Son günlerde Kürdistan, Türkiye ve Avrupa coğrafyasında yaşanan negatif yönlü olaylar Kürt halkı üzerinde büyük bir öfke yarattı. Oramar'dı, Zaptı, Newroz'du derken gelişmekte olan yeni operasyonlar ve Avrupa'da yaşananlar halkı çileden çıkarttı. Özellikle Almanya'nın başkentinde polislerin, Kürtlere karşı takındığı tavır bardağı taşıran son damla oldu. Ve son olarak ta Sakarya'da meydana gelen saldırılar gelinen aşamayı özetliyor.
Birçok alanda sessiz kalınmadı ve gerekli protestolar yapıldı elbet. Ancak hızla büyümekte olan bu isyan enerjisinin de doğru kanallara akıtılması gerekiyor.
Kürtler arasında, hatta özellikle de gençlik bunun karşılığını halen tartışıyor. Kimileri tek yolun dağlardan geçtiğini ifade etmekte iken, kimileri de dağlar kadar sehirlerde, lobi çalışmalarında, bürokraside olduğunu söylüyorlar. Bu olgu sık sık yaşanan bir sancıdır da aynı zamanda.
Gerilla komutanları yani savaşın direkt muhattapları her fırsatta barış ve şiddetsizlik özlemlerini dile getirirken, nesnel olarak savaşın dışında olan, en azından bire bir yaşamayan bireyler savaşta ısrar etmekteler. Öfkemiz haklı ve olumludur ancak sonuca doğru ulaşmalıyız. Halk Savunma Güçleri(HPG) gerillaları üstüne düşen ağır görevi bugüne kadar başarıyla gerçekleştirdi ve böyle de devam edecektir. Bugün profesyonelleşmiş, kemikleşmiş, vücutlaşmış bir yapı meydana gelmiştir. Zap direnişi de bunun en son belgesi, resmidir.
Peki bu kapsamlı mücadeleyi neden Avrupalının dilinde, kurumunda geliştiremediğimizi sorgulamamız gerekiyor. Ortadoğu devletlerinin Kürdistanı kana bulamalarına dağlardan net cevabı verebilmekteyken, peki Avrupa'da ki özellikle de Almanya'da ki kitle Berlin olayına gerekli tepkiyi gösterebilmişmidir? Ve kısa zaman içerisinde daha da değişik yönelimler yaşandı, halen Kürt siyasetçiler cezaevlerindedir. Yalnız tepkiden kastımız silahlı değildir. Gerekli lobi çalışmaları ile Alman demokrasi çevrelerinin ve AB ülkelerinin dikkati yeterince çekilememiştir. Ve bunlara rağmen 20-22 yaşlarında ki Avrupa ülkelerinde doğmuş olan Kürt gençlerinin mücadeleyi sadece Gerilla alanında kısıtlamaları mücadeleyi sekteye uğratır. Gerillanın davasına inanmak bir anlamda onun yolundaki engelleri kaldırıp onu rahatlatmakla olur.
Avrupa'da ki önemli bir kitle Güney işgalinden öncesinde eğer bu gerçekleşirse dağlara gidip gerillaya destek olacaklarını beyan ettiler. Olumlu ve şerefli bir adımdır elbet. Ancak sonradan durum gösterdi ki asıl desteğe ihtiyacı olan gerilla değil, tam tersine Avrupa ve diğer bölgelerde ki kitleydi.
Kısacası Önder Abdullah Öcalanın belirttiği gibi, tüm alanlarda özellikle de Avrupa ülkelerinde siyasetci, politikacı v.d. yetiştirebilmeliyiz. KCK'nin tavrı ve çalışmaları da bu eksendedir.
Gerilla dağlarda Zaplatırken, gelin Avrupayı'da Zaplayalım
|
|