ANKARA / DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, savaş yerine barış ve çözümün konuşulmasını istedi. Balıkesir'deki olayı 'çatışma provası' olarak nitelendiren DTP, savaşın durdurulması için kamuoyu ve aydınlara çağrı yaptı. Türk, 9 Ekim'de Diyarbakır'ın Lice ilçesi kırsalına yapılacak canlı kalkan yürüyüşe katılım çağrısı yaptı.
Meclis'te AKP, MHP ve CHP grup toplantılarında savaş ve tezkereye onay çağrıları yapılırken, DTP barış ve çözümün konuşulmasını istedi. DTP Eşbaşkanı ve Grup Başkanı Ahmet Türk, partisinin Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmasına, Aktütün (Bêzêle) Karakolu'na yapılan saldırının ardından çatışmada yaşamını yitirenlere rahmet ve ailelerine başsağlığı dileyerek başladı. "Hepimizi sürekli olarak yaralayan ve durmadan kahreden onlarca yıllık bir savaşın, artık hiç kimse için dayanılacak bir tarafının kalmadığı bir dönemi yaşıyoruz" diyen Türk, 80 yıllık Cumhuriyet geleneğinin sorunun ölme ve öldürme mantığı ile çözülemeyeceğini gösterdiğini belirterek, son 20 yıllık süreçte yaşanan çatışmaların nelere mal olduğunun görüldüğünü söyledi.
‘SORUN ŞİDDETLE ÇÖZÜLMEZ’
Çözümde barış ve demokrasinin rolüne değinen Türk, "Çatışmayı, bastırmayı, operasyonu çözüm olarak gören mantığın, askeri zihniyetin, demokratik kamuoyu tarafından mahkûm edildiğine tanık oluyoruz. Hamasi nutukların devri çoktan geçti, toplumumuz barış-demokrasi-adalet istiyor. Bu sorunun kanla-barutla-gözyaşıyla çözülmeyeceğini herkes görüyor. Bu ölümler karşısında en fazla acı çekenler, yüreği barış için çarpanlardır" dedi. Geçen yıl yaptıkları ilk grup toplantısındaki söylemlerini hatırlatan Türk, sorunların Meclis çatısı altında çözülmesi gerektiğini vurguladı. Türk, yeni bir Anayasa, farklılıkların zenginlik olarak kabul edilmesi, anadilde eğitim ve kültürel hakların garanti altına alınması gibi taleplerini bir kez daha dile getirdi.
Kürt ve Türkiye'nin yapısal sorunlarının çözümü için "Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı çözüm programı" olarak nitelendirdiği Demokratik Özerklik programını ortaya koyduklarını vurgulayan Türk, "Fakat maalesef, hükümet ve statükocu elitler, sadece bu önerilerimize kulaklarını tıkamakla kalmadılar, aynı zamanda bizi susturmak ve etkisizleştirmek için her türlü hukuksuzluk ve anti-demokratik yolu mubah saydı" diye konuştu. Türk, DTP hakkında açılan kapatma davası ile statükoya eklenmelerinin beklendiğini belirtti. Türkiye'de gittikçe gericileşen bir durum olduğunu dile getiren Türk, hiçbir partinin farklı bir perspektif ile olaya bakmadığını dile getirerek, toplumun bunun hesabını siyasi partilere ve hükümete sormasını istedi. Barış için ciddi fedakarlıklar yaptıklarını ve bir çok saldırıyı sineye çektiklerini ifade eden Türk, "25 yıldır bu Meclis'te DTP yoktu, ama 25 yıldır bu ülkede kan ve gözyaşı var, DTP bu Meclis'e 'Kan ve gözyaşına artık yeter!' demeye geldi, bir yıldır durmadan bunun için çabalıyor, çalışıyoruz" diye konuştu.
