Meclis'te tezkere görüşmelerine katıldıktan sonra Diyarbakır'ın Lice
İlçesi'ne yapılmak istenen ancak ertelenen canlı kalkan yürüyüşüne
katılmak üzere Diyarbakır'a gelen DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, tezkere,
Diyarbakır'daki saldırı ve demokrasi güçlerinin nasıl bir yol izlemesi
gerektiğine dair DİHA'ya önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye'de bir
savaş yaşandığını ve bu savaşta insanların öldüğünü söyleyen Ayna, "Bu
savaşı tırmandırmanın çözüm olmayacağını defalarca kez söyledik. Buna
rağmen bu konuda en ufak bir adım atma gayreti bile gösterilmedi. En
son çözümü ölümde arayan. çözümü yok etmekte arayan bir mantıkla
tezkereye evet dendi. Burada devletin veya hükümetin dikkatinin
çekilmesi gereken yön şu; koca Meclis dün sınır ötesi operasyonu
değerlendirirken veya çözümü öyle bir yöntemde ararken sınırların
içinde Diyarbakır'da bir saldırı oldu. Geçtiğimiz aylarda Giresun'da
Karadeniz'deki illerde gelişen eylemler oldu. Bunlara baktığımız zaman
sınır ötesi operasyon gibi yöntemlerle aslında Türk halkının uyutulmaya
çalışıldığını görmek gerekiyor. Bu konuda bakın biz bir şeyler
yapıyoruz görüntüsü vermek için sınır ötesi operasyon kararı alınıyor"
dedi. Savaşa milyarlarca lira harcandığını ve insanların açlığa
yoksulluğa mahkum edildiğini ifade eden Ayna, "Sırf bu ekonomik yönü
açığa çıkmasın diye işte Genelkurmay Başkanı çıkıp parasızlıktan
çözemediğini söyleyebiliyor. Ya da dün yaptıkları gibi çıkıp 'açta
kalsak biz yine askeri yöntemlere para ayırırız' gibi söylemlerle
hamaset ediliyor. İnsanlar uyutuluyor başka bir şey değil. Yıllarca
söylediğimizi tekrar edeceğiz tekrar etmek durumundayız; çözüm savaşta
ve operasyonlarda değil. Çözüm demokratik yöntemlerdedir
demokratikleşmededir" diye konuştu.
'AKP çözümü ölümlerde arıyor'
Kürt sorununun demokratik çözümü için bir bütün olarak
Anayasa'nın değişmek zorunda olduğunu dile getiren Ayna, "Aynı zamanda
hükümet ve Meclis olarak şunu konuşmak zorundayız; Tamam, biz Kürt
sorununu bir yandan çözüyoruz. Türkiye'deki demokrasi sorununu bir
yandan çözüyoruz ama diğer yandan da Türkiye'deki bu demokrasi sorunu
nedeniyle, Türkiye'deki anti demokratik uygulamalar nedeniyle, tek
devlet tek millet ve tek bayrak gibi ulus devlet anlayışı nedeniyle
ortaya çıkan bir PKK var. Peki, 'Bunu nasıl çözeceğiz' diye bununda
projesini Meclis olarak hazırlamak ve ortaya koymak durumundayız"
şeklinde konuştu. Özellikle son dört yıldır AKP Hükümeti'nin savaşı
tırmandıran söylemleri olduğunu belirten Ayna, AKP'nin çözümü savaşta
ve ölümde arayan söylemleri olduğuna dikkat çekti. Diyarbakır ve
Şemdinli'deki saldırıların bu anlayışın sonucu olduğuna değinen Ayna,
"AKP'nin sorunu hiçbir şekilde diyalogla, uzlaşmayla çözmeyeceğinin
göstergeleri var. Buna karşılıkta sonuçta yaşanan bir savaş, savaşın
sonuçlarıdır bütün Türkiye olarak yaşadıklarımız" dedi.
Medyayı eleştirdi
Türkiye'de yaşanan süreç karşısında bir rahatsızlık olduğunu ve
bunun medyaya yansıdığına değinen Ayna, "Örneğin bir tanesi yani Hasan
Cemal köşesinde şunu diyebiliyor. Genelkurmay diyor ki 'Güneydoğu bana
ait. Kürt sorunu bana ait. Karışmayın.' İşte bu önemli bir tespittir.
