|

Kürt halkı beyni, yüreği ve
bedeni ile sokaklarda isyan halinde. Önderliğine yönelik 10
yıldır geliştirilen alçakça işkence ve saldırılara karşı
tahammülsüzlüğünü, tepkisini ve öfkesini dile getirmektedir. Bu
halkımızın onuruna ve özgürlük değerlerine sahip çıkmasının
ifadesi, ispatıdır. Çünkü bu halk kimliğine, özgürlüğüne,
haklarına sahip çıkıyor bu uğurda ağır bedellere de mal olsa
mücadele ediyor. Kürt halkı bir gerçekliktir. Bu halkı ve
haklarını inkar ve ona saldırı onursuzluk, alçaklıktır. Kürt
Özgürlük Hareketi olarak çeyrek yüz yıldır yürütülen mücadelenin
binlerce şehidi, gazisi ve paha biçilmez manevi değerleri
vardır. Bu mücadele her şeyden önemli olan Kürt halkını
özgürlükle buluşturmuş, kendi kimliğine, kişiliğine, diline
kültürüne yurtseverlik bilinciyle yaklaşmayı sağlamış. Bin
yıllardır tüm bunların unutturulduğu, tarihe gömüldüğü, herkesi
yokluğuna inandırdıkları bu gerçeklikleri hatırlamış, inanmış ve
sahiplenmiştir. Bunu Başkan APO ve PKK öncülüğünde kazanmıştır.
Tüm çıkarlarını ve geleceğini gördüğü Önderliğine sahip çıkması
bu bilinç temelindedir. Amed’de kepenk kapatan halkımız için
‘PKK tehditle kepenk kapattırıyor, bölge halkı korkudan bunu
yapıyor’ diyen Erdoğan çok büyük bir yalancı, iki yüzlülük içine
girmiştir. İnsan bu kadar da yalan konuşmaz. Utanmadan bide Amed’
e gidiyor ve 2005’ de söylediklerimin arkasındayım diyor. Ama
yine sen değilmiydin 2006 da yine aynı Amed halkı için ‘kadın ve
çocuklarda dahil her kes hedeftir’ diyerek Polise vur emri
veren. Yani şimdi senin ikiyüzlü ve yalancı olduğunu bilmeyen
bir tek vatandaş var mı? Bu halk PKK korkusundan değil PKK
sevdasından, bağlılığından, PKK’li olduğundan kepenk kapatıyor,
sokaklara dökülüyor, canı ve kanıyla özgürlük için haykırıyor.
Bunu görmezden gelebilir, inkar edebilir, çarpıtabilirsin. Ama
bu senin yalancı olmadığın anlamına gelmez. Senin doğru hiçbir
tarafın kalmamıştır. 7 den 70e hiçbir iradeli bilinçli Kürt
bırak sana inanmayı seni görmek bile istemiyorlar. Amed’li
çocukların taşlarla, çöplerle seni karşılamalarını nasıl
değerlendiriyorsun. O taşlar ve çöpler niçin ve kime atılıyor.
Bil bakalım?
Şimdi halkımızın gösterdiği
tepki, yaktığı ateş seni de yakmadan vazgeç yok edeceğiz,
bitireceğiz, teslim alacağız safsatalarından, boş hayallerinden.
Bu halk Önderliğinin ve Özgürlüğünün fedaisidir. Bu fedailiği
hiçbir güç yenemez, teslim alamaz.
YJA-STAR olarak Zilan çizgisinde
fedaileşerek Önderliğin Özgürleştirilmesine karar vermiş, bunun
için nerede ne yapmak gerekiyorsa göze almış iradeli bir gücüz.
Kadın gerillalar olarak Önderliğimize yönelik gelişen her türlü
saldırıyı kadına yönelik saldırılar olarak değerlendiriyoruz ve
kendimizi savunma gücümüzü biliyoruz. Kürdistan başta olmak
üzere Türkiye metrepollerinde halkımızın büyük direnişini
selamlıyor, eylemlerimizle selamımızı ve bağlılığımızı onlara
ulaştırıyoruz. Gerillanın en son Bezele, Amed ve Dersim’de
geliştirdiği eylemler duruşunu ve gücünü ortaya koyması açsından
yeterli bir ölçüdür. Kimin kırıldığı, çözülmeye uğradığını
kanıtlayan bir süreçti. Bin bir türlü yöntem ve yalanla kendi
yenilgisini örtbas eden düşmanın direnişimiz karşısında
ezildiği, inlediğinin sesini duyuyoruz. YJA-STAR olarak başta
Önderliğimiz olmak üzere halkımıza ve hareketimize yönelik
gelişecek her türlü saldırıdan AKP ve orduyu sorumlu tutuyor,
olacakların sorumlusu olarak gördüğümüzü belirtiyoruz.
Kirmanşahtan, Dersime kadar mevzilenmiş, mücadelenin hemen her
sahasında büyük bir donanımla aktif bir duruş içerisinde olan
güçlerimizin kararlılık ve iddia düzeyi her zamankinden daha
fazla güçlü ve keskindir. Henüz potansiyelini tam anlamıyla
kullanmayan, kontrolde yürüttüğü mücadeleye daha önde ve aktif
seferber etmemiştir. Önderlik üzerinde gelişen bu alçakça
işkence ve uygulamalar karşısında sabrımızın fazla kalmadığını
da buradan belirtmek istiyorum. Güneşimizi karartanların
yaşamının karartılacağını, ona uzanan ellerin kırılacağını,
yaptıklarına onları pişman edeceğimizi herkes bilmelidir.
Bizimle böyle uğraşanların dünyalarını başlarına yıkacağımızı
bilsinler. Tatmadıkları acıları tattırmaktan çekinmeyeceğimizi
bir kez daha belirtiyoruz.
Yeni bir savaş konseptiyle
Özgürlük hareketimiz karşısında kendisini denemek isteyen İlker
Başbuğ göreve geldiği günden bugüne yaşananlara bakıldığında
diğer meslektaşlarının başına gelenlerin beterinin kendi başına
geleceğini anlamış olmalıdır. Üst üste yediği darbeler
karşısında varsa biraz ahlakı bunu itiraf eder ve istifasını
açıklar. Daha fazla bu halkı kandırmaz. Ekranların karşısına
çıkarak tehdit savurması, özgürlüğün sesini bastırması, tarafsız
basını taraflaştırmak üzere baskı uygulayarak gerçekleri ters
yüz etmesi yaşanan sıkışmanın ve çözülmenin bir sonucudur. Bu
pervasızlık başka nasıl izah edilebilir ki?
|