|
Demokratik hak ve özgürlüklerini kazanmanın başka yolu olmadığı için dağlara çıkan, Kürt gençleri ayrı bir dünyadan gelmediler, ağaç kökünden türemediler.
Bunların başlarına bombalar yağdırırken televizyonlarda, radyolarda Hasan Mutlucan ın kahramanlık türküleri söyleyerek, bayrak psikopatlarının kendi kanlarından bayraklar yaparak,her evin,her ofisin her,işyerinin kapısına mecburi bayrak astırarak geleceğe bir şey katacağını sanıyorlar.
Bir şey katmadığı gibi kin ve düşmanlığı artırarak yeni çatışmalara zemin oluşturuluyor. Dökülen kanlar özerinde politika yaparak ve şu kadar genç öldürdük diyerek yamyamlar gibi cenazeler üzerinde tepinerek zevk alanlar,Gerilla nin kulaklarını kesip hatıra olarak saklayan insanlık dişi davranışlarla çözüm ariyanlar halen yanıldıklarını anlamadılar mi?
Tarih boyunca Kürdün 28 özgürlük başkaldırısını bastıranlar kan dökenler, hangi sorunu çözdüler.
28. başkaldırıni özgürlük talepleri dikkate alınsaydı 29. özgürlük mücadelesi doğmayacaktı.
Eğer bugün, demokratik hak ve özgürlükler uğruna dağlarda bir mücadele veriliyorsa ve bu mücadele sonucu her gün gencecik fidanlar toprağa düşüyorsa tek sorumluları özgürlük talepleri dikkate almayan devletlerin militarist yönetimleridir.
Kürt yoktur Kürtler Öz Türk`tüler,Fars`tılar,Arap`tirler ,Tek devlet tek millet tek dil denilmemiş olsaydı Kürt`ler,Türk`ler,Arap`lar,Fars`lar bu toprakları ortak vatan edindik denilip Kürt dili ,Kültürü serbest bırakılsaydı Kürt`ler kendi Kürt kimliğiyle yönetim erklerinde yerini alsaydı hiç kimse dağa çıkmazdı ve bunca gencin kani akmazdı.Dün bunu gerçekleştiremiyenler bugün bunun için mücadele etmemek vicdanınızı rahatsız etmez mi?
Kürt ün özgürlük talepleri hep kanla bastırıldı, Kürt coğrafyasında taş üzerinde taş bırakılmadı. İnsanlar en acımasız şekilde katledilip, vahşice işkencelerden geçti.
Devletin her zaman dilimindeki yetkilileri bunlar eşkiya, şaki diyerek yapılan katliamları savundu.
Kürtler köy meydanlarında çocuk kadın erkek ,yaşlı genç demeden işkencelerden geçti.
Köylülere pislik yedirildi, Erkeklerin penisine ip bağlatılıp kadınlara çektirildi, kadın erkek, çocuk, yaşlı tecavüze uğradı.
İnsanlar yerinden yurdundan koparılıp sürgüne gönderildi.
O vahşeti yaşayanların çocukları şimdi özgürlük mücadelesi için yine dağdadırlar.
Dersim, Zilan,Agıri Newala kesaba ,Kela Zerzevan ,Palo,Halepçe ve deha onlarca katliamları işkenceleri kimse unutmadı.
Unutmakta mümkün de değildir.
Defalarca Kürt`ün onuru ayaklar altına alınmış,tecavüze uğratılmış.Bu insanlık dışı uygulamalara Kürt lerin sessiz kalmaları beklenebilinirmiydi?
Yapılan bunca Adalet ve insanlıktan uzak bu zülümlere karşı dikilebilecek tek mekan dağlar oldu.
Kürtler her dönemde zülme,asimilasyona uğramışlardır,şiddetin tüm izlerini ruhlarının en derinliklerinde an be an hissediyorlar.Bu Zülüm,işkence,asimilasyon ve yok sayma anlayışına şiddetle karşılık vermekten başka çaresi yoktu Kürt ün; halende yok.
Kürdistan coğrafyasında hakim devletlerin pervasızca ve insafsızca uyguladığı şiddet karşıt bir şiddet doğurdu.
Kürdistan coğrafyasında bugüne kadar süre gelen şiddeti mahkum etmeden,şiddetin yarattığı tahribatları onarmadan şiddeti ortadan kaldırmak olanaksızdır.
Coğrafyamızda her gün gencecik fidanlar kırılıyorsa,acılar iliklerimize kadar hissedebiliniyorsa bu acıyı dindirmenin yolu daha çok “modern” silahlara yatırım yaparak,daha fazla insan öldürerek değildir.
Sorunun tek çözüm yolu hak ve halklara saygı ve diyalogtan geçer bu olmaz diyenler şiddete davetiye çıkaranlardır.
Bu at gözlüğüyle Dünyaya ve coğrafyamıza bakanlar mahkum edilmeden,şiddeti mahkumetmek ikiyüzlülüktür.
Egemenliklerini Kürt coğrafyasında sürdürenler Kürt sorununu kalıcı bir şekilde çözmek istiyorlarsa oturup Kürt`lerle birlikte insanlığa yaraşır bir şekilde, adeletli, eşitlikçi bir çözüm ortaya koyarak sorunu çözebilirler. Bunun dışında kalıcı bir çözüm yolu yok,bu çözüm için mücadele edilmiyecekse şiddete karşı timsah gözyaşları akıtmaya gerek yok. |