Beritanların, Zilanların, Agitlerin İzinde Yürüyerek Bu Komployu Boşa Çıkartacağız (HPG Gerillaları 9 Ekim’i Değerlendiriyor) - 9 Ekim komplosu hangi temeller üzerinde gelişti ve biz bu komployu nasıl boşa çıkartabiliriz? Doğan KATO: 9 Ekim komplosu Kürt halkı üzerinde devam eden baskının ve Kürt halkının kendi ülkelerinde, kendi topraklarında bir 
parçalamayı
amaçlamaktadır. ‘70’li yıllarda Önderliksel bir hareket olarak PKK
hareketinin ortaya çıkışı, Kürdistan’ın sömürge altında oluşunun
ideolojik ve siyasi tahlilinin yapılmasıyla, uluslararası güçler
karşısında, Kürtlerin var oluş ve yok oluş süreci başladı. Emperyalist
güçler, BOP’u gerçekleştirmek istiyorlardı ve bu nedenle Ortadoğu’da iç
çekişmeler başlamıştı. Ortadoğu’da bu gelişmelere engel olabilecek bir
tek güç vardı; o da PKK hareketiydi, özgürlük hareketiydi ve
Önderlikti. Hareketimizi ve Kürt halkını yok etmek için, aslında bu
komployu Önderlik şahsında geliştirmek istediler. Uluslararası
komplonun başta ABD olmak üzere İsrail, İngiltere ve otuz beşe yakın
ülkenin, Önderliği önce Suriye’den Türkiye’yi kullanarak çıkarması ve
onu Afrika ülkelerine kadar göndermesi bir nevi Kürtlere yaklaşımın bir
göstergesidir.Belki
komplo günümüzde de hala devam etmektedir ama Önderliğimiz bu İmralı
süreci içerisinde duruşuyla bu komployu boşa çıkarmıştır. Hem Önderliğe
karşı fiziksel bir baskı, hem psikolojik bir baskı, hem de var olan
ideolojiden koparmak için her türlü tecrit yönelimlerine karşı
Önderlik, her zaman ki duruşuyla bu tür yönelimleri boşa çıkarmıştır.
Önderliğin buradaki duruşu, özellikle “Özgür İnsan Savunması”, “Bir
Halkı Savunmak” savunmalarıyla tüm uluslararası kirlilikleri ve bu
yönlü kurulan ittifakları ortaya çıkarmıştır. Önderlik kendi şahsında
komployu bu şekilde boşa çıkartırken, halk da serhıldanlar ve saflara
katılımlarını attırarak, komploya cevap olmuştur. Geçen dokuz yıllık
sürece baktığımız zaman, gerçekten büyük mücadeleler verilmiştir.
Özellikle Önderliğin tek kişilik tutuk evinde sergilediği büyük
direniş, halkla bağları koparma, gerilla ideolojisini özünden saptırma
politikalarını boşa çıkarmıştır. Tarihe de baktığımız zaman görüyoruz
ki, Önderlik düşmanın her saldırısına karşı bir hamle geliştirmiştir.
Önderlik İmralı’da da bu şekilde bir cevap olmuştur. Bizler de
Önderliğin mücadelesinin takipçileri olarak, onun ideolojisini
geliştirme ve mücadelesini ilerletmemiz gerekir. Bizim parti
İdeolojisinde netleşmemiz gerekir. Aslında süreç netleşme sürecidir.
