Görüşme Notları: 27.04.2005: Görüşme Notu
Gönderen: Rojaciwan Tarih: 30.04.2005, 02:01:50 (5077 kez okundu)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

GÖRÜŞME NOTLARI



(Elinde İmparatorluk kitabıyla gelerek, görevliye “Vakit ayarlaması yapalım” dedi. Görevli, “Görüşme süremiz bir saat kronometremi ayarlayacağım. Görüşmenin bitimine beş dakika kala da size bildireceğim” dedi.)
Tamam, ben de saatimi ayarlıyorum. Hoş geldiniz. Başka gelen var mı?
(Mehmet de geldi.)
Sen uzun süredir gelemedin. Durumun ne oldu?
(Sıkıntılar vardı, aşıldı.)
Kendinize dikkat edin. Sizin de üçüncü gelişiniz herhalde.
(Dördüncü gelişim.)
Uzun süredir görüşemedik. Bakalım nereye gidecek? Görüştürülmememiz siyasal gelişmelerle yakından bağlantılı. Tabii sizden bazı bilgileri alacağım. Kendi anlatacaklarım var. Kalın çizgilerle aktarılması gerekenleri birer ikişer cümleyle sizden alamıyorum. Bu sizin gerilik düzeyinizi, toplumun, aydınım diye geçinenlerin gerilik düzeyini ele veriyor. Siz derken herkesi kastediyorum. Uyarılarımı yaptım, fakat yankılarını bulamıyor, kör kuyuya atılmış gibi.
(Newroz görkemli, coşkulu ve katılımı yüksek geçti. Her yerde katılım önceki Newroz’lardan daha fazlaydı. Sizi ve demokratik konfederalizmi sahiplenmeye dönüştü. Demokratik konfederalizm bayrağı kitlelerce yoğunca kullanıldı.)
Katılım yoğundu diyorsunuz. Halkın katılımını selamlıyorum. Konfederalizm bildirisi okundu mu?
(Evet, yansıdı.)


Kaç sayfaydı?
(Üç sayfaydı.)
İyi miydi?
(Evet, sizin söylediğiniz çerçevedeydi.)
Türkiye için gerekliydi. Gündeme hakim oldu sanırım. Sadece Türkiye açısından da değil, diğer parçalar için de geçerli. Demokratik çıkışım iğneyle kuyu kazarcasına yaratılmadır.
(Fakat sizin konfederalizm çözümlemeleriniz yeterince anlaşılmış değil; tartışmalar zayıf, derinleştirilemedi.)
Doğru anlaşılması için dikkat edin, derinlikli yaklaşın dedim. Ama siz hiç farkında bile değilsiniz. Aslında Türkiye’nin bunu doğru anlayamayacağını tahmin etmiştim, çünkü aydını yok, düşünürü yok. Bu sadece benim ortaya attığım bir şey değil; tüm sosyal bilimciler bu konuları araştırıyorlar. Wallerstein ve Bookchin de benzer şeyleri söylüyor; ama benim kadar iyi formüle edememişler. Ben net ortaya koydum ve cesaretle bunu savunuyorum. Sol kafası bunu yorumlayamıyor. Karl Marks, 1848’de devlet olmayan devlet diyor, Komünist Manifesto’da da bunu ilan ediyor, ancak demokrasiden haberi yok. Marks buna yanıt veremiyor, halkın önüne doğru politik sistemi koyamıyor. Biliyorsunuz, Hegel devleti “tanrının yeryüzündeki yürüyüşü” diye tanımlıyor. Marks Hegel’i biraz düzeltmek istiyor, 1871 Paris Komünü’nde birtakım gerçeklere varıyor; ama nihayetinde proletarya diktatörlüğü diyor, onu aşamıyor. Birinci ve İkinci Enternasyonal da bunu aşmak için zorluyor, ama aşamıyorlar. Lenin’e geliyor. Lenin proletarya diktatörlüğü hatasını fark ediyor, demokrasi olmalı diyor, aslında demokrasinin farkında; ama sosyalizmi sonuçta devlete, Sovyet diktatörlüğüne dönüşüyor ve sosyalizm kaybediyor.
