Basından Seçmeler: Ergenekon ve Ümit Fırat
Gönderen: zinar_adar Tarih: 09.11.2008, 00:25:02 (4117 okuma)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yeni_Özgür_Politika“Türk medyasında ağır Kürt entelektüeli olarak pazarlanan Ümit Fırat kimdir hakikaten? Kürt davasına ne gibi katkıları olmuş? Kürt davası adına ne yapmış? Ortada bir eser yok… Ortada politik bir faaliyet yok… Ne var? Bir kitapçı açmış zamanında ve solcuların, birçok aydının uğrak yeri olmuş bu kitapevi. Hepsi bu…”

Ergenekon davası Türk devletinin gelip dayandığı bir yol ayırımı. Türk devleti bu davadan sonra eskisi gibi olmayacaktır. Mutlak bir biçimde ciddi bir değişimden geçecektir. İki yol var TC’nin önünde, biri demokrasiye çıkıyor, diğeri askeri diktatörlüğe, bir başka deyimle uçuruma… Başka bir seçenek kalmadı.

Her iki yol da Kürdistan’dan geçiyor.

Ya Kürdistan sorununu çözecekler (bu arada ‘Kürt sorunu’ çok yanlış bir kavram ve Kürtlerin bu kavramı kullanmaktan kaçınması lazım. Kavramlar önemlidir. Kürt sorunu dediğinizde, sıradan bir Türk’ün Kürt’ü sorun olarak algılaması kaçınılmazdır. Sorun olarak algılanmak, hedefe konmaktır. Bizim bir Türk sorunumuz vardır, ama bir Kürt sorunumuz yok, Kürdistan sorunumuz var. Türklerin de bu sorunu var) ve yönlerini Diyarbakır’a dönecekler ya da Kürdistan’ın yalçın dağlarına yönelecekler ve kendileri ile birlikte, Kürtleri de uçurumdan aşağıya yuvarlamaya çalışacaklar. Türkiye’nin bütün diğer sorunları ayrıntıdan başka şey değildir.

Siviller iktidar olabilirse...

Elbette Türkiye’nin sorun yumağı Türk ordusudur, ama bu sorunun düğüm noktası da Kürdistan’dır. Kürdistan sorunu çözüldüğü an, Türkiye’nin asker sorunu da çözülmüş olacaktır zaten. Tersi de doğru elbet… Siviller iktidar olabilirlerse, Kürdistan sorununu çözmede zorluklar çıksa bile, sonuç alınabilecektir. Bugün savaş baltasını sallayan Başbakan Tayyip Erdoğan ordudan korktuğu için bunu yapıyor. Özel bir Kürt düşmanlığı olduğunu sanmıyorum. Belediye başkanı olduğu dönemde, Eşber Yağmurdereli TÜYAP kitap fuarında ‘barış için bir milyon imza’ topluyordu. Fuarı gezen Tayyip Erdoğan onu görünce gelip, verdiği mücadeleden ötürü Yağmurdereli’yi tebrik ettikten sonra, kendisi de imza atmak istedi. Bu imza kampanyasının Kürdistan’daki savaşa karşı olduğunu pekala biliyordu. Yine de tam imzaladığı bir sırada yanındaki adamlarından biri kulağına eğilip onu uyarması üzerine ‘bütün dünya için barış’ notunu düşerek, ileride bir mesele çıkarsa diye, kendisine kaçış yolunu açtı. Orada onu zorlayan yoktu, hatta Yağmurdereli nezaket gereği ona teklif bile etmedi, gönüllü imzaladı. Onun elindeki savaş baltası, kendisine ait değil, orduya ait ve bütün gelmiş geçmiş iktidarların durumu da aşağı yukarı budur….

