Kürdistan: Birlik olmak Kürtlere kazandıracaktır
Gönderen: seteney Tarih: 15.10.2008, 10:55:19 (1797 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
http://img223.imageshack.us/img223/3821/nusay043cfd6.jpgUFUKTAN

Türkiye’nin Irak özel temsilcisi Murat Özçelik başkanlığındaki heyet, Federal Kürdistan Hükümeti Başkanı Mesut Barzani ile dün bir araya geldi. Tabii ki görüşmenin ana gündem maddesi Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı alınacak tedbirler, Güneyli güçlerin PKK’ye karşı harekete geçirilmesiydi.

Basına yansıdığı kadarıyla Türkiye heyeti Güneyli güçleri kendi çizgilerine çekebilmek için hem tehdit hem de vaatlerde bulunmuş. Önerinin özünü şu şekilde formüle ediyorlar; “PKK konusunda olumlu gelişmeler yaşanırsa arkasından açılacak fırsat penceresi, hem Erbil yönetimi hem de Türkiye için yeni dönem başlatır.”

Askere yakınlığıyla bilinen ve derin ilişkileriyle tanınan Milliyet gazetesi yazarlarından Fikret Bila da dünkü köşesinde Türkiye’nin son yaşanan gelişmeler sonrasında Mesut Barzani ile temasa geçilmesinin kararlaştırıldığını belirtiyordu. Bila, Ankara’nın Barzani’ye “Güvenlik güçleriniz PKK’yla mücadeleye aktif olarak katılmalı, Türk güvenlik güçlerinin yanında yer almalı” mesajını vereceğini yazıyordu. Barzani’nin bu çağrıya kayıtsız kalması halinde ise doğacak sonuçlara katlanması gerekeceği ve sorumlu olacağı da aktarılıyordu. Yani tipik bir havuç sopa politikası.

Peki yıllardır Barzani’ye, Talabani’ye her türlü hakareti yapan, ağza alınmayacak sözler söyleyen, onları küçük düşürmek için elinden gelen her şeyi yapan Türk devlet görevlileri, şimdi bunları niçin dikkate alıyor? Daha doğrusu dikkate alıyor mu? Bu sorunun cevabı oldukça önemli.

Şunu belirtmekte fayda var ki, Türk devleti Kürtleri sadece kullanım değeri olduğunda dikkate alabilir. Özellikle işbirlikçi, kirli politikaları uygulama imkanına sahip tüm Kürtlerle ancak bu şekilde ilişkiye girer. Biliniyor, geçmişten günümüze kadar faili meçhul birçok cinayeti Türk devleti hep işbirlikçi Kürtlere işletti. Hizbullah, itirafçılar, kontralar vb tüm tetikçiler ağırlıklı olarak Kürt’tü. Musa Anter’in cinayetinden tutalım, Mehmet Sincar’a kadar, Kürt işadamlarının öldürtülmesinden tutalım diğer yurtsever Kürtlere kadar birçok cinayet bunlara işletilmiştir.

Yani Türk devletinin Kürtlere biçtiği tek misyon, tetikçiliktir. Onun dışında hiçbir Kürt’ü ne ciddiye alır ne de ilişki geliştirir. Dün de bu köşeden belirtildiği gibi 1990’lı yıllarda KDP ve YNK ile ilişki kurulmuşsa bunun da tek sebebi onları Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı kullanmak içindi.