Anarşistler ise, devlete dayalı sosyalizmi tehlikeli buluyorlar. Ancak kendi kendilerini tecrit etmekten kurtulamadılar. Türkiye’de sol ise, Birikim dergisinde de Dev-Yolcular tartışıyor, Sovyet ya da Çin etkisinden kurtulamıyorlar. Ulusal sol söylem aşılamıyor. Anarşistler de bunu aşamıyor. TİKKOcular diktatörlük şeyini aşamıyorlar. Bireysel aydın yönleri öne çıkıyor. 68 Hareketi büyük bir hareketti, özgürlük için iyi bir adımdı, fakat sonunu getiremediler. Daha sonra feminizm hareketi atak yaptı, fakat sivil toplum örgütü olmaktan kurtulamadılar, ötesine gidemediler. Bazı sosyologlar anarşizmden ders çıkarmaya çalıştı, ama burjuvazi ideolojisini, klasik çizgiyi aşamıyorlar. Bookchin “burjuva ideolojisinin yemliğinden yemlendik” diyor. Frankfurt Okulu, Analiz Okulu bunu tartıştı. İmparatorluk kitabı bir nevi özeleştiri, ancak kafa karışıklığı yaratıyor, bir yığın hatalar var, doğru bir amaca gidemiyor.
Savunmalarımda devlet tahlilini iyi, sade ve net ortaya koydum. Bilimsel bazı veriler eksik olsa da, genel çizgi itibariyle ana hatlarıyla doğrudur. Devlete dayalı ulusçuluk anlayışını kırmak oldukça önemliydi. Bunu Sümerlere kadar dayandırmam da önemli. İktidar olayını incelemem doğruydu. Foucault da bunları inceliyor.
Şimdi söyleyeceğim şeyi iyi yazın: Vardığım nokta günümüz iktidarı eşittir, topluma karşı savaştır. Günümüz açısından başka türlü iktidarın anlamı yok. Buna benzer bir cümle daha söyleyeyim: Burjuva iktidarı veya mevcut iktidar eşittir ulus-devlet; ulus-devlet de eşittir, özellikle 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren halklar açısından, kültürler açısından atom bombası. En son bunu Irak’ta gördük. ABD sonunda müdahale etti.
(Demokratik konfederalizm düşünceniz birçok çevrede ulus-devlet ile özdeşleştiriliyor.)
Hayir, o anlamda degil, tam tersine milliyetçiligin panzehiridir.
(Ayrica özellikle devlet tarafindan demokratik cumhuriyet tezinden vazgeçme ve yeni bir strateji degişikligine gittiginiz şeklinde yorumlandi.)
Devlet de ögrenecek, yeni yeni kavramaya çalişiyor, tabii anlayamiyorlar, tartişacak profesörü yok, aydini yok. Herkes şoke oldu, degil mi? Yalniz onlar degil, siz de anlamadiniz. Yalniz Kürtler için de söylemiyorum. Kavrayamamişlar. Alti yildir israrla üç şeyi tartişacaksiniz dedim. Demokratik toplum, demokratik devlet, demokratik siyaset. Neden yapamadiniz, neden tartişmayi geliştiremediniz? Çikiş bu tartişmadadir. ABD’nin elinde o kadar bombası var, silahı var, bunu yapamadıkları için başaramıyor. Benim dediklerimi CIA alıyor, iyi inceliyor, ama tabii ki kendi çıkarlarına dönüştürerek uyguluyor. Bu durum Lenin-Wilson ilişkilerine benziyor. Lenin’in Rusya’da geliştirdigi uluslarin kendi kaderlerini tayin hakkina karşi Wilson, Wilson ilkeleriyle cevap veriyor. Lenin ile Wilson arasindaki diyalektik ilişki benimle Amerika ya da Bush arasindaki diyalektik ilişkiye benziyor. Lenin’e karşi ABD kazandi. Bakalim bizim diyalektigimizde nasil olacak? Bize karşi Bush kazanacak mi? Bunu halklarin verecegi mücadele belirleyecektir. Emperyalist demokrasiye karşi biz halk demokrasisini geliştiriyoruz, bunu esas aliyoruz. Fakat aydinlar anlamiyor, çok ukalalar.
Bu kadar tecrit olmama ragmen, tek başima sosyalizm konusunda karamsarliga girmedim. Kararli, çok yüksek moralle mücadelemi sürdürüyorum. Topluma, insana saygiya ilişkin en ufacik bir adim atilamiyor. Halkimiz korkunç açlikla terbiye edilmeye çalişiliyor, bir tanesinin bile kili kipirdamiyor. Bir aydin olarak ben bu yaşamin kenarindan bile geçmem. Dünyayi verseler tenezzül etmem.
(Demokratik konfederalizm kavram olarak sizin kastettiginiz içerikte degil, siyasal literatürdeki gibi devletle baglantili şekilde algilaniyor.)
