylüyordu. Benim için
‘Rudolf Hesse’ benzetmesi yapmışlardı. Ben çok düşündüm. Bu, onlara ait
bir düşünce olamaz dedim. Bu düşüncelerini bir yerden almışlardır.
Sekiz dokuz yıl önce bir makale okumuştum. Yani İsrail’in benimle
ilgili bir değerlendirmesi vardı. Sonra anladım ki bu benzetmenin amacı
bu fikirden alınmıştı. Bu değerlendirme İsrail’e aittir. Benim Suriye
dönemimle ilgili çok araştırma yapmışlar. Suriye’deki durumum üzerine
çok çalışmışlar, beni çok iyi takip etmişler. Çok ilginçtir, benim
çıkışımı, Hitler milliyetçiliğinin çıkışına benzetmişler. Birinci Dünya
Savaşı sonrası Almanya’nın durumu ile bizim çıkışımızı
karşılaştırmışlar. Bizim yoksul Kürtleri temsil ettiğimizi
söylüyorlardı, bunu biliyorlardı.”
BEN YOKSUL KÜRTLERİ TEMSİL EDİYORUM
Hakkındaki değerlendirmelerin doğru olmadığını ifade eden Öcalan, şu
değerlendirmelerde bulundu: “Tabi hakkımdaki değerlendirmeleri doğru
değil, bu değerlendirmeler bilinçli yapılıyor. Hitlerin ordusu vardı,
gücü vardı, ekonomisi vardı, onlara dayanarak milliyetçilik yapıyordu.
Oysa ben yoksul Kürtleri temsil ediyorum. Ben başından beri demokrasi
ve özgürlüğü benimsedim ve ön plana çıkardım. Bu makalede Kürt
milliyetçiliğinin tarihinden de bahsediliyor. Bununla ilgili Kürt
Milliyetçiliğinin Kökeni isimli bir kitaptan alıntılar vardı.
Milliyetçilik fikrini ortaya çıkaran, geliştiren Yahudilerdir. Bunu
kitabımda çok iyi açmışım, incelemişim. Her devlet kendi
milliyetçiliğini geliştirmeye çalıştı. Hitler milliyetçiliğini de
Yahudiler ortaya çıkardı, onlar geliştirdi. Geliştirdikleri bu
milliyetçilik daha sonra kendilerine döndü.”
KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNİ DE İSRAİL ORTAYA ÇIKARDI
Öcalan İsrail’in milliyetçiliklerin gelişmesinde oynadığı role işaret
ederek önemli tespitlerde bulundu: “Kürt milliyetçiliğini de ortaya
çıkaran İsrail’dir. İsrail ve Kürt milliyetçiliğinin çok güçlü
ilişkileri var. İsrail, bu milliyetçiliği kontrol altında tutmaya
çalışıyor.
Türk milliyetçiliğini de geliştiren Yahudilerdir. İttihat Terakki’den
beri de kontrolleri altına aldılar. Türk milliyetçiliği de bir ön
İsrailliyattır. Nihal Adsız, Türk milliyetçisidir ama kendisi yıllarca
hapishanelerde yattı. Nihal Atsız’ın milliyetçiliği, Türkeş ve Bahçeli
milliyetçiliğinden farklıdır. Atsız’ın milliyetçiliği Almanya
milliyetçiliğine dayanır, soy milliyetçiliğidir, soya dayanır. Türkeş
onların milliyetçiliği farklıdır. Suphi Karaman onlar var. Türk
milliyetçileri ‘50’lerden itibaren Amerika’ya gittiler, Amerika’yla
ilişkilerini geliştirdiler. ‘80’lerden itibaren Ilımlı İslam adı
altında Nakşî kıyafetli olarak sürdürülüyor.
Ancak Türk milliyetçiliği İttihat Terakki’de laik kıyafetlidir. Türk
milliyetçiliği laik karakterli olarak gelişti. Kürt milliyetçiliği ise
Nakşî karakterlidir, içinde laiklik kıyafeti azdır.”
İNGİLİZ İSTİHBARATI M16 ÜZERİMİZE GELİYORDU
İngiliz oyunlarına da dikkat çeken Öcalan, “İngiliz istihbaratı MI6 de
üzerimize geliyordu. Bizi dikkatle izliyordu. Ama onlar biraz
farklıydılar. Milliyetçilik anlayışları biraz farklıdır. Anglo Sakson
geleneğine dayanıyorlar.
