|
Bir Newrozun Anlattıkları
“Hepimiz Apo’nun çocuklarıyız, ya Kürdistan özgürleşecek ya da hepimiz öleceğiz...!” Ulusal diriliş ve özgürlük bayramımız NeWroz bu yıl da en görkemli bir şekilde kutlandı. Kürt halkı kendisini yok sayanlara bir kez daha Newroz şahsında gereken mesajlarını verdi. Bu newrozun görkemini anlatmaya gerek yok, çünkü herkes tv’de izlemiştir o insanı heyecanlandıran tabloyu. Düşmanın da anı anına izlediği bir newroz kutlaması gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam ediyor. Çetebaşı Büyükanıt da BBG evini izler gibi bu newrozu anı anına izlemiş, beklemediği düzeydeki katılım ve heyecan kendisini şok etmiş olmalı ki saldırı talimatı vermiş ve anı anına koordine etmiştir. Böylelikle Büyükanıt’ın ‘iyi çocukları’ tekrar iş başı yapıp ‚gönül rahatlığıyla’ yeni katliamlar yapmış, dünyanın gözü önünde ‘kollar-bacaklar’ kırmış, daha öncesinden içerde yaptıkları işkence icatlarını sokak ortasında yapmışlardır. Anlaşılan zindanlar dar gelmekte, yetmemektedir artık kan kusan cellatlara.
Özgürlük Devrimi Newrozu
Tarih sayfalarına ve insanlık hafızasına görkemli ve kanlı olarak geçti 2008 newroz’u. Günler öncesinden başlayan kutlamaların başkent Amed durağı zirve oldu. Akabinde Kürdistan’ın dört parçasında, Türkiye metropollerinde ve Avrupa’nın her alanında olmak üzere şu mesaj çok rahat okundu Newroz kutlamalarında; “Biz PKK ile varolduk, PKK biziz, biz önder Apo ile varolduk, Apo’suz yaşam haramdır bize.” Ayrıca newroz sırf bir kültürel bir şenlik havasında değil, bir başkaldırı, isyan ve özgürlük taleplerinin şiarıyla kutlandı. Qamışlo, Van, Hakkari, Şırnak, Silopi ve Cizre’deki düşmana inat direniş tam da PKK’nin zulme karşı direniş geleneğinin şanına yaraşır türdendi.
Bu newroz’un talepleri çok somut ve netti. “Özgür bir yaşam, Önder Apo’ya özgürlük, Demokratik Özerk Kürdistan.” Taleplerin ötesinde onlarca yıllık hayal ve amaçların birkez daha ve inadına dile getirilmesiydi. Ve bedeli ölüm olsa bile “Rêber Apo’ya her koşulda bağlılık” sloganları dillerden bir an olsun düşmedi. Birçok tabuyu, yasağı da yerle bir etti bu newroz. PKK’yi terör örgütü olarak ilan et diyenlere halk “PKK halktır halk burada” şiarıyla özgürlük hareketine bağlılık mesajını net ve kararlı bir tavırla ortaya koydu. Muhataplar cevabı almış olmalı ki hunharca bir saldırıya geçtiler.
Her bir newroz kutlama karesi onlarca şey yazılabilinecek anlamlarla yüklü. Nerden başlayacağımı bilemiyorum açıkcası. Öyle kareler ki asla hafızalardan silinmeyecek, onuru olan hiçbir insanın, Kürd’ün unutamayacağı kareler. Tv’den oturup izlerken sadece ve sadece intikam, din ve düşmanlık duygularını kabartmaktan başka hiçbir şey ifade etmiyor bazı görüntüler. Belki çok şey yazılıp söylenebilir ama tek kelimeyle ‘düşmanca’ olan yaklaşımlardı. Hakkari ve Van şahsında kırılmak istenen özgür Kürt iradesiydi.
Van’da ulusal kıyafetleriyle alanlara çıkıp bayram kutlamalarına katılan analara yönelik yapılan çirkef polis saldırısını içinde bulunduğumuz yüzyılda dünyanın geri kalmış hiçbir ülkesinde bile yaşanılmayacak cinstendi. Günümüzde tüm dünyanın nefret ve öfkeyle kınadığı, milyonlarca yahudiyi katleden Hitlervari yaklaşımlardı. Evet anlayış aynı anlayış, uygulama aynı uygulamadır. “Ötekine tahammül edememe, yaşam hakkı tanımama, düşmanlaştırma ve katletme!” Bunun başka izahı varsa siz söyleyin? Günlerce dağda aç kalmış çakal sürüleri olur ya; karınlarını doyurmak için canlı bir şey gördü mü hiçbir kural ve kaideyi tanımadan vahşice saldırırlar ya işte azgın tc polislerinin saldırgan yaklaşımı da aynen öyleydi. Bu sahnelere de ne yazık ki tanık olduk. Gözlerimiz yaşarırcasına, yüreğimiz burkulurcasına izledik bu görüntüleri. Onlarca savunmasız yüreği barış temenileriyle atan Kürt analarına karşı vurulan ölümüne darbeler hangi mentalitenin sonucudur söyleyin? Yani savaşın da düşmanlığın da bir kurallı, kaidesi ve ağırlığı vardır. Aslında bu newroz Kürt sorunu ne olacak’ın iyi bir yanıtı oldu. Bir taraftan bedeli ölüm olsa bile barış barış barış diye haykıran bir halk, diğer taraftan ise bu çığlığı ölümle bastıran bir devlet gerçekliği.
