| |
| Eklenme Tarihi: 28.06.2008 Saat: 20:15 |
|
|
Dünya kupası maçları nedeniyle, her yerde büyük bir canlılık yaşanıyor. Futbol maçlarının bir spor türü olduğunu idrak edemeyen Türkiye'li fanatikler dışındaki ülkeler de, genel olarak spora ve insana yakışır kutlamalar yapılıyor.
Türkiye toplumunda futbol kültürünün yerine oturduğunu, doğru anlaşıldığını söylemek gerçekten çok güç. Müthiş bir futbol sendromu yaşanıyor. Kitleler taraftarı oldukları futbol takımının maçlarını ölüm ve kalım meselesi olarak nitelendiriyorlar. 'Küfürler' savurup, 'içlerini boşaltmak', 'stres atmak' için stadlara gidenler var. Evet bu dahi bilinen bir gerçeklik. Ancak bir de Türk milli takımının başka ülkelerin takımları ile yaptığı karşılaşmalar var.
Dış etkenlerin tamamının düşman olarak tanımlanması nedeniyle doğal olarak futbol karşılaşmaları da bunun dışında bir itibar göremiyor. Bu da geçmişi Osmanlı imparatorluğuna kadar uzanan bir travma olsa gerek. Malum maçlar tam bir fetih havasında yansıtılıyor. Futbolculara akıncılar misyonu yükleniyor. Zaten Türk milli takımının teknik direktörünün lakabı da 'imparator'. Durum böyle olunca gerisini siz hesap edin.
Türkiye'li vatandaşlar ki bunların içerisinde Kürtler de bulunmakta, her şeyi bir kenara bırakmış maçlara kilitlenmiş durumdalar. Özellikle de dünya kupası nedeniyle hayat durdu. Futbolla yatılıp futbol ile kalkılıyor. Medya zaten en önde.
Ülkenin sorunlarına kulak tıkayan 'futbolseverlere' ben de anlayacakları dilde yazmak istedim. Türkiye'li ler ve kendi ulusal sorunlarını es geçen 'sporsever' Kürtlere, bir de Kürdistan da yaşanan kanlı maçı 'naklen' yayın yapmaya çalışacağım.
Kürdistan'da kanlı bir 'maç' oynanıyor. Maçın hakemliğini A.BD. yapıyor. Yardımcı hakemler ise İsrail ve Avrupa Birliği. Bu karşılaşma Faşist Türkiye ile Özgür Kürdistanlılar arasında gerçekleşiyor. Yalnız Faşist Türkiye takımının futbolcularının niyeti futbol oynamaktan çok başka. Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek.
Özgür Kürdistan futbolcuları defansta sadece savunma yapıyorlar. Berabere bitse de razılar, yenilmenin taraftarlarının büyük umutlarını yok edeceğinin farkındalar. Ama karşı taraf, yani Faşist Türkiye oyuncuları hakemlerin desteğini de alaraktan gayri insani bir oyun sergiliyorlar. Tahammül edemiyor, rakibini alaşağı edemeyincede iyice zıvanadan çıkıyorlar. Özgür Kürdistan futbolcularının kollarını, ayaklarını, başlarını yaralıyor hatta daha da vahim sonuçlar açıyorlar. Yine de bunca olaya rağmen Özgür Kürdistan'lı taraf aynı karşılığı vermiyor. Savunma dışında aktif atağa geçmiyorlar.
Faşist Türkiye takımı her yönden geniş imkanlara sahip. 7 numaralı Ordu ismindeki oyuncu ile 9 numaralı Polis çok uyumlu paslaşıyorlar. Ancak dikkatleri çeken bir nokta da Faşist Türkiye takımı ileri uca 11 numaralı formasıyla ismi Korucu olan kişiyi yerleştirmiş ve 'gol' yollarını onun aracılığıyla deniyor. 9 numaralı Polis isimli oyuncu 1 mayısta Taksim stadında İşçispor ile gerçekleşen maçta yüksek performans göstermişti. Formundan birşey kaybetmemiş gözüküyor.
Özgür Kürdistan oyuncularına birçok kez haksız yere faul ve ofsayt düdüğü çalınırken, Faşist Türkiye takımına maç sonuna kadar hiç düdük çalınmıyor. Faşit Türkiye taraftarları futbolculara çakmak, fişek sopalar fırlatıyorlar. Neyse bu kadar yeterli...
Bu kadar sorun ve acılara rağmen 'tınlamayan' insanlara ne şekilde anlatmak istesek de pek bir şey fark etmeyecektir. Futbol veya herhangi bir spor dalı elbette ki izlenmelidir. İlgi göstermek son derece normal bir şey. Ancak farklı durumlara getirmenin ve ülke de yarası kanayan insanların çığlıklarına kulak tıkayaraktan farklı noktalara saplanmak çözümsüzlüğü arttıracaktır.
Futbolun bir spor dalı olduğu anlaşıldığı gün, olaylara bakış açıları da gelişecektir.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|