2003 yılındaki tasfiyeciliğin hala günümüzde de devam eden etkilerine
karşı mücadele ederek, kendimizi netleştirmemiz gerekmektedir. Somut
olmasa bile, bu tasfiyeciliğin uluslararası güçler tarafından
hareketimizi, içten çökertme politikaları sonucu ortaya çıkarıldığını
söyleyebiliriz. Bu hareketin her militanı, uluslararası bu güçlerin her
türlü yönelimini kendi şahsında boşa çıkarmak için hem ideolojik, hem
siyasi, hem de askeri boyutta duruşu ve mücadelesiyle bir duruşun
sahibi olmak zorundadır. Bunun için de her militanın kendi şahsında,
komplo ve komplocu güçler karşısında kendisini netleştirmesi ve onun
savaşımını vermesi gerekir. Beritanca ideolojide derinleşmek, inançla
bu mücadeleye bağlanmak ve direnişte ısrar etmek ancak bu komployu boşa
çıkartabilir. Şahin ZAZA: Bu
komplonun amacı ele alındığında; komplo, Önderlik şahsında bir halkı ve
hareketi yok etmek, olmazsa da etkisizleştirmekti. Uluslararası
güçlerin, Önderliği etkisizleştirebilmek için yürütmüş oldukları bir
komplodur ve bu komplo hala günümüzde devam etmektedir. Ama Önderlik
duruşuyla ve ideolojisiyle, bu komploya karşı bir direniş sergiledi ve
komployu boşa çıkardı. Ortadoğu’ya hakimiyet kurabilmek, önlerindeki
tek güç olan Önderliği ortadan kaldırmak için uluslararası güçler, bu
komployu yürüttüler. Tabi ki Önderlik, bu komplocu güçlere karşı hiçbir
zaman felsefesinden ve ideolojisinden taviz vermemiştir. Önderlik,
partinin kuruluşundan bu yana şehitlere vermiş olduğu sözleri hiçbir
zaman unutmamış, halkı ve onlar için verdiği özgürlük mücadelesini, bu
temelde yaşatmıştır. Verdiği sözlerin takipçisi olarak, bu güçlere
karşı bir direniş vermiştir. Bu uluslararası güçler, Önderliği
yakaladıklarında, Önderliğin önüne iki seçenek koymuşlardır. Birincisi;
bizimle olacaksın. İkincisi; eğer bizimle olmazsan, seni imha ederiz.
Tabii bunlara karşı Önderlik, hiçbir zaman halkı ve mücadeleyi yalnız
bırakmamış, ideolojiyi daha da derinleştirmek ve halkı özgürlüğüne
kavuşturmak için her zaman bir mücadele içerisinde olmuştur. Her zaman
Önderlik, bu güçlere karşı mücadelesini sürdürmüştür. Bu güçlerin
amaçlarına ulaşmalarını engellemek için büyük bir direniş sergilemiş ve
ideolojiyi daha da derinleştirmiştir. Her zaman Kürt halkının ve
gerillanın yanında yer almıştır. Bizlerin de Önderliğin birer militanı
olarak, Önderliğin komployu boşa çıkartan gücüne karşı, her zaman
şehitler çizgisinde derinleşmeliyiz ve bunun mücadelesinde ısrarlı
olmalıyız. Her zaman inancımızı büyüterek ve bunun mücadelesinde
derinleşerek, bu çizginin bir takipçisi olarak bu komployu boşa
çıkartmalıyız. Önderliği iradesizleştirmeye dönük yönelimlere karşı,
bizlerin de Önderlik gibi inançla bir irade oluşturmamız gerekir. Bu
partiye katılırken verdiğimiz sözün takipçisi olmalıyız ve bundan taviz
vermemeliyiz. Ne kadar güçlü bir mücadele ve savaşım verirsek, o kadar
komployu boşa çıkartabilir, o kadar Önderliği özgürlüğüne
yakınlaştırabiliriz. Kendimizi ideolojik, askeri ve yaşamsal bazda
geliştirerek, büyük komutanlarımız Beritanların, Zilanların, Agitlerin
izinde yürüyerek, bu komployu boşa çıkartabiliriz. Zilan SORAN: Başta,
halkımız ve Önderliğimiz üzerinde yürütülen uluslararası komployu
kınıyoruz. Bu komplo sadece Önderlik üzerinde yürütülen bir komplo
değildir. Bu komplo, Önderliğimiz şahsında halkımız ve özgürlük
hareketimiz üzerinde yürütülmüştür. Bu komployla, özgürlüğü amaçlayan
hareketimizi tasfiye etmek istemişlerdir. Fakat bir sonuç
