| |
| Eklenme Tarihi: 26.03.2008 Saat: 17:04 |
|
|
Kürtler bu sene Newroz’u haklı özgürlük kavgalarının şanına layık bir biçimde kutladılar. Rengarenk giysileri ve özgürlük aşkıyla çoşmuş yürekleriyle kitleler halinde alanlara çıktılar. Başta yüreklerin başkenti Diyarbakır olmak üzere birçok şehirde demokratik olgunluğun görkemli örneklerini sergilediler. Newroz vesilesiyle hem haklı taleplerinin altını bir kez daha çizdiler hem de adil ve kalıcı barışın yolunu gösterdiler. İlk gün karnaval havasında geçti. Kürt halkı ile dağı ve ovasıyla Kürt siyaseti gün boyu barış mesajları verdi. Devletin buna cevabı ise gecikmedi. Türk devleti her zaman olduğu gibi barış çağrılarına bir defa daha şiddetle karşılık verdi. Polis Van,Hakkari, Siirt ve Yüksekova’da halka terör estirdi. Barışçıl gösteriler yapmaya hazırlanan halka karşı vahşi saldırılar düzenlendi. Uygulanan devlet terörü yüzünden yüzlerce insan yaralandı, iki kişi de hayatını kaybetti. Bu da gösterdi ki devlet Kürtlerle çatışmayı derinleştirmek ve Türkiye’nin yaşadığı derin krizin faturasını Kürtlere kesmek istiyor. Ankara’nın askeri iradesi devletin içindeki hesaplaşmayı Kürtlerle topyekün hesaplaşmaya çevirmeyi amaçlıyor. Halka yönelik saldırılarla ve alçaktan uçurulan savaş uçaklarıyla bu mesaj verilmiş bulunuyor. Bu nedenle özellikle de bu dönemde provokasyonlara karşı duyarlı ve dikkatli olmak gerekiyor. Türkiye’nin derin bir iç çatışma yaşadığı, iradesi parçalanmış Ankara’da her gün birçok kanlı ve kirli tezgahın hazırlandığı bu dönemde tahriklere kapılmamak önemlidir. Newroz’un da açıkça gösterdiği gibi Kürtleri sindirmek, onları yeniden karanlığa gömmek artık mümkün değildir. Aksine çözülen ve çöken Türkiye’nin militarist sistemidir. Burada izlenecek politikanın da bu sürecin ilerletilmesine; militarist sistemin tasfiyesine dönük olması gerekmektedir. Türkiye artık yolun sonuna gelmiştir. Ya uçurumdan aşağı düşecektir, ya da kendini çağın gereklerine uygun olarak hızlı bir biçimde yenileyecek; hukukun üstünlüğüne ve insan haklarını saygılı yeni bir sisteme geçecektir. Ve yine görülebildiği kadarıyla AKP de yakında tasfiye edilecektir. Aslında devletin kendisi olan Ergenekon’a da çeki düzen verilecektir. Ergenekon’un artık deşifre olmuş ayakçı ve tetikçileri ayıklanacak; bu örgüt Batı ülkelerindekilere benzer bir biçimde yeniden yapılandırılacaktır. Son gelişmeler bize AKP‘nin Ergenekon’u tasfiye etmek bir yana bu örgüte çeki düzen verecek kadar gücünün, hazırlığının, bilgi ve cesaretinin olmadığını da göstermiştir. Erdoğan’ın derdinin Ergenekon’u tasfiye etmek olmadığı da artık anlaşılmıştır. Kaldı ki hem buna muktedir değildir, hem de çıkarları izin vermemektedir. Erdoğan’ın yaptığı tek şey ‚direniyor‘ gibi yapmak,‚vuruşarak çekilme‘ izlenimi vermektir. Bunu bile başaracağı şüphelidir. Ergenekon’un devletin askeri erki olduğu bilinmektedir. Eski adı Özel Harp Dairesi olan şimdiki Özel Kuvvetler Komutanlığı bu örgütün karargahıdır. 6-7 Eylül olayları, Maraş, Çorum, 1 Mayıs katliamları ve binlerce faili meçhul cinayet, bombalama ve suikastler bu yapının uygulamalarıdır. Hal böyleyken Ergenekon’un kullandığı işi bitmiş ve artık deşifre olmuş birkaç ayakçı ve tetikçinin üstüne gitmek çare değildir. Erdoğan aslında ‚mücadele ediyorum‘ diye hedef şaşırtmıştır. Eğer öyle olmasaydı Ergenekon’u çok uzakta aramasına gerek kalmayacaktı. Kendi içine bakacak ve başta Abdulkadir Aksu olmak üzere birkaç kişiyi sorgulamak zorunda kalacaktı
Maraş Katliamı başta olmak üzere birçok kritik olayda görev yapan, Hizbulkontra’nın örgütlenmesine katkı sunan ve birçok siyasi cinayetin sorumluluğunu taşıyan Abdulkadir Aksu’yu koruyan Erdoğan‘ın, yazılarıyla ırkçılara ilham kaynağı olan İlhan Selçuk’un üstüne gitmesi hedef şaşırtmaktan başka bir şey değildir. Ayrıca ulusalcılara yeni bir hamle yapma fırsatı verdiği için de ayrıca üzerinde durulmaya değerdir.
Son olarak; Türkiye at iziyle it izinin birbirine karıştığı bir dönemden geçiyor. Manipülasyon, dezinformasyon ve bilgi kirliliği içinde neyin ne olduğu pek anlaşılmıyor. Bu ortamda göze batan tek şey; gidişatın hiç de hayırlı olmadığı Türkiye‘de Kürtlerin öneminin her geçen gün daha da arttığıdır…
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|