KCK: Karayılan: Her olasılığa hazırlıklıyız
Gönderen: zinar_adar Tarih: 14.10.2008, 10:08:27 (6517 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
BEHDİNAN / Türkiye’nin peşmergelerle gerillayı çatıştırmak isteyerek Kürtleri zayıflatma amacında olduğunu belirten KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Kürt yönetiminin Türk devletinin dayatmalarına boyun eğen bir sürecin gelişeceğini beklemediklerini ancak her olasılığa da hazır olduklarını söyledi. Karayılan, ANF’nin sorularını yanıtladı.
 
HAREKETİMİZİN ESAS KAYNAĞI KUZEYDİR
 
* Türk devleti bölge hükümetiyle birlikte Medya Savunma Alanlarına dönük bir kara operasyonu için yoğun çabalar harcıyor. Bu ihtimal ne düzeydedir? Böylesi bir dönemde Türk ordusu ve peşmergelerle bir kara operasyonunun gerçekleşmesi Kürtlere ne getirir, ne götürür?
 
--Bu da önceden denenmiş bir yöntemdir. Yukarıdaki soruda da ifade ettiğim gibi aslında Türk devletinin bu inkâr ve imha politikasının denenmedik bir yöntemi kalmamıştır. Yani Kürtler arası çatışma yaratarak sonuç alma politikası tarihten beri bilinen Kürdü Kürde kırdırtma politikasıdır. Bu politika çerçevesinde geçmişte, 92-97-98’de hareketimize karşı Güneyli güçlerin Türkiye ile ortak hareket etme durumları olmuştu. Onların da sonuçsuz kaldığı, sonuç vermediği bilinmektedir. Hareketimiz sadece Kuzeyde değil, Kürdistan’ın dört parçasında çalışması olan bir harekettir. Ama en yoğunluklu olduğu yer Kuzeydir, Türkiye sınırlarının içidir. Sen buradaki yoğunluğu göz önünde bulundurmayıp, hep dışarıdan geliyor, desen ne olacak, dışı tasfiye etsen bile iç yoğunluk varlığını sürdürür. Çünkü hareketimizin esas kaynağı Kuzeydir. Güney, Güneybatı ya da Doğu değildir. Çıkışı, kaynağı Kuzeydir. Bugünkü gerillanın da ağırlıklı kesimi, esas özü oradadır. En son tezkerenin çıkartılmasında da herkes Güneyi hedef gösterdi. Peki sen Munzur dağlarını gerilladan temizledin mi? Dersim, Bingöl, Serhat, Garzan, Amed, Botan’ı bir tarafa bırakacaksın, “Ben gidip Güneyi, Kandil’i işgal edeceğim” diyeceksin. Bu sorunu yaymadır, çözme değildir. Şiddetin uygulama sahasını genişletmedir. Haliyle buna karşı aynı biçimde şiddetle cevap verileceği açıktır. Dolayısıyla bu şiddetin daha da arttırılması, daha fazla insanın ölümüne yol açma anlamına gelmektedir. Böyle bir şeye yol açacağı kesindir. En son Zap denemesi var, açık ortadadır. Kısaca bu siyaset anlayışının çözümsüzlüğü gözler önündedir. Ama ısrar ediyorlar ve ısrar edecekler.
 
GİZLİ GÖRÜŞMELER OLDU
 
* Güneydeki federe hükümete “PKK’yi çıkart, çıkartmaya gücün yetmiyorsa bizimle beraber hareket et yoksa seni de hedefleriz” anlamına gelen söylemler devlet cephesinden açıkça dillendirilmeye başlandı. Kamuoyu da buna ortak edilmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım sonuç alır mı?
 
