KCK: KCK: KÜRT HALKI ÖCALAN VE ÖZGÜRLÜKTEN VAZGEÇMEYECEK
Gönderen: zinar_adar Tarih: 09.10.2008, 13:02:14 (2258 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
BEHDİNAN / Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim komplosunu 10. Yılında kınayan Koma Civaken Kurdistan (KCK), Türk parlamentosunun çıkardığı tezkereye karşı, bu sorunun Güney Kürdistan ve Irak ile hiçbir bağının olmadığını kaydetti. KCK,  ‘’Sorun Türkiye içindeki bir sorundur. Sorunun Irak ve Güney Kürdistan’la hiçbir bağlantısı yoktur. Gerillanın denetim sahaları sadece Güney Kürdistan’da değil, Kuzey Kürdistan’da da vardır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, yayınladığı bir açıklama ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen uluslar arası 9 ekim komplosunu kınadı.

Öcalan şahsında ortaya çıkan Kürt özgürleşmesi ve iradeleşmesini kırmak için gerçekleştirilen uluslar arası komplonun üzerinden 10 yıl geçtiğini kaydeden KCK: ‘’ Bir halkın özgürlük iradesine,kimliğine ve onuruna yönelik bu saldırıyı gerçekleştiren  güçlerin başında yer alan  ABD  ve diğer komploya katılan güçlerin bu tutumlarını kınıyoruz. Önderliğimizin en zor koşullarda olmasına rağmen, halkımıza ve insanlığa karşı duymuş olduğu büyük sorumlulukla geliştirdiği demokratik çözüm ve kararlı duruşunu saygıyla selamlıyoruz’’ dedi.

KOMPLO İLE ÖZGÜR KÜRT İRADESİ TASFİYE EDİLMEK İSTENDİ

Öcalan’a karşı geliştirilen komplonun esas amacının mücadele ile yeniden yaratılan özgür Kürt iradesini tasfiyet etmek olduğu belirtilen açıklamada ‘’Uluslararası komplo Türk sömürgeciliğinin yoğun baskı, sömürü, asimilasyon ve yok etme siyaseti karşısında bir halkın var olma ve özgürlüğünü isteme hakkına ve Önderliğine karşı gerçekleştirilen  bir saldırıdır’’ denildi.

Açıklamada ‘’hiçbir gücün bir başka halkın Önderini belirleme veya esaret altına alma şurda kalsın, bir saygısızlık dahi yapma hakkı yoktur’’ vurgulanarak şunlar belirtildi ‘’Ancak uluslar arası güçler Kürt halkının Önderliğine saldırma ve esaret altına almayı adeta kendilerinde doğal bir hakmış gibi görebilmektedirler. Bunun bir zorbalık hukuku olduğu ve halkımızın kendi kaderini özgürce belirleme ve onuruna yönelik bir saldırı olduğu açıktır. Halkımızın bunu kabul etmesi mümkün değildir. Çok açıktır ki bu,  Kürdistan halkı için bir onur, haysiyet ve gelecek meselesidir.’’

Uluslar arası komplocu güçlerin ‘’Önderliğimizin özgüce dayanan özgür Kürt çizgisini tasfiye ederek Ortadoğu bölgesini çıkarları doğrultusunda biçimlendirmede Kürt halkını istedikleri gibi  kullanmak istemişlerdir’’ denilen açıklamada ‘’Bu amaçla 9 Ekim’de komplonun startını veren komplocu güçler, tarih boyunca sömürgeciler tarafından halkımıza karşı geliştirilen tüm saldırıların toplamından daha büyük, çok yönlü ve   kapsamlı bir saldırı sürecini başlatmışlardır’’ ifadeleri yer aldı.

BÜYÜK KOMPLO HAMLESİ SONUÇSUZ KALDI

Önderlik ver hareketlerine karşı 9 Ekim 1998 tarihinde gerçekleştirilen saldırıya karşı ‘’
10 yıl boyunca Önderliğimizin, hareketimizin ve halkımızın ideolojik, politik, örgütsel ve askeri açıdan  tarihsel bir direniş süreci sergilenerek bu büyük komplo hamlesi sonuçsuz bırakılmıştır’’ vurgusu yapılarak devamla şunlar belirtildi:

