| |
| Eklenme Tarihi: 2.05.2008 Saat: 00:31 |
|
|
Yaşamın insanlara bahşettiği güzel ve belki de en masum olanaklardan birisi renklerdir. Kimi zaman bir gökkuşağı ile, kimi zaman doğanın yeşil örtüsüyle, kimi zaman da cennet ve cehennem arasındaki derin boşluğun kırmızısı ile yüzümüze çarparlar. Siyah ve beyaz birbiri ile ne kadar zıt olsalar da, karanlık gün gelir kirlikleri, çirkinlikleri kamufle eder, günü gelince de beyaz aydınlık olup temizlik modunu alır.
An gelir hüznünü mavinin kollarına bırakır gökyüzünde bulutlar ile dans edersin, vakti gelince de bıkmışlığını yeşile havale eder doğanın ışıltısına kanatlanırsın. Çelişkileri, farklılıkları, tekçiliği ve çoğulculuğu siyah-beyaz bir televizyon ile renklisinin ayrıntısında gözlemlersin. Yani renkler ve insan hayatı bu derecede ilişkilidir. Ve öyle bir ilişkidir ki bu; sevgili ilişkilerinden, ailevi ilişkilerden, arkadaşlık ilişkilerinden çok farklıdır. Birlikteliğin noktalanması yaşamın uçurumdan boşluğa bırakılması, yaşam damarlarının kesilmesi anlamına gelir.
Renklerin hayatın her parçasında varolduğuna şüphe yok. Ancak onların da maruz bırakıldığı sıkıntılar var. Ve renklerinde kendi aralarında ki haklı beraberlik ve kaynaşma isteğine itiraz edenler mevcut. İlginç ama bu bir gerçeklik olarak önümüzde. Siyah ile beyazın birlikteliğine ve turuncunun da bunlara eşlik etmesine belki karşı çıkan yok, ama üç tane rengin iletişimi, yanyana gelmesi, kazayla da olsa aynı kare de görülmeleri Türk devlet organları ve şovenist bir kesimce 'ülkeyi bölmek' anlamına çıkıyor. Malum sabıkaları renkler Sarı, Kırmızı ve Yeşil'dir.
Bunlardan ikisinin bir arada olması da herhangi bir suç teşekkül etmiyor. Hatta yanlarına Pembe veya Eflatun gelirse daha da sıcak bir birliktelik oluyor. Yeter ki Sarı-Kırmızı-Yeşil Türkiye sınırları içerisinde bir araya gelmesin!
Onların tek suçu bazı ülkelerin renkleri oldukları gibi birde Kürt halkı ile özdeşleşmiş olmaları. Doğal olarak ülkenin 'teröristi' olan Kürtler ile ilgili çağrışım yapanlar da aynı 'suça' ortak ediliyor. Türk futbolunda son yaşanan skandal da bunun bir sonucudur.
Bir de ne olsun? Tribünlerde galatasaray renklerinin yanına yeşil rengi gelmiş! Spor 'yazarları' mı desem, kazarları mı desem bu şahıslar da futbol takımından bunun açıklamasını istemişler. Şaka gibi ama gerçek. Biraz geçmişe baktığımız da Kürdistan'ın bazı bölgelerinde renklerinden dolayı trafik lambalarının değiştirilmesinin düşünüldüğünü ve kimi yörelerde de uygulandığını biliyoruz. O yüzden çok da şaşırtıcı değil ama içler acısı. Bu noktaya gelmiş olan psikolojik rahatsızlığın tanımını bizler değil ancak psikoloji ve ruhsal sorunların uzmanları yapabilirler.
Türk devletince artık Kürt olmak kadar Kürtlüğü simgeleyen, anımsatan argümanlar da fişlenmeye yeterli geliyor. Evrensel bir olay olan renkler dahi bunun kapsama alanına giriyor. Bu bakış açısının geleceğini görmek de çok zor değil.
Sanırım kısa zaman içerisinde alfabede yeralan K-Ü-R-T haflerinin bir araya gelmesini engellemek için bu harfler hakkında soruşturmalar açılabilir. Geniş bir düzenleme ile trafik lambaları değiştirilebilinir, boya kalemlerinden Sarı, Kırmızı ve Yeşil olanlar çıkartılabilinir.
Bunların ne kadar sıradışı yaptırımlar olduğunu biliyorum. Ama siz hangi ülkeden bahsettiğimizi biliyormusunuz?
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: gedemed Tarih : 2008-05-02 17:00:58 Puan :      |
|
|
türk devletinin 3 rengimize olan korkusu derin bir korku.bu cumhuriyetin kuruluşundan beri ülkenin bölünme korkusu yaşamasının bilinç üstüne yansıması.bu korkudurki şeyh saitleri seyit rızaları darağacına gönderen,onbinşlerce kürdüacımasızca öldüren |
|
|
|
 |
| |
|