Günay Aslan
Günay AslanSavaş bitti, bitiyor
Ahmed Aktaş
Ahmed AktaşZIMANÊ BERXWEDANÊ
Mihemed ORHAN
Mihemed ORHANDewleta Tirk Hertim Dixwaze Raya Giştî Bi Xapêne
Cemil Bayık
Cemil BayıkKomploya Navneteweyî didome
Ahmet Dere
Ahmet DereLi Belçîkayê Konferansa Kurd
Kakşar Oremar
Kakşar OremarTama Jiyanê: Kurdistan u Ewropa
Selahattin Erdem
Selahattin ErdemKomplonun 10 yılı
SONGÜL BEYAZGÜL
 SONGÜL BEYAZGÜL ‘Her şehit için bir DTP’li öldürülmeli’
Erkan Kobanlı
Erkan KobanlıKanlı Bayram, DTP ve Tezkere
Özgür BİLGE
Özgür BİLGEDinsiz Haşmetli
Kasım ENGİN
Kasım ENGİNİlker Başbuğ ve Toplumu Yeniden Kurmak
Mahmut Aslan
Mahmut AslanKutlu olsun tüm bayramlarımız!
Serbest Rêzan
Serbest RêzanVegera ji nîvê rê jî kar e, lê..?
Mahir Deniz
Mahir DenizFELSEFEYE GİRİŞ -17-
Mizgîn Bîngol
Mizgîn Bîngol16 SAL BERÊ
Songül Beyazgül
Songül BeyazgülVahşetin fotoğrafları...
Mehmet Sögüt
Mehmet SögütBir tutam ışık demetidir ZulaMavi
Rotînda Yetkîner
Rotînda YetkînerInsan direngen bir varlıktır Arabesk ise teslimiyetir.
Hemîd DILBIHAR
Hemîd DILBIHARŞEVA ÇÛYÎ
Ömer Dilsoz
Ömer DilsozHer însan siwarê hêviyên xwe ye
Cemo Devrim
Cemo Devrim Avrupa’dan Botana, şahinler ülkesine gidenlere...
Nurhak Erdal
Nurhak ErdalSavaşın gölgesinde 1 Eylül’e giderken
Ülkem Zeremya
Ülkem ZeremyaEBEDİ KOMUTAN’A
Abdullah Öcalan
Abdullah ÖcalanBÜYÜK ARAMAK, BÜYÜK BULMAYA ÇALIŞMAK, BÜYÜK SAVAŞI DOĞURDU
Fırat Penaber
Fırat PenaberŞİMDİ DALMIŞIM
Teman Dep
Teman Dep1 HAZİRAN KADIKÖY MİTİNGİ, ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM VE MEDYA
Siyamed Sipan Uğurlu
Siyamed Sipan UğurluNobedarên Azadiyê
Ömer Yüce
Ömer YüceAvusturya’nın Graz kentinde Amara Gençlik Festivali heyecanı başladı.
Konuk Yazarlar
Konuk YazarlarHasan ÇARÇELA: 3. Dünya savaşı
Hozan Dîno
Hozan DînoBitmeyen Yolculuk..!
Halil Uysal
Halil UysalEylül…
Mîr Qasimlo
Mîr QasimloSeîs wiha got: Em ê gazî vebêj bikin
Hayri Cewlik
Hayri CewlikBir Newrozun Anlattıkları
RC TEC
RC TECBu Haftaki Oyunumuz : Icindeki Dj
Berfîn Dilav
Berfîn DilavYüreğin Aydın yaşamın Yılmaz dı senin
Umut Özgür
Umut ÖzgürGÜNEŞİN GERÇEK SAHİPLERİ
Sedat İnci
Sedat İnciDağlara nakış ettik izlerimizi
Mehmet Mekin Yıkın
Mehmet Mekin YıkınKürt basını üzerine bir kaç söz
Zana-Qenco
Zana-QencoOPERASYON ve GELİŞMELER
Polat Can
Polat CanGERYANEK DI CÎHANA WÊJEYA NÛJEN YA KURDÎ DE
JÊHAT BÊRTÎ
JÊHAT BÊRTÎAnlatılması zor anlar
Rızgar Azad
Rızgar AzadŞaşırmayın; yanlış yapmayın!
İbrahim Güney
İbrahim GüneyEy TC! Senin gücün Kenan Güzel'e yetebilir mi?
Mehmet Alagöz
Mehmet AlagözUluslaşma ve Sanat
Firaz Baran
Firaz BaranBüyükanıt'ın yaptıkları
Hevîdar Munzur
Hevîdar MunzurTîrêjên Roja me îro ji herdemê geştirin
Argeş Arjin
Argeş ArjinGençlik eyleme, zafere....
Remzi Zilan
Remzi ZilanÖzgürlüğün Dili: ÇIĞLIK !!!
Cudi Arif
Cudi ArifÖzlemin patikalarında

 
21 Mart'ta unutulan gün



Yazar Adı: Teman Dep


Yazarın Tüm Yazıları

Eklenme Tarihi: 4.04.2008 Saat: 23:54

Doğal olarak 21 Mart deyince Newroz, Nevruz, Nüroz, ya da Nüroj v.b akla geliyor. Bu kelimenin değişik halklar tarafından değişik söylenmesi çok doğaldır. Çünkü, aynı kökenden gelmekle birlikte, her halka göre söyleme şekli değişebilir. Tıpkı bir şivede ya da lehçede bir sözcüğün değişik söylenmesi gibi.
 
