Gönderen: seteney Tarih: 20.11.2008, 03:48:37 (5620 okuma) Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
26
yıl önce yani 1982 Kasım ayında sekiz PKK militanı Kuzey ve Güney
Kürdistan sınırında olan Hêzil Çayı’nda çıkan bir çatışmada yaşamını
yitirir. O militanlardan biri babam Mehmet Beşir Aksoy’du...
17 Aralık 1981’de Midyat’ta dünyaya geldiğimde, babam halkı için
mücadele eden bir gerilaydı. Midyat ve çevresinde PKK gerillaları ile
kırsalda propaganda çalışmaları yapıyordu. Bir yaşıma geldiğimde babam
yedi arkadaşıyla birlikte Hêzil Çayı’nda çıkan bir çatışmada şehit
düşmüş. Ama ben babamın şehit düştüğünü dokuz yıl sonra öğrendim. Ailem
babasızlığı hisettirmemem için bana karşı hiçbir zaman “hayır” sözcüğü
kullanmadı. Diğer çocuklardan eksik bir şeyim olmasın diye tüm aile
bireyleri başta -o zamanın zorlu koşullarına rağmen- annem olmak üzere,
teyzem ve şuanda aramazda olmayan dedem ile nenemin emeklerini asla
unutmayacağım.
Yaşadığım yerde diğer çocuklardan bir farklılığım vardı. O çocukların
babaları vardı benim ise yoktu... Her ne kadar aile çevrem bu eksikliği
doldurmaya çalışsalar da kim bir babanın yerini doldurabilir ki? Kim
onun şevkatini ve sevgisini verebilir ki?
9 yaşında öğrendim
Babamı sorduğumda bana “Uzaklarda bizim için çalışıyor, birgün gelecek“
deniliyordu. Taa ki birgün, bir arkadaş pusula getirene kadar...
Pusulada “Beşir arkadaş ve Hêzil Çayı şehitleri üzerine bir kitabın
çıktığı, Beşir arkadaşın şehit düştüğü ve dönüşü olmayan o yoldan geri
dönmeyeceği“ yazıyordu. O anki duygularımı, ruh halimi, içten içe nasıl
çığlık attığımı, içimdeki o yangını anlatmam imkansız! Kimsenin yanında
ağlamıyor, üzülmelerini istemiyordum. Küçük yaşta hayatın acı
gerçeğiyle tanışmak benim için çok zordu.
Gerillalar bana O’nu hatırlatıyor
Yazın, okulların tatil olduğu dönemlerde köye gitmeyi ve gerillaları
görmeyi çok istiyordum. Çünkü onları her gördüğümde babam, yani Beşir
arkadaşı görüyor gibi olurdum. Onlara sarıldığımda, öptüğümde, benimle
yaptıkları o sevgi dolu sohbetlerinde, sanki onu karşımda görüyor gibi
oluyordum. Çünkü; onların hepsi benim için Beşir arkadaştı. 1992’ye
geldiğimizde artık ortaokul ikinci sınıfa gidiyordum. O yıl Türk
devleti, ülkede koruculuk ve ajanlığı yoğunlaştırıp baskıları
artırmıştı. Bizim de yurt dışına çıkmamız uygun görülmüştü. Bir sene
İstanbul’da kaldıktan sonra zorunlu olarak Almanya’ya geldim.
Annem halen kabullenmiyor
Annem sayesinde hep babamın hayalleriyle yaşıyoruz. Çünkü; annem halen
onun şehit düştüğünü ve bir daha gelmeyeceğini kabullenmedi ve
kabullenemiyor. Bazen sohbet ederken hep şunu söyler: “Evin, şimdi kapı
çalsa ve sen kapıyı açtğında onu karşında görsen ne yaparsın?“ Ben de
içimdeki o acıyı ona fark ettirmeden; “Ne yapacağım? Geldiği gibi
yollayacağım. ‘Şimdiye kadar nerdeysen yine oraya git’ diyeceğim“ diye
ona şaka yapıyorum. O da gerçek düşüncemmiş gibi bana; “Ne kadar
vicdansızsın. Bari benim için, sana verdiğim emekler için onu içeri al“
diyerek adeta o anı yaşıyor. Annem, babamın gelmeyeceğini bilmesine
rağmen bir gün gelecek umuduyla hala hep hayal kurar. Onu yıllardır
ayakta tutan da bu hayali.
Keşke bir mezarı olsaydı
Bazen “Bari bir mezarı olsaydı, veya mezarının nerede olduğunu
bisleydik ve görseydik belki o zaman inanırdık“ diye sitem eder annem.
Çoğu kez ben de “neden çiçek götüreceğim bir mezarı bile yok?“ diye
isyan ediyorum. Babamın bir mezarı olsaydı belki kendimi onunla
avuturdum. Gider mezar taşını öperdim. Ona ne kadar ihtiyacım olduğunu,
içimde biriken hasretimi, sevgimi onunla paylaşırdım. Bunları
düşünürken aklıma ülkeleri uğruna yaşamlarını feda etmiş, mezarsız
hatta paramparça olmuş gencecik erkekler ve kızlar geliyor. Ve babamın
resmine bakıp “Yalnız değilsin, yalnız değilim“ diyerek kendimi
toparlıyorum...
