HPG: Eski komando şimdi gerilla
Gönderen: armancrohan Tarih: 20.08.2010, 10:18:26 (9415 okuma)   YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)

Yeni_Özgür_PolitikaDêrsim’de bulunan 4. Komando Tugayı Topçu Taburu’nda görev yaptığı dönemlerde gerilla cenazelerine yapılan vahşete tanık olan Erol Acar için artık yaşam katlanamaz bir hal alır. Acar, 28 Mayıs akşamı gerillalara karşı operasyona çıkmamak için kendisini yaralar. Hava değişimi için gittiği memleketi Erdîş’te ise gerillaya katılmaya karar verir.



1986 Wan’ın Erdîş ilçesinde doğan Erol Acar, ilk ve ortaokulu Erdîş’te başladığı öğrenimine farklı illerde devam eder. Yatılı bölge okulundan (YBO) mezun olan Erol Acar, bu okulların oynadığı rolü şu sözlerle anlatıyor: “Ortaokulu yatılı okudum. YBO’dan mezun oldum. Okul ve yurt koşulları askeri kışla kültürü altındaydı. Bu yatılı okulların genel özelliğidir. Askeri kışlanın portatif hali gibiydi. Kürtçe konuşmak yasak. Kendi kültürünü yaşamak yasak. Aileden bölge gerçekliğinden koparmak için hafta sonları bile yatılı okuldan çıkmamız yasaktı. Sadece dershane öğrencileri çarşıya çıkabilliyordu. Yani tamamen askeri kültürle insan yetiştirilen bir yer. Bir nevi melez bir kültür, melez bir tip oluşturmak için ana okul gibi işlev görüyor.“

Lise giriş sınavını (LGS) kazanarak Çorum Alaca’ya giden Acar, burada yaşadıklarını ve Kürt öğrencilerin maruz kaldığı uygulamaları şu sözlerle ifade etti; “Sonra Çorum Alaca’da lise pansiyonunda yatılı kalıyordum. Liseyi yatılı okudum, okulun yurdunda kaldım. Ülkücülerin yoğun olduğu bir yerdi. 2 sene orada kaldım. Ondan sonra zaten liseyi terk etmek zorunda kaldım. Okulu bırakmak zorunda kalmamda birinci etken Kürt olmamdı. 15 bin nüfuslu bir ilçede 20 Kürt öğrenci vardı. Oradaki zorluklara, insanların şiddetine boyun eğmeyen bir avuç Kürt genci. Doğal olarak ülkü ocakların dikkatini de çekiyor. Okulda kavgalarımız oldu. Bu da bizim oradaki duruşumuzu etkiledi. Çoğu kişi okulu bırakmak zorunda kaldı. Birkaç kişi direnmeye devam ettik. Ertesi sene tekrar gittik. İkinci sene de aynı şeyler devam etti. Mecburen başımızın çaresine bakmaya çalıştık. İkinci senenin sonunda artık sağ-sol çatışması şekline dönüştü. Çünkü bayramlarına gitmiyorduk. Cumhuriyet bayramına, gençlik bayramına gitmiyorduk. Bu da tepki yaratıyordu. Bir örnek hala aklımdadır. Devlet Bahçeli Yozgat’a geldiğinde bizim yurttaki öğrencileri götürdüler. Bizi de götürmek istediler Yozgat’a, Bahçeli’nin elini öptürmek için. Kalabalık oluşturmak istiyorlardı. Biz gitmedik. Bu da tepki topladı. Yurtta bir nevi esir kaldık, yurdun etrafını sardılar. Kavga oldu, karşılıklı yaralananlar oldu. Okula bu süreçten sonra polis kontrolünde gidip geliyorduk. Bu da bizim öğrenim hayatımızı etkiledi. Okulu terk etmek zorunda kaldım.”

Okul yönetimi tarafından da çifte standartlara maruz kalan Kürt öğrenciler derslerden bırakılır, sportif etkinliklere dahi alınmazlar. Eğitimde ilişkin şunları belirtiyor Erol: “Yurttaki müdür ve tüm yöneticiler ülkücü. Bu da öğretmenlerin de bize karşı tavır almalarına yol açtı. Mesela 2 zayıfı olan bir öğrenciyi geçiriyorlardı. Ama bize öyle bir şans hiç tanınmadı. Okulun futbol takımında 11 kişiden 7’si Kürt’tü. Beşiktaş’ın Yozgat’ta alt yapısı elemeleri vardı. Kürt olduğumuz için elemelere dahi alınmadık.”