Saldırılar sadece bunlarla sınırlı değil. Yüzbinlerce halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerimize de saldırıldı. Oramar ve Zap’ta ‘şanlı ünvan’ları ellerinden alınan ve Amed Newrozu’nda büyük yenilgiye uğrayan Nato’nun ikinci büyük ordusu intikamı sokaktaki savunmasız halktan alarak tekrar prestij kazanmaya çalışıyor. Maraş, Sivas ve Madımak’ın utancına yeni bir utanç eklemeyi arzulayarak saldırdılar. Van’da hızını alamayıp ordan Hakkari’ye yöneldiler. 20 yaşında bir arkadaşımız katledildi. Yakınlarının roj aktuel programında anlattıklarına göre 17. şehidiymiş ailenin. Şehit edilen gencin cansız bedeninden korkmuş olmalılar ki gecenin ikisinde gizlice gömdüler. İşledikleri suçu örtbas etmek ya da unutturmak istediler. Fakat umdukları gibi halk korkup evlerine kapanmadı. Yüzbinler ayaklandı, yeni bir serhildan başladı. Hakkari halkı orduya meydan okuyarak sokaklara dökülerek meydan savaşı verdi ve şehidine sahip çıktı, son yolculuğuna uğurladı. Halkın bu direnişine güç getiremeyen polis ekiplerine özel jandarma güçleri takviye geldi. Tüm bunlara rağmen halk geri adım atmadı, onlar vurdukça halk çoğalmaya başladı. Ve ordunun her türlü yönelimi karşısında M.Doğan’ların direnişine yaraşırcasına kazanan hakkari halkı şahsında özgür Kürt oldu.
Evet Amerikan filmlerinden etkilenip sağa sola kudurmuşcasına saldıranlar, gündüz ortasında evleri basıp Kürt analarını sokak ortasında öldüresiye dövenler hızını alamayıp hastaneleri basıp sağ-yaralıları sıra dayağından geçiren, şanına yaraşırcasına en iğrenç küfürleri sarfedenler bir kez daha kaybetti. 2 ölü, onlarca yaralı, 900’ü aşkın gözaldı. Onlarca sokak işkence kareleri. Bunlar sadece bilinen resmi bilanço ve kameralara yansıyan ufak kareler. Peki ya göremediklerimiz, bilemediklerimiz, şahip olamadıklarımız? Evet tüm bunlara rağmen özgür ve direnişçi Kürt halkı tarihe yeni bir başarı, yeni bir zafer ve onurlu bir kavganın günlerini yazdı.
Hakkari’de 15 yaşındaki gencin kolunu kamera karşısında göstere göstere kıran o insanlıktan nasibini almamış kudurmuş polislerin suratları bu halkın hafızalarından asla silinmeyecektir. Tüyler ürpertici bir tabloydu. Bunun adı ne savaş, ne kavga ne de intikamdır; o görüntüler yüzlerce kürt gencini dağa çekmekten, intikam duygularını kabartmanın yanı sıra şu anlamı ifade ediyor; türkiye’de insan yaşamı bir hiçtir ve devlet baba kişinin her türlü hakkına istediği anda tecavüz etme lüksüne sahiptir.
Analarımıza kalkan o jopları izleyen her Kürt gencinin ne yapması gerektiğini bildiğini düşünüyorum. Tüm bu yaşanan sahneler karşısında bundan sonra sessiz kalmak onursuzluk ve ölümdür.
Newroz’da serhildana kalkan ve özgürlük uğruna kıran kırana savaşan halkımızı selamlıyor gözü dönmüş suriye ve türk devletinin katlettiği 5 Newroz şehidinin önünde saygıyla eğiliyorum.
Yazımı Hakkari’den Roj tv’deki Roj aktuel programına katılan bir eylemcinin sözleriyle sonlandırmak istiyorum; “Biz şuan şehidimizi gömüyoruz. Hakkari halkı hepsi burda. Biz hepimiz Apo’nun çocuklarıyız. Direniyoruz, direneceğiz. Kürdistan’lı gençler bulunduğu her alanda bu direnişe sahip çıkmalıdır. Her yeri direniş mevzisi haline getirmelidir. Hakkari halkıyla dayanışmalı. Kürdistan gençliği serhildanlarda öncü rolünü oynamalıdır. Üzerine düşeni yapmalıdır. Biz hakkari halkı hepimiz mezarlıkta şehidimizi gömüyoruz. Şehidimizi sahipleniyoruz. Ya Kürdistan özgürleşecek ya da hepimiz öleceğiz...” |