|
Bir tarih yorumu yapın, bizim bilincimizde tarih, sınıflar çatışmasıdır. Ya onun dışında da bir şeyler varsa, ya Önderliğin dediği gibi sınıflı toplum yaşamın yüzde birini dahi oluşturmuyorsa? Ama biz diğerini okumamışız, bilmiyoruz. Ya da biliyoruz ama eski ezberi bozmaktan zorlanıyoruz.
Şimdi örnek olarak söyleyelim. Sen bir tarih yorumunda bile Önderliğe ulaşamıyorsan, peki sonra nasıl bir siyasal değerlendirme yapacaksın?
Bazıları var iyidir. Bazıları var kötüdür. İyiler arasında da kavga var. Kötüler arasında da kavga var. Kötüleri sınırlandırmak için iyileri örgütlersek, iyilerle kötüleri de çatıştırırsak, bu arada da iyileri tutarsak, iyileri güçlendirirken, kötüler arasındaki çelişkileri de iyi kullanırsak başarılı oluruz. Bu siyasal değerlendirme yeterli midir acaba?
Ya dünya çok karmaşık hareket ediyorsa ki ediyor da. Dünyada şu andaki siyasal aktörler, uygulamalar, duruşlar, kimlikler, sorunlar çok karmaşıktır. Peki, o zaman ne olacak? O söylediğimiz dar çerçeve yetmiyorsa -ki zaten yetmemektedir- o halde bugünü yorumlamada yetersiz kalabiliriz. Sonra nasıl bir bakış açısı edinmeliyiz? Bilim bilim dedik, fakat anlaşılıyor ki, bilim bizi mahvetmiştir. Nerdeyse insan bilimsel düşünmek istemiyor. Yanlıştır ama tepki duymaya başladık. 6 yıl önceye kadar da biz –hatta tekmillerimizde, platformlarımızda- birbirimizi “arkadaş bilimsel düşünmüyor” diye eleştiriyorduk.
Oysa niye dayatıyoruz ki arkadaşımıza en bilimsel düşünce budur diye? Peki, bilimde görecelik varsa, senin bugün doğru dediğin, iki gün sonra yanlış çıkıyorsa? Bu dünya da metafiziğinde yerinin olduğu ya gerçekse! Bilimdeki mutlaklık içinde milyonlarca insan öldürülmüş. Biz de birbirimize dayatıyoruz işte “sen bilimsel düşünmüyorsun” diye.
Sonra tarih yorumunda hiçbir zaman biz ataerkilliği Önderlik gibi tartışamayız. Tarihin içine duygu ve felsefe katmazsan, hiçbir erkek kadını anlamaz. Ama anlıyormuş gibi davranırız. Biz erkekler olarak Önderlik paradigmasında bir ayakta hep sakatız. Önderliğin doğrularını en kaba şekilde algılıyoruz. Ama Önderlik gibi tarihin içine duygu katamıyoruz.
Niye bu kadar kadın erkek çelişkisi yaşanıyor? İnsanlığın yaşadığı temel bir sorundur. Nasıl bir özgürlükçü olacaksın? Ne tutacak, ne tutmayacak acaba? Geleceği nasıl kuracaksınız? Acaba bilimin de desteklediği bir iktidar sistemini arkasına alarak felsefi yorumu da önemli oranda dıştalayarak veya çıkarına kullanarak arkasına alan bir iktidar yapılanmasıyla mı toplumu kurtaracaksınız?
Yoksa Önderliğin son dönemde geliştirdiği gibi iktidarın dıştalanmasıyla mı? Buna bakışınız nasıl olacak? Gelin, insanları nasıl ikna edeceksiniz? Nasıl bir felsefi duruşa dayanıyorsunuz? Özgürlük nedir ve nasıl özgür bir toplum oluşturacaksınız? Nasıl bir eşitlik istiyorsunuz? İnsanları nasıl ikna edeceksiniz? Yani gelecek toplumu kurmak için düşünüyoruz, onu neye dayandırıyoruz? İnsanlar diyor ki, uygarlığın üç temel düşüncesi vardır.
Birincisi, hep yöneten yönetilen var diyor. Bunlar olmazsa hep kaos olur diyor.
İkincisi, kadın için eksik bir yaratıktır diyor. Kadında duygu var, erkek ise akılcıdır.
Üçüncüsü, işte diyorlar ki, her zaman doğa insanlık için bir tehlike olmuştur. En güzel toplum, insan doğaüstünde hâkim olandır ve başlangıçtan bunun var olduğu söyleniyor.
O zaman diyorsunuz ki, doğa ve insan eşit yaşamalıdır. Bu ciddi bir özgürlük getiriyor. Önderlik ;“Bitki ve hayvanların dilini anlamadıkça ne kendimizi anlayabilecek, ne de ekolojik toplumcu olabilecektik” diyor. İşte bunun için felsefi arka planı izah edeceksiniz.
Felsefenin çöken bilimleri tekrar ayağa kaldırmada rol oynadığını söylüyoruz. Paradigmanın önemli bir ayağının felsefe olduğunu söylüyoruz. Bu açıdan bunları tartışıyoruz. Önderlik bakış açısını edinip olayları yorumlama gelişiyor. Bunu yapmazsak Önderliği kabul etmiş gibi görünüp ama kabul etmemiş oluyoruz. Bu da çok tehlikeli bir durumdur. Sınıfsal düşünüp bunu da normal görmek tehlikelidir.
Çok dar bir materyalist olalım, duygu ve düşünceyi bir araya getirmeyelim, yaptığımız ile düşündüğümüz farklı olsun, sonra diyelim ki,”biz paradigmayı uyguluyoruz”. Ama bu şekilde olmuyor. İktidarcı olmayan bir siyasal parti olabilir mi? “Bir parti milletvekili çıkarmayacaksa, iktidar olmayacaksa niye parti oluyor?” İşte mantık böyle işliyor.
Paradigmada kabul ediyorsun, ama pratik olarak farklı bakıyorsun. Her arkadaş politika tartışıyor, neden kimse ideoloji tartışmıyor. Bunların verdiği zararları görmüyor muyuz? Bunları yaptığımızda örgüt zayıflamıyor mu?
Demek ki, biz farklı ele alıyoruz, Önderlik farklı ele alıyor. Önce özeleştiri vereceğiz, yenidünyayı anlayacağız. Felsefe yapacağız, tarih anlayacağız, ideoloji oluşturacağız. Sonra bunu pratikleştireceğiz. Ben denge yapacağım, ben kariyer düşüneceğim diyeceksin. Felsefi bakış açısı seni farklı yönlendiriyordur. Önderliğinki farklı yönlendiriyor. Bundan dolayı da arada fark vardır. Önderlikle bütünleşmek için felsefe önemlidir.
Paradigmasal ve önderliksel bir oluşum olduğumuz için, o cepheden felsefenin önemine değindik.
|