HPG: Komutan Medya ile birkaç gün...
Gönderen: zinar_adar Tarih: 13.10.2008, 09:19:02 (717 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
ZAGROS / Bir süredir bir gazeteci olarak Gerilla bölgelerine ziyaretlerimiz oluyor. Dağda yaşayan PKK militanları ve HPG gerillalarını daha fazla tanıma onların mücadelelerini ve amaçlarını kendilerinden dinleme, yaşamlarını bizzat onlarla birlikte yaşayarak gözlemleme fırsatımız oluyor.  Bu ziyaretlerimizde onlarla birlikte çeşitli tehlikeler atlatıyoruz. Zira dağlar savaş alanı. Savaş uçakları hemen her gün tepemizde... Ancak bu saldırılar artık gerilla için günlük hayatın bir parçası olmuş durumda. Birkaç haftadır gerillanın bu savaş ortamındaki hayatlarını anlamak istedik. İşte o gerillalarından biri...
 
Medya Botan, 12 yıllık bir gerilla... Bugün Medya Savunma Alanlarında tabur komutanlığı yapıyor. Kendisiyle gerillaların karargahında tanıştık ve birkaç gün birlikte kaldıktan sonra onunla birlikte komutasındaki güçleri ziyaret etmek üzere yola çıktık. Tabi ‘ziyaret’ dedimse, bu bize daha uygun bir kelime. Zira gerilla Medya için alanda küçük birlikler halinde mevzilenmiş olan güçleri dolaşma rutin hale gelmiş.
 
Hareketliliğin gerilla yaşamının bir parçası olduğunu belirten Medya Botan “PKK’de görev ateşten bir gömlektir. Görevin varsa daha da fazla çalışmalı daha fazla hareketli olmalısın” diyor. Alt komutasına güvendiğini ama sık sık gücü dolaşıp, durumlarını ve mevzilenmelerini kontrol etmeden rahat edemediğini belirtiyor Medya. Sürekli gücü dolaşmasının nedeninin sadece bununla sınırlı olmadığını arkadaşlarıyla, savaşçılarıyla güçlü bağlarının oluştuğunu ve kendilerini özlediğini; yaşamı onlarla dolu dolu paylaşmakve kendilerine daha fazla emek vererek ve tecrübelerini aktarmak istediğini de anlatıyor.
 
BOTAN SEVDALISI
 
Yol boyunca sohbetimiz devam ediyor. Medya’ya neden Botan soyadını aldığını soruyorum. O’da “Botan benim gerilla ile ilk tanıştığım, yüreğimi bıraktığım alan” diyor. Henüz çok küçük yaşlarda katıldığı gerilla saflarında büyüdüğünü ve Botan’da kendisini bulduğunu belirtiyor.  Zorluklarla mücadele ederek kişiliğinin oluştuğunu anlatan Botan, canından çok sevdiği birçok yoldaşını Botan topraklarına kendi elleriyle defnettiğini söylüyor.
 
Medya’nın Botan Alanını anlatırken daha fazla parlayan yeşil gözlerini, şehit yoldaşlarını anlatırken bir hüzün kaplıyor. ‘’Yeniden Botanla buluşacağım” diyor. Fakat yol boyunca Medya’nın fiziksel olarak zorlanmaları olduğunu da görüyorum ve kendisine “Botan gibi savaşın en yoğun olduğu bir alanda zorlanmazmısın?’” diye soruyorum. Cevabı oldukça net: “Yaşamımızda hiçbir şey kolaylıkla başarılmadı. Bende Botan’da geçmiştekinden daha fazla zorlanacağımın farkındayım. Fakat sorun fizik değil. Bir gerilla için en önemli şey başarı ruhu ve iradedir. Bunca yıllık gerilla yaşamımız bize çok şey kazandırdı. İrademiz gelişti. Koşullardan kaynaklı olarak fiziğimizdeki bütün zorlanma ve yıpranmalara rağmen direngenliğimiz arttı. Belki bugün eskiye göre daha fazla sağlık sorunlarım var, fakat fiziğimin buna rağmen eskiye oranla daha direngen olduğunu hissediyorum. Üstelik Botan, Dersim ve bunlar gibi en sıcak savaş alanlarında gerillacılık yapan benden fiziksel olarak benden daha fazla zorlanan arkadaşlar da var” diyor.
 
