SERTAÇ KAYAR
DİYARBAKIR (DİHA) - Diyarbakır'da katıldığı referandum mitinginde umduğunu bulamayan Başbakan R. Tayip Erdoğan, verdiği mesajların çok gerisine düştü. "Hak ve özgürlükler" diyen Erdoğan, düşüncelerini ifade ettikleri için yargılanan 323 gazeteci ve yazarı unuturken, aydınlatmadığı faili meçhullerin acısından dem vurdu. Cezaevlerinde Kürtçe yasağının kalktığı iddiasında bulunan Erdoğan, Kürtçe konuştukları için disiplin cezaları alan 173 tutukluyu görmezden gelirken, mağdurların "Müze" olmasını istediği Diyarbakır Cezaevi'ni "Yıkacağız" dedi.
Diyarbakır'da partisinin düzenlediği referandum mitinginde umduğunu bulamayan Başbakan R. Tayip Erdoğan, verdiği mesajlarla önceki yıllarda verdiği mesajların gerisine düşerken, yaptığı çelişkili açıklamalar, insanlara "pes" dedirtti. Miting alanlarında muhalefet partilerinin mitinglerini "Bindirilmiş kıtalar" diyen Erdoğan, 63 milletvekili ve 7 bakanla yaptığı çıkarmada, Batman, Elazığ, Adana, Siirt, Şırnak, Malatya, Urfa, Adıyaman ve Bingöl gibi il ve ilçelerden çok sayıda araçla getirilen binlerce kişiye rağmen umduğu kitleyi bulamayarak, mitinge 20 bin kişiyi katabildi. Geçmiş yıllara oranla miting kitlesi düşen Erdoğan'ın, günlerdir, "Ne mesaj verecek" yönündeki tartışmalarda da meraka düşen çevrelerin merakını gidererek, daha önce verdiği mesajların çok gerisine düştü.
'Özgürlük' diyen Erdoğan, ifade özgürlüğündeki kara tabloyu görmedi
Yaptığı konuşmada, "Fikirlerinden dolayı mahkum edilen insanları çok iyi biliriz. Fikirlerini dile getirdiği için, hak istediği için, demokrasi dediği için mahpusta çürümenin nasıl bir duygu olduğunu biliriz. İnancından dolayı dışlanmanın ne olduğunu çok iyi biliriz. Yasakların baskıların ne olduğunu çok iyi biliriz" diyen Erdoğan, Türkiye'nin ifade özgürlüğü karnesini unuttu. Çünkü, BİA Medya Gözlem Masası'nın 2009 yılında hazırladığı rapora göre; 123'ü gazeteci toplam 323 kişi düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek davalardan yargılandı. TMY'den en az 9 gazete kapatıldı, 23 kişi ise 58 yıl hapis ve 9 bin 740 TL para cezasına mahkum oldu. 101 kişi, "Kişilik haklarına saldırıdan" 98 yıl hapis cezası ve toplam 1 milyon 408 bin 680 TL tazminat talebiyle yargılandı. Türkiye ile ilgili 11 bin 100 şikayet dosyasının beklediği AİHM'de, 44 kişi Türkiye'yi 472 bin 392 TL tazminata mahkum etti. Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Güncel ve Gerçek Demokrasi gazetelerinin 26 çalışanı AİHM'de hakkını aradı. AİHM'e yeni başvurular da eklendi: Hrant Dink cinayeti, Özgür Mezopotamya, Özgür Görüş, Rojev, Siyasi Alternatif ve Süreç gazetelerine verilen yayın durdurma cezaları, Birecik'in Sesi gazetesi yetkilisi Şevket Demir, youtube yasağıyla ilgili İnternet Teknolojileri Derneği'nin (INETD), Siirt Mücadele gazetesi sahibi Cumhur Kılıççıoğlu, Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alper Turgut, Alternatif gazetesinden Cevat Düşün, Vakit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak. Bunların arasında Erdoğan'ın "Yarasını unutmayız" dediği Yazar Orhan Miroğlu da var.
