| |
| Eklenme Tarihi: 15.05.2008 Saat: 18:04 |
|
|
Geçenlerde sözde Türk genelkurmaylığının basına yansıyan konuşmasını izlediğimde; görüntüsü, söylemleri, duruşu, mimikleri, gestikleri bana Georg Orwell’ın “Hayvanlar Çiftliği” romanı hatırlattı.
Bu romanda, insanlar hayvanlara epey zulüm yapmaktadırlar, yaşamlarını ipotek altına alarak ezmektedirler. Bu durum giderek hayvan aleminde müthiş bir rahatsızlık yaratır. Tüm hayvanlar domuzların öncülüğünde birleşerek bir isyan başlatırlar. Sonuçta insanları kovarlar. Peşinde herkesin rahatladığı bir süreç başlar. Özelde tüm çalışmaları yürüten bir beyaz domuz vardır. Çok adaletlidir, insaflıdır, eşitlikçidir. O yaşarken hayvanlar arasında ciddi sorunlar yaşanmaz. Ne zaman ki beyaz domuz ölür yerine bir siyah domuz geçer, o zaman her şey değişi verir.
Siyah domuzun yaptığı ilk iş siyah domuzları örgütleyerek güç elde etmektir. Giderek güçlenirler. Ve peşi sıra icraatları gelir. Artık hayvanlar arasında farklılık başlamıştır. Bazıları çalışır, siyah domuzlarda yer. Buna karşı duran kimi hayvan komployla götürülür, kimisi de ibret alemlik olsun diye herkesin gözü önünde kovulur ya da vurulur. Sonuç olarak aynı insanların hükmettiği döneme tekrar dönülmüştür. Hatta daha kötü bir açlık, eziyet, sömürü söz konusudur.
İşte bu siyah domuzların başı-ki dolgundur, iyi besilidir, boynu epey kalındır, irili yapılıdır ve biraz da sanki boynu vücuduna çöküktür. Yürüyüşü domuzdan ziyade daha kaba olan hayvanlara benzemektedir.
Şimdi söyleyecekler için domuzlar alınmasın, bu hayvanlar çiftliğindeki siyah domuzu-geçenlerde sözde Türk genelkurmaylığını izlediğimde-bu Türk genelkurmaylığına benzettim. Ne kadar da benziyor; boyuyla, posuyla, yürüyüşüyle, konuşurken öne gidip gelen çenesiyle, tehdit savururken sadistliğiyle. Özcesi her yönüyle bu genelkurmaylık tam da o siyah domuza benziyor.
Öyle olunca bu siyah domuz ekibinin yapacağı sadece vahşettir. Katletmedir. Kol kırmadır. Sindirmedir. Bioiktidarlarla yönlendirmedir. Analarımıza sokak ortalarında saldırmadır. Suçüstü yakalananları “iyi çocuktur” deyip tekrar bize saldırtmadır.
Genelkurmaylıkla başka benzerlikleri de var. Oldukça adaletsiz bir sistemi yürüttükleri için işleri tehditlerle götürürler. Bu her zaman para etmez. Onun için oldukça büyük atarlar, büyük konuşurlar. Çok yalan söylerler. Öyle ya hani yalan atılır, ancak insansan insan rengin, hayvansan hayvan rengin biraz atar. Özcesi rengin en azında biraz değişi verir. Lakin bu siyah domuzlarda renk atma yoktur. Yalan atarlarken renkleri değişmez. Çünkü bunlar da ar yoktur. Ve söylediklerinin yalan olduklarını bildikleri halde söylerler, ancak iki sokak ileriye gittiklerinde kendilerinin ortaya attığı yalanı başka birisi onların kulağına fısıldadığında onlar “Allah Allah doğru olabilir mi” diye kendi yalanlarına kendileri inanmaya başlarlar.
Yaşar Büyükanıt’ta önce “sürprizimizi yakında göreceksiniz” dedi, ardından Bezele’ye yapılan tabur baskının gecesi-mübarek hızını alamayarak-hem sürprizini açıkladı hem de “dağılıyorlar bunun kamuflajı için saldırılarda buluna bilirler” dedikten sonra işte gerillaların Bezele taburuna karşı ortaya koydukları baskın eylemini taciz diyerek aynı gece genelkurmaylık sitesinde haber yaptı. Ve bu kadar bir hızdır ki-Kürtçe de biz buna vır diyoruz-daha da ileri giderek “iki kaybımız var teröristlerin 19 ölüsü var” diye ekledi.
Be adam sen sözde o kadar askerlik yaptın. Vuran biz, karakolu yıkan biz, saldıran biz, panikleyen siz, kaçan siz, çadırları ve karakolu yanan siz ve tabii ki cihazlarda feryadı figan diye bağıran yine siz. Peki, nasıl oluyor da siz o kadar gerilla vurdunuz. Hem de uçaklar gelmiş vurmuş ve sizde bunların cenazelerini saydınız. Haydi, biz kendi vurduğumuz asker sayısını üzerine gidilen her askerin üzerinde biliyoruz. Peki ya siz nasıl sayıyorsunuz? Hani halen hatırlarsınız, o meşhur olan Osman Pamukoğlu “yüzlerce terörist vurduk” diye söyler. Gazeteciler de cenazeleri nerede diye sorduklarında “ben askerlerime leş toplatmam” der. Bu kadar da yalana pes doğrusu!
