BRÜKSEL / KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan
Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın ‘ya sev ya terk et’ sözlerinin Kürtler
için imha politikalarının soykırıma vardırılmasını anlamına geldiğini
söyledi. Kürt halkının mücadelesi karşısında Erdoğan’ın çok sıkıştığını
ve şok yaşadığını söyleyen Kalkan, ‘’Ağzından çıkanı kulağı duymuyor.
Söylediklerinin ne anlama geldiğini bile fark edemiyor. Bu kadar
psikolojik gerginlik altında bunları bu biçimde ifade etti. Besbelli ki
tehlikeli şeyler düşünüyor, tartışıyorlar’’ dedi.
Roj Aktuele konuşan Duran Kalkan, Başbakan Erdoğan’ın ‘ya sev ya
terk et’ sözlerini değerlendirdi. Kalkan ‘’Bu sözler faşist,
milliyetçilerin sözleri. Irkçı zihniyeti ifade ediyor. Bu sözleri
söylediğine göre Erdoğan’ın dinciliğinden çok faşist, milliyetçi
zihniyet eğiliminin çok daha güçlü olduğu açığa çıkıyor’’ dedi.
ERDOĞAN’IN GERÇEK YÜZÜ DAHA İYİ ORTAYA ÇIKTI
“Erdoğan’ın gerçek yüzü, zihniyetinin bu şekilde daha iyi görülmüş
oldu” diyen Kalkan, Erdoğan’ın bu sözleri ilk kez ifade etmediğini
kaydederek şunları söyledi: “Bir buçuk iki ay önce de halkın
gerçekleştirdiği serhıldan karşısında ‘gerekirse hepsini kovarız’
demişti. Son zamanlarda bu sözleri telaffuz ediyor. Besbelli ki Tayyip
Erdoğan’ın aklından, Kürtleri anayurtlarından kovmak geçiyor. Nasıl ki
anadilini yasaklamış, kendini yaşamayı, yaşatmayı, özgür, demokratik
olmayı yasaklamış, inkar ve imha süreci dayatmış, asimilasyonla bunu
yapmak istiyor; aynı şekilde asimile olmayacaksanız da ‘kovarız
buradan. Dünyanın dört bir yanına süreriz’ diyor. Zaten 93-94’te büyük
bir sürgün hareketi geliştirdiler. 4 binden fazla köy boşaltıldı. 3-4
milyona yakın Kürt insanı metropollere, Avrupa’ya, dünyanın dört bir
yanına savruldu. Kasabalarda, şehirlerde yığma olarak toplandı. Şimdi
anlaşılıyor ki geri kalanları da Kürdistan kovmayı düşünüyorlar.
SOYKIRIMI GELİŞTİRMEYİ TARTIŞIYORLAR
Bunları sadece Tayyip Erdoğan’ın düşünceleri, bilmeden ağzından
kaçırdığı sözler olarak da değerlendirmemek gerekli. Öyle anlaşılıyor
ki son terörle mücadele toplantılarında, MGK toplantılarında bu husus
tartışılmış. Zaten tampon bölge tartışması yapıyorlardı. Köylerini
boşaltmış oldukları Kürdistan’ın var olan kasaba ve kentlerini de
boşaltmayı, tıpkı 1915’te Ermenilere yapılana benzer bir biçimde, bu
sefer de Kürt tehcirini, yani zorla anayurttan göçertme hareketini,
yani soykırımı geliştirmeyi düşünüyorlar, tartışıyorlar.
Bu sözler öyle basit sözler değil. ‘ya sev ya terk et demedim’.
Evet öyle demedin ama ‘tek millet, tek devlet, tek dil, tek bayrak.. ve
bunu kabul etmeyen, beğenmeyen çekip gitsin’ dedin. Bu ne anlama
geliyor. Aynı anlama geliyor. Öyle anlaşılıyor ki Tayyip Erdoğan çok
sıkışmış. Şok olmuş Kürt halkının geliştirdiği mücadele karşısında.
Dolayısıyla ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Söylediklerinin ne anlama
geldiğini bile fark edemiyor. Bu kadar psikolojik gerginlik altında
bunları bu biçimde ifade etti. Besbelli ki tehlikeli şeyler düşünüyor,
tartışıyorlar.