alamamışlardır. Her ne kadar, sonuç almak için hala komployu uygulamaya
çalışsalar da, Kürt halkının direnişi ve Önderliğin İmralı’daki duruşu,
komployu tamamen boşa çıkarmıştır. Bu amaçla, yine Önderliği
zehirleyerek, fiziki olarak imha etmek istemişler ama bunun deşifre
edilmesiyle komploları boşa çıkmıştır. Bu bizim ideolojimizin
derinliğinden ve gücüden kaynağını almaktadır. Önderlik,
kadını yeniden yaratmak için o kadar emek vermiştir. Bu yönlü
komplonun, Önderlik şahsında kadın özgürlüğüne de yönelik olduğunu da
belirtebiliriz. Bu nedenle kadın olarak, bu komployu boşa çıkarmak için
her şeyden önce, Önderliği yaşatmamız ve ideolojisini yaşamsal kılmamız
gerekmektedir. Ekim ayı hem Beritan arkadaşın şahadet yıldönümünün, hem
de komplonun yıl dönümünün yaşandığı aydır. Bu nedenle bu ay bizler
için daha büyük bir anlam içeriyor. Önderliğimize ve halkımıza karşı
yürütülen komploya karşı kadın olarak, Beritanca bir duruş ve direniş
sergilememiz gerekmektedir. Beritanca bir duruşa ulaşabilmek ve
Önderliğe karşı yetersiz yoldaşlığımızın özeleştirisini verebilmek
için, duruşumuzu ve ideolojideki derinliğimizi sorgulamamız ve bu
temelde bir katılım yapmamız gerekmektedir. Her şeyden önce bir kadın
olarak, Önderliğin bize biçmiş olduğu misyonu ve bize vermiş olduğu
emeğin ne kadar hakkını verebiliyoruz ve yerine getirebiliyoruz? Bunun
sorgulamasını yapmamız ve bu düzeye ulaşmak için bir mücadele
içerisinde olmamız gerekmektedir. Önderliğe Beritanca bağlı olmak ve
hiçbir zaman ruhta ve düşüncede teslim olmamak, bizim ilkelerimiz
olmalıdır. Kadın olarak, kendimizi ideolojide derinleştirmemiz ve onun
mücadelesi için kendimizi eğitmemiz gerekmektedir. Kendimizi ne kadar
ideolojide derinleştirirsek, o kadar komployu boşa çıkarmış ve düşmanı
darbelemiş oluruz. Bunun bilinciyle ideolojiye yaklaşmalıyız. Ne kadar
kendimizi geliştirirsek, o kadar Önderliği de özgürleştireceğiz. - Kadın hareketi ve kadın gerillalara bu süreçte düşen görevler nelerdir? Tavge AMED: 9
Ekim komplosu, Önderliğe karşı yürütülen komplonun ilk adımıydı. Bu
komplo planları, 15 Şubat komplosuyla pratikleşti ve hala da amacına
ulaşmak için kendisini farklı biçimlerde pratikleştiriyor. Bu aslında
Önderlik şahsında, Ortadoğu’ya müdahalenin ilk adımı olarak da
değerlendirilebilir. Önderliğin ideolojisi ve mücadelesi, egemen
güçlerin orta doğudaki çıkarlarına engel oluyordu. Bu konuda Önderlik,
önemli bir güç teşkil ediyordu. Önderliğin Ortadoğu’da egemen olmak
isteyen güçler üzerinde yapmış olduğu çözümlemeler, o güçlerin
oyunlarını deşifre ediyordu ve bu oyunların önüne engel oluyordu. Bu
komplonun amacı, uluslararası güçlerin emellerini gerçekleştirebilmek
için, önlerine engel gördükleri Önderliği etkisizleştirmek ve bu
temelde Ortadoğu’ya müdahale edebilmekti. 9 Ekim komplosu da bu
müdahalenin, ilk adımıydı denilebilir. Zaten bundan sonra Ortadoğu’ya
müdahaleler gelişti, gerek Irak’a askeri müdahaleler gerekse, diğer
ülkelere siyasi ve ekonomik müdahaleler şeklinde kendisini gösterdi. Bu
müdahalelerin önünde engel olarak gördükleri Önderliksel bir hareket
olan mücadelemizi, ortadan kaldırmak istediler. Bu nedenle direk
Önderliğe yöneldiler. Bir anlamda Önderliği düşünsel olarak, ya da
fiziki olarak yok ettikleri zaman, özgürlük ideolojisini de yok
edeceklerini düşündüler. Fakat başarılı olamadılar. Belki Önderlik
Avrupa’ya çıktıktan sonra hareketimiz belli zorlanmaları yaşadı ama
daha sonra, yine Önderliğin perspektifleriyle bu zorlanmalar aşıldı.