Demokratik konfederalizm amaca en uygun formül. Amaca en uygun kelime buydu. Bundan daha uygun formülasyonu bulamadim. Ehven-i şer bir kelime. Bookchin’de, Walerstein’de var, önemli noktalara değiniyorlar. İmparatorluk’un yazarları değer teorisini ele alıyorlar, değer ölçülemez diyorlar. Bazı sonuçlara ulaşıyorlar. Marks’ın değer teorisi yanlış. Aslında Kapital’i de çok iyi inceleyemedim, ama son tahlilde işçi sinifi ile burjuva sinifinin birleşip pay alma savaşidir. Roza Lüksemburg Marks’ı eleştiriyor, pre-kapitalist toplum olmadan işçi sınıfı yaşayamaz diyor. Roza’nınki daha doğru. İşçi sınıfı ile burjuvazi birleşip sonra toplumu sömürüyorlar. Değer teorisinin özü budur. İşçi sınıfının bu eksenli devrimciliği safsatadır. Neden değer ölçülemez? Şundan ölçülemez: Savunmalarımda açmıştım, ana örneğini vermiştim. Ananın çektiği, harcadığı emek parayla ölçülemez. Ananın yaptığı gibi ücretsiz işçiliği nereye koyacağız? Çocuğu büyütmesi, ona bakması, ev içinde verdiği emek ölçülemez. Genelde insan nasıl büyüdü? İnsan yüz bin yıllık tarihin ürünüdür. İlkel komünal toplumdan kültürler mücadelesine kadar her şeyi katarsak, tüm insanlık tarihi birikimlerini, bilgi birikimini nasıl küçük burjuva ücret talebine indirgersin? Değeri bunları yok sayarak ölçemezsin. Neolitik toplum, köleci toplum, feodal toplum, hepsini içine koyarsak işçi sınıfı olur. Marks’ın sosyal bilime katkıları olmuş, ama muazzam da yetersizliği var, topluma anlamlı bir şey getirememiştir. Sonuçta değer teorisi ile işçi sınıfının ücreti artırıldı. Zamanımız kısıtlı, daha sonra bunlara değiniriz.
Bu arada Papa’nın ölümüne ilişkin de bazı şeyler söyleyeyim. İtalyanlar benden böyle bir şeyi beklerler. Artuş Altuğ da yazmış, hatta iki mektup gönderdiğimden bahsediyor, Hıristiyanlığa yakın olduğumu da belirtiyor. Benimkisi yakınlıktan öte tarihlerini iyi araştırdım. Hıristiyanlık büyük bir hareket. Onların ilk üç yüz yılı görkemlidir. Konstantin’e kadar büyük bir sosyal harekettir. Ama iktidarlaştiktan ve devletleştikten sonra büyük darbe yedi. Gerçi şu an Vatikan devlet degil ve son Papa John Paul tarihi olumsuzluklari düzeltmeye çalişti; barişa, insanliga degerli katkilar sundu. Devletlerin zorbaligina tavir almasi görkemlidir. Insan haklari ve bariş için yaptiklarini önemli ve anlamli buluyorum. Mesajimi böyle veriyorum.
Ulus-devlet halklari devletleştirme ile uyuşturmadir. Milliyetçiligi geliştirdi. Biri ezen milliyetçilik, digeri ezilen milliyetçilik, sonuçta dünyayi korkunç milliyetçilik savaşlarina götürdü. Hitler ile korkunç dünya savaşlari yaşandi. Ermeni soykirimi tartişiliyor. Sonuçta Ittihat ve Terakki milliyetçiliginin varacagi sonuç soykirim olur.
Milliyetçilik sapmadir. Ben onun için Kürt milliyetçiligine sapmayi engellemek için büyük tedbirler aldim. Kürt hareketini ne milliyetçilige ne de devletçilige kaydirmam. Savunmamda bunlari açikladim. En son demokratik konfederalizmle bunun tedbirini geliştirdim. Halkimizin emeklerini boşa harcatmayacagim.
(Bazi kesimler demokratik konfederalizm düşüncenizin Güney’deki gelişmeleri engelleme amacini taşidigi şeklinde yorumluyorlar.)
Şarlatanlar. Işte benim büyüklügüm buradadir. Kürt halki için beş bin yillik Gilgameş’ten beri işbirlikçi Enkidu örnegini vermiştim, şimdi ucuz işbirlikçi bir devlet kurduruyorlar. O devletin kuruluşuna saldirmiyorum. Ama Ortadogu’da bu devlet sonuçta despotik devlet karakterine bürünür. Onları muazzam teşhir edin. Bu devletleri kimin kurduğu belli. Bu devlet halkın kanını emecek, çünkü demokrasiyle alakaları yok. Şimdi kendilerini devlet başkanı ilan ediyorlar. Ama benim ulus-devlete karşı çıkışım, Zerdüşt ve Hz. İbrahim çıkışı gibi görkemlidir. Hz. İbrahim’in Nemrut’a karşi yaptigi çikiş kadar degerlidir. Kendimi övmek için söylemiyorum, benim övülmeye ihtiyacim yok, ama çikişim anlamlidir, anlamak isteyenler anlayabilir. Nemrutlara boyun mu egecegim? Aga taslaklarina boyun egmem. Ulus-devlet ideolojisi haramdir, bin defa kuru ekmek yerim, bu devletlere minnet etmem, onlarin her şeyi haramdir. Beni sattilar, bunu unutacak miyim? Bir kaşik suda bogmaya çaliştilar, beni sevenler, tutanlar için söylüyorum, özellikle de kadinlar için söylüyorum, bir halki karilaştiriyorlar, bundan da zevk aliyorlar.