Gerilla Medya’nın sadece sözlerinden değil ses tonundan da bu konudaki ciddiyetini ve inancını hissedebiliyorum. Gerilla alanlarında gazetecilik yapan ben daha öncede bir çok gerilladan savaş anılarını, onların en zorlu koşullarda nasıl direnişler geliştirdiğini dinlemiştim. Savaşta kolunu, bacağını, çenesini  kaybettiği halde günlerce direnerek yaşamda kalmış ve arkadaşlarına ulaşmayı başarmış birçok gerillanın hikayesini sadece ben değil çıkan gerilla anılarından ilgili olan herkeste okumuştur. Medya’nın cevabı tam da bunları pekiştiriyor. Ve ben bilimi bile şaşırtacak düzeyde insan iradesini geliştiren bu hareketin militanlarına bir daha böyle bir soru sormamaya karar veriyorum.
 
İNSANCAN VE KADINCA KOMUTANLAŞMA
 
Yola devam ediyoruz... Medya ile sohbet ederken oldukça rahatım ve kendisine kafama takılan bir çok konuyu rahatlıkla sorabiliyorum. Zira oldukça içten ve samimi olduğunu hissedebiliyorsun. Neşelendiğinde adeta çocuksu bir havaya bürünüyor ve gözlerinin içi gülüyor. Hüzünlendiğinde özellikle de şehit yoldaşlarını anlatırken gözlerindeki ifade insanı adeta delip geçiyor.
 
Savaşın bütün zorluklarına ve yaşattığı acılara rağmen nasıl olupta bu derece çocuksuluğunu koruduğunu merak ediyorsunuz. Yine tarih, sosyoloji, kültür, yaşam, siyaset, savaş ve pek çok konuda kendisiyle tartışabiliyorsunuz. Bir o kadar da mütevazi. Karşısındaki kim olursa olsun dinlemeyi ve ondan da öğrenmeyi esas alan kendini yetersiz gördüğü noktaları ise açıklıkla ifade edebillen tarzıyla oldukça çekici. Onunla konuşurken aklımdan devletlerin ordularındaki komutanlar geçiyor. Onların şatafatları, ciddi görünmek için kendilerini oldukça kasmaları ve kalıplar arasında sıkışmış ceberrut kişilikleri ve dikte eden sesleri geçiyor.
 
Oysa Medya hem sade, neşeli ve canlı hemde duruşuyla ciddiyetini her an koruyor. Bunca yıl sıcak savaş alanında kalmış ve tabur komutanlığına yükselmiş olmasına rağmen kişilik özellikleri bana PKK’ deki komuta anlayışının özelliklede kadınca komutanlaşmanın farklılığını ve gücünü gösteriyor. Çünkü o bir işgal ve sömürü ordusunun değil insanlığın, halkının ve kadının onurunu korumak için mücadele eden bir hareketin komutanı. 
 
DÜNYAYA AÇILAN PENCERELERİ, RADYOLARI
 
Sabah erken saatlerde başlayan yolculuğumuzda yol boyu süren sohbetimiz bize hem zamanı hem de bir nebze olsun yorgunluğumuzu unutturuyor. Saatin öğlen onbiri bulduğunu Medyanın elindeki radyodan öğreniyoruz. Askeri nedenlerden kaynaklı gerilların dünyayla ve toplumla bağını kuran en temel araçları küçük el radyoları. Diğer gerillalar gibi Medya’nın da radyosu hep yanında ve açık. Radyo yayını devam ediyor. Medya’ya gerillaların radyolarını yanlarından ayırmadıklarını söylüyorum. O da gülümseyerek “doğru” diyor. Ve bu şekilde halkı dünyayı daha fazla takip edebildiklerini ve radyonun kendileri için sadece mekanik bir araç olmadığını belirtiyor. Radyoları onların artık bir parçaları olmuş.
 
Konuşmamız sürerken radyo yayını devam ediyor. Mezopotamya’da müzik programı yayınlanıyor. Yayını yapan nisan ayında Dersim’de yaşamını yitiren Savaş Amed’in ailesinin cenaze töreninde ellerine kına yakarak kendisini son yolculuğuna uğurladıklarını hatırlatıyor. Savaş Amed ve onunla birlikte şehit düşen arkadaşı şahsında bütün özgürlük şehitleri için kına parçasını çalıyor. Radyodan yükselen yükselen müzik bana bütün araziyi kaplayan acılı bir çığlık gibi geliyor.
 
Gerilla Medya yere öylece oturarak uzun süre sessiz kalıyor. Uzun süre sessizce birbirimize bakakalıyoruz. Ve sonra sessizliği bozan Medya oluyor. Göz yaşına hakim olamayarak “Onlar altın çocuklardı. Kürdistan toprağına aşkla bağlılardı” diyor. 
 