Belki Önderlik, fiili olarak yoktu yanımızda ama düşüncesi ve
ideolojisiyle her zaman yanımızda oldu. Önderliğin bizlere vermiş
olduğu emekle, yine en büyük destek oldu. Bu nedenle insan bu komplonun
boşa çıkarıldığını söyleyebilir. Belki şu anda da bu komplo hala devam
da ediyor ama direnişimiz bu komployu da boşa çıkarmaya yöneliktir.
Hala halka yönelik baskılar, hareketimize karşı inkâr ve imha
politikaları ve en önemlisi de Önderliğimize karşı tecrit, izolasyon ve
işkence devam etmektedir. Bir Önderliksel hareket olarak bizler, ne
kadar Önderliğin ideolojisini bir güç olarak kendimizde yaşamsal
kılarsak, o kadar komployu da yine boşa çıkarmış olacağız, mücadelemizi
ne kadar bu yönlü büyütürsek, amaçlarımıza o kadar yakınlaşmış
olacağız. Amacımız Önderliğin özgürlüğüyse, bizler de hiçbir zaman
teslim olmadan, kendimizi ideolojik anlamda donatıp mücadelemizi
büyüterek amacımıza ulaşırız. Beritanca, teslimiyete karşı çıkmalı ve
onun yaşamını, bağlılığını, ideolojideki derinliğini kendimize esas
almalıyız. Bilmeliyiz ki; bu komployu, ancak Beritanca bir duruş boşa
çıkarabilir. “Devrim fırtınalı kişilik ister” sözüyle yola çıkarak,
kendimizde fırtınalar yaratıp, içimizdeki gerilikleri yıkıp, Önderliğin
bizden istediği kişilikleri yaratmamız ve o temelde bir mücadele
vermemiz gerekmektedir. Bunu başarabilmek için sürekli kendimizi
sorgulamamız ve ideolojide derinleşmek için kendimizi eğitmemiz
gerekmektedir. Bu komplo, Önderliğin düşüncelerine ve mücadelesine
karşı yürütüldüyse, bizler de Önderliğin düşüncesini her zaman yaşatıp,
yaymalıyız. Delila ZİLAN: 9
Ekim komplosu, Önderlik şahsında bir mücadeleye ve halka yönelik
başlatıldı. Bu ideolojinin temelini oluşturan Önderlik, “bu hareket bir
kadın hareketidir” demiştir. Bu nedenle, bu komplo bir nevi kadın
özgürlüğüne karşı da yürütüldü, denilebilir. Sistem kadını asimile
ederek, kendi özünden uzaklaştırarak köleliğini daha da derinleştirmek
isterken, Önderlik bu köleliği yıkıp yeni, özgür bir kadın yaratmaya
çalışmıştır. Kadın özgürleştikçe, sistem de temelden çökecektir. Bu
nedenle hareketimiz, sisteme ideolojik olarak bir engel teşkil
etmiştir. Heval Bertan’ın da şahadet yıl dönümü vesilesiyle de insan
şunu belirtebilir: 9 Ekim komplosuna karşı Beritanca bir duruş, cevap
olabilir. Bir kadın olarak, ne kadar Önderlikle birlikte olur ve onu
kavrarsak, o kadar onu da kendimizi de özgürleştirebilir ve onun
bizlere vermiş olduğu emeğe karşılık, bir cevap olmuş oluruz. Beritanca
yaşamak lazım -ki komplocular anlasınlar bu mücadeleyi kavrayanlar,
asla teslim olmazlar. Önderliği kavrayanlar, asla onun düşüncesinde ve
çizgisinden ayrılmazlar.- Beritanca bir direniş ve bağlılık, 9 Ekim
komplosunu boşa çıkartacak ve Önderliği özgürlüğüne kavuşturacak tek
yoldur. |