'TERÖRLE MÜCADELE SÖYLEMİ MEŞRUİYETİNİ KAYBEDİYOR’
Sorunun 'Terörle mücadele' söylemleri ile çözülemeyeceğini belirten Türk, sorunu 'terör sorunu' olarak tanımlayanların da meşruiyetlerinin ortadan kalktığını dile getirerek, "Artık herkes bu sözün bazı şeyleri gizlemek-örtbas etmek ve toplumu maniple etmek için kullanıldığını görmeye başlıyor" dedi. ABD'de yaşanan ekonomik kriz ve bunun gizlenmesi için Cumhuriyetçi aday Palin'in Demokrat aday Obama'yı 'teröristlerle arkadaşlık yapmak' ile suçlamasını örnek gösteren Türk, şöyle konuştu:
"Artık bu kelimenin, adalet-eşitlik-özgürlük sorunlarını gizlemek için kullanıldığını herkes görmeye başladı. Bu sorun demokrasi, çoğulculuk, eşit ve özgür yurttaşlık sorunudur. Ve bir tek çözümü vardır, o da demokratik ve barışçıl yollarla uzlaşma siyasetidir, diyalog siyasetidir. Ortak akılda buluşup çözmek dışında bir yolu yoktur."
Balıkesir'de Kürtlere yönelik yapılan linç girişimlerini de değerlendiren Türk, şunları söyledi:
"Bin yıldır etle tırnak gibi olmuş Kürt ve Türk halkının kardeşçe bir arada yaşama temellerine saldıran bu çirkin ve kesinlikle organize eylemi çok iyi düşünmemiz gerekir. Halklarımız arasında etnik çatışma çıkarmak isteyen çeteler, maalesef, devletin en üst kurumlarına sirayet etmiş ve konumlanmış durumdalar. Bu durumu bu şekilde tanımlamak gerekir. Bu beldede, günlerce 'Kürtler Dışarı' diye slogan atan, evlerini-mallarını talan eden, faşizan bir linç ortamı oluşturan bir güruh var. Bizlere gelen bilgilere göre; Kürtlere dönük korkunç bir tecrit ortamı devam ediyor. Balıkesir Valisi, Belde Belediye Başkanı, MHP'li bir milletvekili bu olayların gelişimini, bu raddeye gelmesini adeta teşvik ediyorlar. Bizzat vali bu durum için 'Ağır tahrikten dolayı hoş gördük' diyebiliyor. Belediye Başkanı, Kürtlerden alışveriş yapılmamasını salık veriyor. Bu olay bir iç çatışma provasıdır."
'ERGENEKON İŞ BAŞINDA'
Geçmiş yıllarda Antalya'nın Alanya İlçesi'nde, Mersin Erdemli İlçesi'nde, Trabzon, Bozüyük ve son olarak Sakarya'da yaşanan benzer olayları hatırlatan Türk, "Peki bu güçler kimler? 2005'te Mersin Newroz'unda yaşanan bayrak provokasyonunun ardında Ergenekon çetesi çıkmadı mı? Bugün Ergenekon'un halen aktif olduğunu görüyoruz. Ergenekon iddianamesinde bu derin güçlerin Ayvalık ve Altınova'da nasıl örgütlendiği ve hangi planları geliştirdiği açık bir biçimde yer alıyor. İşte Altınova'da yaşananlar da Ergenekon'un dışarıdaki kolunun bir provokasyonu olarak karşımıza çıkıyor. Son derece tehlikeli bir biçimde 'Kürtler Dışarı' mantığı her yerde geliştirilmeye, örgütlenmeye çalışılıyor" dedi. DTP'lilere yönelik yapılan ölüm ile tehditlere karşı hükümetin sessiz kalmasını eleştiren Türk, daha önceki olaylar önlenmediği için linç olayların devam ettiğini söyledi. Olayın sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu ifade eden Türk, "Günlerce bütün Türkiye'yi böyle bir tehlikeli olayla çalkalanmaya göz yuman ve en asgari gereklerini bile yerine getirmeyen hükümettir. Böyle bir Vali hala görevde nasıl kalabiliyor? Belediye Başkanı hakkında, daha bir soruşturma bile başlatılmış değil! Meclis Başkanı, söz konusu milletvekili hakkında nasıl bir yasal işlem başlatmıştır? Hiçbir soruşturma yok ortada!" şeklinde konuştu. Türk, daha önce yaşanan Maraş ve Çorum gibi katliamlardan ders çıkarılmasını istedi.