Bizim çıkışımız başından beri demokrasi ve özgürlüğe dayanıyordu. Beni
emperyalizme yani kapitalizme dâhil etmek için çaba sarf ettiler. Beni
Kuzey Irak’a çekmek için çok gayret ettiler. Beni sürekli Kuzey Irak’a
davet ediyorlardı, oraya çekmeye çalışıyorlardı. Ben o zamanlar çok
merak ediyordum, niye ısrarla beni buraya çekiyorlar diye. Ama bugünkü
kadar nedenini bilemiyordum. Beni Kuzey Irak’a çekmek için çok ısrar
ediyorlardı. Ben bağımsız olmamız gerektiğine inanıyordum” diye
belirtti.
HALKIMIZI CIA, MOSSAD VE M İT’İN ETKİSİNDEN KORUDUM
“Ben halkımızı CIA’nın, MOSSAD’ın dolayısıyla MİT’in etkisinden
korudum” diyen Öcalan şöyle devam etti: “Bunlar ‘Yoksul Kürtler de
temsil edilmelidir. Bunu da Apo temsil ediyor’ diyorlar. Ama bizim
kontrolümüzde olmalıdır diyorlar. Doğrudur. Ben bir grup yoksul Kürdü
temsil ediyorum. Onlar beni kontrol edemeyeceklerini, Kuzey Irak’a
çekemeyeceklerini anlayınca ürktüler, çok öfkelendiler, bana çok
kızdılar. Sonra Suriye’ye bilinen büyük baskıyı uyguladılar, Suriye’yi
tehdit ettiler. Hafız Esat gibi bir adam bile korktu. Suriye yönetimi,
oradan çıkmam için bana defalarca rica etti. Buradan bir an önce
ayrılın diyorlardı. Sonraları anlaşıldı ki savaş da olmayacaktı.
Benim tasfiye edilmemle ya da kontrol altına alınmam halinde PKK’nin
tamamen kontrol altına alınıp amaçları doğrultusunda kullanmayı
düşünüyorlardı. Her şeyi hazırlamışlardı. Elçi, Bucak, Güneyli güçler
onlar hepsi işin içindeydi. Hatta Türkiye’deki Kürt milliyetçiliğini de
bunlar üstlenmişti. Bunu yürütmeleri için ciddi destek, ekonomik
destek de alıyorlardı. Buraya getirilişimde CIA, MOSSAD, MI6, hepsinin
rolü vardı.”
Öcalan PKK içinde de kimi güçlerin etkili olmaya çalıştığına dikkat
çekti. Öcalan bu konuda şunları söyledi: “PKK içerisinde de kimi güçler
etkili olmaya çalıştılar. Bunların bazılarına dörtlü çete deniliyordu.
Bu dörtlü çeteyle başarılı olamayınca Şemdin’i devreye soktular. Onunla
da sonuç alamayınca bazılarını devreye koydular. Benim etrafımı ele
geçirerek bizi kontrol altına almaya çalışıyorlardı. Beni kontrol
altına alırlarsa PKK’yi de kontrol altına alacaklarını düşünüyorlardı.
Devlet PKK’ye yönelmeden önce bazı sol örgütleri kontrolüne almaya
çalıştı, kendi amaçları doğrultusunda kullanmaya başladı.
Biz Şam’dayken de bizi gözlemliyorlardı, izliyorlardı. Hatta ‘96’ya
gelindiğinde PKK’yi kontrol ettiklerini düşünüyorlardı. Biraz rahat
hareket etmeye başlamışlardı. Zaten amaçları PKK’yi kontrollerine alıp
beni de sadece etkisiz, simgesel bir konuma getirmekti. Bunu
başardıklarını sanıyorlardı ama biz kendimizi koruduk, kontrollerine
girmedik. PKK’yi tasfiye edemediklerini, bizi kontrol altına
alamadıklarını anladıklarında da üzerimize daha çok gelmeye başladılar.
Bu işin içerisinde birçok kimse var. ABD, İsrail, ve işbirlikçi güçler
var. Hatta bazı PKK’lilerin teslim edilmesi için çaba harcadılar.