Apê Musa'nın kemikleri sızladı
1992 yılında Diyarbakır'da JİTEM tetikçileri tarafından katledilen ve aradan geçen 18 yıla ve Ergenekon iddianamesindeki itiraflara rağmen failleri açığa çıkarılmayan özgür basın geleneğinin kurucularından Kürt bilgesi Musa Anter (Apê Musa) için, "Ape Musa'nın yani Musa Anter'in acısını bizler unutamayız" diyen Erdoğan, Apê Musa'nın ardılları olan özgür basın geleneğinden gelen gazetelerin kapatılmasını çabuk unuttu. Türkiye'de ilk Kürtçe günlük yayın yapan Azadiya Welat, Erdoğan iktidarı döneminde çıkarılan TMK nedeniyle, toplam 8 kez kapatılırken, 8 imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü değiştirdi. Daha geçtiğimiz hafta art arta Azadiya Welat ve Rojev gazeteleri kapatıldı ve Azadiya Welat eski İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Vedat Kurşun'a 166 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Gazetenin 2009 Haziran ayında çıkan 12 sayısında yayınlanan haberler nedeniyle de gazetenin eski İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Ozan Kılınç'a da 21 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. Tam da mitingin yapıldığı gün ajansımız ile birlikte Fırat Haber Ajansı, Günlük, Azadîya Welat ve Roj Tv'nin izlemesine izin verilmemesi yaşanan çelişkilerin güçlü bir ifadesi oldu.
'Kürtçenin serbest olduğu!'cezaevlerinde 173 tutuklu ceza aldı
Her mitingde "Diyarbakır Cezaevi'nin dili olsa da anlatsa" diyerek 12 Eylül askeri darbesi döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan vahşete dikkat çeken Erdoğan, bir gerçeği daha unuttu. Zira, İHD'nin hazırladığı Cezaevleri Raporu'na göre, 2009 yılında cezaevlerinde 24 kişinin yaşamını yitirirken, 49 ağır hasta tutuklu tüm girişimlere rağmen tahliye edilmiyor. Ölüm eşiğine gelen ve durumu giderek ağırlaşan lenf kanseri tutuklu Nurettin Soysal bu tutuklulardan sadece biri. Aynı rapordaki verilere göre bir yıl içinde 397 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldı. 554 kişinin sağlık hakkı ihlal edildiği ve tedavisi yapılmazken, 586 kişi disiplin cezaları ve görüş yasağı aldı. Yine 236 kişi beslenme, ısınma ve fiziki koşullardan yararlanamadı. 105 kişi sevk uygulamaları ihlallerine maruz kaldı, 201 kişi kitap ve mektup yasakları ile karşı karşıya kaldı, 162 kişi 45/1 nolu genelge ihlalleri ile karşılaştı, 98 kişi üst aramaları ve ziyaretlerde ihlalle karşılaştı, 128 kişi de diğer ihlallerle karşılaştı. Yine Erdoğan'ın "Yasak kalktı", "Anneler cezaevlerinde çocuklarıyla Kürtçe konuşabiliyor" açıklamaları raporlar yalanlıyor. Yine İHD raporlarına göre, cezaevlerinde 173 kişi Kürtçe konuşma yasağı ve haberleşme ihlaline maruz kaldı.
Bakan Eker 'Okul' dedi, mağdurlar 'Müze', Erdoğan 'Yıkacağız' dedi
Erdoğan'ın diğer dikkat çekici konuşması da Diyarbakır Cezaevi'nin akıbetine ilişkin konuşması oldu. Geçtiğimiz yıl Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in "Okul yapacağız" dediği için mağdurlardan büyük tepki alan Diyarbakır Cezaevi'ni Erdoğan "Yıkacağız" dedi. Erdoğan, "Diyarbakır Cezaevini kapatıyoruz. Yeni cezaevini süratle yapıyoruz. Biter bitmez hemen mevcut bu malum Diyarbakır Cezaevini de yıkacağız. İstiyoruz ki orası artık varlığıyla şehrimize 12 Eylül'ü hatırlatmasın" dedi. Mağdurların "Müze" olmasını istediği cezaevini yıkılması kararı 12 Eylül askeri darbesinin yıldönümüne az bir süre kala mağdurlara kötü bir haber oldu. Erdoğan'ın yıkma kararı uzun süre tartışılacağa benziyor.
Erdoğan STK'ların 'Eylemsizlik' kaygılarını gidermedi
Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz gün Diyarbakır'da PKK'nin aldığı eylemsizlik kararına rağmen operasyonların devam etmesi ve hükümetin adım atmamasından dolayı kaygılarını dile getiren Diyarbakır'daki sivil toplum örgütlerinin kaygılarını da gidermedi. Çatışmalara neden olan operasyonların durması yönünde herhangi bir açıklamada bulunmayan Erdoğan yine çatışmalarda çocuklarını yitiren annelerin gözyaşlarına sığındı. Erdoğan'dan istediklerini bulamayan sivil toplum örgütlerinin önümüzdeki günlerde Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile yapacağı görüşmenin nasıl geçeceği ve devlet yetkililerin ne tüm vaatlerde bulunacağı bilinmez ama Erdoğan'ın taleplere yönelik cevabı 12 Eylül anayasa referandumu sonrasına erteledi.