‘’İmralı zindanında Kürdistan’ın yüksek zirvelerinde ve Kürt halkının bulunduğu bütün sokak ve meydanlarda sergilenen destansı direnişlerle büyük bir emek ve kahramanlık sergilenmiştir. Başta Güneşimizi Karartamazsınız, şiarı altında gerçekleştirilen  fedai eylemlerin kahramanları olmak üzere bu süreç boyunca bini aşkın militan ve yurtsever insanımız canını yakarak, kanını dökerek bu komplonun önünde set kurmuştur. Milyonlarca Kürdistanlı her türlü riski göze alarak, her türlü fedakarlıkla halkımıza karşı yapılan bu büyük haksızlığa karşı sesini yükseltmiş ve direniş sergilemiştir. Bütün bunların temsil gücü olarak Önder Apo’nun İmralı’daki duruşu ve geliştirdiği yeni padadigmasıyla  en akılcı çözüm yolunu göstermede, büyük bir dirayet, sabır ve direniş sergilemesi bu davanın önünün alınamaz olduğunu herkese göstermiştir.

KÜRT HALKI ÖCALAN VE ÖZGÜRLÜKTEN VAZGEÇMEYECEK

Çok açık ki bugün Önder Apo çizgisi daha güçlü bir pozisyonda bulunmakta, Kürt halkı bu çizgi etrafında bilinçlenerek onu toplumsal kültüre ve örgütsel güce dönüştürmüş durumdadır.  Özgürlük Hareketi tarihinin en güçlü dönemini yaşamaktadır. Kürt kadını ve gençliği iradeli duruşuyla özgürlük çizgisinin garantisi olmaya devam etmektedir.  Artık Kürt Özgürlük Hareketi siyasal duruşu, toplumsal projesi ve Demokratik Konfederal sistemi, meşru savunma gücü, diplomasi ve kültürüyle bölgede dostun da düşmanın da kabul etmek durumunda olduğu bir güç haline gelmiştir. Gelinen aşamada her zamankinden daha fazla Kürt sorununun demokratik çözümünü dayamış bulunmaktadır. Kürt halkını özgürlük amacından ve Önderliğinden vazgeçemeyeceğini geçen 10 yıl içinde büyük fedakarlıklar sergileyerek ortaya koymuştur.

Ortadoğu bölgesinde ve Kürdistan’da Kürt halkının varlığı kadar onun Önderliği ve özgürlük gerillasının da bir  toplumsal gerçeklik durumuna geldiği ifade edilen KCK açıklamasında ‘’ İster kabul edilsin, ister edilmesin bu gerçeklik binbir emekle yoğrularak yılların birikiminin bir sonucu olarak bir tarihsel gerçekliğe dönüşmüş ve hiçbir gücün değiştiremeyeceği düzeyde köklerini derinliklere salmış bulunmaktadır. Ortaya çıkmış bu büyük gerçeğe rağmen bugün hala uluslar arası komplonun devamında ısrar etmek akıl dışı olduğu kadar çözümsüzlük ve savaş sürecinin derinleştirilmesinden başka hiçbir anlama gelmemektedir’’ denildi.
 
‘’Bugün Türk devletinin Kürt sorunundan kaynaklı bütün sorunlarına rağmen şiddeti ve inkarı ısrarlı bir biçimde dayatması ve uluslar arası sermaye çevrelerinin de bu siyaseti desteklemesi büyük bir tehlikeyi ifade etmektedir’’ denilen açıklamada, Türkiye Meclisinin almış olduğu sınırötesi tezkere kararına karşı Kürt halkının şerefli bir halk olarak tüm gücüyle direneceği vurgulanarak devamla şunlar ifade edildi:

KÜRTLER SONUNA KADAR DİRENMEYİ ESAS ALACAK

‘’Güneş balçıkla sıvanamaz. Kürt halkının iki yüzyıllık özgürlük davasına ‘terörizm’ denilerek şiddet ve  operasyonlarla bastırılamaz.  Ulusal bilinç kazanmış Kürt toplumunun bu zorba politikaları kabul edemez, iradesinin kırılması karşısında sessiz duramaz. Bütün bu gerçeklere rağmen Türkiye Meclisinin almış olduğu sınırötesi tezkere kararı sonuna kadar şiddetle yoketme anlamına geliyorsa, bilinmeli ki, Kürt halkı da şerefli bir halk olarak buna karşı tüm gücüyle sonuna kadar direnmeyi esas alacaktır. Bu da savaşın derinleşmesi ve yaygınlaşması anlamına gelecektir. Biz tekrardan ifade ediyoruz ki, böyle bir sürecin geliştirilmesinden biz sorumlu değiliz. Sorumlu güç 40 milyonluk bir toplumsal gerçekliği inkar eden ve bunu şiddetle ortadan kaldırmak isteyen Türk devletinin ve AKP hükümetinin taşıdığı zihniyettir.

