|
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ TÜM DÜNYA KADINLARINA KUTLU OLSUN
Toplumsal olmanın en temel taşı kadını doğru tanımak, doğru anlamak ve özgür gelecekler yaratmak için kadın cinsinin her türlük hak ve taleplerini ve kadın müdcelelerini aktif desteklemekten tutalımda her türlü özgürlüksel duruşuna sahiplenmek kendine insanım diyen herkesin birincil görevidir. Bilindiği gibi tüm canlı toplulukları eril ve dişil olmak üzere iki ana cinsten oluşur ve bu doğanın diyalektiğine göredir. Tüm canlıların ötesinde insanoğlu düşünebilme ve düşündüğünü uygulamak için harekete geçme özelliği insanoğluna has bir ayırtedici özelliktir. Düşüncenin gelişimi ile birlikte algının gelişip, zaman geçtikçe kavrama ya da kabiliyetinde gelişimi cinslerarası uçurumu açığa çıkarmıştır. Temel ilke olarak cinsler; eril ya da dişil veya farklı tanımlamayla erkek veya kadın eşittir. Yaşamın tüm alanlarında eşit olmalıdır. İnsanoğlunun tarihinde bu eşitlik doğal toplumdan sonraki toplumsal süreç olan hiyerarşik toplum sürecinde bozulmuştur. Yani neolotik sonrası süreçte cinslerarası eşitsizlikler başgöstermiş ve günümüze kadar bu eşitsizlikler sürekli ve katmerleşerek kadın cinsinin aleyhine dönüşmüştür. Köleci, feodal, kapitalist süreçlerin tümünde erkek egemenlikli sistem toplumlar yapısına hakim olduğundan kadın tüm bu süreçlerde hep küçümsenen, horlanan, dıştalanan ve ötekileştirilen ve metalaştırılan bir durumu yaşamıştır. İnsanoğlunun iktidarlaşma tarihinde sürekli kadın cinsi araç olarak kullanılmıştır. Üretimin ve emeğin bilimsel kavranmasıyla birlikte toplumun diğer alanlarındaki gibi kadın alanında da hak mücadeleleri gelişmiştir. Bireysel anlamda mücadeleler bir çok süreçte yaşansada ilk bilinçli ve kollektif emekçi kadınlar mücadelesi tarihi anlamda kalıcılaşan bir özelliğe sahihptir. Kadın öncülüğünde Clara Zetkin ve Rosa Lüxsemburgların sürekli anılması ve mücadelelerinden ders çıkarılması gerekilen kadın öncülüklü hareketlerdir. 8 Mart ölümleri pahasına haklarını kazanmayı başaran emekçi kadınların mücadelesi tarihselleşmişse de günümüzde bütün toplumsal, siyasal, sosyal, kültürel vb... alanlarda kadının özgürleşme mücadelesi devam etmektedir. 21. yüzyılın en temel dinamiği kadın mücadelesi olmaktadır. İdeal olan cinsiyet özgürlükçü toplum için yaşamın her alanında projeler geliştirmenin yanında her alanda örgütlülük ve kurumlaşmalar için kadın özgürlük mücadelesi desteklenmelidir. Ulusal kurtuluş ve sınıfsal kurtuluşmücadelelerinde de kadın tarihin her döneminde mücadele etmiştir. Kürtler tarihinde de bireysel olarak özgürlükleri uğruna fedaice mücadele eden kadınlar olmuşsa da ilk kapsamlı ve örgütlü kadın mücadelesi PKK öncülüğünde gelişmiştir. 30 yıllık Kürt Özgürlük Hareketi mücadele tarihinde kadının ilk günden itibaren her alandaki katılımı gün geçtikçe gelişmiştir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Nasıl Yaşamalı?” sorusuna cevap anlamında çok kapsamlı çözümlemeleri ve kadın sorununa bilimsel olduğu kadar toplumsal ve tarihsel anlamda perspektif ve somut program ve projeler geliştirmesi kadın dinamiğini oldukça geliştirmiştir. Demokratik-Ekolojik Cinsiyet Özgürlükçü toplum modeli projesiyle de kadın alanında günümüzde erişilmemiş yeni yeni çözümlemeler geliştirmiştir. 30 yıllık mücadele tarihinde siyaset, savaş, kultur, ekonomik alanlarda kadın özgürlüğü çok önemli gelişmelere yol açmış, son süreçlerde de kadın eksenli partileşme ile birlikte mücadelenin her alanında temsilin ötesinde, cins özgürlüğü anlamında da önemli bir aşamaya gelinmiştir. Bnevş Egaller, Zekiye Alkanlar fedaice özgürlükleri uğruna devrimci destanlar yaratmışlar. Özgürleşmede Zeynep Kınacılar, Gülnaz Karataşlar, Sema Yüceler başta olmak üzere ‘kadının çizgisel’ düzeydeki özgürlüğüne yaşamın en anlamlı ifadesi olmuşlardır. Kadın Özgürlük mücadelesinde askeri, siyasi, kültürel ve sosyal alanlarda kadının devrimci tarihine en anlamlı örgütlemeleri yaratanlar PKK’li kadınlar olmuştur. Günün 24 saatini dört duvar arasında ve dünyanın tüm özgürlüklerinden yoksun köleleştirilmiş Kürt kadınları PKK ile birlikte çok önemli bir uyanışı yaşamış yarattıkları örgütlülüklerle günümüzde yüzbinleri birarada buluşturan bir güce kavuşmuştur. Kadının doğasındaki barışı en anlamlı ifade edenler özgürlükleri uğruna fedaice Şilanlaşma, Sorxwinleşme ve Viyanlaşma adına tereddütsüz Önderlik halk ve şehitlere laşık olmayı temsil etmişlerdir Viyan Soran özgürlüğün sesi, Delila sanatlaşmanın büyük adı, Zilan, Beritan ve Sorxwin halklara birer emir, Sema yoldaşlığın doğru adı olmuştur. Tüm egemenlere ve egemenlikli sistemlere karşı Kürt kadının özgürleşme mücadelesi “Kadın Özgürlük Destanları” ortaya çıkmış Ortadoğu ve dünyada eşi ve benzeri az görülen büyük bir örgütlenmeye dönüşmüştür. Bugün yüzbinleri, milyonlara dönüştürebilecek Kürt Kadın Özgürlüğü mücadelesi 8 Martlara en anlamlı cevap olmaktadır. Bugün vesilesiyle tüm kadın özgürlük mücadelesi şehitlerini saygıyla anıyoruz. Şehitlere olan bağlılığımızı onlardan özgürlükçülere devredilen bayrağı sonsuza dek taşıyacağımızı belirtiyoruz. Bugün vesilesiyle özgürlük ve Önderlik kavramlarına daha anlamlı cevap olmak için “ÊDÎ BESE” hamlesine her alanda aktif katılmalıyız
YAŞASIN KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ YAŞASIN 8 MARTLAR
HASAN ÇARÇELA
|