Kelepçelenerek askere götürülür

Okulu bıraktıktan sonra Erdîş’e, ailesinin yanına döner Erol. Çeşitli yerlerde inşaat işçiliği yapar. Bundan sonra ailesinden kopar ve Türkiye illerinde yaşamaya karar verir. Bir süre Bodrum-Fethiye arasında mekik dokur. Restaurantta garsonluk yapar, oto yıkamada çalışır, şoförlük yapar. 2006 yılında Bodrum’da çıkan bir kavga sonrası ihbar edilir, ‘asker kaçağıdır’ diye. Sonra gözaltına alınır. Amcasının yardımıyla serbest bırakılır. Acar, askere gitmemek için tekrar Fethiye’ye kaçar. Bir süre sonra (aynı yılın temmuz ayında) amcasını ziyaret etmek amacıyla Bodrum’a dönerken, yolda yapılan kimlik kontrolü sonrası yakalanır ve kelepçelenerek askere götürülür. Sonrasında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Erzincan 9. er eğitim bölüğüne gönderildim. Orada 3 aylık çavuş eğitiminden sonra izin vermeden Tunceli 4. Komando tugayı, topçu taburuna yollandım. Türkiye’nin 6 büyük komando tugayından birisi. Tugayın esas görevi onların deyimiyle terörle mücadele. Operasyon gücü. Tugayın esas üslenme alanları dağlık bir arazi. Farklı bir eğitim tarzı uygulanıyor. İlk zamanlar aşırı kilo kaybı yaşadım. Girişte bir uzmanın söylediği bir şey vardı; ‘Nizamiyeden içeri girdiğinde onurunu, haysiyetini ve namusunu bu nizamiyede bırakacaksın. Çıktıktan sonra teskereyle beraber alırsın’ demişti. Askerde yaşadıklarım bu sözlerin ne anlama geldiğini öğretti bana. Tercih formunda özellikle ‘komando olmak istiyor musunuz’ maddesine hayır demiştim. Buna rağmen zorla da olsa komando yaptılar. Kışladaki askerlerin büyük çoğunluğu Kürt’tü. Türk olanlar geri hizmette kalıyordu.”

Gerilla canezelerine yapılan vahşete tanık olur

Askerlik yaptığı dönemde bazı operasyonlara katılan Acar, 2006 son baharında Erdîş’e bağlı Geliyê Zilan alanlarına yönelik operasyonda askerlerin ve korucuların gerilla cenazelerine yaptıkları vahşete tanık olur. Ve psikolojisi alt üst olur. Yaşananlar kendisini sorgulamaya iter. Acar, operasyonlara nasıl götürdüklerini de şöyle anlatıyor: “Bu operasyonda çatışma çıktı. Dar bir alana mavi başlık atıldığını gördüm kobra tarafından. Gerillalarla mücadelede başarılı olunamayınca bu mavi başlıklar kullanıldı. Erdîş’e bağlı Slemen mezrası korucularının, gerilla cenazelerine yaptıkları çirkinlikleri gördüm. O korucuları tanıyordum. O korucuların içinde halamın eşi de bulunuyordu. Onun amcasının oğullarını ve diğer akrabalarını bu operasyonda gördüm. Yaşamını yitiren gerillaların kafasını tekmeleyip ‘intikamımızı aldık’ diyorlardı. Bu olay bende derin etkiler yarattı. Hem bölgeme hem köyüme ve bu bölgenin insanlarına karşı büyük bir öfke oluştu bende. Neden bunlar yapılıyor diye sorgulamaya başladım. Bu insanlar kimin için mücadele ediyor ve neden böyle oluyor diye kendime sorular soruyordum. Bu olaydan sonra hiçbir operasyona katılmak istemiyordum. Sonra tekrar Dersim’e döndük. Eğitimlerden sonra tekrar operasyonlar başladı. O dönem araziyi ya da operasyonların yapılacağı tarihleri bilmiyordum. Bir anda kışlanın helikopter pistine 20 tane skorsky iniyordu. Askerler alınıp operasyon bölgesine götürülüyordu, nereye gittiğini bilemeden. Sonra tabur komutanının şoförlüğüne getirildim. Bu dönem bazı askerlerin isteyerek savaşmadıklarını gördüm. Gece yarısı çığlıklarla uyanan, her an ölüm psikolojisi yaşayan insanlar tanıdım. Travma yaşayanlar oluyordu. Savaş sendromu bazılarını paranoyak, her şeyden kuşkulanan, kimseyle konuşmayan sosyopatlar haline getirmişti.”

