Gönderen: zinar_adar Tarih: 06.11.2008, 15:26:26 (1368 okuma) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
İSTANBUL /
Gebze M Tipi Cezaevi’ndeki PKK ve MLKP’li tutsaklar, 17-18 Ekim
tarihlerinde adli erkek tutukluların faşist saldırısının hangi
koşullarda yaşandığını anlattı. Tutsaklar cezaevi idaresinin saldırıya
olanak sağladığını belirtti.
PKK davasından kadın tutsaklar adına Mahsume Şedal ve MLKP davasından
kadın tutsaklar adına Muhabbet Kurt yaptıkları ortak açıklamada,
kendilerine yönelik saldırı ve tehditlere ilişkin şunları bildirdi:
“İmralı Tek kişilik Kapalı Hapishanesi’nde ağır tecrit koşulları
altında tutulan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ a yönelik
yapılan fiziki saldırı 17 Ekim 2008 tarihinde PKK davasından kadın
tutsaklar tarafından protesto edilmiştir. Meşru-demokratik haklarını
kullanarak slogan atan ve kapı döven PKK tutsakları bazı gardiyanlar
tarafından, eyleme devam ettikleri koşulda erkek adli tutukluların
karşılık vereceği ve bunun önüne geçemeyecekleri biçiminde açıktan
tehdit edilmiştir. Bu konuşmanın üzerinden 5 dakika geçmeden erkek adli
tutuklular havalandırma kapılarını patlatmış; A-3, A-4, A-5
hücrelerinin bulunduğu koridor camlarını kırmış, öldürme ve tecavüz
tehdidinde bulunmuşlardır.”
‘FAŞİST GÜRUH HAVALANDIRMAYA NASIL ÇIKTI’
Saldırgan tutukluların havalandırmaya nasıl çıktığını sorgulayan PKK ve
MLKP’li kadın tutsaklar saldırının gerçekleştiği koşulları şöyle
anlattı: “Bu faşist güruhun havalandırmaya nasıl çıktığı sorulduğunda,
‘Biz ne yapabiliriz. Hırsıza kapı açmak kolay. Kapıyı patlatmışlar
işte…’ diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır. İdarenin
saldırganlara cesaret veren bu tür tutumlarından güç alan faşist güruh
18 Ekim ’08 tarihinde işi linç girişimine vardırmıştır.
Saat 17:10 sularında yemek dağıtım esnasında kapıların açılmasıyla bu
linççi güruh yurtsever ve devrimci tutsakların bulunduğu hücrelere
cezaevine yemekhanesinden aldıkları bıçaklar, sopalar ve kırdıkları cam
parçalarıyla saldırmışlardır. A-3, A-4, A-5 hücrelerinin mazgallarını
açmış; ‘teröristlere ölüm’, ‘Açın kapıları onların a… koyalım’,
‘Bekleyin, gelip sizi si…ceğiz’ naralarıyla saldırarak; arkadaşlarımızı
attıkları cam kırıklarıyla yaralamışlardır.
CEZAEVİ İDARESİ SALDIRIYA OLANAK TANIDI
Biz siyasi tutsakların en ufak bir eyleminde dahi askeri içeri sokmakla
tehdit eden cezaevi idaresi bu durum karşısında tedbir almayarak adli
tutukluların saldırısına olanak sağlamış; olaya geç müdahale etmeyi
personel yetersizliği, askerin yemekte olması vb. ile açıklayarak
sorumluluğu üzerinden atmaya çalışmıştır.
18 Ekim 2008 tarihinde gerçekleşen linç saldırısında eğer bir tecavüz,
ağır yaralanma ve ölüm olmadıysa bu bütünüyle saldırganların hücre
anahtarlarını ele geçirme çabalarının boşa çıkması, hem de kapıları
kıramadıkları nedeniyledir.
Gebze M Tipi Hapishanesi’nde linççi güruhların biz yurtsever ve
devrimci tutsaklara yönelik saldırıları ilk kez yaşanmıyor. Geçen yıl
Ekim ayında Oramar/Dağlıca baskınından sonra asker ve idare adli
tutuklulara, yurtsever ve devrimci tutsaklara karşı kışkırtmış, saldırı
küfürler, havalandırmalarımıza cam parçaları atma biçiminde
gerçekleşmiştir. O dönem bu saldırıyı yönelik suç duyurusunda
bulunduğumuz halde olayın üstü örtülmüş ve soruşturma takipsizlikle
sonuçlanmıştır. Bu tip saldırılar karşısında can güvenliğimizi
sağlamakla yükümlü olan cezaevi idaresi 17-18 Ekim saldırısının basına
ve kamuoyuna yansımasıyla biz yurtsever ve devrimci tutsaklara iki
seçenek sunmuştur:
‘a-) Can güvenliğinin olmadığını düşünen tutuklu-hükümlüler istedikleri
cezaevlerin yazarak sevk isteyebilir. b-) İstemeyen tutuklular can
güvenliğimiz var, sevk istemiyoruz, şeklinde dilekçe versinler.’
denilerek; bir yandan bu vesileyle sevk meselesini gündemleştirirken;
diğer yandan hapishanelerde biz tutsakların can güvenliğini sağlama
meselesinde idarenin/devletin rolünü silikleştirmeye, üzerini kapatmaya
çalışmaktadır.
SORUMLULAR KORUNUYOR
Hapishanelerde gerçekleşen bu tür saldırıların devlet tarafından
hazırlandığı ve sorumluların korunduğu biliniyor. Engin Çeber’in Metris
Cezaevinde dövülerek- işkence edilerek öldürülmesi ve 17-18 Ekim 2008
tarihinde Gebze M Tipi hapishanesinde yaşanılanlar bu gerçeği bir kez
daha kamuoyunun gündemine getirmiştir.
Gebze M Tipi Hapishanesi’nde yaşananlar faşist devletin işçi sınıfına
ve ezilenlere yönelik saldırılarından; Kürt Halkına yönelik şovenist
kışkırtmalardan, linç siyasetinden bağımsız değildir. Bu saldırıları
bizzat Genelkurmay Başkanı ağzıyla yapılan ırkçı açıklamalar
halklarımız arasında düşmanlık yaratmaya dönük çabaların bir parçası
olup, linç girişimlerin hapishanelerde hayata geçirilmeye
çalışılmasıdır.
Biz, Gebze M Tipi Hapishanesi’nde bulunan yurtsever, devrimci tutsaklar
bu saldırılar dışarıdaki ırkçı, şöven, faşist saldırıların bir parçası
olarak gördüğümüzü; özgürlük, demokrasi ve devrim mücadelesini
hapishanelerde sürdürdüğümüzü; baskılara boyun eğmeyeceğimizi ilan
ediyor, halklarımızı ve kamuoyunu bu saldırılara karşı duyarlı olmaya
çağırıyoruz.”
ANF NEWS AGENCY
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
| |
|