Ne zaman ki herhangi bir Kürt, özgürlük için, Kürt halkının yaşadığı sorunların çözümü için birkaç kelime söylemişse, o zaman kurulan ilişkiler bitmiş, sert açıklamalar, tehditler, hakaretler başlamıştır.
Bu açıdan Güney Kürdistanlı güçler, Türkiye ile kurdukları ilişkiye çok dikkat etmelidir. Küçük bazı çıkar hesaplarıyla Kürt halkının özgürlük ve birlik umutlarına ters ilişkiler içerisine girmemelidir.
Her şeyden önemlisi de, Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiye edildiği, bitirildiği bir durumda Güneyli Kürtlerin kendilerini bir gün bile yaşatabilmeleri mümkün değildir.
Kürtlük adına nefes alıp verilmesini bile kabul etmeyen bir Türkiye’nin, bölge gericiliğinin Güney Kürdistan’ı yaşatmalarını beklemek tek kelimeyle ahmaklık olur.
Zaten Kerkük konusunda, Irak’taki Türkmenler konusunda Türk devletinin koparttığı kıyametler iyi okunursa, yapmak istediği anlaşılmaktadır.

Şu an kendisi açısından temel gördüğü Kuzey Kürdistan’da yürütülen özgürlük mücadelesini bastırdıktan sonra ilk yapacağı şey, Güney Kürdistan’ın kazandığı bugünkü statüyü engellemek olacak. Ki daha önce Türk devletini yönetenler yaptıkları açıklamalarda ‘Güney Kürdistan’da bir Kürt devleti kuruluyor, bu Türk devleti açısından en büyük tehlikedir’ diyerek kırmızı çizgiler oluşturmuşlardı. Bu kırmızı çizgiler hala varlığını çok katı bir biçimde koruyor. Bu gerçekleri görmeden kurulacak ilişkiler de Güneyli Kürtleri basit bir tetikçiliğin ötesine götürmeyecektir. Güneyli Kürtler bu kirli oyunun basit birer piyonları olmamalı, geçmişten dersler almalıdır.

Kürt halkı geçen yıllar yaptıkları serhildanlarda Güneyli Kürtleri Türk devleti ile olan ilişkilerinde uyarmış ve şu sloganı atmıştı; “em şivin du paşivi.” Belki de gerçekliği en iyi özetleyen slogan budur.

Kürt halkı güneyde olsun, kuzeyde olsun, doğuda, batıda veya başka yerlerde olsun yaşanan bu gelişmeleri çok iyi takip etmeli ve sürekli tetikte olmalıdır. Türk devleti tekrar Kürdü Kürtde kırdırtmak için tüm gücünü, en kirli yöntemlerle devreye sokmuş durumdadır. Belki de özgürlüğü kazanmanın en mümkün, olanaklı olduğu böylesi bir süreçte, Kürtler, asla iç çatışmalara müsaade etmemeli, bütün enerjisini birlik için kullanmalıdır. Eğer böyle yaparlarsa kazanan Kürtler olacaktır.


www.yeniozgurpolitika.org



YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· PKK hangi koşullarda silahı bırakır?
· HPG: Karakol baskınında Türk ordusu ağır kayıp verdi
·  GÜZELLİĞİN, SADELİĞİN, MÜTEVAZILIĞİN GENÇ KOMUTANI
· Çatışmalar yeniden şiddetlendi, 1 binbaşı öldü
· KCK Karayılan’ın MİT ile görüştüğü iddiasını yalanladı
· Dört ülke Bağdat’ta PKK için toplanıyor
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· Binbaşı Süleyman Can özel görevle Ağrı'ya gelmiş
· Her onurlu Kürt direnecektir
· Ahmet Türk: Başbakan bize karşı sözlerini geri almalı

Kürdistan
· Sine’de 367 kişi AIDS hastalığına yakalandı
· Peter Galbraith’ten ilginç Türk-Kürt yorumu
· AKP Diyarbakır'da dini cemaatlere kontenjan ayırdı
· Adana'da DTP'li yöneticiler gözaltına alındı
· Kandil’de gençlerden meşaleli yürüyüş
· Ağrı’da ölen Binbaşı, Silopi kayıplarında jandarma komutanıydı
· YENİLENDİ - Lice'de 2 asker öldü, 7 asker yaralandı
· Çatışmada ölen binbaşının kimliği belli oldu
· Ağrı’da yaralı asker sayısı 5’e yükseldi
· Ağrı’daki çatışmada 1 binbaşı öldü

© Rojaciwan.com