Şemdin şerefsiz adam kitap da yazmiş, diger takim da kaçti. Bir kadin için on vatan satiyorlar, ben bunlara karşi Diyonyssos -dag-emek tanrisidir, biliyorsunuz, ben onun- yolundayim. Kadini karilaştiran tanriciklara karşiyim. Hepsi zorba, küçük imparator bunlar. Kadin yigitse al sana silah, al sana özgürlük dedim. Kadina cinsiyetini kendini yücelterek anlamlandir diyorum. Kadina yaklaşimim böyledir. Bedirhan Beyi biliyorsunuz, torunlariyla birlikte yüz yirmi çocugu oldu. Botan beyidir, yenildikten sonra Şam’a geliyor. Selahaddin Eyyubi’nin de on yedi çocuğu var, o da Kürt’tür. Ben kadına böyle yaklaşmadım. Tek bir kadınla böylesi bir ilişkim olmadı. Kesire vardı, onu da biliyorsunuz. Ben kadını halkın özgürlüğü ile ilişkilendirdim. Kadın mücadelesini anlamalılar. Yanımdaki kadına, gidin ülkenizi, halkınızı ve kendinizi özgürleştirin dedim. Analar onlara halkın gelinleri diyorlardı, o söz değerli bir sözdü. Bu felsefeyle onları donatmaya çalıştım. Osman, Botan ve o yanındaki kızlar da anlamamışlar, onları kandırmışlar. Dewreş ile Adule’yi örnek verdim. -Romanını da getirmişsiniz.- O müzikte geçen aşk, gerçek Kürt aşkıdır, ahlakıdır, anlamlıdır. İşte benim yoldaşlık anlayışım budur. Bizimkilerin yoldaşlığı nasıl, yaptıkları incir çekirdeğini doldurmuyor. Milliyet gazetesinde Mustafa Kemal ile Latife arasındaki ilişkide, Latife, Mustafa Kemal için, “Bütün generallerin karılarını baştan çıkaracak” diyor. Aslında baştan çıkarma değil, Mustafa Kemal çağdaş özgür bir ilişki arıyor, özgürlüğü kurtarmaya ve geliştirmeye çalışıyor.
Konfederalizm konusunda kısaca şunu da belirteyim: Biraz aceleye geldi, eksik olabilir, ama tarihen gerekliydi. Bu beş bin yıllık köleci feodal sistem çok tehlikeli. Burjuva diktatörlüğü, milliyetçiliği geliştiriliyor, kuruluyor. Türk, Kürt, Arap kavgasını getirir. Kürtler üzerinde çok gerici baskılar geliştirilmeye çalışılıyor. Cumhurbaşkanı olması vesilesiyle Talabani’ye şunu söylüyorum: Demokratik konfederal sistem ile konsensüse gelmeye çagiriyorum. Çünkü onlarin varligi bana bagli. Benim buradaki direnişim ve varligim olmazsa onlar bir gün orada dayanamazlar. Onlara mesajim şudur: Kürdistan Demokratik Konfederasyonu çerçevesinde uzlaşma, bariş geliştirilmeli. Onlari barişa, diyaloga, uzlaşmaya çagiriyorum. PKK’nin mirası var, saygılı olmalılar. Türk, Arap ve Acemler ile ilişkilerde de diyalog, uzlaşma esas alınmalı. Demokrasiyi uygulamaya çağırıyorum. Aksi taktirde felaket olur. Tek çıkış yolu budur. Bunları açarsınız. Talabani’nin Cumhurbaşkanligi ve Papa’ya ilişkin degerlendirmelerimi mesaj olarak iletirsiniz.
