| ZAGROS / Bir süredir bir gazeteci olarak Gerilla
bölgelerine ziyaretlerimiz oluyor. Dağda yaşayan PKK militanları ve HPG
gerillalarını daha fazla tanıma onların mücadelelerini ve amaçlarını
kendilerinden dinleme, yaşamlarını bizzat onlarla birlikte yaşayarak
gözlemleme fırsatımız oluyor. Bu ziyaretlerimizde onlarla birlikte
çeşitli tehlikeler atlatıyoruz. Zira dağlar savaş alanı. Savaş uçakları
hemen her gün tepemizde... Ancak bu saldırılar artık gerilla için
günlük hayatın bir parçası olmuş durumda. Birkaç haftadır gerillanın bu
savaş ortamındaki hayatlarını anlamak istedik. İşte o gerillalarından
biri...
Medya Botan, 12 yıllık bir gerilla... Bugün Medya Savunma
Alanlarında tabur komutanlığı yapıyor. Kendisiyle gerillaların
karargahında tanıştık ve birkaç gün birlikte kaldıktan sonra onunla
birlikte komutasındaki güçleri ziyaret etmek üzere yola çıktık. Tabi
‘ziyaret’ dedimse, bu bize daha uygun bir kelime. Zira gerilla Medya
için alanda küçük birlikler halinde mevzilenmiş olan güçleri dolaşma
rutin hale gelmiş.
Hareketliliğin gerilla yaşamının bir parçası olduğunu belirten
Medya Botan “PKK’de görev ateşten bir gömlektir. Görevin varsa daha da
fazla çalışmalı daha fazla hareketli olmalısın” diyor. Alt komutasına
güvendiğini ama sık sık gücü dolaşıp, durumlarını ve mevzilenmelerini
kontrol etmeden rahat edemediğini belirtiyor Medya. Sürekli gücü
dolaşmasının nedeninin sadece bununla sınırlı olmadığını
arkadaşlarıyla, savaşçılarıyla güçlü bağlarının oluştuğunu ve
kendilerini özlediğini; yaşamı onlarla dolu dolu paylaşmakve
kendilerine daha fazla emek vererek ve tecrübelerini aktarmak
istediğini de anlatıyor.
BOTAN SEVDALISI
Yol boyunca sohbetimiz devam ediyor. Medya’ya neden Botan soyadını
aldığını soruyorum. O’da “Botan benim gerilla ile ilk tanıştığım,
yüreğimi bıraktığım alan” diyor. Henüz çok küçük yaşlarda katıldığı
gerilla saflarında büyüdüğünü ve Botan’da kendisini bulduğunu
belirtiyor. Zorluklarla mücadele ederek kişiliğinin oluştuğunu anlatan
Botan, canından çok sevdiği birçok yoldaşını Botan topraklarına kendi
elleriyle defnettiğini söylüyor.
Medya’nın Botan Alanını anlatırken daha fazla parlayan yeşil
gözlerini, şehit yoldaşlarını anlatırken bir hüzün kaplıyor. ‘’Yeniden
Botanla buluşacağım” diyor. Fakat yol boyunca Medya’nın fiziksel olarak
zorlanmaları olduğunu da görüyorum ve kendisine “Botan gibi savaşın en
yoğun olduğu bir alanda zorlanmazmısın?’” diye soruyorum. Cevabı
oldukça net: “Yaşamımızda hiçbir şey kolaylıkla başarılmadı. Bende
Botan’da geçmiştekinden daha fazla zorlanacağımın farkındayım. Fakat
sorun fizik değil. Bir gerilla için en önemli şey başarı ruhu ve
iradedir. Bunca yıllık gerilla yaşamımız bize çok şey kazandırdı.
İrademiz gelişti. Koşullardan kaynaklı olarak fiziğimizdeki bütün
zorlanma ve yıpranmalara rağmen direngenliğimiz arttı. Belki bugün
eskiye göre daha fazla sağlık sorunlarım var, fakat fiziğimin buna
rağmen eskiye oranla daha direngen olduğunu hissediyorum. Üstelik
Botan, Dersim ve bunlar gibi en sıcak savaş alanlarında gerillacılık
yapan benden fiziksel olarak benden daha fazla zorlanan arkadaşlar da
var” diyor.
