|
Bir ülke de medya gerçekleri bilerek ve isteyerek çarpıtıyorsa o ülkenin ekonomik ve siyasi gidişatı kötüye doğru gittiğinin işaretidir.
Bu baz alınacak olunursa Türkiye`nin geleceği çok karanlik gözükmektedir.
Türkiye yöneticileri Basının yardımıyla Anatolya ve Mezopotamya coğrafyasında yaşayan halklara Demokrasiyi,insan haklarını ve refah içinde yaşama imkanlarını ortadan kaldırmıştır.
Bu anti demokratik uygulamalar belki dünyanın hiçbir yerinde ve hiç bir Halkın-Halkların başına gelmemiş bir sorunu yaşamaktadır.
Anatolya ve Mezopotamya coğrafyasında yaşayan halklar Türk medyasının Psikolojik savaş aygıtı olmasından dolayı onun kirli bilgilendirme hareketine maruz bırakılmaktadır.
Temiz bir vicdana, insan sevgisine,sahip olan,iyi ile çirkini birbirinden ayırt edebilme gücüne sahip olan herkesin rahatlıkla söyleyeceği gibi Türk Medyası yaşanan Kürt savaşında psikolojik savaş merkezi konumunu severek üstlenmiştir.
Üstlendiği konumdan ötürü Halkı ırkçı hezeyanlara sürüklemektedir.
Medya işlemiş olduğu konularıyla, gündemleriyle, köşe yazarları ile göz göre göre halkları aldatmakta ve kirletilmiş bilgi aktarmaktadır.
Basında Gördüğümüz Kürt hak ve özgürlüklere olan karşıtlığı gazete, TV, Radyoculuk adına utanç vericidir.
Dolayısıyla medyanın bu büyük bölümünü psikolojik savaş aygıtı olarak nitelemek hiç haksız ve yanlış bir yaklaşım değildir.
Kürtler, Demokratlar, Aydınlar ve insanin geleceğinden endişe duyan herkesin karşı karşıya bulunduğu tehdidin üstesinden gelmek için medyanın bu psikolojik savaş organı olma durumunu görmek ve teşhir etmek durumundadır.
Teşhir etmek de yetmez basının icra etmekte olduğu savaş yanlısı ve ırkçı tutumunu açık sözlülükle mahkum etmek zorundayız.
Psikolojik savaş organı olan medya, bugün Türk,Kürt ve diğer halkları Dünyanın gerçeklerinden haberdar olmasının önündeki en büyük engel haline gelmiştir.
Psikolojik savaş aracına dönüşen basın, Kürt Özgürlük hareketi şahsında Ortadoğu"da sahneye konmak istenen çok kanlı bir projenin savunuculuğuna soyunmuş olması ve kanlı ortamdaki bilgileri ırkçı, faşist bir karakter vererek var olan gerçek haberleri kirleterek dünyaya servis etmektedir.
21 Ekim 2007"de TC nin yakın tarihinde en çarpıcı olaylarından birine tanıklık ettik.
TC 12 Askerini Hakkâri Dağlıca Sınır Taburuna düzenlenen bir baskında kayıp etti. 8 askerini esir bırakarak geri çekilmek zorunda kaldı.
Öldürülen askerler için nutuklar atıldı törenler düzenlendi ama yaşayan ve PKK esir alınıp sonradan serbest bırakılan askerler hain ilan edilerek, ömür boyu caza istemiyle yargılanmaktadırlar.
TC ordusu 3 güne yakin bir zaman dilimindeki oluşan çatışma sonucu uğramış olduğu büyük yenilgiyi, küçük asker, Kürt orijinli Ramazan Yüce ye Çıkarmak istemektedir.
Basın ise Kürt askerin ipini en başta çekerek, TC ordusunun yenilmez olduğunu kabul eden psikolojik harp basını yenilgiyi Ramazan Yüce ye mal ederek yenilginin kılıfını hazırlamayı görev edinmişti.
Oysa Dünya basını ve demokrat basın bu çatışmanın 3 gün sürdüğünü, Lojistikten, istihbarat ve harekat tekniğine kadar her anlamda profesyonel gerilla bilgisi ve donanımı, olarak ortaya konulduğunu aktarmaktaydılar.
Psikolojik harp basını yaşanan bu yenilgiyi Kürt kökenli Asker Ramazan Yüce ye mal ederek müebbede mahkum etmek istemektedir. Türk medyası psikolojik harp odağı olması göz ününde bulundurulacak olunursa insanın haber alma özgürlüğü`ne müdahale edildiğini tek merkezli kışkırtma ve ırkçı haberlerle halk istemediği bir mecraya doğru sürüklenmek istenmektedir... |