--Adeta 9 Ekim komplosu sürecindeki gibi bir dayatma durumunu geliştirmek istiyorlar. Bununla amaçları aslında bir bütün olarak Kürt stratejisini zayıflatmaktır. Çünkü Güneydeki peşmerge gücüyle, Kuzeydeki gerilla arasında bir çatışma Kürtleri zayıflatır. Hem uluslar arası kamuoyunda prestij, siyaset anlayışı açısından, toplumsal, ulusal duruş açısından ve hem de bilfiil örgütsel gücün zayıflatılması, toplumsal inancın zayıflatılması açısından Kürt ulusunu zayıflatır. Onun için Türk devleti yerel hükümete yüklenerek, gerillayla çatıştırmak istemektedir. Aynı biçimde Kuzeyde de bir takım çevreleri devreye koyma çabası vardır, örneğin yeniden Hizbullah’ı bizimle çatıştırma politikasını gündeme getirme, daha başka çevrelerle gerilla arasında çatışma ortamını yaratma, bunun için bazı provokasyonları geliştirme tutumları vardır. Amaçları Kürtleri zayıflatmak, Kürt ulusal demokratik direnişini tasfiye etmektir. Türk devletinin yeniden böyle bir politikayı gündeme getirmiş olması bundan bir süre önce bizzat eski genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından verilen özeleştirinin de reddidir. Eski Genelkurmay başkanı özeleştiri vermişti “91-92 sürecinden bu yana yürüttüğümüz politika yanlıştı, Irak Kürtlerini PKK’ye karşı destekledik, bu yanlıştı” gibisinden bazı tespitleri vardı. Bunu kamuoyuyla paylaşma durumu da vardı. Şimdi onu reddetme gibi bir yaklaşım içindeler. Ama biz biliyoruz ki bu özünde reddetmeden çok bir taktiktir. Çünkü Güneylileri sadece PKK’ye karşı savaştırma halkasında muhatap alıyorlar. Yani Güney Kürdistan'daki federasyonu tanıma, orada bir hükümet var, onu bir hükümet olarak tanıma, onu bir irade olarak görüp, tanıma politikası yok. “Sen benimle birlikte PKK’ye karşı savaşırsan seni vurmam, yoksa seni de vuracağım” biçiminde zorbaca bir dayatma vardır. “Ya benimle gelip kendi soydaşın olan PKK’yi vuracaksın, ya seni de vuracağım bunun başka yolu yok” demektedir. Bu dayatma şimdi daha yüksek bir dozajda gündeme getirilmiş bulunuluyor. Tahminimce bugünlerde bazı gizli görüşmeler olmuş olabilir. Açık görüşmeler de olur. Bunu değişik biçimlerde dayatacaklar. Yani olmazsa olmaz kabilinde Irak hükümetine, devletine ve yerel Kürt hükümetine dayatma durumları olduğu anlaşılıyor.
 
GÜNEYLİLER ULUSAL ÇIKARLARI GÖZETMELİ
 
* Güneyli güçler bu tuzağa düşer mi?
 
--Sürece temkinli yaklaşmakta yarar var. Ama aklı başında hiç bir Kürt siyasetçisinin bu tuzağı fark etmemesi mümkün değildir. Böyle bir şeye düşülmesi bilinçli bir tercih anlamına gelir. Ama ben doğrudan böyle bir tuzağa düşeceklerini pek düşünmüyorum. Çünkü her şeyden önce Türk devletinin stratejik anlayışı herkes tarafından anlaşılmıştır. O Kürtleri tümüyle zayıflatmak istiyor, sadece PKK’yi değil Güneyi de zayıflatmak istiyor. Eğer bu tuzağa düşerlerse kendi kendilerini de zayıflatmış olurlar. Bir de Kürt özgürlük davası bugün tarihin bu döneminde çok önemli bir sürece gelip dayanmıştır. Bu süreçte yapılacak o türden bir hata ele geçmiş olan bütün fırsatların bertaraf edilmesi anlamına gelecektir. Bunun için aklı başında hiçbir Kürdün düşünmemesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum. Bu konuda Güneyli siyasetçilerin de iyi düşünmesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Türk devletinin bu biçimde kaba, bayağı dayatmaları karşısında ulusal çıkarları gözetmelerini bekliyoruz. Ama yine de biz her koşul altında kendi öz gücüne dayanan bir hareket olarak kendimize dayanıyoruz. Her türlü olasılığı düşünmek ve ona göre tedbirlerimizi geliştirmek durumundayız. Fakat o cepheden Türk devletinin dayatmalarına boyun eğen bir sürecin gelişeceğini pek beklemiyoruz. Yine de bu bir siyasettir, her türlü olasılığı hesaplamak gerekiyor. Bu konuda hata yapan siyaseten kendisini bitireceği kesindir. Özellikle Güney Kürdistan’daki halkımızın konuya olan duyarlılığı ve yurtseverliği dikkate alınması gereken önemli bir faktör durumundadır. Bugün Kürt siyasetinde güç olmanın ve kabul görmenin kriterleri önemli oranda açığa çıkmıştır. Dolayısıyla herkesin bunu dikkate alması gerekir.
 
