|
Başlı başına avare-asicilik, keyfe göre her türlü kendini dayatmalar, şu anda düşmandan daha fazla zarar veriyor. Aslında kişi olarak hiç birinizi suçlayamam, hatta benden daha iyi bir savaşçı olduğunuz kesin. Ama kendinizi kurumlaştırma gücünüz yok. Dikkat edilirse, ben neden biraz verimliyim? Her ne kadar size gücüm yetmiyorsa da, kendime mükemmel gücüm yetiyor. Kendi içimde ben bir orduyum. Dikkat edin, kim ne derse desin bir orduyum. Son derece planlıyım, hareket halindeyim. Niçin böyle yaptım? Açık söyledik, size gücüm yetmezse, kendime gücüm yeter; sizi ordulaştıramazsam, kendimi ordulaştırırım. Nitekim bu biraz yürüyor, ama sağlıklı değil, yeterli değil. Benimle olsa olsa tarihin bir dönemi kurtulabilir, fakat kesin bir kurtuluş yolu da değil.
Bu temelde alacağınız bir güçle kendinizi kurumlaştırabilirsiniz. Bu konuda da büyük hata yapıyorsunuz. “Madem kendini ordulaştırarak yürüyebiliyorsun, her zaman bunu sağlarsın, yani bir tanrı gibisin” diyorsunuz. Bu yanlıştır. Ben sadece boşluğunuzu kapatmak için, tarihin bu döneminde düşmemeniz için; toysunuz, amatörsünüz, biraz büyümeniz için savaşı kendimde çözümledim. Halbuki böyle olmamam gerekiyor. Benim görevim bir ordu komutanı olmak değildi, ama şimdi ona girmiş durumdayım. Dolayısıyla yeriniz daralıyor, etkisizleşiyorsunuz. Sorumlusu da sizsiniz, çünkü rolünüze sahip çıkamadınız. O zaman gelişemezsiniz. Bunu bu sefer biraz tersine çevirmek gerekiyor. Önderlikteki ordulaşmayı, yapıdaki ordulaşmaya dönüştürmeliyiz ve dalga dalga en üstten en alta doğru bu kurumlaşmalıdır.
Dikkat edilirse, bu sadece dönemsel bir gerçekleştirme değil, tarihi bir gerçekleştirmedir. Böyle bir ordu düzenine geldik mi neyi başarıyoruz? Ulusal nizama geliyoruz, bir türlü örgütlenemeyen, bir türlü laf dinlemeyen kişiliklerden, artık kurala bağlı, doğru bir söze bağlı, artık disipline olmuş bir topluma doğru gidiyoruz. Etkisi zincirleme çok büyük olacaktır. İlk defa toplumumuzda böyle bir kurumlaşma dal-budak salarsa, müthiş bir güç olacağız. İyice göz önüne getirelim ki, böyle üst düzeyde bir kurumlaşma, bin yıllık başı boşluğa, nizama gelmemeye, çok cahil kalmaya, birbirine girmeye, kendini böyle dar aşiret-kabile çelişkisi içinde tutmaya, çok bireyci kalarak gücünü dağıtmaya ve güçsüz düşmeye, tüm bunlara bir son verme oluyor. Bu da tarihi bir gelişme demektir.
Bu anlamda ordulaşmak demek, uluslaşmada da dev bir adım atmak demektir. Sosyalleşme ve siyasallaşmada yine dev bir adım atmak demektir. Çünkü böyle bir ordulaşmanın gücü, herkesi ciddi olmaya iter. Bu, siyasette de en güçlü etkiye yol açmak demektir. |