Bezele taburuna yapılan eylem ile Amed şehir merkezindeki eylemin bu çerçevede okunması daha  doğru ve gerçekçi sonuçlara götürecektir. Aksi taktirde ‘kırılma noktasına geldikleri için bu eylemleri yapıyorlar’ denilerek toplumu ve kendilerini kandırma tutumuyla yeni şiddet politikasına yönelmek önü alınamaz bir savaş sürecinin gelişmesine yol açmak anlamına gelecektir.  Başta Türk devleti olmak üzere tüm uluslar arası güçler de bilmeli ki, bu sorun iki yüz yıllık Kürt halkının özgürlük sorunudur. Tehdit, şantaj ve şiddet yöntemiyle ortadan kaldırılamayacak köklü bir ulusal- toplumsal sorundur.’’

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Türk devletinin dayatmalarıyla Kürt halkına yeniden bir 9 Ekim komplosu sürecini yaşatmak istediğine söyleyerek buna karşı Kürt halkı ile gerilla güçlerinin her koşul altında kendisini savunarak, meşru müdafaa hakkını sonuna kadar kullanacağını vurguladı.

‘’Türk devletinin siyaseti, diplomasisi ve ordusu tümüyle böyle bir sürecin yeniden başlatılması için büyük bir çaba içine girmiş bulunmaktadır.  Önceden denenmiş olan bu yöntemlerin yeniden denenmesi hiçbir sonuç vermeyecek ve daha fazla tahribat yaratacağı açıktır.  Kürt halkı ve onun kahraman savunma güçleri her koşul altında kendisini savunmasını bilecek, meşru savunma savaşını başarılı bir biçimde yükseltme yeteneğini gösterecektir.

Ancak biz hareket olarak şiddet ve yeni savaş konseptlerinin çözüm getirmeyeceğini, çözümün diyalog ve siyasal yöntemlerde yattığını bir kez daha vurguluyoruz.  Halkımızın hassasiyetlerine saygı gösteren, samimi barışçıl yöntemlerle çözüm arayışlarına açık olduğumuzu tekraren vurgulamak istiyoruz. Biz Kürt tarafı olarak Kürt sorununun barışçıl demokratik yöntemlerle çözmeye açık bir duruş sergilerken, bugüne kadar geliştirdiği tüm yönelimlere rağmen sonuçsuz kalan uluslar arası komplonun 10. yılında  yeni bir komplo sürecini ve şiddet dalgasını gerçekleştirmek isteyen Türk devletine karşı da meşru müdafaa hakkımızı sonuna kadar kullanacağımız da bilinmelidir.

BARIŞÇIL ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Kürt sorununun çözümüne Türkiye sınırları içerisinde demokratik cumhuriyetin geliştirilmesi ekseninde gidilebileceği ifade edilen açıklamada ‘’Bunun dışındaki yolların şiddet, kan ve çıkmasın derinleştirilmesi anlamına geldiğini belirtiyoruz. Bu çerçevede başta Türkiye’deki barışsever ve demokratik çevreleri savaş değil, barış sürecinin gelişmesi için daha fazla mücadele yürütmeye ve halklarımız adına inisiyatif geliştirmeye çağırıyoruz’’ denildi.

Kürt sorununun aynı zamanda bir uluslar arası sorun durumuna gelmiş bulunduğu belirtilen açıklamada uluslar arası güçlere Kürt halkının özgürlük davasına karşı şiddet politikaları değil, barışçıl demokratik çözümün desteklenmesi çağrısı yapıldı.


 ‘’Başta   Önderliğimize karşı komployu geliştiren güçler olmak üzere uluslar arası tüm güçlere şunu belirtmek istiyoruz:  Kürt halkına karşı şiddet içerikli ve haksız  uygulamalar sonuç vermeyecektir. Sadece Türk devletinin şiddet politikasına değil, Kürt halkının barış çağrılarına kulak vererek doğru politikalara ulaşabilirsiniz. Kürt halkının haklı özgürlük davasına  karşı komplo ve şiddet politikalarını destekleme değil, barışçıl, demokratik çözüm çabalarını desteklemelisiniz. Bölgede istikrarın, barışın ve demokrasinin gelişmesi de ancak böyle bir politika ile gelişebileceği açık ortadadır.’’
 