Türkiye beni yanliş anlamasin. Üniter devlete bir itirazim yok. Bayraga saygiliyim. Bayraga yaklaşimimi, saygili olunmasini Şam’da da söylemiştim. Bayrak olayi da zaten bir provokasyondur. Demokratik konfederalizmin legalite veya illegaliteyle alakasi yok, ayrim yapmiyorum. Kürt-Türk ayrimi da yapmiyorum. Bütün halk topluluklari için geçerlidir. Despotik devletin yürümeyecegini Ingiltere ve Amerika da anlamişlar, destegini çektiler. Yenisini de kuramiyorlar, çikmazdalar. ABD ve Ingiltere biraz demokrasiye açik olun diyorlar. Çikmazdan kurtulmak için demokratik çikiş çok önemli. Tek başina ABD’ye bırakırsak kaos, kriz olur. Demokratik konfederalizm çıkışı bunun için çok önemli. Tek çıkış yolu budur. Konfederal sistemi Araplar için de, Türkler için de öneriyorum. Demokratik konfederalizm demokrasinin bir gerçekleşme biçimi, üslubudur. Deniz Baykal iftira ediyor, ben devlet kurmuyorum. Zorla devlet verseniz de kabul etmem, karşı çıkarım. Ben demokrasiyi kuruyorum, Baykal’ı protesto ediyorum. Bayrak benim, devletin değil. Mezarımda üç bayrak yan yana olabilir: AB bayrağı, üniter bayrak, bir de demokrasiyi sembolize eden konfederalizm bayrağı.
Biz devlet istemiyoruz. Devlet istesek, Irak gibi kıran kırana yaparız. Ben sınırlardan bahsetmiyorum Irak’taki gibi bakanlık peşinde değiliz. İstediğimiz mahallelerde, köylerde, kentlerde halkımızın demokratikleşmesine engel olunmamasıdır. Yalnız Kürtler için de değil, Türkiye demokratik konfederalizmi daha gerçekçidir. Bütün Türkiye için bunu öneriyorum. Üniter yapıyla sorunumuz yok. Devletten bahsetmiyorum, onun aşağısındaki toplumun kendi demokrasisini kurma biçimidir, demokratikleşmesidir. Kürtler bu sistemi bütün parçalarda uyarlarlar, geliştirirler.
Bölgeler için de şunu söylüyorum: Soran Bölgesi için demokratik konfederalizm olmalı, Behdinan, Loristan, Bradosti, Botan, Garzan, Amed, Serhat, Dersim demokratik konfederalleri olabilir. Dersim için idealdir, Alevi kültürüne de uygundur. Dersim için adıma özel çağrı yapın. Bunlar demokratik çıkışlardır. Fırat’ın batısı için de Kürt-Türkmen demokratik konfederalizm bölgesi olabilir; Mersin, Antep ve Maraş’ta bu geliştirilebilir. Tarihte bu var. Yavuz Selim bunu kabul etmiş, uygulamiştir. Sultan Mahmut’la bundan uzaklaşiliyor. Ortadogu’nun tarihsel düzeni konfederaldir.
DTH çalışmalarınız nasıl? Basında Celal Doğan’ın DTH’yla ortaklaşabilecegine dair bir haber okudum.
(Evet, Leyla’ların kendisiyle diyalogları var, ortak paydalarda buluşulmaya çalışıldığı belirtiliyor. C. Doğan’ın da DTH ilkelerine yakın bir partileşme programı öngördüğünü, bir toplumsal barış projesi olarak bu ortaklaşmayı önemsediğini, bu çerçevedeki diyalogun devam ettiğini ifade ediyorlar.)
Olabilir. Bu diyalog olumlu. Deniz Gezmiş’in arkadaşiydi. Bu konulari bilen birisidir. Sonuna kadar birlikte hareket edilebilecek biridir. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Toplumsal barış projesi olarak öngörmesini önemli buluyorum. Bu projenin önü açıktır. Barış için bu gereklidir denebilir. Bunu önemsiyorum. Güçlerin birleştirilmesi demokrasiye kazandırır. DTH projesi kapsamlı bir proje. Zaten bir çok ilkeyi vermiştim.
(Proje kapsamlı, ancak bu projeyi hayata geçirmede aktörler yetersiz kalıyorlar. Mevcut haliyle Türkiye’ye açılım pratikleşemiyor. Kürtlerin tümünü de kapsayamıyor.)
Aktörlerin yetersizliklerini biliyorum. Bu harekette yer alanları yeniden düşünmeye çağırıyorum. Bu çerçeveye girmeyenlere engel olunur, ikinci plana düşerler. Canı gönülden katılanlar gereklerini yerine getirmeliler. Politika aşktır. Demokratik politikaya aşk düzeyinde bağlı olanları göreve çağırıyorum. Öfkeliyim, kavga etmek istemiyorum.
(Bu konuda bir bilgilendirme notu var. Bazı ittifaklar ve yeni katılımların sağlanması için resmi kuruluşun geciktirilmesi önerisi var. Bu konuda görüşünüz alınmak isteniyor.)