  New, Nev, Nü  v.b  yeni anlamındadır. Roj, Roz, Roc, Ro  v.b ise Gün, Güneş anlamındadır. Birleştirilmiş hali; Yeni Gün demektir. Baharın gelişi, Gece-Gündüz eşitliği, yeni bir oluşumdur. Özü bu olmakla birlikte ,bu güne, her toplumun  kendine özgü anlamlar yüklemesi gayet doğaldır. Doğal olmayan ise; "Yok! Benim gibi yazacaksın, benim gibi söyleyeceksin ya da benim gibi kutlayacaksın" diye dayatmada bulunulmasıdır.
 
  Peki! Unutulan gün hangisidir? 21 Mart- Birleşmiş Milletler Uluslararası Irkçılık ve Sömürgecilikle Mücadele günüdür.
21 Mart ta, hatta kutlamalarda "bu gün" üzerinde belki de hiç durulmamış, hatta hiç değinilmemiştir bile. Oysa Irkçılık ve sömürgecilik uygulamaları ve buna karşı mücadele için insanlık çok mu çok acılar çekmiştir. Yenilgiler ve zaferler yaşanmıştır. Birleşmiş Milletler, 21 Mart 1966 da bu günü kabul etmiştir.Türkiye ise,ancak 16 Ekim 2002 de bu sözleşmeyi imzalamıştır.
 
Kısaca ırkçılık en basit ve anlaşılır anlamıyla; kişi ya da toplum olarak kendini çeşitli biçimlerde  üstün görme, başka kişi ya da halkları ise çeşitli şekillerde horlama, aşağılama, her çeşit hakkı kendisi için reva görme, başkalarına ise görmezlikten gelmedir. Yani bencilliğin, "rab bana hep bana"cılığın daniskasıdır.
 
   Tek tek kişi olarak  ele alınsa bile; sadece kendi çıkarını düşünene, başkasına gelince çay kaşığı, kendine gelince tencereyi ölçü olarak alana toplumda iyi gözle bakılmaz. Peki sadece ve sadece her yönüyle  kendini düşünenin hangi dinde, hangi kitapta, hangi ailede, hangi köyde yeri vardır? Bunların yeri "cehennemlik" değil midir?  
 
   Bir de bunu kişi olarak değilde, bir yöntem, bir politik anlayış ve politik sistem olarak uygulayanların yeri neresidir derseniz? Bunların yeride "cehennemin" en dibidir. Hele bir de cebinden dahi çıkmayan bir çıkarı, hep kendine verip, karşı tarafa değil çay kaşığıyla vermeyi, O nu hiç görmezden dahi geliyorsa, hele bir de saf dindar, saf milliyetçi, saf demokrat hatta solcu geçiniyorsa. " aman yarabbim onların yeri ve işi daha beterdir", velhasıl kelimelerle, tariflerle anlatılacak gibi değildir.
 
   Oysa yalnız, "ırkçılıkla mücadele günü" değil, yine Birleşmiş Milletlerce kabul edilen bir-çok olumlu sözleşmeler ve beyannameler vardır. Bazıları şunlardır;
 
    İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Çocuk Hakları Bildirgesi ve  O na dair Sözleşme, Kadınların Siyasal Haklarına İlişkin ve Kadına Karşı Şiddetin  Tasfiyesine Dair Bildirge, Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Uluslararası Sözleşme, Özürlü Kişilerin Haklarına Dair Bildirge v.b.
 
   Tabi bu bildirge ve sözleşmeleri en başta yönetimler uygulamalı veya büyük bir çaba ve samimiyet içinde olmalıdırlar. Fakat hiç te böyle olmuyor, hatta tersi yapılıyor. İmzalarına bile sahip çıkmıyorlar. Ancak bu haklardan şu veya bu şekilde mahrum olanlarında büyük çabası olmalıdır. Bu haklardan mahrum olupta bu çabayı gösterenlerin, bütün bu ve benzeri bildirge ve sözleşmeleri bu çabalarına   dayanak yaptıkları pek  söylenemez. Oysa bu mahrumların ve mazlumların ellerinde deyim yerindeyse  "TAPULARI" var. En başta  "ceplerinden bu tapularını çıkarıp " ona göre savunma ve çaba göstermeleri daha uygun olur.  

YAZDIR Yazdır     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
 
Seçenekler
   Çıktısını Al
   Arkadaşına Yolla
   Köşe Yazılarına Dön

Arşiv
·1 HAZİRAN KADIKÖY MİTİNGİ, ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM VE MEDYA
·Çatı partisi,Mantı partisi ve çatı katı
·''Oh Oldu!'' Demek gerekir mi?

© 2004 Rojaciwan.com
Bütün HaberlerTürkce HaberlerNuceValid robots.txt


English: All the comments, articles and other contents are property of their owners.
German: Die Artikel und Kommentare sowie Foren- und etwaige Chatbeiträge und alle anderen Inhalte sind Eigentum der Autoren.
Turkish: Rojaciwan sitesi özgür bir tartışma platformu olup, sitemizde yayınlanan bütün yazılardan, yorumlardan ve hernevi multimedia dökümanlarından sahipleri sorumludur.


Sayfa Üretimi: 0.089 Saniye
SQL: 26
Rojaciwan Theme by Rojaciwan Webtasarim.