Gerilla Medya’nın sadece sözlerinden değil ses tonundan da bu
konudaki ciddiyetini ve inancını hissedebiliyorum. Gerilla alanlarında
gazetecilik yapan ben daha öncede bir çok gerilladan savaş anılarını,
onların en zorlu koşullarda nasıl direnişler geliştirdiğini
dinlemiştim. Savaşta kolunu, bacağını, çenesini kaybettiği halde
günlerce direnerek yaşamda kalmış ve arkadaşlarına ulaşmayı başarmış
birçok gerillanın hikayesini sadece ben değil çıkan gerilla anılarından
ilgili olan herkeste okumuştur. Medya’nın cevabı tam da bunları
pekiştiriyor. Ve ben bilimi bile şaşırtacak düzeyde insan iradesini
geliştiren bu hareketin militanlarına bir daha böyle bir soru sormamaya
karar veriyorum.
İNSANCAN VE KADINCA KOMUTANLAŞMA
Yola devam ediyoruz... Medya ile sohbet ederken oldukça rahatım ve
kendisine kafama takılan bir çok konuyu rahatlıkla sorabiliyorum. Zira
oldukça içten ve samimi olduğunu hissedebiliyorsun. Neşelendiğinde
adeta çocuksu bir havaya bürünüyor ve gözlerinin içi gülüyor.
Hüzünlendiğinde özellikle de şehit yoldaşlarını anlatırken gözlerindeki
ifade insanı adeta delip geçiyor.
Savaşın bütün zorluklarına ve yaşattığı acılara rağmen nasıl
olupta bu derece çocuksuluğunu koruduğunu merak ediyorsunuz. Yine
tarih, sosyoloji, kültür, yaşam, siyaset, savaş ve pek çok konuda
kendisiyle tartışabiliyorsunuz. Bir o kadar da mütevazi. Karşısındaki
kim olursa olsun dinlemeyi ve ondan da öğrenmeyi esas alan kendini
yetersiz gördüğü noktaları ise açıklıkla ifade edebillen tarzıyla
oldukça çekici. Onunla konuşurken aklımdan devletlerin ordularındaki
komutanlar geçiyor. Onların şatafatları, ciddi görünmek için
kendilerini oldukça kasmaları ve kalıplar arasında sıkışmış ceberrut
kişilikleri ve dikte eden sesleri geçiyor.
Oysa Medya hem sade, neşeli ve canlı hemde duruşuyla ciddiyetini
her an koruyor. Bunca yıl sıcak savaş alanında kalmış ve tabur
komutanlığına yükselmiş olmasına rağmen kişilik özellikleri bana PKK’
deki komuta anlayışının özelliklede kadınca komutanlaşmanın
farklılığını ve gücünü gösteriyor. Çünkü o bir işgal ve sömürü
ordusunun değil insanlığın, halkının ve kadının onurunu korumak için
mücadele eden bir hareketin komutanı.
DÜNYAYA AÇILAN PENCERELERİ, RADYOLARI
Sabah erken saatlerde başlayan yolculuğumuzda yol boyu süren
sohbetimiz bize hem zamanı hem de bir nebze olsun yorgunluğumuzu
unutturuyor. Saatin öğlen onbiri bulduğunu Medyanın elindeki radyodan
öğreniyoruz. Askeri nedenlerden kaynaklı gerilların dünyayla ve
toplumla bağını kuran en temel araçları küçük el radyoları. Diğer
gerillalar gibi Medya’nın da radyosu hep yanında ve açık. Radyo yayını
devam ediyor. Medya’ya gerillaların radyolarını yanlarından
ayırmadıklarını söylüyorum. O da gülümseyerek “doğru” diyor. Ve bu
şekilde halkı dünyayı daha fazla takip edebildiklerini ve radyonun
kendileri için sadece mekanik bir araç olmadığını belirtiyor. Radyoları
onların artık bir parçaları olmuş.
Konuşmamız sürerken radyo yayını devam ediyor. Mezopotamya’da
müzik programı yayınlanıyor. Yayını yapan nisan ayında Dersim’de
yaşamını yitiren Savaş Amed’in ailesinin cenaze töreninde ellerine kına
yakarak kendisini son yolculuğuna uğurladıklarını hatırlatıyor. Savaş
Amed ve onunla birlikte şehit düşen arkadaşı şahsında bütün özgürlük
şehitleri için kına parçasını çalıyor. Radyodan yükselen yükselen
müzik bana bütün araziyi kaplayan acılı bir çığlık gibi geliyor.
Gerilla Medya yere öylece oturarak uzun süre sessiz kalıyor.
Uzun süre sessizce birbirimize bakakalıyoruz. Ve sonra sessizliği bozan
Medya oluyor. Göz yaşına hakim olamayarak “Onlar altın çocuklardı.
Kürdistan toprağına aşkla bağlılardı” diyor.