 
‘SESLERİNE YANKI OLMALIYIM’
 
Otuduğumuz yerden kalkıyor ve yeniden yürümeye başlıyoruz. Fakat bu defa tempomuz öncekine oranla bir hayli düşmüşdurumda. Artık yol boyunca ikimizde çok fazla konuşmuyoruz ve yaklaşık birbuçuk saat sonra gerilların konumlandığı alana ulaşıyoruz. Sayılarının bir takım olduğunu öğrendiğim gerillalar bizi özellikle de Medya’yı oldukça sıcak karşılıyorlar. ‘Noktanın’ içine girene kadar da gerillaları fark edemiyorum. Çünkü konumlandıkları alan oldukça dik ve adeta birer apartmanı andıran dev kayalıklarla dolu.
 
Merhabalaşmanın ardından  kayalıkların önünde bir çember biçiminde oturuyoruz. Medya herkese tek tek durumlarını soruyor. Onlar da hep bir ağızdan, iyi olduklarını söylüyorlar ve oldukça neşeli görünüyorlar. Bu birliğin sayısı yarıya yarıya kadın gerillalardan oluşuyor. Ateşin etrafında bir yandan çaylarımızı yudumluyor bir yandan da Medya’nın sohbetini izliyorum. Medya orada olmayan bazı gerillaları soruyor. Takım komutanından iki arkadaşlarının göreve gittiği, iki arkadaşlarının da nöbetçi olduğu cevabı geliyor. Sohbetimiz ilerlerken bir gerilla nöbet değişiminin yapılması gerektiğini söylüyor ve iki gerilla nöbete gitmek üzere yanımızdan ayrılıyor.
 
Gerillalarda insanı etkileyen bir neşe ve canlılık hemen dikkatimi çekiyor. İlerleyen saatlerde yorgun olmamdan dolayı hazırladıkları yere geçip dinlenebileceğimi söylüyorlar. Hazırlanan yere geçiyorum. Oldukça açık bir gece ve gökyüzü oldukça parlak. Bir süre yıldızlara bakıyorum ve yıllar önce tercihini dağlardan yana yapıp gerilla saflarına katılan arkadaşlarımla bu yolculuklardan birinde karşılaşabilirim umudunu taşıyorum. Bir yandanda, hala oturmuş sohbet eden gerillaların seslerini duyuyorum. Hepsi öylesine genç, heyecanlı ve iddialı ki olası bir durumda mevzilerini en iyi biçimde savunacaklarına inanmama rağmen bu kadar genç insanların özgür bir gelecek için canlarından, herşeylerinden fedakarlıkta bulunmaları içimi burmuyor değil. Bende  onların seslerini geleceğe taşırabilme arzusu daha da yakıcılaşıyor
 
‘BİZ ZENGİN BİR TOPLULUĞUZ’
 
Ertesi sabah gerillaların ’rojbajı’ ile uyandım ve kahvaltının çoktan hazırlanmış olduğunu gördüm. Kahvaltının hemen ardından nöbetçiler değiştirildi. Geri kalan bütün gerillalar toplantıya geçtiler. Zira gerillalarla daha önceki sohbetlerimden onların düzenli ve ihtiyaca göre çeşitli toplantılar yaptıklarını biliyorum. Oturduğum yerden toplantıdaki gerillları izleyebiliyorum. Gerillaların birbiri ardına Medya Botan’dan söz aldıklarını ve yoğun bir tartışmanın geliştiğini görüyorum. En son olarak toplantıyı yönlendirmekle görevlendirilen genç gerillanın daha sonra da Medya Botan’ın söz aldığını görüyorum. Medya’nın konuşmasının ardından toplantılarını bitiriyorlar. Medya’ya “toplantılarınız her zaman bu kadar uzun mu sürüyor?” diyorum. Oda “ihtiyaca göre değişiyor.  Biz zengin bir topluluğuz. Çeşitli kültür düzeylerinden, farklı sınıflardan kadın ve erkek biraraya gelerek,  sınıflı sisteme ve onun ordularına karşı mücadele yürüten bir gücüz. Tabi bizlerde tümüyle bu sistemin yüklediği bazı geri özelliklerden arınmış değiliz. Güzel, kollektif bir yaşamı yaratabilmek için kendi içimizde sınıf, cins ve kişilik mücadelesi yürütüyoruz. Hem yaşamdaki tartışmalarımızla hem eğitimlerimizle hem de toplantılarımızla sorunlarımızı aşmaya çalışıyor ve yeni yaşamı, yeni insanı yaratmaya çalışıyoruz” diyor.
 
