de pes etmedik. Alişer olduk, Şeyh Sait olduk, Seyid Rıza olduk. Belki katledildik ama yine direndik. Kadın kimliğiyle Besê olduk, Beritan olduk, Zilan olduk. İhanete ve işbirlikçiliğe karşı yaşama savaşı verdik. Belki ruhumuz bedenimizden ayrıldı ama biz ölümsüzlüğü özgürlüğü hak eden topraklarda bulduk.
Ağrı'da, Geliya Zilan'da, Maraş'ta, Sivas'ta, Çorum'da Dersim'de, Qamişlo'da, Halepçe'de katledildik hep birlikte. Üzerimize bombalar yağdı sabahların seherinde. Şeyh Sait'le, Seyid Rıza'yla dar ağaçlarında sallandık. Alişer ve Zarife ile kafamızı dost bildiklerimiz kesti. Ama yine de davamızdan vazgeçmedik.
Gün geldi Apocularla yeniden dirildik. Unutturulan kimliğimizi yeniden hatırladık.
Haki olduk, Kemal olduk, Hayri olduk yaşamak için öldük. Mazlum olduk direndikçe yaşadık.
Hep birileri bizim üzerimize planlar yaptı. Medeniyetin beşiğinde hep yalnızlığa mahkum edildik. Ya kul olacaktık ya da ölecektik. Her ne kadar kulluğu seçen olsa da biz yine de kul olmamayı seçtik. Tarih bizi yeterince kul yapmıştı zaten devamını getirmek, yine kul olmak, bizi kendi benliğimizden almak, ölmekten daha zor bir şey değildi.
Gün geldi bizi biz edeni bizden aldılar. Kendi benliğimizi yerinden koparmaya çalıştılar. Ama unutmuşlardı biz çoktan biz olmuştuk. Geri çekilmeyecektik. Çünkü biz direnmeyi ondan öğrenmiştik...
Yeminliydik; ya özgürce yaşayacaktık ya da hiç yaşamayacaktık. Bununla yemin ettik. Değerlerimize söz verdik. Onlara layık olmayı görev bileceğimizin sözünü verdik. Bizi biz edeni özgürleştirmedikçe biz özgür olmayacağız. Bunu gösterdik. Dersim'de, Zagros'ta, Oramar'da ve Zap'ta buna nasıl inandığımızı bizi bizden ayırmaya çalışanlara gösterdik.
Bizi bizden almak isteyen ABD'ydi, Türkiye'ydi, İran'dı, İngiltere'ydi ve daha birçoğuydu. Ama hepsi de anladı biz ne bizi biz edenden ne de özgürlüğümüzden vaz geçecektik. Her ne kadar katliamlar ülkesi olsa da biz Kürdistan'ı özgürlükler ülkesi yapacağız.
Buna inandık, inanmaya devam edeceğiz.