| |
| Eklenme Tarihi: 16.06.2008 Saat: 00:31 |
|
|
Tarihsel süreç boyunca Kürtlerin bir şekilde 'tatmak' zorunda bırakıldığı en önemli gerçeklik şiddettir. Kültürel, siyasal ve ulusal haklarını dile getirdikleri her dönemde şiddet ve baskı yüklü saldırılarla karşılaşmışlardır. Egemen olan söz konusu devletler, her fırsatta Kürt realitesini inkar etmiş ve görmezden gelmeye çalışmışlardır ancak Kürtler de onurlu ve şerefli bir refleks ile varlıklarını ispatlamışlardır. Bunu sindirememeyen diktatör, faşist kesimler da zulmün dozunu arttırarak ve geliştirerek uygulamaya devam etmiştir.
Demek ki Kürtler şiddetin, baskının ve zulmün ne anlama geldiğini iyi biliyorlar. Biliyorlar ve bu yüzden de kendilerine düşmanlık besleyen devlet yapılarına karşı, aktif savunma durumunda olan mücadelelerini yalnız bırakmıyorlar. Diğer parçalarda yaşayan Kürtler için de aynı durum geçerlidir. Aslında konunun önemli bir muhattabı da bir nevi Güney Kürdistan'dır.
Çünkü sorun, şiddeti gördüğümüz oranda 'uyguladığımızdır'. Mesele, Kürtlerin baskının ne demek olduğunu iyi bilmelerine rağmen sahip oldukları ortadoğu feodal ve ataerkil özelliğini bir türlü üzerlerinden atamadıklarıdır. Elbette bu kolay olmayacaktır ancak gözümüzde de büyütmeden, bu kanayan yaramızı sarmaya başlamalıyız. Özgürlüğünü arayan halklara reva görülen yoğun şiddete isyan ederken, 100 metrekarelik evlerinde egemen olmaya çalışan bireyler gerçekliği var. Eşini ve çocuklarını 'korku' ile düşkünleştirip, yönetim ve karar mekanizmasını tekeline almak isteyen bireyler söz konusu. Aile içerisinde kadına 'figüranlık' rolü layık görülürken, çocukların payına da babanın 'dublörlüğünü' yapmak düşüyor.
Kürtlerde aile içi ilişkiler feodalizm etkeninden henüz kurtulmuş değil. Bu sadece Kürdistan'ın sömürgeleşmiş, parçalanmış tüm kesimleri için geçerli değil, Kürtlerin yaşadığı gelişmiş ülkelerde örneğin Avrupa ülkelerinde de aynı sorunlar yaşanıyor.Aile oyununun 'yönetmen' adayı baba, eşinin ve çocuklarının 'gözlerinin açılmasını' engellemek için dayak ve baskıyı 'haklı' zemine çekmek istiyor.
Olayın yürek sızlatıcı yanı, bu yaşam tarzının sahiplerinin bir kısmının özgürlük hareketini de aktif olarak desteklemeleridir. Evet desteklemeleri sızlatıcıdır çünkü hareketi sadece 'dış tehditlere' karşı olarak tanımlamak istemektedirler. Oysa ki mücadeleye destek vermek, ortadoğu kadınının ve özelde de Kürt kadınının özgürlüğü için bir adım atmak demektir. Demek ki mücadeleyi doğru kavrayamamak ve ihanette ısrar etmek söz konusu.
Kadınlarımıza şiddetin her çeşidini uygulamaktan geri kalmıyoruz. Kürt inkarcıları gibi bizde tamamen kadın inkarcılığını uyguluyoruz. 'Namus' kisvesi altında 'erkeğin hükmündesin', 'söz hakkın yoktur' diyoruz. 'Dejenere' ediyoruz, ve 'tüketiyoruz'. Eritiyor ve yok ediyoruz.
Kuzey'e nazaran Güney'de ki durum daha da içler açısıdır. Halkların kurtuluşunu devletleşmede arayan kesimlerimizin de görebileceği en net örnek orasıdır. Bugün bir devletleşme, bürokrasi konumundadır. Ancak halk tabanına baktığımızda özgürleşme ve demokratik yaşamı sadece belli başlı 'tepedeki' ailelerde görebiliyoruz. Kadın konusuna hiç girmeye dahi gerek yok. Çünkü o kadar içler acısıdır. Kadın olgusu, sadece yatak ve ev işleri temasına sıkıştırılmıştır.
Kürt halkı şiddetin ne anlama geldiğini bu denli tecrübe etmişken, özgür bir halk umudunu büyütürken kendi içerisinde de baskıyı yaşatamaz. Aksi takdirde tepki verdiği zihniyetlerle aynı konuma gelir. Özgür Kürt kadını ortadoğuda simgeleşmelidir!
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: yekbun84 Tarih : 2008-06-23 00:14:19 Puan :      |
|
Merhaba Erkan arkadas,
ben yazini, yorumunu ve sectigin konuyu takdir ederim. Bu konuyu bir sorun olarak görmeyenler ve bunun bilincinde olmayan o kadar insanimiz ve ne yaziiki cogunlukla kadinimiz varki, belki onlara ulasmissindir. Gercektende mücadele veren bir insan bir nevi kadinin özgürlügü icinde savasiyor ve savasmasida gerekiyor. Kadinin özgürlesmesi, bilinclenmesi ve kendine güvenmesi sarttir. Aslinda benim ekliyecegim bir sey yok. Güzel yazmissin ve tartisilmasi gereken bir Konuyu secmissin. Eline saglik.
Saygilar |
|
|
|
 |
| |
|