Yaşadıkları katlanılmaz dereceye gelir Erol’un. Artık operasyonlara çıkacak hatta silah kullanacak gücü kendisinde bulamaz. Kaçıp kurtulacağı bir çaresi de yoktur. Her tarafta nöbet kulübeleri vardır. Artık bir karar verme zamanı gelmiştir Erol için. Bir çıkar yol bulmak zorundadır. Çünkü kendisi için her şey anlamını yitirmiş, manevi olarak inandığı hiçbir değer yargısı kalmamıştır. Adeta değer yargıları yıkılmıştır askerde. Konuşacağı, derdini dökebileceği, güvenebileceği kimsesi yoktur yanında. Erol Acar intiharı bile düşünmektedir. Kürt genci “bardağı taşıran son damla da taşmıştı” şeklinde tanımlıyor ruh halini. Aklına koyduğunu yapacaktır Erol ve 28 Mayıs akşamı, aldığı bir HK mermisini namluya sürer. Kendisini vurur topçu çavuşu Erol Acar. Bir daha halkına ve Kürt halkının özgürlük mücadelesini veren gerillalara karşı operasyonlara katılmamak için. Acar, “kendimi vurdum. Elazığ askeri hastanesine kaldırıldım. Bir ay yoğun bakımda kaldım. Bir böbreğimi kaybettim. Sonra hava değişimi için izin verildi. Erciş’e geri döndüm. Bu dönem Oramar eylemi oldu. Artık askere gitmeyi kesinlikle düşünmüyordum. Gerillaya katılmaya karar verdim” şeklinde konuşuyor.

Artık o ‘Botan Dicle’ olur

30 Haziran 2008 tarihinde gerillaya katılan Botan Dicle (Erol Acar), temel eğitimden sonra gerilla birliklerine düzenlenir. Acar, Kürt gençlerine şöyle sesleniyor: “Ben çok ağır bir psikoloji yaşadım askerlik döneminde. Halkıma ihanet ettim. Simdi doğru yerdeyim, halkımın özgürlük mücadelesi için savaşıyorum. Bütün Kürt gençlerine çağrım şu: Benim yaşadıklarım binlerce Kürt gencinin askerde yaşadıklarından sadece bir tanesi. Hiçkimsenin yaşamasını istemediğim kötü anılarım oldu. Bunun için Kürt gençlerine ne olursa olsun askere gitmemelerini, gerilla saflarına gelerek halkı ve özgürlüğü için mücadele etmeye çağırıyorum.“

CİHAN ÖZGÜR/BEHDİNAN



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA Okunma: 69

YAZDIR Yazdir     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)


En çok okunan haberler
· Öcalan tecridi anlatıyor
· Mehmet Metiner'in sitesi hacklendi
· Kürdistan'da güldüren duvar yazıları
· Apocu Gençlik Amed ve Batman'da vurdu
· Apocu Gençlik:Yaktığımız her araç dağlardaki karları eritiyor
· Apocu Gençlik Batman'da sivil polis aracına eylem düzenledi 4 polis yaralandı
· PKK: Hiç bir Kürt genci kendini yakmamalı
· 'Kominler'in 'Öcalan'a özgürlük' yürüşüşü sürüyor
· Demirtaş : her kışın bir baharı var
· İran: Türkiye Suriye'ye karşı Katar'dan milyar dolarlarca para aldı

HPG
· Cudi'de hayatını kaybeden bir gerillanın kimliği açıklandı
· HPG: Xebat Derik’i mücadelenin tüm sahalarında yaşatacağız
· HPG: Şırnak'ta 6 asker öldü
· HPG gerillası Zinar Siirt'te toprağa verilecek
· İki gerillanın cenazeleri Malatya'dan alındı
· Dersim’de yaşamını yitiren 5 gerillanın kimliği açıklandı
· HPG'den Derik'teki eyleme ilişkin açıklama
· HPG ve YJA STAR: 2012 büyük bir direniş yılı olacak
· Bahot Erdal Kürt gençlerini gerilla saflarına katılmaya çağırdı
· HPG:Agit ve Mekn özsavunma biriminde yer alıyordu

© Rojaciwan.com