M. Beşir Aksoy’un Filistin’de kendi durumunu değerlendiren bir yazısı
“Ben daha çok pratik mücadele içinde yetiştim. Davama sonsuz bağlılığım
var. Başarmak için ne gerekirse yapmaya hazır olduğum kanaatini
kendimde buluyorum.“
EVİN AKSOY
Hêzil Çayı’nda yaşamını yitirenler
20-25 Ağustos
1982’de Filistin sahasında yapılan PKK 2. Kongresi ardından PKK
kadroları Kürdistan’a aktarılır. Bir grup PKK militanı 1982 Kasım
ayında Hêzil Çayı üzerinden sınırı geçerken pusuya düşürülür. Bu pusuda
8 PKK kadrosu çıkan çatışmada yaşamını yitirirler. Yaşamını yitiren PKK
militanlarının isimleri şöyle: Şahin Kılavuz, Mehmet Beşir Aksoy, Cahit
Dayan, Musa İlk, Veysi Şimşek, Veysi Hantaş, Hasan Özçelik ve Fuat
Ertürk.
Mehmet Beşir Aksoy (Şerif)
1956 yılında Midyat’ın Helex köyünde doğdu. İlk ve ortaokulu Midyat’ta
okudu. Mardin’de de meslek lisesini bitirdi ve Ankara Esenboğa
Havaalanı’nda tamirci olarak çalıştı. Daha sonra Erzincan’a geçen
Aksoy, burada sendika başkanlığı yaptı. 1979’da da memleketi Midyat’a
geri döndü. “1978-1984 PKK Direniş Şehidleri Albümü’nün 357.
sayfasında” Aksoy üzerine şu bilgiler verilmektedir: “1973’te KDP ile
tanıştı. KDP’de aradığını bulamayan Aksoy arkadaş, buyük arayışları
sonucu 1976’da Apocular ile tanıştı. Maddi ve manevi tüm imkanlarını
devrimcilere açtı. 1979’da mücadeleye aktif olarak katıldı. Midyat’ta
yeni çevreler kazandı ve Midyat sorumluluğu yaptı. Kırsal alanda
propaganda ve örgütlenme çalışmaları yürüttü. 12 Eylül sonrası
kadroların yurtdışına çıkarılması görevini üstlendi. Cunta güçleri onu
arıyordu. Eşini ve yakınlarını defalarca tutuklayıp onu teslim almaya
zorladılarsa da başarılı olamadılar. Aksoy, ailesini de mücadeleye
kazanmada önemli başarılar sağlamıştır. Daha sonra yurtdışına gelerek
kısa sürede yetkinleşen Aksoy, mücadele pratiğine dönerken Hêzil
Çayı’nda kurulan pusu sonucu katledilen 8 partizandan biriydi...“ |
|
|
|
|
|
 |
Yazdir Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yazan: bermal_78 Tarih : 2008-11-20 21:29:00 Puan :      |
|
Baba Heval Besirin sevgili yavrusu yazini okuyunca yuregime hancerler saplandi. senin acini yuregimin derinliklerinde hissetim. babasiz buyuyen biri olarak seni en iyi anlayanlardan biri olarak diyorumki ne mutluki ovunecegin bir baban var. Ne mutluki bu halk ve Senin icin kurdistanin daglarinda SEHIT dusmus. yasam cok aci ve bir o kadarda gariptir. ben suna inaniyorumki sen babanin yerini dolduracak bir genc olacaksin. birak ANNEN hep hissettigi gibi yasasin. ve ona bekledigi Besirin kokusunu gulucuklerini ondan bir parca olarak ANNE''ne varliginla dunyalari bahsedeceksin. Babalarimiz yok ama ovunecek anilari var ve biz omrumuzun geri kalan kismini onlarin ani ve idalleriyle yasayacagiz. iyiki Babalarimiz bu halka ihanet etmedi, iyiki yuzu yere donuk degil basi dik geziyoruz. Bu halk ve SEN dunyadaki butun guzelliklerINE layiksiniz.
SENI BABA BESIR''in SEFKATIYLA KUCAKLAR GOZLERINDE OPERIM.
SEN HEP VAR OL VE BABANIN MESALESINI TASI
BABALAR ANNELER OLMESIN COCUKLAR YANLIZ KALMASIN
|
|
Yazan: dengekosar_47 Tarih : 2008-11-21 21:53:37 Puan :      |
|
|
HEZİL ÇAYI. ŞEHİTLERİNİ ANMAK HATIRLAMAK.KADAR GÜZEL BİR ŞEY YOK WE OLMUYACAKTIRDA.HELE HEZİL DESTANINI YAZIPTA kahramanlıklarını halkımıza aktaran.arkadaşlarada bu güzel gerçekliği ortaya koyan .dünyada eşi gürülmemiş üzlem le babasını anlatan biricik oğlunada kürdistan dan selam .sevgilerimi iletir ............... ve birkezdaha ...haykırıyoruz ŞEHİDEN HEZİLE ŞEHİDEN KÜRDİSTANE NE ŞEHİT NAMRIN |
|
|
|
 |
| |
|