‘ATEŞİN DİLİ’
 
Daha sonra yemek hazırlıkları başlıyor. Gerillalardan bazıları odun topluyor. Bazıları su getirmeye gidiyor. Medya yemeği kendisinin yapacağını söylüyor. Ve en pratik yemek olan hazır çorba yapmaya karar veriyorlar. Gerillaların her biri işlerin bir ucundan tutuyor. Bende ateşi yakmaya çalışıyorum. Fakat gerilla ateşinin dumansız olması gerekiyor. Yardımıma henüz 18 yaşında olan gerilla Nalin yetişiyor. Bana ateşin dilini anlatıyor.  
 
Nalin  öncelikle ocağın içindeki bütün külü temizliyor ve “ateş dermiş ki beni suyun karın üzerinde yak ama asla külün üzerinde yakma. İşte bu, ateşin birinci kuralıdır. İkinci olarak da ateşe fazla sabırsız yaklaşma ve onu fazla karıştırma onun iyice tutuşmasını bekle” diye konuşuyor. Ve kısa sürede onu hiç duman çıkarmadan yakmayı başarıyor.
 
Bense yaşları benden çok genç olmalarına rağmen bu gencecik gerillalardan öğreneceğim çok şey olduğunu daha fazla anlıyor ve kendilerini daha fazla tanımak için sabırsızlanıyorum. Kısa sürede kollektif çalışma ile gündelik bütün işler hallediliyor.
 
Yemekten sonra bazı gerillalar dinlenmek bazı gerillalar ise kitaplarını okuyabilmek için mangalarına çekiliyorlar. Ben, Medya, Axin ve birlikten birkaç gerilla oturmuş çayımızı içiyoruz. Bu esnada göreve giden iki gerilla yüklemiş oldukları katırlarıyla yanımıza ulaşıyorlar. Herkes onlara kolay gelsin diyor. Ve iki gerilla onlara yardım etmek için yanlarına gidiyor. Yüklerini indirerek yanımıza geliyorlar. Isimlerinin Fikret ve Zerdeşt olduklarını öğrendiğim iki gerilla ”hoşgeldiniz” diyorlar.
 
Medya biraz soluk aldıklarını gördükten sonra onlara göreve ilişkin sorular soruyor. Konuşma uslubundan Amed’li olduğu anlaşılan Fikret her bir soruya teker teker cevap veriyor ve sonunda gülerek “görev başarıyla yerine getirilmiştir komutanım” diyerek hazırola geçiyor. Medya’da dahil diğer gerilların hepsi Fikretin sempatik tavırları karşısında kahkahalarla gülüyorlar. Aralarındaki espirilerden savaşçılarının Medya’ya karşı oldukça rahat olduklarını ama bir o kadarda saygılı olduklarını komutanlarının her söylediğini uygulamaya çalıştıklarını ve bir çok noktada kendisine danıştıklarını görüyorum
 
‘RÜYAMDA BOTAN’DAYIM’
 
Sohbet esnasında gerillar Komutan Medya’ya sık sık Kuzey alanına geçme istemlerinden bahsediyorlar. Hemen hepsi artık güney alanında yeterince kaldıklarını ve kuzeye geçmek istediklerini anlatıyorlar. Gerilla Fikret “heval Medya dün gece rüyamda Botan’daydım. Arkadaşlar çatışmaya girmişlerdi. Ben onlara takviye gidiyordum. Bak rüyalarım bile benim artık Botan’a gitmem gerektiğini söylüyor” diye konuşuyor. Ve yeniden herkes gülmeye başlıyor. Ardından hemen hemen bütün gerillalar Fikreti destekleyerek, ‘bizim de’ diyorlar. Kendisi de bir Botan sevdalısı olan Medya’nın yüz ifadesinden ve gözlerindeki parıltıdan, savaşçılarının istem ve kararlılığından oldukça mutlu olduğu anlaşılıyor. Medya onlara “Bende Botana gitmek istiyorum, Ama ben de sizde ancak örgüt uygun görürse gidebiliriz. Beni ben yapan Botan alanıdır. Fakat Botanı’da Botan yapan PKK’dir.” diyerek hem kendini hemde savaşçılarını ikna etmeye çalışıyor.
 
‘BİR KADIN KOMUTASINDA OLMAKTAN MUTLUYUM’
 
Medya  henüz yeni bir gerilla olan Ruken’le tartışmalarıgerektiğini söylüyor ve yanımızdan ayrılıyor. Yanımda kalan birkaç gerillaya “gerillaya katılmaya karar verdiğinizde nasıl komutanlarınız olacağını düşünürdünüz?” diye soruyorum. Bazıları örgütü daha önceden tanıdığını ve komuta tarzını bildiklerini ifade ediyorlar. Gerilla Zerdeşt ise “ben bunun üzerine çok fazla yoğunlaşmamıştım. Fakat gerillaya katıldıktan sonra PKK’deki kadının komutanlaşma düzeyini gördüm. Kadın mücadelenin başından beri içinde yer alıyor. Savaş  ve komutanlaşma anlamında da kendinde ciddi gelişmeler yaratmış. Belki yıllarca dağlarda kalan arkadaşlar için bu oldukça normal fakat sistem içindeki bir insan için kadının bu derece güçlendiğini ve daha fazla erkek işi olduğu düşünülen savaşta bu derece yetkinleştiğini birebir görmek hem şaşırtıcı hemde etkileyici” diyor.
 
