|
TSK'nın PKK'ye yönelik 25.kez Sınır ötesinde yaşanan Savaş 21 Şubat 2008 Saat 10.00-18.00 arasında gerçekleşiği kamuoyuna yansıtıldı.
25.kez düzenlenen işgale ‘operasyon’ adı verilsede askeri literatürde düpedüz bir Savaştır. Ve bu Savaşın geçmiştekilerden çok farklı yanları vardır.Askeri literatürde "Kuvvetlerin Ortak Savaşı " denilen,Hava ,Kara Kuvvetleri'nin muhtelif birliklerinin içinde yer almış olmasıdır. Komando, topçu, zırhlı birliklerin kullanıldığı,Hava Kuvvetlerinin tüm gücü ile asıldığı tam bir imha amaçlı savaş nitelığinde olduğu açıktı.
Bu savaşın en önemli hedefleri; TSK'nın Psikolojık savaş medyasına sızdırdığı kadarı ile PKK kadrolarını ele geçirmek ve Dünya kamuoyuna Kürt sorununu bir sürelığıne de olsa betonlamak istemekte olduğu açık bir şekilde anlatılmaktaydı.Bu hedeflerini gerçekleştırmek daha önceki 24. işgal girişiminde kulanmadığı veya sınırlı kulandığı Özel Kuvvetler ve Jandarma Özel Harekat taburlarını harekete geçirdiğini psikolojık savaş medyası aracılığı ile Flaş haber olarak yayınlanıyordu.
Özel Kuvvetler,bundan önceki Güney Kürdistan işgal girişimlerinde’de Tim bazında katılım gösterıyorlardı.Ama 25.Savaşta tüm ağırlığıyla katıldı. 25.Güney Kürdistan işgalinin kilit görevleri Özel Kuvvetler ve Jandarma Özel Harekat taburlarına verildiğini Tv ve Gazetelerin haber bültenlerınde görüntülü olarak görülüyordu.Bu savaşın amacı Kürt sorununu uzun süre betonlamak,kanlı bir şekilde bastırmak ve PKK gerillalarının öncü kadrolarını ımha etmek hedeflenmişti.
Tv kanalları ve Gazeteler Özel Kuvvetleri anlata anlata övebilecek söz bulmakta zorluk çekmekteydiler; övgülerde eksiklik bırakmamak içinde Ekranların baş konuğu Emekli ‘Paşalar’ Saddam'ın Enformasyon bakanı Elsahaf gibi atıp tutuyorlardı. Emekli ‘Paşalar’ Elerinde ince uzun bır çubukla haritalarda Özel kuvvetlerin yapacakları bir iki günlük çabayla PKK gerillalarını imha edeceklerini anlatıp duruyorlardı.Bu programları izleyenler gerillanın tetik çeken elleri armut topluyor, Özel kuvvetlerin gelip onları imha edeceği anı bekliyor hayretıne kapılıyordu...
25. kez gerçekleştirilen savaşta TSK’ en elit birlikler olarak tarif ettiği bircis Özel Kuvvetler,İkinci sırada Jandarma Özel Harekat üçüncü sırada ise Komando tugayları yer alıyor.
Özel Harekat taburları sadece subay ve astsubaylardan oluştuğunu çok iyi eğitimli ve kendi insiyatifiyle hareket edebilme yeteneğini kazanabilğini ve daha onlarca yetenekleriyle haber bültenlerinin psikolojık savaşın ana malzemesi olarak aktarılıyordu.Danışman olarak getirtilen emekli Askerler eski kahramanlıklarını anlatıyor ve yeni gerçekleşecek kahramanlıklarla (!) pekiştirilmeye çalışılıyordu.Medyanın kusursuz bir psikolojık harp merkezi olduğunu her ölçüsüyle ispatlamaya çalışıyordu.Eski ne kadar görüntü varsa birbirilerine ekleyerek yeniymiş gibi aktararak savaş çığırtkanlığında sınır tanımıyordu...
Muhalıf basın,Demokrat,Devrimci,Aydın ve sanatçılar savaşın çare olmadığını ıfade etsede hakim durumda olan psikolojık savaş medyası bu Demokrat sesin yukselmesini istemiyordu.
Psikolojık savaş medyasının bir Tv kanalında Bülent Ersoy “Başkalarının savaşına çocuğumu yollamam”gerçeğini itıraf etmekle sesızlığı bir nabze bozdu.Ama arkasında bir çok sanatçı aydın tavır koyması beklenirken maalesef sınırlı sayıda destek sesi çıkmaya başladı.Bülent Ersoy Bu cesaretli çıkışı ile psikolojık savaş medyası başka sesler yükselmesın diye, linç kültürünün dozunu yükseltmekte ve masabaşı zafer haberleri üretmekle psikolojık savaşı boyutlandırmaya çalışarak muhalif sesin duyulmasına mani oluyordu.
