Durmayan, durdurulamayan, asla ama asla hiç bir gücün değiştiremediği zamanı mı değiştireceksiniz veya durduracaksıniz? Bilimsel verilerin ve doğruların yanlış olduğunu mu iddia edeceksiniz? Milyonların yürek çığlığını, beynindeki sarsılmaz, yıkılmaz, asla değiştirilemez olan inancını mı yok edeceksiniz? Bütün tarihlerin Kürdistan diye isimlendirdiği coğrafyanın adını mı, üzerinde on binlerce yıldır yaşayan Kürtlerin yerinimi değiştireceksiniz? Nedir meramınız? 45 milyon bir halk diyor ki, “ya özgürlük, ya hiç”. Buna hala barbarlıkla yanıt vermenizin bir tek anlamı var, diyorsunuz ki; “ben inkarların bileşkesinden yaratılan ve kan üzerinde büyüyen bir devletim, seni tanırsam yok olurum”. Bu son Newroz'dan sonra yapılan pervasız, vicdansız, imansız, insanlığa dair hiç bir kural ve kaide tanımayan TC polisinin, barbarca saldırılarının başka hiç bir anlamı yoktur. Bu halk Önderliğine bağlı olduğu için, sevdiği ve de inandığı için bunca zulmü sineye çekip, hala bağıra bağıra; “barış” diyor, “kardeşlik” diyor. Ne var ki her şeyin, ama her şeyin bir sonu, bir sınırı, bir bitimi vardır ve yeni olguların da başlangıcı tabi ki. Bu Newrozu iyi okuyamayanlara nacizane bir alt yazı ile biraz açıklama yapayım. Bir milyon insan, çocuk, kadın, genç, ihtiyar, zengin, fakir, işsiz, aç, tok Kürdistan coğrafyasının tam anlamıyla minik bir maketi olan Paytext Amed meydanın da haykırıyordu. “Biji Serok APO” “PKK Halktır halk burada” “Ya özgürlük ya özgürlük” Böylesi bir kararlı kitleyi başta yurtsever güçler olmak üzere, herkes ama, herkes çok iyi kavramalı, anlamalı ve ona göre plan-program yapmalıdır. Barış diyen cefakar analarımıza, alçaklığa dahi sığmayan barbarlıkla saldırırsan, bu halk artık seninle yaşamayı onursuzluk olarak algılayacak hey beyhude. Çocuklukları çalınmış, düşleri elinden alınmış, oynadıkları meydanlara tank, panzer doldurulmuş, ana dili yasaklı, babası faili meçhulde, kardeşi işkencede katledilmiş. Yaşına göre adeta bir günü bir yıl gibi yaşamış, ama inanç dolu, direngen, tek hedefi özgürlük olan çocuklarımızın kolunu kırarsan, bu çocuklar da senin geleceğini bir kibrit çöpü gibi kırıp çöpe atar sayın TC! Be hey sana bir sıfat bulmada zorlandığım devşirmeler, rantçılar devleti, artık yeter. Diyelim ki sen bir milyonu katlettin, diyelim ki sen bir şehri yaktın, ya yüzlerce Kürt kenti ne olacak? Ya milyonlarca Kürt ne yapacak? Kendini kandırma, yol yakınken vazgeç bu ölümünü hazırlayan inkarından. Ve kulak ver halkımın onurlu sesine. Sana barışın ve çözümün yolunu çok net gösteriyor... “Biji Serok APO” “PKK halkıtır halk burada” bundan daha net cevap olabilirmi? Avrupadaki Kürt kitlesinin bu yıl ki Newroz coşkusu ve kararlığı da gerçekten anlamlıydı. Özellikle gençler çok belirgindi ve en önde, çok dinamik ve de çok radikal tavırlarıyla dikkat çekiyorlardı. Avrupa da yaklaşık bir milyon Kürd yaşıyor ve gerillanın bu son zap direnişi, denilebilinir ki, bir milyon Kürdü sarstı ve ulusal potaya çekti. Newroz şölenlerine bu çok net yansıyordu. En küçük bir bölgede dahi binlerce insan katılım sağlıyordu. Küskünlükler, ayrılıklar, farklılıklar unutulmuş, ulusal ruhla herkes Reber APO ve PKK öncülüğünde yürütülen mücadeleyi selamlıyordu. Gerilanın direnişini kendine baz alıp, ülkesi ve halkı için bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu. Karşılaştığım her insanın duyguları çok sıcak, çok anlamlı ve net bir mesaj veriyordu. “heval artık ülkemiz özgür olmalı, böyle sürerse biz bunlarla beraber olmayı istemiyoruz” diyorlardı. TC'nin elinde kalan son kozu Türk-İslam sentezli sahtekar dincilik de bu Newrozda yerle bir oldu. Halk haykırıyordu, “münafık Erdogan şaşırma bizi dağa taşırma” . Analarımıza barbarca ve ahlaksızca saldıran sözde dinci Erdoğan'ın güvenlik güçleri, dinin siyasete ne kadar peşkeş çekildiğinin net kanıtlarıydı. İslamın hangi emrinde, hangi tavsiyesinde mazlum halka saldır deniliyor? Tek yol çözümdür, gerçek Türk halkını, Kürt ve diğer Anadolu halklarının tek kurtuluşu Kürt sorunun barışçıl çözümüdür. Son şansıdır ...Yarın çok geç olabilir. Newroz ateşi bütün kirleri yakar ve temizler.
|
|