Uzatılabilir, olabilir. Zaman var. Basında bol bol işleyin. Makaleler yazın. Zaman sorun değil.
Radyodan dinledim. Özkök’ün güvenlik anlayışına ilişkin şunu diyebilirim: Mevcut güvenlik anlayışı devleti uçuruma götürür. Ulus-devlet için şunu söylüyorum: Atatürk birçok kitap okuyor, inceleme yapıyor, cumhuriyeti ilan ediyor. Biz de cumhuriyeti demokratikleştiriyoruz. Demokratik konfederalizm ile demokratik cumhuriyeti taçlandırıyoruz. Dava başlarsa bunları açarım, kitap yazarım. Konfederalizm cumhuriyete karşı değil, cumhuriyetin demokratik taçlanmasıdır. Türkiye’de tek çıkış yolu budur. Ben de binlerce kitap okuyarak bu sonuca ulaştım. Cumhuriyete saldırma yok. Sadece Kürtler için de söylemiyorum, Türkiye demokratik konfederalizmi diyorum. Bölgeleri Türkiye için de öneriyorum. İzmir demokratik konfederalizmi olabilir. Trakya olabilir. Karadeniz’in yerel özellikleri var. Antalya kendisi için özel statü istiyor. Eğer bu uygulanırsa Çin’in yaptığı gibi Türkiye’de şaha kalkabilir. Cumhuriyeti de toplumu da bu kurtarir. Demokrasinin tanimi, demokratik toplumun varoluş tarzidir, demokratik yaşamin ta kendisidir. Bunlar olmadan ekoloji, doga, çocuklar, kadin kurtulamaz.
(PKK’nin kuruluşu ilan edildi.)
Bir dakika içinde aktarin.
(28 Mart ve 4 Nisan tarihleri arasinda kuruluş kongresini yapmiş. Eş başkanlik modeli kabul edilmiş. Bir bayan, bir erkek -Asya ve Cemal- 27 kişilik Meclis, 14 bayan ve 13 erkekten oluşmuş. Fuat, Riza ve Cuma yönetime girmemişler.)
Yönetime girmemişler, ancak çalişmalarini sürdürürler.
(Fuat 7 kişilik disiplin kurulunda yer almiş. Yönetimde Abbas, Karasu ve Bahoz yer almişlar.)
Bahoz Güneyli olandir, degil mi?
(Evet.)
Operasyonlar yogun sürüyor mu?
(Operasyonlar sürüyor. 2000 yilindan sonra en kapsamli operasyon oldugu basinda da yer aldi. Kayiplar aktarildi.)
Askeri konulara burada girmek istemiyorum. Bu süreç devam ederse savunmanin aktif şeyinin gerekleri yapilir. Meşru savunma kurallarina uymalari lazim, yoksa katliamdan kurtulamazlar.
(Son dönemlerde AB Elçilerinin de içinde oldugu hem uluslararasi hem de ulusal bir konsept çerçevesinde Öcalansiz çözüm dillendiriliyor. Bu çerçevede çeşitli çevrelerin açiklamalari da oldu, bunlar basina da yansidi.)
Radyodan izliyorum. Avrupa beş yüz yillik sömürge aygitini kurtarmak istiyor. Kesinlikle kabul edilemez. Çok güçlü karşi çikilmali. Reddedenler reddedilirler. Çünkü bu sadece benim ya da PKK’nin reddi değil, halkın umutları ve değerlerinin reddidir. Halkın acı, gözyaşı ve emeğine sahip çıkacağız. Bununla oynanamaz. Bu oyuna gelenler kendileri tasfiye olurlar. Protesto ediyorum. Avrupa demokratik uzlaşıya gelmek zorunda.
(Ayrıca yeniden yargılama tartışmaları da gündemde.)
Bu konuyu daha sonraki haftalarda ayrıntılı değerlendirebiliriz.
Dört parçadaki örgüt biçimleri Koma Komala Kürdistan ismiyle ifade edilebilir. Başka bir öneri yapacağım. Başkanlık şeyi gözcü, sözcü, denetleyici 12 kişiye kadar olabilir. KONGRA GEL’den olmayacak. Denetleyici, işletici olacaklar. Ölümsüzlerden bir tabur oluşturulur, bunlardan biri kadin bölügü, diger iki bölük de erkeklerden olur. Bunlar sonuna kadar bagli, benim terbiyemden geçmiş kişilerden olur. En uygun yerlerde üstlenirler.
(Bölgeden halkin yogun selamlari vardi. Dersim, Şirnak, Batman ve birçok ilden selamlar var. Selim Sadak özel olarak selamini iletmemi istedi.)