Sınırdan bazıları teslim olmaya geldiklerinde de bazılarına
dokunmadılar. İçlerinden çok suçlu olanlar, suçları büyük olanları
Şemdin gibi, tutukladılar. Çünkü onların kontrol edilmeleri
gerekiyordu. Aslında bu şekilde onları kontrole, himayeye aldılar.
Hatta ilginçtir bu gruba dâhil olanlar çoğunlukla Silopi kapısında
teslim oldular. Bazıları da Şemdin Sakık’ın ağır şekilde
cezalandırıldığını görünce teslim olmaktan korktular.”
ERKENEKON’UN TASFİYESİNİ MOSSAD İSTEDİ
Bu hafta da Ergenekon’u değerlendiren Öcalan, çarpıcı ifadeler
kullandı. Erkenenok-MOSSAD ilişkisine işaret eden Öcalan şöyle konuştu:
“Veli Küçük onların büyük suçları var. Bir sürü kirli işe bulaştılar.
Binlerce insanın ölümüne neden oldular. Tuncay Güney’in ifadelerine
bakılırsa bazı gerçekler anlaşılır. Tuncay Güney’in Ergenekon’un
deşifre olmasında büyük katkısı vardır. Tuncay Güney, MOSSAD ajanıdır,
MOSSAD adına çalışıyor muhtemelen. Yani MOSSAD, Ergenekon’un
tasfiyesini istedi, bu nedenle Ergenekon tasfiye oluyor. Ama Ergenekon
tasfiye edilirken onun yerine geçecek diğer bir kesim de hazır. Bu da
‘80’li yıllardan itibaren ortaya çıkan, çıkarılan Ilımlı İslam’dır.
Yani tasfiye edilenlerin yerine Ilımlı İslam anlayışındakiler
getirilecekler. Bu tasfiye ile Deniz Baykal daha da zayıflayacaktır.”
AKP HİZBULLAH’IN RESMİ BİÇİMİDİR
Türk Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Diyarbakır ve Van
ziyaretlerini değerlendiren Öcalan, “İlker Başbuğ, Diyarbakır’a
giderken 22 Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisiyle görüşmüştü. Bunu Van’da
da yaptı. Bu sivil toplum kuruluşları hepsi AKP anlayışındalar, hepsini
tek bir parti olarak anlamak lazım. Bu çok önemlidir. Bunu bu şekilde
anlamak gerekir” dedi.
Öcalan devamla şunları belirtti: “Yine bunların içinde Kürt
milliyetçileri, Elçi, Bucak onlar da var. Bunların hepsi tek bir
partidir ve tek merkezden yönetiliyor. Bunlara destek veriliyor ve
paralar gönderiliyor, kurulan holdinglerle destekleniyorlar. AKP, bu
şekilde Diyarbakır ve Van’ı almak istiyor. Bu amaçla bölgeye ciddi
paralar aktarılıyor. İşte şu sosyal, ekonomik, kültürel tedbirler
dedikleri bunlardır. Kürt çocuklarını bunlarla daha çok bağlayarak,
asimile etmeye, Türkleştirmeye çalışacaklardır. AKP ve Ordu Bölgede il
il dolaşarak kendilerine yakın gördükleri Sivil Toplum Kuruluşlarıyla
bir araya geliyorlar. Ticaret Odaları gibi kuruluşlarla görüşmeler
yapıyor. Şener Eruygur da 300 Sivil Toplum Kuruluşunu temsil ettiğini
dile getiriyordu. Yani 300 Sivil Toplum Kuruluşunun koordinatörüydü.
Bu görev ona verilmişti. Bunların hepsi bir partidir. Böyle görmek
lazım. Bu önemlidir.
Bunlar, AKP, Hizbullah’ın resmi biçimidir. Bunu böyle anlamak lazım.
AKP ayrıca bölgede Nakşîciliği kullanarak da etkin olmaya çalışıyor.”
KÜRTLER HER ALANDA DEMOKRATİK OLARAK ÖRGÜTLENMELİ
Kürtlerin de her alanda demokratik örgütlenmelerini yapmaları
gerektiğini ifade eden Öcalan, “Kürtler de her alanda demokratik olarak
örgütlenmelerini yapmalıdırlar. Onuru, cesareti, vicdanı, yüreği
olanlar, kendilerine dayatılan paraya, güce teslim olmayanlar her
alanda demokratik kurumlarını oluştururlar” şeklinde konuştu.