ÖNCELİKLİ HEDEF PKK, SONRA DA KERKÜK’Ü KÜRDİSTAN’DAN KOPARMAK
 
Aslında Türk devletinin esas amacı PKK’yi darbelemektir ama genelde Kürt stratejisini zayıflatmaktır. Öncelikli hedef PKK olmakla birlikte, hemen ardı sıra gelen hedefi Kerkük’ü Kürdistan’dan koparmaktır. Üçüncü hedefi Irak’ta Kürt siyasetini daraltmaktır. Çünkü Türk devleti şunu iyi tespit etmiştir; Güneyde iradeli, örgütlü, refah içinde bir Kürt federasyonu olduğu müddetçe ne Kuzeydeki Kürtler, ne Doğudaki Kürtler ne de Batıdaki Kürtleri asimile edemeyeceklerdir. Yani hiçbir parçada asimile politikası o zaman sonuca gitmez, Türk devleti de bunu böyle düşünüyor. Kaldı ki Yaşar Büyükanıt’ın o sözünü ettiğim açıklamasında da bu vardır. Yani Türk devletinin İran ve Suriye ile ittifakı da bu eksene dayanmaktadır. Yani Güneyde bir federasyon olduğu müddetçe diğer parçalardaki Kürtler de öyle boyun eğmez. Türk devletinde böyle bir durumda asimile olmazlar, ulusal amaçlar doğrultusunda direnirler şeklinde bir kanaat var, yine diğer egemen devletlerde de bu kanaat var. Dolayısıyla Türk devletinin yürüttüğü politika Güneyi de zayıflatmadır. Bunun yolunun Kuzeyin zayıflatılmasından, PKK’nin tasfiye edilmesinden, tasfiye olmasa da geriletilmesinden geçtiğini iyi tespit etmiştir. Bunun için PKK halkasına yüklenmektedir. Bunun için tüm gücünü oraya yönlendirmiş bulunmaktadır. Onlar PKK’nin darbelenmesiyle, geriletilmesiyle diğer amaçlarına ulaşabileceklerini görüyorlar. Bu öyle çok yanlış bir tespit de değildir.
 
PKK’NİN DURUŞU MİLLİ DEMOKRATİK BİR DURUŞ
 
PKK’nin duruşunun milli demokratik bir duruş olduğu ortada. Tüm Kürt ulusal özgürlüğü açısından PKK stratejik bir rol oynamaktadır. PKK’nin Kürdistan'da geriletilmesinin Kürt özgürlük sürecinin geriletilmesi anlamına geleceği çok açık ortadadır. Bunu tüm Kürtler düşünmek durumundadır. Türk devletinin bu noktadaki dayatmalarının düşmanca olduğunu herkes bilmeli ve kimse bu dayatmalara boyun eğmemelidir. Tarihin bu önemli aşamasında iradeli, kararlı, riskli de olsa bu çerçevede doğru tutum alınması son derece önemlidir. Onun için şunu söyleyebilirim, biz de dâhil genelde Kürt siyaseti bir sınavla karşı karşıyadır. Bu aşamada ya bu tür sömürgeci dayatmaları aşıp artık çözüme ve özgürlüğe doğru iradeli bir toplum olmayı hak etmiş bir yürüyüşü başaracak ya da basit çıkarlar adına onun bunun adamı olan, şu devlet bu devletin elinde kart olarak kullanılan bir toplumsal paçavra konumuna düşülecektir, bu yüzden bu tarihsel aşama çok önemlidir. Biz PKK olarak bunun yüksek bir sorumluluk ve iradeyle karşılanması gereken bir süreç olduğunu düşünüyoruz ve bu tutumun aynısını başta Güneyli güçler olmak üzere herkesten bekliyoruz.
 