KÜRT SORUNU IRAK’TA DEĞİL TÜRKİYE’DE

Sorunun Türkiye içindeki bir sorun olduğu belirtilen açıklamada Güney Kürdistan ve Irak ile hiçbir bağlantısının olmadığı ifade dilerek ‘’Sorun Türkiye içindeki bir sorundur. Sorunun Irak ve Güney Kürdistan’la hiçbir bağlantısı yoktur. Gerillanın denetim sahaları sadece Güney Kürdistan’da değil, Kuzey Kürdistan’da da vardır. Eylem gücü sadece Şemdinli’de değil, Erzincan’da, Bingöl’de ve  Amed’de de vardır.  Son gerçekleşen Amed’deki polis eylemi bunun açık göstergesidir. Meşru savunma güçlerinin bu eylemlerde verdikleri mesajın herkesçe doğru okunması ve anlamasında büyük fayda vardır’’ denildi.   

Kongra-Gel, PKK ve PAJK örgütlerinin gerçekleştirdikleri kongrelere de dikkat çekilen açıklamada ‘’Kürdistan özgürlük hareketi 6. Kongre Gel Genel Kurulu, 10. PKK Kongresi ve PAJK’ın gerçekleştirdiği 7. Kongresiyle her türlü tasfiyeciliği aşarak Önderlik çizgisinde güçlü bir kararlaşma, netleşme ve  partileşme düzeyi yakalamıştır. Böylelikle uluslar arası komploya yol açan  yetersiz yoldaşlığın aşılmasının zemini yaratılmıştır. Önderliğin Özgürlüğüne ve Kürt halkının özgürlüğüne giden yol da, örgütsel ve sistemsel olarak ulaşılan netleşme ve kararlaşmaktan geçmektedir’’ ifadeleri yer aldı.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı açıklaması sonunda şu çağrılara yer verildi: ‘’Uluslar arası komplonun 10. Yıldönümünde bir kez daha Önderlik çizgisinin aşılmazlığı, gerillanın yenilmezliği,  Kürt halk özgürlük iradesinin kırılmazlığı kendisini ortaya koymuştur. Bu güvenle bu gün Kürdistan halkı her zamankinden daha fazla amacına kilitlenmiş bulunmaktadır.  Artık Önderliğinin  esaretiyle yanyana yaşamak istememektedir. Önderliğiyle birlikte demokratik çözüm kararlılığını ortaya koymuş bulunmaktadır.

 Komplonun 10. Yılında komployu boşa çıkarma mücadelesini daha fazla yükselterek bölge halklarının kardeşliği ve konfederal birliğinin yolunu açmak ve Kürt halkının demokratik-ulusal birliğini geliştirmek şimdi daha çok acil bir görev haline gelmiş bulunmaktadır.

Bu temelde tüm bölge demokrasi güçlerini egemenlikçi, şiddet ve komplocu politikalara tavır almaya, tehdit ve şantajlara karşı birlikte hareket ederek dayanışmaya içinde olmaya,  yurtsever Kürdistanlıları  her alanda örgütlülüklerini geliştirmeye ve serhıldanlarını yükseltmeye  çağırıyoruz.’’
                                                             
ANF NEWS AGENCY


YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞI AÇIKLAMASI
· AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
· Kürdistan dağlarında görkemli Kutlamalar
· PJAK’a 44 yeni savaşçı katıldı
· Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
· DTP Diyarbakır ve Cizre adayları netleşiyor
· YENİLENDİ-Adalet Divanı’ndan terör listesine bir darbe daha
· 2 HPG gerillası Lice'de toprağa verildi
· ‘Terör listesi’ yeniden düzenleniyor!
· İran Xinere ve Kandil’i, Türkiye Xakurke’yi bombalıyor

KCK
· Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
· KCK: 27 Kasım halkımızın bayramıdır
· KCK, virüslü e-maillere karşı uyardı
· Cemil Bayık'tan 'Fethullahçıları etkisiz kılmalıyız' çağrısı
· Güneyli güçler tarihi sorumlulukla karşı karşıya
· Her onurlu Kürt direnecektir
· KCK: ISS raporu provokatif amaçlıdır
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· Bozan Tekin Bask gazetesine konuştu
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı

© Rojaciwan.com