| |
| Eklenme Tarihi: 4.01.2008 Saat: 21:40 |
|
|
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından D.T.P. Mardin Milletvekili Ahmet Türk hakkında ''Devlet'in askeri teşkilatını aşağılamak'' gerekçesiyle dokunulmazlığı'nın kaldırılması için fezleke hazırlandı.
Ordu tarafından düzenlenen 30 Ağustos zafer bayramı resepsiyonu'na sadece D.T.P.'li vekillerin davet edilmemesi ile ilgili Ahmet Türk'e yönlendirilen bir soru'ya ''Hep ağızlardan düşürülmeyen 'bölücülü'ğün' aslında kimler tarafından yapıldığıda ortaya çıkıyor.''biçiminde cevap vermesi askeri kesimi rahatsız etti. Bütünüyle doğruluk arz eden bu cümle meşhur 301.maddeye dayandırılarak ''Ordu'ya alalen hakaret'' olarak lanse edildi.
Doğruluğu da bir yana burada ''Hakaret'' içeren bir ifade var ise bu gün'e gelen'e kadar Türk devlet yetkilileri ve ordu mensupları hakkında yüzlerce kez fezleke hazırlanmalıydı. Hatta bu dava'lar müebbet hapis cezası ile sonuçlandı-rılmalıydı.
İlk etapta Ahmet Türk hakkında fezleke hazırlanması'na sebep olan konu'nun gelişimi'ne bakmak gerekir. D.T.P. vekilleri meclis'e adım attıkları ilk dakika'dan bu gün'e kadar yoğun bir baskı altında, siyaset geliştirmek için mücadele ettiler ve ediyorlar. Basın organları, siyasi partiler, yazarlar ve diğerleri'nce ''Meclis'ten atılmaları gerek'' hakaretlerine maruz kaldılar. Gayri ahlaki bir biçimde geçmişleri satır satır incelenerek herhangi bir hata'ları arandı. Bunlar da yeterli değilmiş gibi TSK ve bizzat Türk Başbakan'ı tarafından hedef gösterildiler. Birçok parti teşkilatları saldırılara muhattap bırakıldı. Yani D.T.P.'lilere karşı açık bir 'bölücü-ayrımcı' politika'nın izlendiği ortadadır.
D.T.P.'li vekiller genelkurmay'lar gibi bazıları tarafından atanarak göreve gelmediler. Onlar vatandaşların yani devlet kurumu'nun oluşum kaynağı'nın oy'ları ile o meclis'e geldiler. Doğal olarak'da halk'ın rahatsızlıkları'nı aktarmak mecburiyetindedirler. Onları dışlamak ile asıl amaç onlara oy veren çevrelerin öteki'leştirilmesidir. En ağır hakaretler yöneltilen bu vekiller'in başta ORDU'ya boyun eğmesi, politikaları'na göz yumması hedeflenmiştir. Bunun da yanı sıra ''şanlı'' ordu'nun tartışmasız, sorgusuz, sualsiz ilahlaşması'nın sürekliliği.
Ordu'nun Türkiye'nin gelişimi önündeki en büyük engellerden birisi olması nettir. Devlet yapısı'nın bir organı olan ordu'nun devlet'in en üst yönetim kadrosunu, vekil-lerini ne oranda dikkate al(ma)dığı bilinmektedir. Düzenlenen bir resepsiyon var ise bu maddi yönü de dahil ''DEVLET'' in kapsama alanına girer. Yani kısacası ordu bu anti-sosyal hareketlerde bulunan komutanlarında 'çiftliği' değildir. Devlet erkan'ı bütünleyici olmak ile mükelleftir.
Bu son fezleke ile birlikte ordu ne kadar 'bütünleyici' olduğunu bir kez daha göstermiştir.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|