Benim de selamlarimi kendisine iletebilirsiniz. Ayrica Leyla’lara da selamlarımı söyleyin. Tüm halkı, dostları selamlıyorum.
(Bir ihtiyacınız var mı?)
Üzerimdeki kazağa uygun şeyler getirebilirsiniz, başka ihtiyacım yok. İyi günler.

MEHMET ÖCALAN İLE YAPILAN GÖRÜŞME



Merhaba, hoş geldin. Beş altı haftadır gelemediniz. Ortalık doz duman.
(Evet, aynen öyle.)
Sence neden kaynaklandı bu olaylar?
(Newroz kitlesel geçti. Geçen yıllara göre kitle katılımı daha yüksekti.)
Newroz’da ne tür şeyler oldu?
(Konfederalizm bayraklari açildi. Kitle sana baglilik slogani atti. Sistem bunu kaldiramadigindan bayrak provokasyonu yaratti.)
Evet, dogru söylüyorsun. Biz bayraga saygiliyiz. Konfederalizmi devlet yanliş degerlendirdi. Her parçada Kürtlerin demokratik taleplerini kapsiyor. Agir bir şey degil, en uygunudur. Yeni yüzyilda en makul olan çözümdür. Bu konuda beni ne bizim arkadaşlar anliyor, ne de devlet anliyor. Bunu biraz derinden degerlendirmek, tartişmak gerekir. Konfederalizm genelde nasil anlaşiliyor?
(Türkiye’deki aydınlarda pek anlaşılmadı, gerçekçi bulmadılar.)
Türkiye’deki solun mücadelesi budur. Şimdi ne hale geldikleri ortada. Başka neler var?
(Gündemde olan DTH.)
Sana göre nasil gidiyor?
(Halktan gördügüm kadariyla eskiye göre halk bunu kurutuluş olarak görüyordu. Gelinen aşamada daralma var. Bazi illerde komisyonlar kurulmuş. O komisyonlarda gözlemim eski tas eski hamam.)
Bu böyle devam ederse bu kaldirilamaz. Bu şekilde devam edilemez. Böyle devam edilirse demokratik hakkimi kullanirim. Eskisi yetmedigi için yenisini kuruyoruz. Bu bir anlayiş, zihniyet. Böyle olamaz. Ben kabul etmem, halk da bunu kabul etmez.
(Cezaevinden çikanlardan bazilari komisyonlara alinmiş, bazilari da dişinda birakilmiş. Bana göre daha iyi yapabilecek kişiler var, ancak onlar bu çalişmaya alinmamiş.)
Rant, yoz yaşama egilimli olanlar ayri bir kefeye konabilir ,ama digerleri onlarin niteligine göre hem komisyonlara alinir hem de diger çalişmalarda kendilerine yer verilmesi gerekir.
(Gazetelerde okudun mu? Leyla’lar Celal Doğan gibi şahsiyetlerle görüşüyor ve ortak ilkeler etrafında buluşmak istiyorlarmış.)
Okudum, biliyorum. C. Doğan, Deniz’lerin arkadaşi. Bunun demokrat çevresi de vardir. Biliyorum, güçleri de vardir. Bu çevrelerle birlikte Türkiyeleşme partisi sistem de kabul eder. Sistem Kürt partisi olarak lanse ediyor, o imaj da kirilir. Böyle bir güç birligi gelişirse AKP bile aşilabilir. Bu ortaklaşma saglanirsa demokrat kesimleri de etkileyebilir, demokrat kesimleri katabilir. Dogru bir karardir ve uygundur. Arkadaşlar bu konuda çalişmalarini devam ettirmeliler. Kapi açiktir. Beraber dogrulari bulup mücadele verebilirler. Artik az olsun benim olsun anlayişlari yirmi birinci yüzyilda geçerli olmuyor. Çerçeve çok geniş olacak, defalarca söyledim. Her anlayişi içinde barindiracak kitle partisi olmalidir. Dar ideolojik parti olmamalidir. Bu çerçeve esas alinmazsa kitlemle beraber demokratik hakkimi kullanirim. Dar çerçeve ile bu iş olmaz, olamiyor da.
Mücadeleye katki sunan kurumlar hangileri?
(Özgür Yurttaş hareketi biraz verimli olmaya çalişiyor. Ama baskilar da üzerinde yogun. Tutuklamalar ve aramalar oluyor.)
