| |
| Eklenme Tarihi: 1.01.2008 Saat: 19:07 |
|
|
Gazeteci'lik veya geniş anlamda basın dünyası asli konumu, içeriği itibariyle eşit perspektif, doğruluk, tarafsızlık temel ilkelerini esas almıştır. Ait olunan toplum'a doğru haberleri orjinalliğini bozmadan, herhangi bir yana yüklemeden aktarmak ile yükümlüdür.Fakat günümüz dünyasında bu olgu'nun halen canlılığını koruduğunu söylemek çok güç.
Dünya devlet sistemleri, kimi gazeteleri, tv'leri ve diğerlerini kendi menfaatleri doğrultusunda politikalarına kolaylıkla alet edebilmekte. Özellikle geri kalmış ülkelerde bu çark'ın nasıl işlediği rahatlıkla gözlemlenebilir. Demek ki düzen bu durumda nasıl ki kendi propagandası'nı, meşruluğunu dayatıyorsa bunun aksini doğruları söyleyenlerde doğallıkla olacaktır.İnkar edilemez ki bu tür yayınlar, çalışmalar'da egemenler tarafından sindirilemeyecektir.
Sonuç olarak medya içerisindeki sınıflaşma güncelleşir. Sorgulama mekanizması zedelenmiş veya iflas etmiş toplumlarda da bu kesimler dikkatleri ister istemez üzerlerine çekerler.
Metin arkadaş'da zulüm rejimine karşı demokratik yayın mücadelesi veren bir gazete de muhabirlik yapıyordu. Sömürgeci düzene karşı, Evrensel gazetesinde çalışmalar yapmasının elbette onun için birçok nedeni vardı. Fakat bu anti-demokratik düzen'in işine gelmiyordu. Egemenler tarafından faşist şırınga ile bireylere aşılanan linç kültürü de aynı paralalde totaliter yaklaşımlar üretiyordu.
Metin bir haber sebebiyle gittiği yerde gözaltına alınır ve feci şekilde dövülerek şehadete ulaşır. Ancak çok gariptir ki o'na bunu yaşatanlar toplumun ''EMNİYET'' teşkilatı'nın mensuplarıydı. Pratiğine bakıldığı zaman ise ''EMNİYET(SİZLİĞİN)'' başlıca ana kaynağıdır. Bu olay önemli bir noktayı birkez daha su yüzüne çıkartmıştır.
Emniyet teşkilatı belirli bir süreç içerisinde belli bir ideoloji'nin yuvası konumuna getirilmiştir. (Cılız da olsa bunun aksi fikirde olanlar da vardir.) Meydana gelen olayları da kendi siyasi fikirleri temelinde değerlendirmeye başlarlar. ''Ya sev ya terket'' türünden söylemlerin, ''TERKET'TİRME'' kısmının uygulayıcılığına soyunurlar. Tek'çi düzen siyaseti dışında bağımsız hareket eden kesimlere imha'yı, işkence'yi, devlet'in jop'unu silahını kullanmayı kendilerine meşru görürler. Bunun olağan sonuçları da yeterince fazladir.
Yaşanılan bu tür sosyal vahşetleri bu yapıların kökenlerine inerekten ancak irdeleyebiliriz. Cumhuriyet'in oluşum aşamasında demokrasi ve özgürlükler yoktur. Bireylerin kayıtsız ve şartsız bürokrasiye köleliği vardır. Sorgulama yoktur, itiraz yoktur. Tarih sayfaları içerisinde satırlar düzeni eleştiren yurttaşların katledilişleri ile doludur. Tam bir tahammülsüzlük örneğidir. Ordu'ya yüklenen dağda, taşta insan öldürme katliam gerçekleştirme misyonu şehirlerde de emniyet görevlileri'ne yükle- nilmiştir.
Yaşanılır bir ülke'nin imarı eşit platformlarda düşüncelere saygı temelinde gerçekleşir.
Metin Göktepe ve diger nice barış sevdalıları'nın yaşama hakkı hiç kimsenin insiyatifinde değildi ve olamaz da. Metin'leri ancak devrimci, özgürlükçü bir çizgi çerçevesinde onların anısına bağlı kalarak, yürüttükleri mücadeleyi daha aktif bir biçimde geliştirerek yaşatabiliriz.
12 yıl değil 72 yıl' da geçse Metin'leri bu halk'ın kalbinden silemeyecekler.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|