ÖNÜMÜZDEKİ BİR KAÇ YIL KÜRT HALKININ KADERİNİ BELİRLEYECEK
 
* Zap operasyonundan sonra ulusal birlik duygusu ön plana çıktı. Bugün itibariyle Kürtler arası birliği nasıl görüyorsunuz? Daha önce de ulusal birliğin sağlanmasına dönük bazı kararlarınız vardı. Önümüzdeki süreçte Kürt ulusal birliği için neler yapmayı düşünüyorsunuz?
 
--Biz baştan beri, özellikle de belli bir süreden beri ulusal birlik konusunu çok daha fazla gündeme getiriyoruz. Kürtlerin ortak bir stratejisinin, siyasetinin olması gerektiğini belirtiyoruz. Bunu da güçlü bir biçimde ifade etmekteyiz. Bu konuda aldığımız kararlar da var ve bu kararların ne kadar can alıcı olduğu da yaşanan olaylar temelinde ortaya çıkmış bulunuyor. Gerçekten Kürt halkının mukadderatı bu önümüzdeki yakın süreçte belirlenecektir. Önümüzdeki birkaç yıl Kürt halkının mukadderatının belirleneceği yıllardır. Bu yıllarda Kürtlerin ortak bir stratejisi, ortak bir siyaseti olmalıdır. Belki hemen güçlü bir birlik olmaz ama herkesin üzerinde birleştiği bir ulusal eksen mutlaka olmalı diye düşünüyoruz. Türk devletinin dayatmaları karşısında buna ne kadar ihtiyaç olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
 
BEZELE EYLEMİ TÜM KÜRT SİYASETÇİLERİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ
 
Zap direnişini bir ulusal direniş olarak ifade ettik. Zap direnişi tüm Kürtler için önemli bir düzey yarattı. Her Kürt, Zap direnişiyle gurur duydu. Bu kadar yüksek teknolojiye dayalı bir ordunun Zap’ta bozguna uğratılması ulusal duyguları daha da canlandırdı, güçlendirdi. Bu çerçevede bir dayanışma durumu gelişti. Bamerni ve Amediye halkının bu konudaki tutumu buradaki rolü onun ulusal karakterini daha da gözler önüne serdi. Şunu da belirteyim, bu Bezele eylemi de ulusal nitelikte sonuçlara yol açacak bir eylemdir. Bölgede özellikle de Irak’ta giderek Kürt halkı aleyhine bir süreç gelişmektedir. İşte adım adım Kerkük Kürtlerden koparılmakta, gün gün Kürtlerin değil egemen devletlerin politikalarının daha fazla uygulandığı bir süreç gelişmektedir. Böylesi bir süreçte Bezele eylemiyle Kürt tutumunun ortaya konulması aslında hem Güney, hem Kuzey, hem Doğu, hem Batı yani herkes için önemli sonuçları ortaya çıkaracak bir çıkıştır. En azından Kerkük’te yaşanan gerileme sürecini eksen olmaktan çıkarmıştır. Dolayısıyla bundan başta Güneyli Kürtler olmak üzere tüm Kürtlerin kazancı vardır. Mesela belli başlı devletler yine Türk devleti yerel hükümetin ayağına gelmek durumunda kalmıştır. Demek ki Bezele eylemi bir ulusal duruş tutumudur. Bu anlamda Zap gibi Bezele eyleminin de herkes için sonuçları olan bir eylem olduğunu düşünüyorum. Güneyli güçlerin bunu da görmesi gerekiyor. Evet bir eylem ama bölgedeki siyasal konjonktürde ciddi bir Kürt çıkışı anlamına gelen bir eylemdir. Kürt sorununda Irak’ta geriye çekme, daraltma bir yana: Türkiye’de de, Suriye’de de İran’da da gündemde olduğunu bir kez daha ortaya koyan bir eylemdir. Bu açıdan tüm Kürt siyasetçilerinin elini güçlendiren bir eylemdir. Yani kötü oldu, yanlış oldu, kınıyoruz tutumları yanlıştır. Bazıları “Güneylilerle Türk devletinin arası iyileşecekti bu eylem bozdu” diyor. Bu yanlıştır. Ulusal çıkarlar temelinde bir iyileşme değilse ne anlamı vardır. Yani “Kürt hükümetiyle Türk devletinin arası her koşul altında iyi olursa bu Kürtlerin çıkarınadır” gibi bir yaklaşım doğru değildir. Bu açıdan bu eylemin ortaya koyduğu mesaj tüm uluslar arası güçlere Kürdün sorunu çözme mesajıdır. Bu yönüyle çok önemlidir.
 