‘SESLERİNE YANKI OLMALIYIM’
Otuduğumuz yerden kalkıyor ve yeniden yürümeye başlıyoruz. Fakat
bu defa tempomuz öncekine oranla bir hayli düşmüşdurumda. Artık yol
boyunca ikimizde çok fazla konuşmuyoruz ve yaklaşık birbuçuk saat sonra
gerilların konumlandığı alana ulaşıyoruz. Sayılarının bir takım
olduğunu öğrendiğim gerillalar bizi özellikle de Medya’yı oldukça sıcak
karşılıyorlar. ‘Noktanın’ içine girene kadar da gerillaları fark
edemiyorum. Çünkü konumlandıkları alan oldukça dik ve adeta birer
apartmanı andıran dev kayalıklarla dolu.
Merhabalaşmanın ardından kayalıkların önünde bir çember biçiminde
oturuyoruz. Medya herkese tek tek durumlarını soruyor. Onlar da hep bir
ağızdan, iyi olduklarını söylüyorlar ve oldukça neşeli görünüyorlar. Bu
birliğin sayısı yarıya yarıya kadın gerillalardan oluşuyor. Ateşin
etrafında bir yandan çaylarımızı yudumluyor bir yandan da Medya’nın
sohbetini izliyorum. Medya orada olmayan bazı gerillaları soruyor.
Takım komutanından iki arkadaşlarının göreve gittiği, iki
arkadaşlarının da nöbetçi olduğu cevabı geliyor. Sohbetimiz
ilerlerken bir gerilla nöbet değişiminin yapılması gerektiğini söylüyor
ve iki gerilla nöbete gitmek üzere yanımızdan ayrılıyor.
Gerillalarda insanı etkileyen bir neşe ve canlılık hemen dikkatimi
çekiyor. İlerleyen saatlerde yorgun olmamdan dolayı hazırladıkları yere
geçip dinlenebileceğimi söylüyorlar. Hazırlanan yere geçiyorum. Oldukça
açık bir gece ve gökyüzü oldukça parlak. Bir süre yıldızlara bakıyorum
ve yıllar önce tercihini dağlardan yana yapıp gerilla saflarına katılan
arkadaşlarımla bu yolculuklardan birinde karşılaşabilirim umudunu
taşıyorum. Bir yandanda, hala oturmuş sohbet eden gerillaların
seslerini duyuyorum. Hepsi öylesine genç, heyecanlı ve iddialı ki olası
bir durumda mevzilerini en iyi biçimde savunacaklarına inanmama rağmen
bu kadar genç insanların özgür bir gelecek için canlarından,
herşeylerinden fedakarlıkta bulunmaları içimi burmuyor değil. Bende
onların seslerini geleceğe taşırabilme arzusu daha da yakıcılaşıyor
‘BİZ ZENGİN BİR TOPLULUĞUZ’
Ertesi sabah gerillaların ’rojbajı’ ile uyandım ve kahvaltının
çoktan hazırlanmış olduğunu gördüm. Kahvaltının hemen ardından
nöbetçiler değiştirildi. Geri kalan bütün gerillalar toplantıya
geçtiler. Zira gerillalarla daha önceki sohbetlerimden onların düzenli
ve ihtiyaca göre çeşitli toplantılar yaptıklarını biliyorum. Oturduğum
yerden toplantıdaki gerillları izleyebiliyorum. Gerillaların birbiri
ardına Medya Botan’dan söz aldıklarını ve yoğun bir tartışmanın
geliştiğini görüyorum. En son olarak toplantıyı yönlendirmekle
görevlendirilen genç gerillanın daha sonra da Medya Botan’ın söz
aldığını görüyorum. Medya’nın konuşmasının ardından toplantılarını
bitiriyorlar. Medya’ya “toplantılarınız her zaman bu kadar uzun mu
sürüyor?” diyorum. Oda “ihtiyaca göre değişiyor. Biz zengin bir
topluluğuz. Çeşitli kültür düzeylerinden, farklı sınıflardan kadın ve
erkek biraraya gelerek, sınıflı sisteme ve onun ordularına karşı
mücadele yürüten bir gücüz. Tabi bizlerde tümüyle bu sistemin yüklediği
bazı geri özelliklerden arınmış değiliz. Güzel, kollektif bir yaşamı
yaratabilmek için kendi içimizde sınıf, cins ve kişilik mücadelesi
yürütüyoruz. Hem yaşamdaki tartışmalarımızla hem eğitimlerimizle hem de
toplantılarımızla sorunlarımızı aşmaya çalışıyor ve yeni yaşamı, yeni
insanı yaratmaya çalışıyoruz” diyor.