TEHCİR HAREKETİ
Bunlar ne anlama geliyor? Son dönemlerde KDP yönetimiyle
geliştirmeye çalıştıkları ilişkilerden de anlaşılıyor ki, bu umut
ediliyor. ABD’ye de daha fazla taviz vererek bunu kabul ettirmek
istiyorlardı. Yani ABD Ortadoğu’da savaşı geliştirirse, onlardan destek
alarak, KDP’yi de razı ederek, Kürtleri, Kürt olarak yaşamakta ısrarlı
olanları Güney Kürdistan’a ya da dünyanın dört bir yanına sürüp kuzey
Kürdistan’da, diğer Kürdistan parçalarında bir tehcir hareketini
geliştirmeyi akıllarından geçiriyorlar. Bu durum önemlidir, ciddidir.
Tayyip Erdoğan’ın sözlerini bu anlamda ciddiye almak gerekiyor. Bu
Kürtler için, zaten inkar ve imha temelinde sürdürülen politikaların
soykırıma vardırılmasını ifade eder.’’
KÜRTLER KOLAYCA SÖKÜLÜP KOVULAMAZLAR
Türkiye’nin yüz yıl önce yapılanın hesabını veremediğini kaydeden
Duran Kalkan, yeniden soykırım gibi insanlık suçu oluşturan bir lekenin
Türkiye toplumunun, halkının alnına çalınmak istendiğini vurguladı.
Ancak bu düşüncenin gerçekleşmesinin imkansız olduğunu söyleyen
Kalkan “Tayyip Erdoğan bilsin ki, Kürtler ne Ermenilerdir, ne
Rumlardır. Öyle kolayca sökülemezler, kovulamazlar. Bu topraklarda
onbinlerce yıl yaşayan, tarihin en kadim halkıdırlar. Kültürleri var,
yerleşik düzenleri var. Yüzlerce de değil, binlerce yıldır dünyanın
birçok fatihi Kürtleri bu topraklardan çıkarmak istedi ama hiçbir
başaramadı. Kürtler dağda, toprakta nasıl yaşayacaklarını, bu süreç
içerisinde iyi öğrendiler. Toprağa her şeyleriyle sarıldılar,
bağlandılar. Onun için Kürtleri bu topraklardan sökmek kolay değildir’’
dedi.
TÜRKİYE’NİN VAY HALİNE
Böyle bir girişimin Türkiye için de gerçek bir felaket olacağının
altını çizen Kalkan “Eğer gündeme öyle birilerini kovmak gelirse o
zaman Türkiye’nin vay haline. Kim Türkiye’yi terkedip gider, kim
kovulur o belli olmaz’’ diyerek devamla şunları söyledi:
“Onbinlerce yıldır bu topraklarda yaşayan tarihin en kadım halkı
Kürtler değil de, herhalde oradan buradan gelip devşirilmiş, egemen,
zorba bir despotik yönetim kurmuş, ona dayanarak bir zulüm düzeni
altında her şeyi yürütmek isteyenlerin kovulma ihtimalleri daha
fazladır. Tayyip Erdoğan’ın da bu tür başka yerlerden gelmiş biri
olduğu biliniyor. Mevcut Türkiye yöneticileri de öyle. Kimisi gürcü,
kimisi Arap, kimi Yahudi. Devşirme, dönek bir topluluk Türkçülük
yapıyor, kalkmış bir de Türkiye toplumunun başına felaket örmeye
çalışıyorlar.
TERK EDİP GİTMESİ GEREKEN ERDOĞAN VE AKP’DİR
Kürt halkı gibi tarihin en kadim halkını, vatanlarından sürmekle
tehdit ediyorlar. Kürtler buna gerekli cevabı verdiler tabi. Çok haklı
olarak, kim kimi, kimin vatanından kovuyor dediler. Öyle kolay bir şey
değil. Şu çıkıyor ortaya. AKP yönetimi ve Tayyip Erdoğan kişiliği,
artık Türkiye toplumu için ciddi bir tehlike, tehdit haline
gelmiştir. Bir yüktür artık. Sorunlara çözüm üretme gücü kalmamıştır.
Dolayısıyla aslında atılması gereken, gitmesi gereken, derhal bu görev
ve sorumluluğu terketmesi gereken güç başta Tayyip Erdoğan olmak üzere
AKP hükümetidir.”
Erdoğan ve AKP hükümetinin ülke ve toplumu yönetme gücünü
yitirdiğini söyleyen Duran Kalkan “artık tek hedefi kalmış. PKK’ye
karşı savaş’’ dedi. Erdoğan ve AKP hükümetinin 1994-1995’teki Tansu
Çiller hükümetine benzediğini söyleyen Kalkan “Çete siyaseti
yürütülüyor açıkça. Ona göre PKK’ye, Kürtlere karşı yapılan her şey
mubah. Ortada bir demokrasi yok. Kanun, hukuk yok. Zaten biz de bunu
söyledik. Dedik ki Kürtler üzerinde kanun, hukuk işlemiyor. Kendisiydi,
Erdoğan, diyordu ki batıyla doğunun, kuzeyle güneyin, Türk ile kürdün
farkı yoktur. Herkese eşit muamele ediliyor. Hani eşitlik. Nerde kaldı
ortak muamele. Bunların hiçbiri yoktur’’ dedi.