Gerilla Zerdeşt PKK içindeki kadının sadece askeri anlamda değil, sosyal, siyasal ve duygusal olarakta çok geliştiğini ifade ederek bir kadının komutasında olmaktan mutlu olduğunu ekliyor.
 
ANİ GÖREV
 
Gerilla birliğine ulaştığımızın ikinci günü akşama doğru çantası ile birlikta bir gerilla birliğe geldi. Bizlerle merhabalaşıp bir süre dinlendikten sonra gerilla Medya ile birlikte bir başka yere geçti. Yaklaşık yarım saat sonra Medya takım komutanı Botan’ı da yanlarına çağırdı. Konuşmaları bittikten sonra görevlendirmelerin yapılacağını belirterek nöbetçiler dışında tüm takım yapısını topladılar. Toplantının ardından, bir grup gerillanın göreve gideceğini öğreniyorum Göreve gidecek olan gerillalar oldukça moralli görünüyor. Fakat birkaç gerilla Medya’NIN yanına gelerek kendilerinin de gruba dahil olmak istediklerini belirtiyorlar. Medya onları “bir dahaki sefere” diyerek tesilli ediyor.
 
Ani bir görev çıkıyor ve bir grup gerilla birliğe gelen kuryeyle birlikte uzun süren bir göreve gidecekler. Anlatılanlara göre gerillaların yolu uzun ve yolda çeşitli tehlikelerle karşılaşabilirler. Görevlendirilen gerillar hemen hazırlığa girişiyorlar. Diğer gerillalar da onların hazırlıklarına yardımcı olmaya çalışıyorlar. Arkadaşları sabah erken saatlerde yola çıkacaklar. Bazıları onlara ihtiyaçlarını soruyor. Kimi ise erzak hazırlıyor. Grup komutanı Bermal adında Güney-Batı Kürdistanlı bir kadın gerilla. Bu onun ilk görevi olmadığını öğreniyorum. Gerilla Bermal görevi başarıyla sonuçlandıracağına inanıyor ve kendisine güveniyor. Ben ise onları izlerken gerilla olduklarını bilmeme rağmen ani gelişen bu göreve ne kadar çabuk adapte olduklarına ve hazırlandıklarına şaşırıyorum.
 
VE YOLLARA ÇIKMAK...
 
Birliğe ulaştıktan sonra üçüncü günümüzde sabahın ilk saatlerinde uyanıyoruz. Ve göreve gidecek olan grubu uğurlamak üzere tören sırasına geçiyoruz. Gurup hepimizle vedalaştıktan sonra yola çıkıyor. Rahtları, silahları ve sırtlarındaki çantalarıyla birlikte hazırlar. Birkaç fotoğraflarını çekiyorum ve uzun süre arkalarından baka kalıyorum. O kadar hızlı ilerliyorlarki, adeta kıvrılıp akan patikalar üzerinde uçuyorlar. Bir süre sonra onları gözden kaybediyorum. Ve diğer gerillaların yanına gidiyorum. Gerilla Medya bana kahvaltıdan sonra tekrar yola çıkacağımızı söylüyor. Kahvaltının ardından diğer gerillalarla vedalaşarak yola çıkıyoruz. Gerilla Axin’de bize katılıyor ve bu kez öncülüğü o üstleniyor. Bense tam olarak nereye gideceğimizi bilmeme rağmen yeni gerillalarla tanışmak onları tanıyabilmek için sabırsızlanıyorum.
  
YASAL UYARI: Fırat Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak yasaktır
 
Copyright 2008
ANF NEWS AGENCY



YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı

HPG
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  HPG'li olduğu iddia edilen 3 cenaze Lice'ye getirildi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· Gerilladan karakola top atışı!
· HPG'liler Hasankeyf’te karakol bastı
· Gerillaya katılımlar her geçen gün artıyor
· Kasım ayı başından beri gerilla alanları bombalanıyor
· Hava saldırısında 2 gerilla yaşamını yitirdi
· Kandil’de savaş uçakları dolaşıyor

© Rojaciwan.com