Türk devlet yetkilileri ve halkın bir kesimi ile Kürt demokrat kesimleri arasında tarih boyunca süre gelmiş bir 'isim' sorunu yaşanmakta. Totaliter yapı taraftarı organlar Kürt halkına hitap ederken daha çok ''doğu'lu'' terimini kullanmayı tercih ediyorlar ve savunuyorlar da. Evet Türkiye'nin 'yönler' anlamında ki konumu itibariyle Kürt illeri'nin doğu bölgesi olarak adlandırılmasında bir gariplik yok.(Yazının içeriği itibariyle Kürdistan'ın parçalanmışlığı'na girmiyorum.) Ancak, ne zaman ki bir halkın ismi kamufle edilmeye, unutturulmaya çalışılıyorsa orada sorunlar da başlar demektir.
Son olarak birkaç gün önce, faşizm eksenli parti'nin genel başkanı Bahçeli tarafından ''75 Kürt milletvekilim var.'' açıklamasını yapan başbakan T.Erdoğan'a uyarı açıklaması yapıldı. Bahçeli, medya ya verdiği beyan da ''75 Kürt kökenli vekilim var açıklamasının yanlış olduğunu, bunun yerine 75 Doğu ve Güneydoğu kökenli vekilim var. diye düzeltilmesi gerektiğini belirtti.'' Aslında bu söylem sadece ırk eksenli bu partiden ziyade, kendilerini sol'da tanımlayan birçok partinin de savunduğu, açıklamalarına yansıttığı bir görüş.
Batı, Doğu, Kuzey, Güney ve diğerleri coğrafik anlam içeren kavramlardır. Bölge veya şehir isimleri ile etnik kimliği asimilasyona çalışmak sağlıklı olmaz. Doğu ve Güneydoğu bölgesinde Kürtler dışındaki halklarında varlığı mevcuttur. Aynı şekilde batı tarafında da birçok etnik yapı yaşamakta. Ama bölgeci yaklaşıldığı zaman genelleme esas olacağından farklılıklar gözden kaçar veya kaçırılmaya çalışılır.
Kürt kökenli vekiller 'Doğulular' biçiminde deklare edilerek Kürt'lük ikinci plana atılmak isteniyorsa bunun ilk adımı öncelikle diger bölgelerde atılmalı.
Örneğin meclisteki İzmir, Manisa, Aydın, Denizli, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak, Muğla milletvekilleri 'Ege' kökenli vekiller olarak tanınmalı Türk olarak lanse edilmemeli.
Veya İstanbul, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Bilecik, Bursa, Balıkesir şehir'lerinin vekilleri 'Marmara' kökenli vekiller olarak tanınmalı.
Karadeniz bölgesi için bir anlamda bu bölgeselleşme kavramı kullanılmakta. Tarihten gelen bir Rum realitesi şu an da 'Karadenizlilik' olgusuna bırakılmıştır. Karadenizli'lik şeklindeki bir hitap biçimi etnik yapı ile bütünleştirilmiştir. Aynı paralelde Kürt toplumu da 'Doğululuk' kavramına sıkıştırılıp boğdurulmak istenmekte. Tabiiki bunun daha iyi anlaşılması için devlet'in türkleştirme politikalarında tecrübe sahibi olmak gerekir.
Konu'nun etik, siyasal boyutunu bir kenara bıraktık diyelim. Ancak 21.yüzyıl dünyasında halen halkların ismine dahi tahammülsüzlüğün varlığı dahi dehşete düşürücü bir durum.
Ve ne yazık ki Türkiye'ye has bir anlayış.
Tüm devrimci, demokrat ve halklara saygılı bireylere....
|
|