‘ATEŞİN DİLİ’
Daha sonra yemek hazırlıkları başlıyor. Gerillalardan bazıları
odun topluyor. Bazıları su getirmeye gidiyor. Medya yemeği kendisinin
yapacağını söylüyor. Ve en pratik yemek olan hazır çorba yapmaya karar
veriyorlar. Gerillaların her biri işlerin bir ucundan tutuyor. Bende
ateşi yakmaya çalışıyorum. Fakat gerilla ateşinin dumansız olması
gerekiyor. Yardımıma henüz 18 yaşında olan gerilla Nalin yetişiyor.
Bana ateşin dilini anlatıyor.
Nalin öncelikle ocağın içindeki bütün külü temizliyor ve “ateş
dermiş ki beni suyun karın üzerinde yak ama asla külün üzerinde yakma.
İşte bu, ateşin birinci kuralıdır. İkinci olarak da ateşe fazla
sabırsız yaklaşma ve onu fazla karıştırma onun iyice tutuşmasını bekle”
diye konuşuyor. Ve kısa sürede onu hiç duman çıkarmadan yakmayı
başarıyor.
Bense yaşları benden çok genç olmalarına rağmen bu gencecik
gerillalardan öğreneceğim çok şey olduğunu daha fazla anlıyor ve
kendilerini daha fazla tanımak için sabırsızlanıyorum. Kısa sürede
kollektif çalışma ile gündelik bütün işler hallediliyor.
Yemekten sonra bazı gerillalar dinlenmek bazı gerillalar ise
kitaplarını okuyabilmek için mangalarına çekiliyorlar. Ben, Medya, Axin
ve birlikten birkaç gerilla oturmuş çayımızı içiyoruz. Bu esnada göreve
giden iki gerilla yüklemiş oldukları katırlarıyla yanımıza ulaşıyorlar.
Herkes onlara kolay gelsin diyor. Ve iki gerilla onlara yardım etmek
için yanlarına gidiyor. Yüklerini indirerek yanımıza geliyorlar.
Isimlerinin Fikret ve Zerdeşt olduklarını öğrendiğim iki gerilla
”hoşgeldiniz” diyorlar.
Medya biraz soluk aldıklarını gördükten sonra onlara göreve
ilişkin sorular soruyor. Konuşma uslubundan Amed’li olduğu anlaşılan
Fikret her bir soruya teker teker cevap veriyor ve sonunda gülerek
“görev başarıyla yerine getirilmiştir komutanım” diyerek hazırola
geçiyor. Medya’da dahil diğer gerilların hepsi Fikretin sempatik
tavırları karşısında kahkahalarla gülüyorlar. Aralarındaki espirilerden
savaşçılarının Medya’ya karşı oldukça rahat olduklarını ama bir o
kadarda saygılı olduklarını komutanlarının her söylediğini uygulamaya
çalıştıklarını ve bir çok noktada kendisine danıştıklarını görüyorum
‘RÜYAMDA BOTAN’DAYIM’
Sohbet esnasında gerillar Komutan Medya’ya sık sık Kuzey alanına
geçme istemlerinden bahsediyorlar. Hemen hepsi artık güney alanında
yeterince kaldıklarını ve kuzeye geçmek istediklerini anlatıyorlar.
Gerilla Fikret “heval Medya dün gece rüyamda Botan’daydım. Arkadaşlar
çatışmaya girmişlerdi. Ben onlara takviye gidiyordum. Bak rüyalarım
bile benim artık Botan’a gitmem gerektiğini söylüyor” diye konuşuyor.
Ve yeniden herkes gülmeye başlıyor. Ardından hemen hemen bütün
gerillalar Fikreti destekleyerek, ‘bizim de’ diyorlar. Kendisi de bir
Botan sevdalısı olan Medya’nın yüz ifadesinden ve gözlerindeki
parıltıdan, savaşçılarının istem ve kararlılığından oldukça mutlu
olduğu anlaşılıyor. Medya onlara “Bende Botana gitmek istiyorum, Ama
ben de sizde ancak örgüt uygun görürse gidebiliriz. Beni ben yapan
Botan alanıdır. Fakat Botanı’da Botan yapan PKK’dir.” diyerek hem
kendini hemde savaşçılarını ikna etmeye çalışıyor.
‘BİR KADIN KOMUTASINDA OLMAKTAN MUTLUYUM’
Medya henüz yeni bir gerilla olan
Ruken’le tartışmalarıgerektiğini söylüyor ve yanımızdan ayrılıyor.
