| |
| Eklenme Tarihi: 28.03.2008 Saat: 01:31 |
|
|
Türkiye cumhuriyeti tarihinde 1960 ve 1980 yılları arasında 5 kez askeri darbe gerçekleşti. Bunlardan ikisinde (27 Mayıs 1960-12 Eylül 1980) asker hükümeti doğrudan devirip, meclisi kapatırken diğerlerinde ordunun muhtırayla hükümete müdahale ettiği görülüyor. Birkaç nokta itibariyle Mayıs 1960 ihtilali diğerlerinden farklılık arz ediyor. Tek partili Chp döneminden, çok partili sisteme geçiş dengelerde çatlaklıklarıda beraberinde getiriyordu. Özellikle de Demokrat Parti'nin ortaya koyduğu 'islami açılımlar', ordu geleneği ile arasının açılmasına yeterliydi. Diğer tüm etkenlerinde etkisiyle yaşanan Chp-Dp-Ordu çekişmesi, sonucu askeri bir darbe ile bitecek bir dramın ayrıntısıydı.
Yarım yüzyıl önceki bu olayı yazmamda ki neden günümüz ile benzerliklerinden kaynaklanıyor. Ortak paydaları olan Kürt halkına karşı zulüm dışında, tam anlamıyla kanlı bıçaklı olan Akp-Chp, yani hükümet ve muhalefet gerçekliğiyle karşı karşıyayız.
'Tarih tekerrür ediyor' söylemi, Türkiye'de sık sık muhattap olunan bir söz. Cumhuriyet'in kurulumundan bu güne, 'irtica, laiklik, vatan, bölünmek' paranoyasını ile yaşayan ülke'de gündemlerinde bunların üzerine kurulu olması sonucu aynı sorunlar tekrar tekrar yaşanıyor. Mayıs 1960 müdahalesini de bu anlamda irdelemek gerekiyor. Örneğin Askeri müdahaleden bir süre önce ana muhalefete yani Chp'ye karşı 1960 yılında kurulan 'Tahkikat Encümeni' konusunun incelenmesi kaçınılmazdır.
'Chp'nin yıkıcı, gayri meşru ve kanun dışı faaliyetlerini' araştırmakla yükümlü olan ve 15 Dp'li milletvekilinden oluşan komisyonun görevi Chp'yi tasfiye etmekti. Ancak Chp'li İsmet İnönü'nün cevabı son derece sert biçimde ve gecikmeden gelmişti. 'Şimdi iktidarda bulunanların milletleri ihtilale nasıl zorladıkları insan hakları beyannamesine girmiştir. Eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa, o memlekette ihtilal behemehal olur.' diyerekten de darbenin ipuçlarını vermişti. Demokrat Parti'nin, dönemin Chp'si ne karşı gösterdiği bu duruş ve oluşturduğu komisyon sonucu itibariyle kanlı bitti. Chp'nin 'dokunulmazlığı' halka kanıtlanmış oldu.
Günümüze baktığımız da Chp yönetiminin, Akp'ye karşı aynı kozları oynadığını görmekteyiz. Güney Kürdistan işgalinde alınan yenilgiye kadar Chp, adeta Genelkurmayın sekreterliği konumunda idi. Özellikle Şemdinli olayında Deniz Baykal'ın kayıtsız şartsız Tsk'ya arka çıkması 'darbe zemini yaratmak' olarak şekilleniyordu. 27 Mayıs 1960 gerçekliği her fırsatta 'tehdit' unsuru olarak kullanılıyordu.
Diğer bir önemli nokta ise 27 Mayıs askeri müdahalesinde ordunun içinde bulunduğu kaygan zemin. Bunun açık örneğide ihtilal gerekçeleri arasında 'ordunun içerisinde bulunduğu karışıklık' tabirinin bulunmasıdır. Bu gün ile karşılaştırma yapıldığı zaman bir çok benzerlikleri görüyoruz. Başörtüsü ve laiklik ekseninde ki Akp ve Chp kavgası önümüzdeki günlerde nasıl bir seyir göstereceğini izleyeceğiz.
Eski tecrübeler gibi ordu'nun olası bir müdahalesi çok büyük tahribatlar yaratacaktır. Yeterince olumsuzluğu içerisinde barındıran Türk devlet sistemi bunu taşıyamaz. Bu nedenle Chp'nin bu isteğinin şimdilik karşılık bulup bulamayacağını kestirmek zor. Akp'nin de Demokrat Parti cesaretini gösterebileceği de muamma...
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|