Feqiye Teyran aşkla insan çoğalır, yürek çoğalmaz der. Kürtler yüreklerindeki aşklarıyla çoğalmışlardır. O aşk ki yüreklere düştüğü an dağları deldirir. Kürtler ise ulaşmak istemişlerdir şavkıyan özgürlük aşkına. Çekilen cefalara aldırılmadan yola devam edilmiştir her seferinde. Aslında aşk parçalanan yüreğin birleşmesidir. Bunu bilir Feqiye Teyran ve bunu söyler. Ahmedê Xani de bilir aşkın birleştiriciliğini ve gücünü. Aşka ulaşmanın Bekolar’ın bitişiyle mümkün olabileceğini haykırarak söyler. Bundandır ki Mem ile Zîn’in destanı değerinden hiçbir şey kaybetmeden günümüze kadar ulaşmıştır. Aşk, Ahmedê Xanî için güneş gibidir. Aşk, bir aynadır ki, Tanrı’yı gösterir/ Ve güneş gibidir, öylesine ışık verir, der. Karanlığı yani Bekolardan gelebilecek tehlikeleri ve aşkın dayanılmaz çekiciliğini sezdirmeye çalışır her satırında. Hala Memler vardır ve Zînler de. Bekolar ise var güçleriyle aşka ulaşmanın yollarını tıkamaya çalışmaktadır. Yine Ahmedê Xanî bilir ki ona ve halkına biçilen değer boynu bükük bir köşede beklemektir. O yürek ki bölünmüştür ve zülmün atı her parçada şaha kalkmıştır. Kürtler biçare ve yetimdir ama aşka ve güzele ulaşmak için ellerinden geleni yapmaya çalışmışlardır. Aşkın şavkı yüzlerine vurmuştur bir kere geriye dönüş artık imkansızdır. ‘’Geçtiğim tüm köprüleri yaktım, dönüş yok İçime akmıyor kanım, yaramı sevdim…’’ diyor Hicri İzgören ‘’Kod Adı Aşk’’ adındaki şiirinde. Ve şiirin sonlarına doğru şöyle diyor : ‘’Yeni bir sayfa açtım kanımla yazıyorum artık Kod adım aşk’tır’’ Evet Mem’in de kod adı aşktı. Ve ölümüne bağlıydı Zîne’ye. Beko’yu vuran Tacdin fedakarlığın ve bağlılığın örneğiydi. Aşka ve güzele engel olmaya çalışan Beko’yu yok edecek kadar tutkuluydu aşka, dostluğa ve aşıklara. Mem ile Zîn destanında geçen peri padişahının kızları yani Tavbanu, Sterbanu ve Heyvbanu, Zîna Zedan’ı bulutların üzerinden alıp Meme Alan’ın sarayına götürmüşlerdir. Burada anladığım, aracılar peri padişahının kızları da olsa kavuşmanın, aşka ulaşmanın Bekoların etkisizleşmesiyle mümkündür. Ve hala elde silah Kürt çocukları aşka ulaşmaya çalışmaktadır. Aşkın yol haritası çıkarılmış, artık önemli olan yola koyulmaktır. Aşka ulaşmanın tüm yolları belirlenmiştir. Yol ise engebelli, sarp kayalık. Aşka giden yol mayınlarla, tanklarla, toplarla döşeli... Geriye dönüş ise imkansız. Şairin dediği gibi, geçtiğimiz tüm köprüler yakılmıştır. Mehmed Uzun, ‘’Yitik Bir Aşkın Gölgesinde’’ adlı eserinde Bir Kürt aydını olan Memduh Selim Bey’i anlatır. Memduh Selim Bey ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır, ama bir saniye desen, Ağrı isyanın yenilgisine kadar umudunu yitirmemiştir. Sürgünlüğünün ilk yıllarında bir kıza tutulur. Kızı adeta taparcasına sever. Bu arada Ağrı’da isyan başlamıştır. Memduh Selim Bey ülkesini tercih eder. Çünkü bilir mutlu bir aşkın ülkesinin kurtuluşuyla mümkün olacağını. Gider aylarca Ağrı’da direnişçilerle birlikte kalır. Memduh Selim Bey’in şehit düşütüğünü sanan nişanlısı başkasıyla evlenmiştir bu arada. Mücadelesi, yani en büyük aşkı yenilgiye uğramış, yalnız ve biçaredir Memduh Selim Bey. Acaba evlenebilseydi nişanlısıyla mutlu olabilecek miydi? Doğrusu hiç sanmıyorum. Özgürlük aşkı ve Kürtlerin yaşadığı inanılmaz trajediler yine gelip yakasına yapışacaktı. Kahrolacaktı yine lanet okuyacaktı hain feleğe Siyabend gibi. Siyabend gökte düşen demiri kılıç yaparak ailesini yok eden feleği arar. Feleğin çadırını buldum derken, çadırdan çıkan Xecê’ye aşık olur. Alıp Sipan dağına götürür. Sipan dağında düşmüştür bir geyiğin peşine sevgiliye kendisini ispatlaması için. Felek geyik kılığına girmiş ve Siyabend’i uçuruma çeker. Geyik yani felek Siyabend’i uçurumdan düşürmüş. Tüm aşk destanlarımızda yanlış hesaplar vardır. Felek ve Bekoları hesaba katmadan aşka ulaşmak istenmiştir. Bundan dolayı da tüm aşklarının sonu trajedi ile bitmiştir. Yine serde bilinç, yürekte aşk ve elde silah Kürt çocukları aşka doğru yürümektedir.Yalnız bu sefer her şey inceden inceye hesaplanarak yola revan olunmuştur. Kaybetmek için hiçbir neden yoktur. Bu büyük aşkın önünde ne Felek ne de hain Bekolar durabilecektir.
|
|