Muhalif basın ve Kürt basını 25.savaş hareketının büyük bir çıkmaz yaşadığını,bir kobra Helikopterinin düşürüldüğünü onlarca askerin savaş alanında karlar üzerinde cesetlerinin olduğunu söyleyince; TSK Zap’a,Kandil’e girmek üzereyiz Çembere alındı ve benzeri psikolojık moralli haberler verilıyordu.Asker ve sivil Yetkililer uzatılan mikrofonlara neler demişti hep birlıkte bakalım:
Recep Tayyip Erdoğan (Başbakan); "Hedeflere ulaştıktan sonra oradaki askerlerimiz geri dönecektir." Vecdi Gönül (Savunma Bakanı): "Ne kadar gerekirse o kadar kalacağız." Yaşar Büyükanıt (Genelkurmay Başkanı): 'Kısa süre izafi bir kavram, bazen bir gün, bazen bir senedir. Biz 24 senedir terörle mücadele ediyoruz. Onun için bizim terörle mücadelemiz devam edecek.''demekteydıler.
ROJ TV parçalanmış helikopter parçaları ekranlarına taşıyınca, Genel Kurmay Başkanı Askeri literaturda yer alması ımkansız olan bir açıklama ile ‘Bir Helikopterimiz kırıma uğramıştır’ helikopterin Düşüşünü kabullenmek zorunda kaldı.Psıkolojık Savaş medyası,Hükümet,TSK her fırsatta yaptıkları acıklamalarda bır tek’terorıst’kalıncaya kadar orda kalacagız‘Zap avucumuzda bir iki saate imha ederız. Biz o kadar iyi bir şekılde izliyoruzki BBG (Biri Bızı Gözetlıyor)evi gibi onları izlıyoruz demekte’idiler’ Sonuç olarak TSK Zap alanına yaklaşamadan büyük bir bozgunla geri çekılmek zorunda kaldı, Çekilmekle kalmadı onlarca cenazesini helikopterini ve savaş malzemelerini savaş alanında ganımet olarak bırakmak zorunda kaldı yanı kelimenın tam anlamıyle çekılmedi gerı gerısıne kaçtı demek doğru bir kavram olur.Askerın çok zor durumda oldğunu Düzenlı orduların gerilla güçlerıne karşı etkisiz kalacağını savaşın çare olmadığını aklı başında olan herkes yazıyordu,söylüyordu.
TSK 25.Savaş hareketıyle bır kez daha Gerilla karşısında karizmasını çizdirdiğıni Genel Kurmay başkanı nın ‘Niye geri çekılındı diyenler gidıp orada 24 saat kalsınlar niye geri çekıldığımızı anlarlar’ sözlerınden anlıyoruz.
TSK nın 25. savaş hareketınde Alkışlananlar Bülent Ersoy,yuhalanan anlık saf değiştıren aç olduğunda farklı,tok olduğunda farklı konuşan ve nabıza göre şerbet vermekle namlanan Celal Talabani oldu.
TSKnın yapmış olduğu 25.savaş hareketı bır çok Anne Baba, Eş ve çocukların yüreklerıne ateş düşürerek son buldu.Ama savaş çığırtkanlarının hemen yeni bir savaş içın düğmeye basmaya çalıştıklarını görmekteyız. Adaletten yoksun Adalet Bakanı M.Ali Şahin "Güneş Operasyonu bitti diye sevinmeyin.diyerek barış ve demokrasi güçlerine gözdağı vermeye çalışmaktadır.
25.savaş operasyonu değil 125. savaş operasyonu olsa bile sonuç degişmeyecektır.
M.Ali Şahin’nin bol keseden atıp tutması anlaşılır bir durumdur çünkü savaş bölgesine kendi soyadını taşıyan hiç bir asker yok, halk çocuklarının sırtından kahramanlık yapmak kolaydır. 25.savaş ta ve sonrakilerde değişecek tek şey her iki taraftanda gençlerın ölümü olacaktır. Sayısı rakamı önemli değil her iki tarafında gençleri bu ülkenin gelişmesi ve büyümesı için vazgeçilmez birikimdırler. Savaşın çözüm olmadığını görmemiz gerekmektedir.25. savaş hareketinden sonra Devrimci,Demokrat ve Kürtler savaşa karşı tepkilerini demokratık gösterilerle yükseltmeye çalışıldı.Kısacası savaş Kürt sorunun çözümünde olumlu bir gelışme sağlamaz tek çözüm yolu savaş mantığından uzaklaşmak demokratik ve eşit koşullarda Herkesin kendini özgürce ifade edebileceği bir ortamın yaratılmasından geçmektedir. |