ANF NEWS AGENCY



YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: Mardin_Midyat     Tarih : 2008-10-14 10:45:18     Puan :
Kürt halkı olarak üstümüze düşen her görevi yapmaya hazırız.

Biji Serok APO
Biji PKK
Biji Kurd u Kursdistan

Şehîd Namirin

Heya Dawîyê Berxwedan

Yazan: RENAS_82     Tarih : 2008-10-14 14:26:09     Puan :
kurt gencleri olarak bizde avrupadan sarsici eylemlere haziriz her biji kurdi kurdistan bu arada taraf gazetesindeki yazi ve insansiz ucaklarin istihbaratini nasil bosa cikarta biliriz diye bir yontem bulunmalidir saygilarimla

Yazan: serhatsiwerek     Tarih : 2008-10-15 05:23:26     Puan :
güneyli güclerin her seyden bunu iyi anlamalarim lazim.daha düne kadar barzaniye ve talabaniye hakaretler yagdirip onlari muhatap almayiz diyen bir zihniyet su anda barzaniyle sahtekar bir sekilde iyimser hava yaratmaya calismaktadirlar,ama ben bu konuda barzaninin tc devletinin öne sürmüs oldugu beraber hareket edip PKK ile catisalim tuzagina düsecegini hic zannetmiyorum ama yinede cikarlar söz konusu oldumu amerikaninda biraz baskilari oldumu barzani kisada olsa bir saldiri girisimine bulunabilir! ama bununda sonuc vermeyecegi kesindir,güneye yapilacak bir kara ve hava operasyonunda gerillanin gücünün hizla yükseleceginide iyi hesaplamasi gerekiyor türkiyenin!!
barzani sunuda iyi biliyorki PKK olmasa kürdistanin kazanimlarinin hatta KERKÜK ünde elinden gidecegini iyi hesaplamalidir,osmanlida oyunlar bitmez ve bu oyunlarin her sürecte degisik sekilde karsisina cikacaginida iyi bilmelidir barzani!! KERKÜK konusunda türkiye bir olumlu hava icerisine girebilir ama bunun sadece bir aldatmaca oldugu sonradan ortaya cikacaktir!! türkiye cok kurnazdir,hem yalan hem sahtekarlik ve hemde sinsilik türkiyenin özünde vardir,barzani bence bu deneyimlerin hepsini yasamis biridir,talabanide öyle, umarim barzani gecmiste hic unutmadigimiz KÜRDÜN KÜRDÜ ÖLDÜRMESI ARTIK SÖZ KONUSU DEGILDIR sözüne bagli kalir ve KÜRDISTANIN DAHADA GÜCLENMESI ICIN PKK ILE CATISMA GIRISIMINE BULUNMAZ!!

Yazan: volkan_sipan     Tarih : 2008-10-16 04:17:13     Puan :
bu kalp durmaya bu kan akmaya hazırdır kürdistanım için
biz kürt gençleri hazırız!!!

En çok okunan haberler
· HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞI AÇIKLAMASI
· AKP’ye saldırıyı Devrimci Karargah üstlendi
· Kürdistan dağlarında görkemli Kutlamalar
· PJAK’a 44 yeni savaşçı katıldı
· Son 24 saatte 3 şüpheli asker ölümü
· DTP Diyarbakır ve Cizre adayları netleşiyor
· YENİLENDİ-Adalet Divanı’ndan terör listesine bir darbe daha
· 2 HPG gerillası Lice'de toprağa verildi
· ‘Terör listesi’ yeniden düzenleniyor!
· İran Xinere ve Kandil’i, Türkiye Xakurke’yi bombalıyor

KCK
· Karayılan, çözüm için çift taraflı ateşkes önerdi
· KCK: 27 Kasım halkımızın bayramıdır
· KCK, virüslü e-maillere karşı uyardı
· Cemil Bayık'tan 'Fethullahçıları etkisiz kılmalıyız' çağrısı
· Güneyli güçler tarihi sorumlulukla karşı karşıya
· Her onurlu Kürt direnecektir
· KCK: ISS raporu provokatif amaçlıdır
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· Bozan Tekin Bask gazetesine konuştu
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı

© Rojaciwan.com