| |
| Eklenme Tarihi: 14.12.2007 Saat: 00:01 |
|
|
Muhafazakâr Şii İslamcı düşünce yapısının egemenlik sürdüğü İran'da bireylerin özgürce haber alma, özellikle dünyadaki toplumsal gelişmeler hakkında bilgi edinme gibi yaşamsal hakları izole edilmektedir. Uluslararası basın dünyasında, haber alma hakkı, artık insan haklarının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. İran’da bırakalım toplumu ilgilendiren sosyal ve politik içerikli haberleri, magazin içerikli haberler dahi yasaklanmaktadır. Örneğin geçtiğimiz günlerde İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın korunması için 600 bin dolara Almanya'dan satın alınan 4 adet alman köpeği ile ilgili, haber içerikli bir yazı yazan gazeteci Rıza Velizade tutuklandı.
İran 1979 İslam devriminden bu yana Şeriat yasalarına göre yönetilen İran rejiminin baskıları çok yönlü artmaktadır. Basın’ın hiçbir biçimde ‘özgür’ olmadığı İran’da sisteme muhalif, gazeteler kapatılmakta, gazeteciler ve yazarlar tutuklanmaktadır. Şeriat düzeninin ağır koşulları içerisinde varlığını sürdüren rejim, Mayıs 2004 tarihinde yapılan genel seçimlerinin İslamcı ‘muhafazakâr’ kesimlerinin kazanması ile birlikte farklı bir zemine geçiş yapmıştır. Ancak vurgulanan bu farklı zemin pozitif anlamda değil, tam aksine zaten dar olan perspektifin iyice gericileşmesidir. İran rejimi, toplumsal değişimin kaçınılmaz hale gelen demokratik açılımlar karşısında oldukça tutucu bir rol oynamaktadır. Anti demokratik ve inkârcı politikalarıyla, komşusu Türk devleti ile hemen hemen aynı çizgide hareket etmektedir. Gerici ve şeriatçı İran yönetimi belirlediği mevcut stratejiler ve politikalar dışında farklı fikirleri sahip olan, sistemin resmi ideolojisi dışında farklı düşünen kesimleri imha'yı meşru görüyor. İran Anayasası’nda yer alan 24.madde ile basın hakları konusu açıklanmış olmasına karşın, söz konusu yasaları, İslamcı rejim keyfine göre yorumlayarak pratikte tamamen işlevsizleştirmektedir. Kendi pratik uygulamalarıyla çelişen yasaları çok bilinçli olarak görmezlikten gelmektedirler. Basının tamamen İslamcı Şii iktidarının denetiminde olduğu İran’da 2000 yılından bu güne kadar 100 e yakın gazetenin yayınını durdurulmuştur.
İran rejimi, sistemi eleştirenlere karşı ağır yaptırımlar uyguladığı gibi toplumun hemen hemen bütün kesimlerinin teknolojik gelişimlerden faydalanması, dünyadaki gelişmeleri zamanında öğrenmesi gibi temel haklarda çok kısıtlıdır. Çağın en önemli bilgi araçlarından birisi olan internet kullanımı da birçok prosedür gerektirmektedir. Yürürlükte olan bir yasa ile tüm internet servis sağlayıcılarının direk devletten izin almaları koşulu getirilmiştir. Küreselleşme sürecinin en önemli ve en hızlı bilgi kaynağı olan internet sistemi tamamen Şii İslam rejiminin istihbarat kurumlarınca denetim altına alınmış bulunmaktadır. Bir web sitesinin açılması için birçok bürokratik formaliteleri gerekiyor. Bir web sitesinin açılması için nerdeyse ‘güvenlik soruşturması’ na gerek duyulmaktadır Bir web sitesinin açılması için rejim ile ilgili muhalif fikirler bulunmamalıdır. Çünkü düzenle ilgili yapılan her eleştirilen analiz 'casusluk ve rejimi yıkma faaliyetleri' olarak adlandırılıyor. Örneğin Şark gazetesinde hükümeti eleştiren bir karikatür yayınladığı için, Eylül 2006 tarihinde yayını durdurulmuştur. Bir başka örnek de 'casusluk' iddiası ile yargılanan iki Kürt gazeteciden Adnan Hasanpur'un idam kararı İran Devrim Yüksek Mahkemesi tarafından onaylanmasıdır. Gazeteci Hasanpur, sadece fikirlerini belirttiği ve şeriatçı molla rejimini eleştirdiği ve Kürtlere yönelik baskıları gündeme getirdiği için, idam cezası verildi.
Bu ağır yönetim biçimi içerisinde toplumun her kesimi zorlandığı gibi özellikle teknolojik iletişim aygıtları olan ‘internet cafeleri’ çok ciddi zorlukla ve baskılarla karşılaşmaktadırlar. İran Bilişim Ve İletişim Teknolojileri Bakanlığı web kullanıcılarının IP numaralarını ve kimlik bilgilerini öncelikle servis sağlayıcılardan temin ediyor. Bireyler eğer ki İslami olmayan sitelere girmeyeceklerine dair bir belgeyi imzalarlarsa sözleşme ancak imzalanabiliyor. Bu sebeple internet cafe sahipleri de bazı evrakları doldurmak zorundalar. Bir internet cafe işletmecisi müşterisinin ne zaman geldiğini, hangi web sitelerini ziyaret ettiğini, IP numaralarını, kimlik bilgilerini kayıt etmek ile yükümlüdür. Yani her internet işleticisi, bir bakıma zorunlu olarak ‘ihbarcılık’ yapmak zorunda kalmaktadır. Bunu yapamayanların tutuklanabilecekleri gibi ve çok ağır cezalar alabilmektedirler.
Bilgi edinmesi ve bilginin topluma taşınması özgürleşme sürecinin önemli halkalarından biridir Bu özgürlükleri yaşatamayan sistemlerin sonu hüsran olur. İran rejimi ve diğer aynı paraleldekiler tüm olayları Batı’nın ‘kötülükleri’ ile ilişkilendirip bilgi edinme ve alma hakkının gasp edilmesi demokratikleşmenin önündeki en önemli engellerden biridir. Yönetimlerin hedefi demokratik ve çağdaş açılımlar olmalıdır. Bunu başaramayanlar yok olmaya mahkumdurlar.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|