Türkiye'de gündemi takip edebilene aşk olsun. Bir gün bakıyoruz ülke çalkantı içerisindeyken diğer gün güllük güneşlik bir hal alabiliyor. Bir kaç saat sonrası daha da farklı bir çizgiye de geçiş yapabiliyor. Önemli bir haberin daha analizi sağlıklı bir biçimde netleşmeden, bir takım yerlerin bilgisi dâhilinde 'ısmarlama gündemler' beliriyor. 'İmha' alanında yeterli tecrübeye sahip olan devlet, kendi iç mekanizmalarını kullanarak 'rejime zararlı' durumları, ‘bilinen’ ama bilinmeyen gibi görünen bazı yöntemleri kullanarak saf dışı bırakıyor.
Bu 'geçiştirme' hobisinin tüm katmanları ile irdelenmesi gerekiyor. Gerçeklikler kendisini dayatma safhasına ulaşmış pozisyondayken onunla yüzleşmek en doğru yol olacaktır. Türkiye'de yaşayan toplum, psikolojik savaş yöntemleriyle 'ısmarlama' gündemlere bağışıklık göstermiş durumda. Zira uzun yıllardan beri ordu ile birlikte savaş politikasını yürüten basın, coğrafyamızda unutkan bireyler topluluğu meydana getirildi. Konuya en uygun örneklerden birisini de, şu günlerde tüm çıplaklığıyla yaşıyoruz. Güney Kürdistan işgali Türk burjuva sisteminde ve geniş halk kesimlerinde çok büyük beklentilere kapı açtı. Birkaç gün içerisinde o kadar dehşet verici haberlere imza atıldı, yorumlar yapıldı ki toplumda, Türk ordusunun birkaç gün içinde, Musul ve Kerkük'ü 'alacak' biçiminde bir beklenti oluştu. İlk dakikalar da 'yüzlerce Kürt Gerillasının imha edildiği' yönünde son dakika haberleri verildi. Ancak ilerleyen birkaç gün içerisinde (ki zaten operasyonun toplamı 9 gündür) işgalci ordunun, karşılaştığı büyük direnişin etkisi ve alışık olmadığı hava şartları neticesinde geri çekilmek zorunda kaldı. ABD faktörünü de unutmamak gerek tabi. Kürt gerillasının direnişi sadece ordu'ya değil, çarpık bürokrasiye de büyük darbe vurdu. Ülke her zamankinden daha da etkili bir kaos ortamına sürüklendi. Yakın çalışma arkadaşları CHP-MHP, Ordu ile şiddetli tartışmalara girdi. Yenilginin hesabı Genelkurmaydan sorulmak istendi. Ordu, askeri yenilgiyi kabul etmemekle birlikte ciddi bir yara aldı. Böylece ordu askeri krizi, AKP politik krizi gizlemek için tam bir ittifak oluşturdular.
Devletin politik krizi derinleşirken, Türk sisteminin bir parçası olan 'ısmarlama gündemler' devreye girdi. AKP'nin kapatılması! Ilımlı İslam partisi AKP, bir süredir bazı 'laiklik' objeli kesimlerin tepkisini çekmekteydi. Özellikle de başörtüsü tartışmaları ile bunun daha da derinleştiği görülüyordu. Ancak Güney Kürdistan'da alınan darbenin Ankara gündeminde ki yankılarının daha sıcaklığını koruduğu dakikalarda bu davanın açılmış olması, esasen Genelkurmayı ve AKP’yi kurtarma projesi olarak değerlendirmek yanlış olmaz.
Türkiye partiler mezarlığına dönüştü. Kapatılan parti sayısı o kadar çok ki, kaç partinin kapatıldığını hesaplamak artık zorlaştı. Ancak dikkat çeken nokta ise, genelde Kürtlerin politik temsilcisi olan partilerin kapatılmasıdır. Ayrıca İslamcı gelenekte gelen iki parti de kapatıldı. Şimdi ise, Genelkurmay ile birlikte Kürt hareketini tasfiye’ye yönelen AKP’nin kapatılması gündemde. Bu aynı zamanda sistem içindeki farklı kliklerin bir çatışması olarak da algılanmalıdır. Kürtler ve dostlarının her zaman söyledikleri gibi 'İnkar ve İmha'nın' tüm alanlarda önü kesilmelidir. Anlatmak istediğimiz unutturulmak istenen bazı şeyler unutturulmak istendiğinde sistemin bütün kuvvetleri birleşiyor. Bir gerçekliği de görmek gerekiyor. AKP’nin kapatılması talebi karşısında çığırtkanlık yapanlar DTP’nin kapatılmasında alkış çaldılar. Yani saldırının merkezinde Kürtler var. Kürtler oyuna gelmemeli, unutturulmak isteneni her zaman hatırlatmaya devam etmelidirler.
|
|