Aslinda bu çalişma yasadişi degil. Toplumu aydinlatma, özgürleştirmedir. Bunun herhangi bir yasal sakincasi yok. Neden böyle oluyor? Eger özgür yurttaş hareketi gerçekten uygun dogru yöntemlerle çalişirsa toplum için büyük katilar sunabilir. Partiler için, demokratik oluşumlar için tabani bunlar hazirlar, bilinçlendirir. Parti yöneticileri de diplomatik, siyasi yönden onu tamamlar. Zaten taban hazirlanmadan üstyapi bir şey yapamaz. Hem siyasi çalişmada, hem diplomaside fazla verimli olamaz. Dediklerim yasal çerçevededir. Yasal çerçevede yöntem bulup çalişabilirler. Bunlar çok verimli olabilirler. Koma Komalan, köylerde, mahallelerde, sokaklarda, her yerde oluşturulabilir. Toplumu demokratikleştirirler, aydinlatirlar. Bu çalişmayi yürütenlere büyük başarilar diliyorum.
Basinin durumu nasil?
(Gazetede daralma var.)
Televizyona, Özgür Politika’ya, Gündem gazetesine, Özgür Halk’a, bütün basınla ilgili avukat arkadaşlara aktarırsın. zamanımız kalmadı, aktaramadım. Altı yedi kişilik üst komisyon kurulsun. Televizyonda kurulsun, gazetede de bu komisyonlaşmaya gidilsin. Komisyona alınanlar yetenekli olmalılar. Buradaki basına Şamil alınabilir. Bu işleri iyi bilir, yeteneği vardır.
(Görev verilmemiş.)
Ben söylüyorum, yer verilsin. Özgür Halk nasıl?
(Fazla bilmiyorum.)
Avrupa çalışmaları, kitlenin durumu nasıl?
(Bildiğim kadarıyla eski coşku yok.)
Böyle olmamalı. Neden böyle oluyor?
Suriye’deki bazı arkadaşlara ve insanlara af çıkarıldı sanıyorum. Suriye halkı bize bağlıdır.
(Evet, aynen öyledir.)
Saygı ile selamlıyorum.
Güneyde değişiklikler oluyor. Celal Talabani Cumhurbaşkanı oldu. Herhalde Barzani Kürtlerin Başkanı olacak.
(Evet, öyle. Türkiye’deki gazeteler de Güney’deki PKK sorunu nasıl çözülecek diye Talabani’ye soruyorlar.)
Oradaki peşmergeler ne hakka sahiplerse, oradaki PKK’liler de o haklara sahiptirler. PKK içerisinde Güneyli Kürtler de var. Suriye’dekiler, İran’dakiler de PKK içindeler. Herhalde hükümet kurulduktan sonra görüşmelere başlarlar. Herhalde AIHM gelecek ayin ilk haftasinda kararini açiklayabilir.
(Zaten buradaki basinda tartişiliyor ve karar veriliyor.)
Ilerde avukatlarla da görüşür, kararimi veririm. Bunu degerlendiririz. Güney’de Kürtçe kurslar kurulabilir.
(Neresi için söylendiği net anlaşılamamış.)
Savaştan zarar gören, mağdur aileler için, gaziler için destek kuruluşu oluşturulabilir.
Gazetelerle mektuplar düzenli verilmiyor.
(Dersimli bir akademisyen sana on altı sayfalık mektup göndermiş, aldın mı?)
Hayır, verilmedi. Yasal hakkını kullanabilir. Araştırabilir. Tüm halka, dostlara selamlarımı söylersin.
YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· HPG: 6 AĞUSTOS HPG-BİM AÇIKLAMASI
· Hüseyin T: Bombayı babam bile koysa kabul etmem
· 7 AĞUSTOS 2008 HPG-BİM AÇIKLAMASI
· HPG’den Emniyet Müdürlüğü Binası’na saldırı: 1 ölü, 3 yaralı
· Öcalan’a 1 ton C4 ile suikast ittirafı
· Ateşin başındaki Makolu kadın gerilla
· Bahoz Erdal: Ekonomik kaynaklara saldırı sürecek
· Swoboda: Kürtlerin hakları anayasal güvenceye alınmalı
· 1. Ordu Komutanlığına saldırıyı adı hiç duyulmamış bir örgüt üstlendi
· Bayık: Ergenekon’u devlet görevlendirmiştir

Görüşme Notları
· Öcalan: Ergenekon doğrudan ABD operasyonudur
· Öcalan: Tasfiye edilemeyeceğim anlaşıldı
· Öcalan: Sol ciddi alternatif olabilir
· Öcalan: İmralı Diyarbakır Cezaevi'ne dönüştü
· Öcalan: GAP Paketi ile işbirlikçi Kürt yaratacaklar
· Öcalan Erdoğan'a yine çözüm çağrısı yaptı
· Öcalan: PKK'yi sınır dışına çıkarabilirim
· 13.05.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 12.04.1999 Tarihli Görüşme Notu
· 10.05.1999 Tarihli Görüşme Notu

© Rojaciwan.com