PKK’nin kırılma noktasına getirilemeyeceğini dile getiren Öcalan
sözlerini şöyle sürdürdü: “Genelkurmay Başkanı, ‘PKK’nin kırılma
noktasında olduğunu’ söylüyor. Bu doğru değil. PKK’yi kırılma noktasına
getiremezler, bitiremezler. Radyodan dinledim, hatta daha güçlendiğini
bile söylüyorlar. Suriye’den katılımların yoğun olduğunu, İran’dan
katılımların yoğun olduğunu, yine Türkiye’den yoğun katılımların
olduğunu kendileri belirtiyorlar. Bu şekilde sorunu çözemezler.
‘Amerika bize her türlü desteği veriyor daha da üzerlerine gideceğiz’
diyorlar.
Türkiye’ye CİA, MOSSAD, MI6 her tür desteği veriyor. Amerika’yla
birlikte “PKK bizim düşmanımızdır”, “PKK bizim ortak düşmanımızdır”,
“bitireceğiz” diyorlar. Soruna bu şekilde yaklaştıkça Türkiye
kapitalist sisteme daha çok bağlanıyor. Kapitalist sistem de İran ve
Suriye çekişmelerinden dolayı Türkiye’nin bir müddet daha kendisine
daha çok bağlanmasını istiyor. Bu şekilde Türkiye büyük kaybedecek,
tamamen bağımlı hale gelecek. Daha önceleri İran-Irak savaşında
Saddam’a da tam destek vermişlerdi. İran Şahına da zamanında destek
vermişlerdi. Sonları ortada. Bu şekilde devam ederse Türkiye’ye de
sonunda yöneleceklerdir. Fakat Türkiye’nin kendi içinde de
çelişkileri büyüktür. Şu an sessiz kalıyorlar ama bu ekonomik krizle
birlikte bu çelişkiler daha büyüyerek gün yüzüne çıkacaktır.
Türkiye’nin daha fazla bağımlı hale gelmesi olayını bence MİT tam
bilmiyor, anlayamıyor. Erdoğan CHP onlar da bilmiyorlar. Bazı
yazarların bu konuda önemli tespitleri var. Türkiye’nin bu kadar
bağlanmasını, Türkiye’yle bu kadar oynanmasını onurlarına
yediremiyorlar.”
BEŞAR ESAD TESLİM OLDU
İmralı’da Atilla Uğur’un Genelkurmay adına kendisiyle görüştüğünü
hatırlatan Öcalan görüşmeye ilişkin şunları belirtti: “Ben buraya
getirildiğimde de Genelkurmay adına Atilla Uğur, benimle görüştüğünde,
bana ‘bu sorunu kendi aramızda çözelim’ demişti. Ben onlara ‘ben
samimiyim, demokratik cumhuriyet için zaten adım atıyorum’ dedim. Hatta
o dönem tek taraflı adım bile attım, ateşkes ilan edildi. Bana o zaman
‘güdümlü, kademeli demokrasi sistemi’ni önerdiler. Ben kabul etmedim.
“Hayır, neden güdümlü, kademeli demokrasi olsun, demokrasi açık, şeffaf
ve özgür olmalıdır” dedim. Ama sonra kendi aralarında askeri taktik mi
yaptılar bilemiyorum. Aslında hiçbir şey yapılmadı değil bazı şeyler de
yapıldı. Ancak 11 Eylül saldırılarından sonra o adımlar da kesildi. AKP
de aslında 2005’e kadar biraz farklıydı. Şemdinli olayından sonra AKP
ile asker işbirliği yaptı, askerle aralarında anlaştılar. O bilinen
Dolmabahçe görüşmesinden sonra sisteme tamamen teslim oldu. Her türlü
teknikle PKK’nin üzerine daha çok gelebilirler. Ancak bir sonuç
alamazlar. Güneyli bazı güçler direnir mi bilemiyorum, ne kadar
direnir, ne kadar teslim olurlar bilemiyorum. Bu sistem, İran’a
yönelecek, Suriye’ye de yönelebilirler. Beşar Esat, Türkiye üzerinden
bu sisteme teslim olmuş. Ancak daha da üzerlerine gidebilirler. Türkiye
üzerinden İran’ı da kontrol altına almak istiyorlar. Ahmediecad Türkiye
ziyaretinde camiye sığınmasının nedeni budur, bu kontrol altına
alınmadır. Ancak İran öyle kolay kolay teslim olmayacaktır, belli bir
geçmişi, tecrübesi var, teslim olmayı asla kabul etmez.”