Ergenekon MGK bünyesinde kurulmuştur

Bu yüzden Ergenekon davası bir çete davası değil, Türk devletinin sahibi ordunun sanık olduğu ve sonuç ne olursa olsun, rejimin bir dönüşümden geçeceği ciddi bir davadır. Ergenekon, Türk ordusunun patronluğunu yaptığı MGK bünyesinde kurulmuş bir örgüttür. Zamanında Radikal gazetesinin genel yayın yönetmeni İsmet Berkan, Çatlı ekibinin oluşmasındaki MGK kararını gördüğünü yazdı, bir sonraki yazıda biraz kıvırmak zorunda kaldı. Neden bilmiyorum, ama şayet eski MGK patronu Orgeneral Tuncer Kılınç’ı da bu davadaki sanık sandalyesinde oturduğunu görürsem, Türk devletinin demokrasi yoluna girdiğine inanacağım. Şayet iddia edildiği gibi bu devlet organizasyonunun bir numara diye söylenen bir lideri varsa, bu kareye Tuncer Kılınç’ın fotoğrafından daha uygununu düşünemiyorum. (Elbette Kıvrıkoğlu’nu da unutmamak lazım.) Birincisi en kirli zamanların en kirli işlerinin patronu. Fotoğrafı da fazla uygun kaçıyor. Onun eski demeçlerine bakın, sonra da Ergenekonculara bakın. Ben hepsinde biraz onu görüyorum. Gazeteci Cengiz Çandar’ın satır aralarından da onu görmek mümkün.

Bu arada bu davada da her zaman olduğu gibi ‘alavere dalavere, Kürt Memed nöbete’ hokkabazlıkları oluyor ve olacaktır. Çöplerini bizim kapımıza bırakmaya gayret edeceklerdir. Ediyorlar.
MGK’ın psikolojik harekat dairesi berhewa olmuş olamaz…
Bu fesat dairede hiç ummadığımız insanlar dönüyor…
Tanık olduğum iki örnek vereceğim önce:
Hepimiz Can Dündar’ı romantik solcu biliyoruz değil mi?

Eşber Yağmurdereli bir ara Ankara’da genel af çıkarmak için uğraşıyordu. Dönemin meclis başkanı Cindoruk da ona olumlu yaklaştığını söylemişti. Eşber Yağmurdereli beni de Ankara’ya çağırdı. Birlikte Can Dündar’ın yanına gittik. Dündar da onunla ilgili bir belgesel hazırlıyordu ya da hazırlayacaktı, iyi hatırlamıyorum. Can Dündar sohbet arasında ‘Bir süre önce bir general bana –PKK’yı bitirdik, sıra AKK’da’ dedi. Sonra da keyifle AKK’nin açılımını yapmış. (Tabii kadınlara yönelik bir küfür olduğu için bunu yazamıyorum.
Hedef ‘karı’ Tansu Çiller’den başkası değildi.
Çiller’in o sıradaki pozisyonundan ötürü, olayın garipliğini fark etmedim. Mesela bir generalin bir sivile, üstelik de gazeteci ve muhalif bir sivile nasıl güvenip de bunu diyebildiği… Hedefte Çiller olunca, işin özünü ifade eden bu yönü kaçırdım.
Ancak Ergenekon soruşturmasını yürüten savcı ile ilgili yazdığı makaleyi okuyunca, zamanında söylediklerinin ciddiyetini anladım.
Yine hayli solcu gazeteci Halil Nebiler, Susurluk döneminde, masada Eşber Yağmurdereli ve bir sendika başkanı da dahil on kişi civarındaydık. Söz Susurluk’a ve o sırada da gündemde olan Veli Küçük’e uzanınca, Halil Nebiler ‘Veli Küçük, Abdullah Çatlı ile telefonda sadece bir dakika konuşmuş. Ona ne demiş, biliyor musunuz? Ona ‘Ananı ... ayağını denk al’ demiş.’ Dedi.
Bu durumun telefon kayıtlarında tespit edilmiş olmasına rağmen, açıklanmadığını, adamın üzerine gidildiğini söyledi.


