|
İdolojik üstünlük
devletleşmiş ile devletleşmemiş örgütler arasındaki mücadelede zafer
için belirleyici olmanın en büyük kriteridir.
Devletin nasıl bir örgüt olduğu üzerinde anlaşılmış bir konu değil.
Devlet hakkında üzerinde düşünülen ve elde edilen bilgi ve belgeler
ortak bir sonuca ulaşılamamıştır. Devletin gerekli olup olmadığı
tartışıladursun devletin tam olarak anlaşılamaması bu tartışmayı ikinci
planda tutmaktadır.
Devletin gerekli olup olmadığı tartışması hakkında ''devlet, isteyenler
ve ihtiyacı olanlar için gerekli, istemeyen ve ihtiyacı olmayanlar için
ise gereksizdir'' diyerek işin içinden çıkmak için kolay bir yol bulmuş
olalım. Ama üzerinde durulması gereken konu ise devletin mutlaka
anlaşılır olmasıdır.
***
Devlet, büyük bir örgüt ve organizasyondur.
Devlet hakkında ulaşacağımız somut verilerden biri bu gerçektir. Devlet
''eli kolu uzun bir'' örgüttür. Üstelik muhalifleri sayılmazsa
''üzerinde toplumsal mutabakat sağlanmış'' bir örgüttür.
Eli kolu uzun deyişi tam da devletin büyük bir örgüt olduğuna işaret
etmektedir. Bu deyiş daha çok devletin ağırlığı ve etkisi itibariyle az
hissedilen insanlar arasında söylemiştir. Her gün devletin varlığı ve
etkisinin olduğu bir yerde böyle bir deyiş orta çıkma olasılığı
zayıftır. Devletle az ilişkili yerlerde devletin kendisini var etmesi
gerektiği durumlarda orada olması ve bu durumun çok sık olmamasından
dolayı etkinin daha belirgin farkedilmesi bu deyişi doğurduğu
söylenebilir.
Yine bu deyiş başka bir gerçeği ifade etmektedir: ''Devlet her yerde kendini örgütlemiştir''
En ücra köşede mezrasındaki öğretmeniyle veya karakoluyla, imamsız
bırakmadığı köylerde cami imamıyla örgütlenmiştir. Bu örgütlenmeye
herkesi katmakta herkesin katılmasını zorunlu kılmaktadır.
***
Büyük örgütlerin parçalanma- bölünme şekilleri farklıdır. Örgüt ya
varlığının çelişkilerini uzun süre gideremez, var olmanın
anlamsızlığına dayanamaz yada kendisinden daha güçlü bir örgütün
kurbanı olur.
Büyük Örgütlerin(devletlerin) yıkılışında bu son yıkılış biçimi daha
çok görülendir. Devletleşmiş örgütler ile devletleşmemiş örgütler
arasındaki mücadelede galip gelme önceliği ve daha çok görüleni
devletleşmiş örgütlerdedir. Topyekün harekete geçme alanı ve araçları
daha fazladır. Dolayısıyla imkanları kullanmada bir adım öndedir.
Devletleşmemiş örgütler için tüm bu olumsuzlukları en aza indirecek
hatta etkisizleştirecek olanak ve güç; ideolojik üstünlüktür. İdeolojik
üstünlüğü olmayan devletleşmemiş örgütler için başarı, hatta uzun süre
yaşama koşulları ortadan kalkar.
Tarih her zaman, ideolojik olarak güçlü olanın kazandığına tanıklık
etmiştir. Her yeni dini-felsefi düşünceyi yaşamsal kılmak zordur. Bu
durumda yeni ile eskinin (geleneğin) çelişki-çatışması kaçınılmazdır.
Statukoyu aşmak da sancılı olur. Bu açıdan devletleşmiş ile
devletleşmemiş örgütler arasında ideolojik üstünlük, zafer için
belirleyici olmanın en büyük kriteridir.
***
PKK için devletleşmemiş bir örgüt demek yerindedir. Ancak 30 yıllık
geçmişi itibariyle her alanda örgütlenmiş ve halk tabanında
kurumsallaşmış bir örgüt için devletin örgütlenme modeline yakın bir
örgüt olduğu bir tespittir. 30 yıllık varolabilme ve yaşabilme gerçeği
budur. Devletin kurumlarıyla mücadele edecek güce ulaşmıştır. İdeolojik
güç ve üstünlüğün yanı sıra teknik mücadele gücüne de ulaşmıştır.
PKK'nin kendi ideolojik anlayışını devletin kurumlarında yaşattığı bir
üstünlükten de söz edebiliriz. Bunun açık örneği Kürt coğrafyasında
belediyeler ve Türkiye meclisinde Kürt milletvekilleridir.
Bir tesisi yıkıp yerine yenisini kurmak, o tesisi ele geçirmekten daha zor olabilir.
Son olarak 'son uç' soru:
Devleti ve zihinleri binlerce defa aşan ve yerine kendi düşüncesini yerleştiren kazanmış sayılmaz mı?
|