TARİH BİLİNÇLERİ YOK
Erdoğan’ın KCK yönetiminin ABD başkanlık seçimlerini kazanan Barak
Obama’ya gönderdiği mektubuna yönelik eleştirilerine de cevap veren
Kalkan şunlar söyledi:
‘’Geçen gün yönetimimizin Obama’yı kutladığı mektubu
eleştiriyordu. Zenciler, sporda başarı kazanınca sırtlarına ABD bayrağı
alıp sevgiyle tur atıklarını söyledi. ‘Bunu yapabilir mi teröristler,
Kürtler’ diyordu. Buna hiç tarih bilincine sahip olmama denir, ya da
nankörlük denir. Kürtler değil, bayrağı taşımak, bin yıldır Türklerin
her şeyini sırtlarında taşıyorlar. Malazgirt savaşıyla Anadolu’nun
kapılarını kim açtı Türklere.. Ortadoğu’da tarihi bir imparatorluğun
yaratılmasında kapıları kim açtı Türklere. Kurtuluş savaşında en büyük
desteği kim verdi Türklere. 85 yıldır Türkiye’nin imarı için en zor en
tortu işlerde çalışan kim. Nankörlük ya da bilinçsizlik olur da bu
kadarı çok fazla. Besbelli ki Tayyip Erdoğan tarih bilincinden yoksun
ya da çok nankör. Dünyada hiç kimse kürdün Türk’e yaptığını
yapmamıştır. Yaptıklarının karşılığını inkar ve imha ile vermeye
çalışıyor mevcut AKP hükümeti.
TÜRKİYE’DE BİLİNÇ KARARMASI VAR
Mevcut Türkiye yönetiminde bir bilinç kararması, bir düşünce
düzeyini kaybetme yaşandığını söyleyen Kalkan bunun Erdoğan’la da
sınırlı olmadığını kaydederek Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un sarf
ettiği sözleri örnek gösterdi:
‘’İlker Başbuğ da iki gün önce yayınladığı mesajda 10 Kasımda bir
Kemalizm, Atatürk gösterisinde bulunuyordu. İnsan bakınca gülüyor.
Gerçekten bu insanlar, ağızlarından çıkanları anlıyor mu ya, da hiçbir
şey anlamaz hale mi geldiler? Ya da alemi hiçbir şey anlamaz mı
sanıyorlar? İlker Başbuğ, hiçbir Genelkurmay Başkanının yapmadığı kadar
ülkeyi AKP gibi gericiliğe teslim etmiş, ondan sonra da Atatürkçülük
nutku atıyor. Millete Atatürkçülük dersi veriyor. Yani bu kadarı olmaz.
HALK AKP İLE BAŞBUĞ’A EN BÜYÜK DERS SANDIKTA VERECEK
Bu bakımdan mevcut Türkiye yönetiminin besbelli ki halkın
mücadelesi karşısında, kadınların, gençlerin, Kürt halkının,
emekçilerin, Alevilerin, tüm Türkiye emekçi halk topluluğunun
mücadelesi karşısında demokratik, siyasi çözüm üretemeyince kabadayı
gibi, alemi kandırmayı ifade eden yaklaşımları geliştiriyor. Bu kötü
bir durumdur. Bu kritik süreçte tehlikelidir. Ya bu insanlar doğru bir
düşünceye yönelmeliler, şapkayı masaya koyup derin derin düşünerek
kendilerini düzeltmeliler ya da çekip gitmeliler. Yoksa böyle bu kadar
terslikle, yalan yanlış şeylerle, psikolojik savaşı bu kadar
tırmandırmaya çalışarak, alemi kandırmak isteyerek, kabadayı yöntemiyle
bu ülke yönetilemez. Emekçiler, halklar, Kürt halkı bastırılamaz. İşte
aleviler de büyük bir direniş içerisindeler. Gittikçe daha çok
gelişecek. Biz inanıyoruz, genci, kadını, Kürdü, Alevisi, emekçisi,
işçisi, memuru, hepsi demokrasi talebiyle ayağa daha fazla kalkacak,
birleşecek, güç birliği yapacak ve önümüzdeki yerel seçimlerde AKP
hükümetine de, ona umut bağlayarak yönetim olacağını sanan İlker
Başbuğ’a da tarihin en büyük dersini sandıkta verecek.’’
ANF NEWS AGENCY
|