Parti Önderliği

Ordu ve
savaş gerçekliği üzerine çok durduk. Hiçbir dönemle kıyaslanmayacak
kadar hem eleştirisel hem de olumlu yönden gelişimine açıklık
getirdik. Sadece çözümleme düzeyiyle değil, muazzam pratik
olanakları hazırladık. O düşman ki, en çok uluslararası alanda ve
ülkede bizi sıkıştırdığını ve kesin imha edeceğini sandığı dönemden
bu yana bize yönelimi basit değildir. Biraz tarihten ders alanlar
için öyle sıradan bir yılın geride bırakılışı ve sıradan bir yılın
hazırlanışı, karşılanışı değildir. Bu çok yiğitçe bir çaba ister,
anlayış derinliği kadar, hücrelerine kadar sorumluluk duygusuyla
hareket etmek ister; iğne ucundan kurşun geçirme niteliğinde bir
askerlik ister, bir askerin nişanlılığını ister. Başka türlü tarihin
bu dönemleri karşılanamaz. Ama o hala kaybediyor. Artık bunu
anlamanın zamanıdır.
Eskiden bir şiar yükselttik “Ya Serfektifın, Ya Mırın (Ya Zafer Ya
Ölüm)” diyorduk. Şimdi tümüyle “Ya Serkeftin, Ya Serkeftin” diyoruz.
Bu öyle ucuzluğuna söylenen bir söz değil, bunun büyük yürek
hazırlığı, büyük düşünsel hazırlığı var. Bu büyük çabalar bu söze
bağlılığın gereği içindir. Yalnız benim için geçerli olan bir şey
değil, sizler de bunu söylüyorsunuz. O halde yüreğinizi hazırlayın,
beyninizi hazırlayın, büyük taktik ustalığı hazırlayın. Nasıl
gerilla olunur, gerilla nasıl yaşar, dağların doruklarından,
kentlerin varoşlarına kadar gerilla nasıl sızar, hepsini bütün
yönleriyle doğru ele almanın, hakkını vermenin zamanıdır. Savaşın
tam içindeyiz, yani ordu gerçekliği üzerine bu kadar kıyamet
koparmamız nedensiz değildir.
Hilvan-Siverek direnişçiliğini hatırlıyorum. “Bir ağa var” dediler,
ben ağa şöyle vurulur dedim. Ertesi gün bir baktım yüz elli kişiyi
dizmişler bir mevziye, karşılarında da bir kaç köylü cephesi ve bir
atışta “yirmi bin mermi harcadık” dediler. Benim için bir ağaya iki
mermi bile fazladır. Ben eylemi böyle anlarım.
Sen büyük özgürlük dağlarında sıradan düşünmeyi bile beceremiyorsun.
Nasıl askersin, nasıl yoldaşsın, nasıl emrin sahibisin? Aç tarihe
bak, Roma çağından İslam çağına geç, öyle asker, öyle emir veya
komutan var mı? “Bu Kürt’tür, başkaları için iyi savaşır, kendisi
için ancak hain olur” denilir, artık bunu değiştirmenin zamanıdır.
Bu Önderlik bunu değiştirmenin önderliğidir. “Biz çocuğuz, çok
amatörüz” diyorsunuz. O dağlarda bunu aşabilirsiniz.
Burada askeri konulara fazla girmek istemiyorum. Büyük askeri
hedefler çizdik, gerillamız bu yılda elli binden aşağı olmayacak
dedik ve bu sözü gerçekleştirmeye çalışacağız. Gerilla tarzını
derinliğine ve bütün ülke alanlarımızda uygulamak kaydıyla
geliştirecek, savaşçı hırsına ek olarak yarı mevzi, yarı hareketli
savaşa da ağırlık vereceğiz. Ve şunu da söyledik; taciz ve yıpratma
eylemleriyle birlikte, önemli oranda imha amaçlı eylemlere de
gireceğiz. Bunlar öyle boşuna söylenmiş sözler değil, temel askeri
yasalarımızdır. Bu hedeflere ulaşabilirsiniz, o zaman dakikanı bile
müthiş değerlendir. Taktiğin sahibi olmak istiyorsan, taktik
geliştirmek istiyorsan değerleri iyi kullanır, hedefe ulaşmak için
kıyamet koparırsın. Başka türlü asker olunur mu? Olunursa, ancak
sahte asker olursun, kendini aldatan ve her an yenilgiye koşan
komutan olursun. Buna tahammülümüz olabilir mi? İşkence ve katliam
tehdidi altındayız.
Taktik önderlik dediğimiz olay sizin sahanızda olur. Ama neredeyse
taktiğin en ince sorunlarına bile çözüm istiyorsunuz. Doğru değil,
bu sorunları çözümlemek kendi öz görevinizdir ve tabii ki askeri
kafanızı müthiş çalıştıracaksınız. Askeri çözüm, askeri sorunlara
böyle yaklaşırsanız olur, yaklaşmadığınız takdirde bizi imha
ederler. Çocuk olmayalım, ben ne her zaman varım, ne de her zaman
sizi koruyabilirim. Ve benim adıma da yola çıkmayın, gerçekten
imkan-olanakları çok sınırlı birisiyim. Tamam, kişiliğinizi bu kadar
yaşattık, sizi büyük özgürlük dağlarımızla tanıştırdık, onlara
ulaştırdık. Ama gerisini kendiniz yapın, kendi başınıza bela
olmayacak kadar kendinizi yaşatın. Saygılı olun yeter. Onu da
yapamazsanız ne yapabilirsiniz? “Fazla direnemeyiz, isyan ettik, ama
yenildik” diyorsunuz. Artık bunu önlemenin zamanıdır.
Görüyorsunuz ki, bu günler daha derinlikli bir düşünceyle ve onun
büyük hazırlığıyla karşılanabilir, kurtuluşa çok yakın günler haline
getirilebilir. Kendi şahsımızda onu biraz kanıtlamaya çalıştık.
Bu yıl madem düşüncede ve hazırlıkta bu kadar büyük kılınmış, o
halde büyük yaşanacaktır, büyük savaşarak yaşanılacaktır. Büyük
savaşmanın imkanları hiçbir zaman bu kadar gelişkin değildi. Bu yıl
böyle karşılanacak ve özgürleştirilecektir. Engeller nereden gelirse
gelsin, imha seferleri nereden ve nasıl başlatılırsa başlatılsın,
düşman hangi asırlık ve uğursuz, çok haksız imha amaçlı barbar
seferlerini düzenlerse düzenlesin hepsine karşılık ayakta kalma yılı
ve bunu daha fazla bir özgürlük yılı haline getirme imkan dahiline
sokulmuştur. Dinleyenlere de benim sözüm budur. Her şeyi vaat
etmiyoruz ama yapılanlara bakıldığında ve bir talihsizlik olmasa, bu
hazırlıklar özgürleştirmek için idealdir, iddialıdır diyorum.
İnsanoğlu fanidir, ayağı kayar da, düşebilir de, ama yaşarsa ve
yetkisi dahilinde olan değerleri taktir ederse, -ben de öyle
yaptığıma inanıyorum- biliyorum ki, bu yıl hiçbir dönemle
kıyaslanmayacak kadar, hiçbir yılla ölçüşmeyecek kadar büyük
özgürlüğün kazanım yılıdır, savaşımın kazanım yılıdır. Bu yılı böyle
bir savaşla karşıladık ve bu savaş biraz özgürleştirdi, daha fazla
da özgürleştirecektir. Ben tekrar bu temelde tüm halkımıza, tüm
partililere, ordululara ve cephelilere üstün başarılar diliyorum.
21 Mart 1994
|