|
Biraz gecikmiş bir yazı olacak. Aslında miting sonrası yazmıştım, ancak teknik nedenlerle yazı silindi, sonrasında da fırsat bulamadım, Neyse;
Barış Meclisinin öncülüğünde miting düzenlendi. Gecikmişte olsa iyi oldu. Ancak egemen medya yine üç maymunları oynadı. Bazı haber kanalları ara haberlerinde değindi, kimi de sonrasında yaşanan basit bir kargaşayı vermeyi yeğledi. Yani, mitingin amacını ve konuşmaları kamuoyu oluşturacak veya kamuoyunu aydınlatacak şekilde verilmedi.
Bu da anlaşılıyor ki bu egemen medya, hele hele Kürd sorununda Çözüm değil, Ölüm istiyor. Pek çok değişik çevrelerin rahmetli Sabancı'dan tutun da, Bülent Ersoy'a kadar yıllardan beri az-çok dillendirdiği çözümü istemiyor. Ya da bir yerlerden emir bekliyor. Belki bazıları "efendim ne yapalım, çekiniyoruz, bizi de kapatabilirler" diyebilir. İyi de! RTÜK'ün diğer kurallarını takmadığınız için pek çok defa ekranlar ya da proğramlar karartılmadı mı? Her gün ölümlerin olduğu bu sorunun çözümü için karatmayı göze almanız, RTÜK'ün diğer kurallarına uymayarak karartmayı göze almanızdan daha mı önemsiz?
Egemen medyanın tavrı belli. Peki demokratım diyen medyamız neredeydi? Hayat tv, Dem tv canlı yayın yapamaz mıydı? Yoksa teknik araçları mı yoktu? Yoksa da kiralamak çok mu zordu? Irkçılık , şövenizm ve militarizm gösterilerine dönüşen Cumhuriyet Mitinglerini canlı yayınlayan ve demokrat geçinen Tv ler neredeydi? Ya da ezilenlerden yana olduklarını söyleyen kendileri de ezilen Alevi kanalları olan Yol, Su ve Cem tv ler neredeydi? Canlı yayın yapamazlar mıydı?
İş yine Roj Tv'ye düştü. O da engellemelerle karşılaştı. Aziz Tunç'un röportajları ile bazı konuşmalar verilebildi.
Komuoyu oluşumunda özellikle televizyonların rolü çok önemlidir. Zaten bunun bilincindedirler ki, sol, demokrat, işçi-emekçi hele de Kürdlerle ilgili pek az şeyi veriyorlar, ya çarpıtıyorlar, ya eksik veriyorlar, ya yanlış veriyorlar ya da hiç vermiyorlar. Her şey de olduğu gibi, çok tuhaf bir egemen medyamız var;
Yukarıdaki özellikleri dışında bir durum,bir olay yıllardır hiç olmamış gibi, aniden keşfedilmiş gibi, yeni olmuş,yeni duyulmuş gibi veriliyor. Yıllardır, ezilen medya tarafından verilen, yorumlanan olayları-görüşleri ve bu yüzden binbir türlü baskıya maruz kalan medyayı görmezden, bilmezden gelerek çok pişkince, çok utanmazca, çok saygısızca verebiliyorlar. Bu ezilen medyaya ,bunların yıllar önce verdiği ve başlarına olmadık şeylerin geldiği bu medya emekçilerine, bu meslektaşlarına hatta bu ezilen medyanın kendilerinin de faydalandıkları nimetlerine zerrece saygı duymuyorlar.
Bu egemen medyanın en baş yazarı ve başı olan Oktay Ekşi bile, okuyun olay sonrası yazılarını Musa Anter'in ve Çetin Emeç'in vurulmasını bile hemen apar-topar Pkk ya yüklemiştir. Sonrasında da iş anlaşılınca bir özür dilemiş midir acaba? Başları böyle olunca daha gerisine ne diyelim?
Çünkü bu egemen medya çok korkak, çok ürkek, çok rantçı, çok milliyetçi, çok militarist, çok saygısız, çok utanmaz ve çok mu çok pişkin. Ancak gözüne sokulunca Susurluğu . Şemdinliyi, Ergenekonu v.b görebiliyor. Siz hiç, rahmetli Kazım Koyuncu'yu egemen medyada izlediniz mi? Müziğini Halkların Kardeşliği için yaptığını duydunuz mu? Öldükten sonra her nedense yeni keşfettiler. Çok kişiden duymuşumdur; "ne değerli biriymiş, şimdiye kadar neden hiç sözetmemişler bu kişiden" diye. Veya KESK' in sendikal mücadelesini, bu konuda kamuoyu oluşturma ve iktidarları etkileme açısından hiç bir yayınını izlediniz mi? Hiç bir yöneticisini konuşturduğunu gördünüz mü? Onbinlerin katıldığı eylemlerini bile görmüyorlardı. Bunların bu mücadelede başlarına gelenleri duymuyorlardı. Polisin saldırılarını bile ters-yüz edip veriyorlardı. Ne olduysa, bu yıl ki 1 Mayıs ta sık-sık KESK temsilcilerine yer verdiler. Bu örnekler çoğaltılabilinir.
Sorunların çözümsüzlüğünün en önemli kaynaklarından biri bu egemen medyadır. Bu egemen medya insan olmadıkça sorunlar zor çözülür. Çözmek isteyenlerin karşısına binbir türlü dalavereyle çıkabilirler, Çözmek isteyenlerin karşısına olumsuz bir kamuoyunu oluşturup koyarlarsa o sorun yine çözülemeyecektir.
Çünkü kamuoyu çok önemlidir. Bu egemen medya isterse 10 günlük bir kampanyayla olumlu yönde kamuoyu oluşturup pek çok sorunu çözebilir, ya da çözüm zeminini yaratabilir. En basiti 10 günlük sıkı bir kampanya başlatsınlar bakalım maçlardan v.b sonra silahlar patlar mı?İnsanlar yaralanır, ölür mü? Trafik alt-üst olur mu?
O zaman ne yapılmalı?
Her zeminde bu egemen medyanın tavrı teşhir edilmeli.
Hiç bir demokratın ve demokrat kuruluşun 5 kuruşu dahi bunlara gitmemeli.
Demokrat medya da bunların haber ve yorumlarını teşhir edecek sık-sık proğramlar yapılmalı.
Galatasaray Lisesi gibi yerlerin önünde belli protestolar yapılıyor ya, bunlar içinde yapılmalı, gazetelerine ve kutu şeklinde yapılmış tv lere kırmızı boya ile x işareti konulmalı.
Evlerinde reytingleri ölçen alet bulunanlardan azıcık demokratlıkları olan varsa, bu egemen kanalları izlememeli.
Hiç bir yere egemen medyanın temsilcileri çağrılmamalı, gelenler kovulmalıdır. v.b. Zaten muhabir göndermekteki bir nedenleri de ,aleyhlerine neyi bulup yayınlayabiliriz amacıyladır. (Tabi bu gelenlerin çoğu emekçidir, ancak bu emekçilerde bilmektedirki bunların haber ve yorumları da verilmiyor ya da çarpıtılıyor. Bu durum bunlara saygısızlık değildir, bunları da kullanıyorlar, o muhabirler de geçim amacıyla katlanmak zorunda kalıyor. Tabi herkes için geçerli değil bu. Nitekim Yüksekova da bazı yerel temsilcilikler "haberlerimiz çarpıtılıyor "diye görevi bıraktılar. |