Hükümette buna izin vererek 'Alın Kürt sorunu size aittir' dedi. Bu çok
önemli bir tespittir. Ancak medyada bir iki köşe yazarı böyle yazarken,
yaklaşım ise 'Neden öldürmüyorsunuz öldürün' deniyor. Medyanın
rahatsızlığı aslında buradadır. 'BBG evi' olmasından rahatsızlık
duyulmuyor. Diyorlar ki, 'BBG evi değilmiş.' Niye BBG evi değil diye
rahatsız olanlar var. Neden tekrar tezkereyi Meclis'e getiriyorsunuz
denilmiyor yazılarda, aksine hadi tezkereyi alın BBG evi yapın ölmeyin
öldürün böyle bir yaklaşımdır. Bu hiçbir şekilde demokrasiye sığmayan
bir yaklaşımdır" diye belirtti.
Ayna'dan özeleştirel yaklaşım
Demokrasi güçlerinin işin ciddiyetinde olmadığına da değinerek eleştirel yaklaşan Ayna, şu açıklamalarda bulundu:
"Yaşadıklarımıza baktığımız zaman bizim işin ciddiyetinde çokta
olmadığımızı söyleyebiliriz. Hala savaşı içimizde hissetmediğimizi
hissediyoruz. Şunu yapsaydık Ramazan Bayramında PKK tek taraflı ateşkes
ilan etti. Bunu ilan ettiği anda gördüğümüz anda Barış Meclisi, DTP,
SDP EMEP ve benzeri İnsan Hakları Derneği, Barolar, sivil toplum, kadın
ve genlik örgütleri gibi emek örgütçüleri hemen bir araya gelerek aman
bir 'Fırsat yakaladık, 'Bir araya gelelim' diyebilseydik. Bir araya
gelip devleti hükümeti bunu değerlendirmeye çağırsaydık o zaman
demokrasi güçlerinin büyüklüğünü ortaya koyabilirdik. O zaman Türk veya
Kürt fark etmezdi ciddi bir kamuoyu oluşturabilirdik. Ama ben şunun
farkındayım; bir çoğu bırak bunu yapmayı kararı duymadı bile. Hepimiz
dokuz gün bayramda ateşkes vardı fakat operasyonlar devam ediyordu. Biz
ise tatildeydik. Gereğini yerine getiremiyoruz. Yani demokrasi gücü
olmanın demokrasi mücadelesi verdiğini iddia etmenin barış mücadelesini
verdiğini iddia etmenin gereklerini yerine getirme başarısını yerine
getiremedik."Ayna, bir şeyleri devletten, hükümetten ya da oradan
buradan beklemek değil bu işi demokrasi güçleri yaparsa barışın
gerçekleşebileceğini vurgulayarak, "Biz gereğini yaparsak biz bu işi en
kısa zamanda bitirmek konusunda bir samimiyet gösterirsek birliktelilik
bir ruh gösterirsek ancak o zaman Türkiye'de cidden savaş bitecektir"
dedi.
'Hükümete bir kez daha çağrı yapılacaktı'
DÖKH ve YDG'nin canlı kalkan yürüyüşünü ertelenmesine de değinen Ayna, şunları kaydetti:
"DÖKH ve YDG'nin yaptığı bir eylem olacaktı. Ona katılmak için
Diyarbakır'a geldik. Diyarbakır'da gelişen olay nedeniyle
arkadaşlarımız durumu değerlendirmiş ve bu ortamda bunun mümkün
olmadığı görüşü ortaya çıkmış. Bir yıl önce yine böyle operasyon
döneminde bizim Kasrik Yürüyüşümüz olmuştu. Bu defa Lice'ye
gerçekleşecekti. O zamanki deklarasyonda bir çağrımız vardı. Hem
devlete hem de PKK'ye doğru bir çağrıydı. Ancak devlet cephesinde bizim
bu çağrımız tartışmaya bile değer görülmedi. Büyük bir ihtimalle
kadınlar ve gençlerde mücadelelerini devam ettireceklerini ve savaşın
olumsuzluklarını barışın bir ihtiyaç olmasını ve bu konuda hükümetin
üzerine düşeni yapması yönünde açıklamaları olacaktı."