Yanımda kalan birkaç gerillaya “gerillaya katılmaya karar verdiğinizde
nasıl komutanlarınız olacağını düşünürdünüz?” diye soruyorum. Bazıları
örgütü daha önceden tanıdığını ve komuta tarzını bildiklerini ifade
ediyorlar. Gerilla Zerdeşt ise “ben bunun üzerine çok fazla
yoğunlaşmamıştım. Fakat gerillaya katıldıktan sonra PKK’deki kadının
komutanlaşma düzeyini gördüm. Kadın mücadelenin başından beri içinde
yer alıyor. Savaş ve komutanlaşma anlamında da kendinde ciddi
gelişmeler yaratmış. Belki yıllarca dağlarda kalan arkadaşlar için bu
oldukça normal fakat sistem içindeki bir insan için kadının bu derece
güçlendiğini ve daha fazla erkek işi olduğu düşünülen savaşta bu derece
yetkinleştiğini birebir görmek hem şaşırtıcı hemde etkileyici” diyor.
Gerilla Zerdeşt PKK içindeki kadının sadece askeri anlamda değil,
sosyal, siyasal ve duygusal olarakta çok geliştiğini ifade ederek bir
kadının komutasında olmaktan mutlu olduğunu ekliyor.
ANİ GÖREV
Gerilla birliğine ulaştığımızın ikinci günü akşama doğru çantası
ile birlikta bir gerilla birliğe geldi. Bizlerle merhabalaşıp bir süre
dinlendikten sonra gerilla Medya ile birlikte bir başka yere geçti.
Yaklaşık yarım saat sonra Medya takım komutanı Botan’ı da yanlarına
çağırdı. Konuşmaları bittikten sonra görevlendirmelerin yapılacağını
belirterek nöbetçiler dışında tüm takım yapısını topladılar.
Toplantının ardından, bir grup gerillanın göreve gideceğini
öğreniyorum Göreve gidecek olan gerillalar oldukça moralli görünüyor.
Fakat birkaç gerilla Medya’NIN yanına gelerek kendilerinin de gruba
dahil olmak istediklerini belirtiyorlar. Medya onları “bir dahaki
sefere” diyerek tesilli ediyor.
Ani bir görev çıkıyor ve bir grup gerilla birliğe gelen kuryeyle
birlikte uzun süren bir göreve gidecekler. Anlatılanlara göre
gerillaların yolu uzun ve yolda çeşitli tehlikelerle karşılaşabilirler.
Görevlendirilen gerillar hemen hazırlığa girişiyorlar. Diğer gerillalar
da onların hazırlıklarına yardımcı olmaya çalışıyorlar. Arkadaşları
sabah erken saatlerde yola çıkacaklar. Bazıları onlara ihtiyaçlarını
soruyor. Kimi ise erzak hazırlıyor. Grup komutanı Bermal adında
Güney-Batı Kürdistanlı bir kadın gerilla. Bu onun ilk görevi olmadığını
öğreniyorum. Gerilla Bermal görevi başarıyla sonuçlandıracağına
inanıyor ve kendisine güveniyor. Ben ise onları izlerken gerilla
olduklarını bilmeme rağmen ani gelişen bu göreve ne kadar çabuk adapte
olduklarına ve hazırlandıklarına şaşırıyorum.
VE YOLLARA ÇIKMAK...
Birliğe ulaştıktan sonra üçüncü günümüzde sabahın ilk saatlerinde
uyanıyoruz. Ve göreve gidecek olan grubu uğurlamak üzere tören sırasına
geçiyoruz. Gurup hepimizle vedalaştıktan sonra yola çıkıyor. Rahtları,
silahları ve sırtlarındaki çantalarıyla birlikte hazırlar. Birkaç
fotoğraflarını çekiyorum ve uzun süre arkalarından baka kalıyorum. O
kadar hızlı ilerliyorlarki, adeta kıvrılıp akan patikalar üzerinde
uçuyorlar. Bir süre sonra onları gözden kaybediyorum. Ve diğer
gerillaların yanına gidiyorum. Gerilla Medya bana kahvaltıdan sonra
tekrar yola çıkacağımızı söylüyor. Kahvaltının ardından diğer
gerillalarla vedalaşarak yola çıkıyoruz. Gerilla Axin’de bize katılıyor
ve bu kez öncülüğü o üstleniyor. Bense tam olarak nereye gideceğimizi
bilmeme rağmen yeni gerillalarla tanışmak onları tanıyabilmek için
sabırsızlanıyorum.
YASAL UYARI: Fırat
Haber Ajansı (ANF) servis ettiği haber ve fotoğrafları aboneleri
dışında, ajansın izni olmadan kopyalamak veya yeniden yayınlamak
yasaktır
Copyright 2008
ANF NEWS AGENCY
|