Neyse devam edelim: ne kadar benziyor bu siyah domuz Yaşar Büyükanıt’a değil mi? Altı da üstü de hep yalan. Af buyurun toplumun diliyle sıkmasyon. Kandırmaca. Demagoji. Aldatma. Dalavere. Kürtçe deyimle; derev.
Hâlbuki bir askerin söyledikleri hep doğru olmak zorundadır. Bir siyasetçi yalan söyleyebilir. Belki yalan söylediğinde insan yaşamı söz konusu olamayabilir. Bir bilim adamı doğru olmayan çok şey söyleyebilir, o zaman da insan kanı akmayabilir. Bir sanatçıda, bir sporcuda, bir sivil toplumcuda aslı astarı olmayan şeyler dile getirdiğinde yer yerinde oynamaz ve güzelim insan hayatı sönmeyebilir.
Lakin bir asker doğru olmayan bir şey söyleme hakkı yoktur. Bir asker yalan söylediği anda ortaya çıkacak olan çok kötü bir kaybetme ve akacak olanda da kandır. Bir asker objektif değerlendirmeler yapmadığı zaman ortaya çıkacak tablo felakettir. İşte Enver Paşa gibi büyük komutan dahi sadece Allah-u-Ekber dağlarındaki meteorolojiyi hesaba katmadığı için 90 bin Türk ve Kürt askeri donarak öldü.
Yiğidi öldür hakkını yeme diye bir halk söylemi vardır. Bir asker bu hakkı her zaman olduğu gibi teslim etmesini bilendir. Asker sert olabilir, acımasız olabilir hatta daha çok eleştirilecek özelliğini de sayabilirsiniz, ancak bir asker her zaman doğru konuşur. Yamuk otursa da düzgün konuşur.
Sözde Türk genelkurmayı olan Yaşar Büyükanıt artık hayvanlar çiftliğindeki siyah domuzu oynamayı terk etmeli ve biraz hizaya gelmelidir. Elini vicdanı koyarak artık atmasyonlara bir son vermeli ve daha fazla fakir fukara Türk halk çocuklarının kanını akıtmaktan da vazgeçmelidir. İnsafa gelmelidir.
Bir askere yakışacak olan da budur, aksi durumda Büyükanıt siyah domuz olmaktan kurtulamaz.
Ayrıca kibarca ekleyelim bu yalanlar durmadıkça Bezele türü eylemler de durmayacaktır!
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: norhak47 Tarih : 2008-05-15 20:28:52 Puan :      |
|
sevgili Kasim arkadasa bu degerli ve yerinde tespitlerinde ve benzetmelerinden dolayi kutluyor ve nacizane bir katkida ben yapmak istiyorum.
Bu siyak domuzlardan korkan ve baskaldirmayi akil edemeyenlerde
Aziz Nesin''in dedigi gibi turkiyenin %50 si olan essekler olmasin.
devrimci selam ve saygilarimla. |
|
Yazan: ROJAMIN Tarih : 2008-05-16 12:20:47 Puan :      |
|
Degerli Engin Yoldas!" bir halkin duygularini, düsüncelerini, hislerini, acilarini o kadar acik net ve gercekci bir sekilde dile getirdiginiz icin size yüregimin tüm benligiyle sonsuz tesekürlerimi iletiyorum. öyle bir
yarattiga o kadar güzel yakistirma yapmissinizki burda bize söyleyecek söz düsmüyor artik....
ya Yoldaslar tek bir seyi o kadar cok merak ediyorumki! acaba o kirli düsünce ve bedeniylen ortalikta dolanan ve o agzindaki salyalariyla igrenc bir görünüm sergileyen bu büyük anit iti, o onurlu temiz ve berak GERILLAMIN eline bir gün düserse acaba o zaman ne konusacak ve ne yapacak cok merak ediyorum ve o günü nasilda sabirsizliklan bekliyorum, of ne güzel bir süpriz olur yaaa! umarimki o günlerde gelir kücük beyinli büyük anit ve onun gibiler! Önder APO nun ve dag gülleri önünde diz cökmek zorunda kalir... bunu yasamak icin ve görebilmek icin yönümüzü daglara dönmeliyiz dünyanin her yerinde el ele verip özgürlügümüzü mutlaka elde etnmeliyiz yeter artik bu kadar zulüm!!!
selam olsun halkina sahip cikan Gerillama!!!
selam olsun Intikam yeminini gerceklestirenlere!!!
BIJI SEROK APO! BIJI PKK! BIJI PJAK! BIJI HPG
|
|
|
|
 |
| |
|