Esas tehlike

Şimdi esas tehlikeye geçelim.Birileri bu süreçte çöplerini bizim kapımıza bırakmak isteyecektir. Bırakıyorlar zaten. Baksanıza, Musa Anter’i bile biz öldürmüşüz…

Kapımıza çöplerini sürmelerinden daha vahimi, bu işi bile Kürtlere yaptırmaya çalışmaları!
PKK’nın Ergenekon ile işbirliği içinde olduğunu söylüyorlar. Bununla da yetinmiyorlar, PKK’yi devlet kurdu diyorlar. PKK içinde devlet ajanları sızmamış mıdır?
Bu soruya PKK bile ‘yok’ demez. Hem PKK’nin hem de DTP’nin içinde mutlak anlamda devlet uzantıları vardır. Daha önce ortaya çıkanlar, çıkarılanlar da az değildir.

PKK’yi eleştirmek başka şey, ama PKK’yi devlet kurdu demek, başka bir şey. (Ki benim de PKK’ye eleştirilerim var, bu başka bir yazının konusu) Hayli zamandır Kürt ‘aydın’ çevresinde bu söylenti dolaşıyor.

Kendisi müvekkilinin davası bitmeden, müvekkilini kamuoyunda mahkum ettirmeye çalıştığı için, benim de kendisiyle yaptığım tartışmayı açıklamamın sanırım bir sakıncası yok. Doğan Güzel de bu tartışmanın şahidi ve yer yer katılanıdır. Ahmet Zeki Okçuoğlu Serbesti dergisine yazmamı istedi. Ona derginin fazla polemikçi olduğunu, bu nedenle yazmak istemediğimi ve şayet yazarsam, kendilerini eleştireceğimi söyledim. Yiğidi vur, hakkını yeme misali ‘tamam, yaz, bizi eleştir’ dedi. Bunu da kabul etmedim ve PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili tartışmaya başladık. Malum Pilot hikayesinden yola çıkarak, PKK’yi devletin kurduğunu iddia ediyordu. Ona, devletin ne gibi bir sebeple bunu yapmış olabileceğini sordum. Karşılık olarak İsrail’in FKÖ’ye karşı Hamas’ı kurduğunu, Türk devletinin de gelişen Kürt hareketine karşı, PKK’yi kurduğunu söyledi. Ona ‘Filistin’in bir FKÖ’sü vardı ve İsrail bunu yaptı diyelim, peki, PKK hangi Kürdistan FKÖ’süne karşı kuruldu. PKK’den önce var mıydı böyle bir FKÖ’müz?’ diye sordum. Yine de tartışmayı sürdürdü. Doğrusu tartışma da değildi, Doğan Güzel de şahit ki, ben sadece soru soruyordum. Sonunda ‘PKK’yi parçalayacaklar. Bir Amerikalı yetkili bana söyledi. Parçalayacaklar, bu kaçınılmaz. Ben de bu arada, PKK’nin hiç değilse bir tarafının Kürt kalması için çabalıyorum’ dedi. Ona ‘Kürt olmayan birileri şayet PKK’yi parçalamak istiyorsa ve siz bunu biliyorsanız, bu durumda buna karşı mücadele mi etmek gerekir, yoksa süreci daha da hızlandırmaya mı çalışmalıyız?’ diye sorduğumda, ‘siz müritsiniz, sizinle tartışılmaz, müritlerle tartışılmaz!’ diyerek, kalktı gitti.

Derinlerle ilişkili Kürtler!