Sınır ötesi operasyon için TSK'ya yetki veren tezkereye ilişkin görüşlerini açıklayan Türk, hükümetin meseleyi mecliste tartışmak yerine askeri çevreler ile uzlaşarak Meclis'e getirdiğini dile getirerek, bununla bir kısır döngü politikasının uygulandığını söyledi. Askerin istekleri doğrultusunda yapılmak istenen düzenlemeleri eleştiren ve yürürlükteki yasaların anti demokratik boyutlarına dikkat çeken Türk, tezkerenin çözüm olmayacağını ve daha fazla çatışma yaratacağını ifade etti. Bazı kesimlerin şiddette ısrar ettiğini belirten Türk, şöyle konuştu:
"Biraz daha geriye gidersek savaş ve şiddette kimlerin neden ısrar ettiği görülecektir. Bildiğiniz üzere partimizin büyük çabası ve çağrısı sonucu 1 Ekim 2006 tarihinde çatışmasızlık süreci başladı. Bir normalleşme süreci başlayacaktı ki, 'tek bir terörist dahi kalmayana dek operasyonlar sürecek' denildi ve operasyonlar ağırlaştırıldı. 1 Ekim 2006 tarihinden 1 Ekim 2007'ye kadar bir yıllık süre zarfında gerçekleştirilen operasyon sayısı 483. Geçen yıl tezkere meclise geldiğinde DTP uyarı yapmıştı. Eğer Meclis'ten savaş tezkeresini değil de barış yasalarını geçirseydik, bu gençlerimiz ölmeyecek ve bugün annelerinin, babalarının, eşlerinin, çocuklarının yanında olacaktı."
'BU SAVAŞ DURDURULMALI’
Kamuoyunun yaşanan çatışmalara karşı sesini yükseltmesi çağrısında bulunan Türk, daha fazla kayıp verilmeden çatışmaların son bulması gerektiğini belirtti. Temel sorunun yaşanan çatışmalar olduğunu dile getiren Türk, "Bu kanı durdurmak, 70 milyon Türkiye'nin en temel gündemidir. Partim ve arkadaşlarım adına, Meclis'teki tüm siyasi gruplara, bu yeni döneme böylesi olağanüstü bir acılı tablo ile başlama vesilesiyle, bir araya gelip bu sorunun demokratik ve barışçıl yollarla nasıl çözülebileceğinin ortak yolunu geliştirmeye çağırıyorum. Aydınlara, demokratlara, sanatçılara, akademisyenlere sesleniyorum. Halklarımızın faşist bir zihniyet tarafından yönlendirilmesine, çatıştırılmasına, linç edilmesine müsaade etmeyelim. Savaşa Hayır, Operasyonlara Hayır, Sivil ve Demokratik Çözüm çalışmaları düzenleyelim" dedi.
DTP Gençlik ve Kadın Meclisi tarafından savaşın durdurulması amacıyla Diyarbakır'ın Lice kırsalına 9 Ekim'de yapılacak 'canlı kalkan' yürüyüşünü selamladığını ifade eden Türk, "Meclis grubumuz ve parti yönetimimiz olarak, bu barış yürüyüşünü destekliyor ve bu ülkede barış mücadelecisi olan herkesi bu yürüyüşe katılmaya davet ediyorum" dedi.
Türk, ayrıca Alternatif, Gelecek, Özgür Ülke gazetelerinin peş peşe bir aylık cezalarla kapatılmasını da kınadı.
ANF NEWS AGENCY |