İMRALI’DA SERTLEŞME VAR
Öcalan, İmralı’daki tutukluluk koşullarına da dikkat çekerek,
görevlilerin tutumlarında sertleşme yaşandığını söyledi. Öcalan,
“Buradaki görevlilerin tavırlarında bir sertleşme var. Bireysel
olduğunu düşünmüyorum, kimi politikalarla bağlantılı olduğunu
düşünüyorum. Yine bu mazgal meselesi. Ben, “zaten içerisini aletle
kontrol ediyorsunuz, mazgalı açık da bırakabilirsiniz ama iki de bir
açıp kapatmayın” dedim. Bu yüzden uyuyamıyorum, kitap okuduğumda da
rahatsız oluyorum. Ben istersem eşi görülmemiş bir direniş
gösterebilirim ama bunu doğru bulmuyorum. Doğru bulmadığımı daha önce
de söylemiştim. Ben olgun, sorumlu davranıyorum” diye ifade etti.
İRAN’DAKİ AÇLIK GREVİNDEKİLERİ SELAMLIYORUM
İran cezaevlerinde Kürt tutsakların 25 Ağustos’tan bu yana yürüttüğü
açıklık grevine de değinen Öcalan, “İran’daki Kürt tutsaklar açlık
grevindelermiş. Hayatlarının tehlikeye girmemesine dikkat edilmelidir.
Hepsini selamlıyorum” diyerek destek mesajı verdi.
Öcalan, belediyecilik ve çatı partisine ilişkin ise şu
değerlendirmelerde bulundu: “Benim için demokratik belediyecilik
önemlidir. Kararların halkla birlikte alınabilir. Mesela Diyarbakır’da
Belediye Başkanlığı diğer başkanlarla birlikte halkla haftalık
toplantılar yapılabilir, sorunlar tartışılabilir. ‘Biz bu hafta burada
şunu şunu yapmak istiyoruz’ şeklinde öneriler yapılabilir, halkla
birlikte kararlar alınabilir. Ve o hafta, o süre içinde bu kararlar
uygulanabilir. Benim belediyecilik anlayışımda halkla birlikte karar
alınır. Halk da kendine güvence veren, sözünün eri olan adaylara oy
verebilir. Ben ancak böyle adayları desteklerim. Bazı partilerde olduğu
gibi, öyle tepeden dayatmalarla, parayla gelen adaylara oy
verilmemelidir. Tabanın istekleri doğrultusunda bu işler yürütülebilir.
Umuyorum başarılı olunur.
Türk aydınlarıyla birlikte, Çatı örgütlenmesi yapılabilir. Demokratik
çözüm için bu çalışmalar yapılabilir. Ben birlikte çalışma derken,
Türkiye geneli ve Bölge merkezli iki demokratik örgütlenmeden
bahsediyorum.”
IRAK’TAKİ HALKIMIZ DİKKATLİ OLMALI
Tüm parçalarda ve yurtdışında yaşayan Kürtlerin bayramını kutlayan
Öcalan’ın bayram mesajı şöyle: “Özellikle Suriye’deki halkımızın
bayramını kutluyorum. İran’daki halkımızın bayramını kutluyorum.
Irak’ta da halkımız çok dikkatli olmalı, kendi öz güçlerini
geliştirmeliler, orada saldırıya açıklar, hedef olabilirler,
kendilerini korumalılar. Kendi gücüne dayanabilirler. Bayramlarını
kutluyorum. Avrupa’daki halkımızın, bayramını kutluyorum. Herkesin, tüm
halkımızın bayramlarını kutluyorum. Türkiye’deki tüm dostlarımızın,
aydınların bayramlarını kutluyorum.”
Öcalan son olarak bu aralar edebiyat üzerine, sanat üzerine, bilimsel
kitaplar okumayı düşündüğünü belirtirken, “Yine tarihe, Avrupa’nın,
Rusya’nın ve İran’ın tarihi ile İslam Uygarlığıyla ilgili kitap okumayı
düşünüyorum” diye belirtti.
ANF NEWS AGENCY
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: korbax Tarih : 2008-10-04 20:03:16 Puan :      |
|
|
|
|
 |
| |
|