Elbette tartışma epey uzun sürdü, bu yazdıklarım tartışmanın özeti sadece. Öncelikle PKK’yi bu anlamda suçlayanlara bir bakalım. Abdülmelik Fırat hiçkimsenin bilmediği ‘bilgileri’ ifşa ediyor ve kaynak olarak da tanıdığı generalleri gösteriyor. Generaller, Şêx Seîd’in torununa nasıl bu kadar güveniyor da, en gizli bilgileri aktarıyor, gel de bunun açıklamasını merak etme. Ahmet Arif’in ‘ekselans’ lakabını taktığı Ümit Fırat, Neşe Düzel ile yaptığı söyleşide, neredeyse İstiklal Mahkemeleri’nin kurulmasına bile PKK’nin sebebiyet verdiğini söylüyor. Ekselan’a göre 1984 sivilleşmenin başladığı bir yıl ve PKK bunu engellemek için eylemlere başlamıştır. Bunun bile söyleyen insanın sözlerini eleştiri sınırları içinde değerlendirme imkanı kalmadığından, insan bu iddiaların sahibinin kim olduğunu merak ediyor haliyle.

Kimdir Ümit Fırat?
Türk medyasında ağır Kürt entelektüeli olarak pazarlanan sayın Ümit Fırat kimdir hakikaten?
Kürt davasına ne gibi katkıları olmuş?
Politik bir şahsiyet midir?
Şayet politik bir şahsiyetse, hangi örgütü kurmuş, hangi Kürt örgütü içinde yer almış, nasıl bir mücadele vermiş?
Yok eğer bir entelektüel, bir fikir adamıysa, fikir dünyamıza ne katmış, bizi hangi eserleriyle aydınlatmış?
Kürt davası adına ne yapmış?..
Ortada bir eser yok…
Ortada politik bir faaliyet yok…
Ne var?
Bir kitapçı açmış zamanında ve solcuların, birçok aydının uğrak yeri olmuş bu kitap evi.
Hepsi bu…
Neden bilmiyorum, konu buraya gelince bir romanı hatırladım.
Attila İlhan’ın yanılmıyorsam ‘o karanlıkta biz’ adlı romanında geçiyordu. Orada bir kitapçı vardı, solcuların bulamadığı yasak kitapları temin ediyordu. Ama birileriyle de çalışıyor, o kitapları verdiği kişileri de gammazlıyordu.
Doğrusu hiçbir üretimde bulunmadan, bu kadar geniş ilişki ağına sahip sayın Ümit Fırat’ı da merak ediyor insan. Türk medyasında böylesine ağır Kürt aydını olarak kabul görmesi de, bu merakı gıdıklıyor.


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


Yorumlar
Yazan: apollo49     Tarih : 2008-11-09 16:05:06     Puan :
cirtila, birtikla kurd olunmaz, gercek kurd olmak yuku ,faturasi axirdir,firat

En çok okunan haberler
· Öcalan: Devlet kendi Kürdünü yaratıyor
· Rojaciwan "Özgürlük Daglarinda" Bölüm 1
· HPG: 2008 YILI SAVAŞ BİLANÇOSU
· Kemal Pir’in yayınlanmayan fotoğrafları -Özel
· HPG ANAKARAGAH KOMUTANLIĞI AÇIKLAMASI
· Kandil, Gazze benzetmesi AB başsözcüsünü zorda bıraktı
· Meclis'te Kürtçe'ye hakaret! 'Bilinmeyen dil'di bu kez üç nokta oldu
· Baydemir: Türkiye Gazze saldırısından haberdardı
· Türk savaş uçakları Kandil'i bombalıyor
· Askeri helikopterler köy taradı, yaralılar var

Basından Seçmeler
· TRT ŞEŞ VE SAHTE KÜRT AYDINLARI: Unutanlara hatırlatılır
· 2009'a Girerken Halimiz, Ahvalimiz.../FERHAT Tunç
· ARD: Kürtler TRT 6'ya ilgi göstermedi
· 2008 Türk dış politikasında itibar kaybı yaşandı
· Aydınlar konuşuyor: Kürtçe TRT bir asimilasyon projesidir
· Bizde buna derler ki: ''……'' (*)
· Kürt yönetimi: PKK için İran ve Türkiye ile temastayız
· Hayatları söndüren operasyon: 19 Aralık
· Çatı partisi için ilk toplantı yarın
· Aygan: Cesetler Cizre-Silopi arasındaki kuyularda

© Rojaciwan.com