| |
| Eklenme Tarihi: 30.06.2008 Saat: 18:21 |
|
|
Türkiye siyasetinin yaşadığı kriz gün gittikçe derinleşiyor. Günlük yaşanan olaylar bunu gösteriyor. Mevcut durum ciddi bir siyasal boşluğa işaret ediyor ve bu boşluğun doldurulması gerekiyor. Bu durumun yeni bir süreci ifade ettiği açıktır. Yeni siyasal süreç de gerçek demokrasi hareketini gerekli kılıyor. Milliyetçi klik ile dinci klik arasındaki iktidar çatışması gittikçe kızışıyor. Türban konusundaki anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ardından AKP de alelacele savunmasını verdi. AKP’yi kapatma sürecinin hızlanması yeni bir erken genel seçim tartışmasını gündeme getirdi. Yaşanan kriz ve çatışmanın üstünü örtmek için Genelkurmay Başkanlığı’nın savaşı tırmandırması da yetmiyor. Bu kez yeni askeri darbe söylentileri tüm ülkeye yayılıyor. Yine halen netleşmemiş olan Yaşar Büyükanıt’ın mayıs ayı başındaki “sürprizi” üzerine birçok yeni iddia atılıyor.
Peki, böyle bir hırgür içinde Türkiye nereye gidiyor? Bir kere tartışma gündemine geldiğine göre Türkiye’de yeni bir erken seçim süreci başlamış demektir. Elbette kesin ne zaman olacağı henüz belli değildir, ancak fazla gecikmeden orta ölçekte bir seçimin olacağı kesindir. Yine seçime nasıl gidileceği de şimdiden pek belli değildir. Acaba AKP’nin kapatılması üzerinden mi seçime gidilecektir? Yoksa Devlet Bahçeli’nin deyimiyle “AKP’nin klonlanması” sonrasında mı seçime gidilecektir? Açık ki bunlar pek belli değildir. Her iki ihtimal de geçerliliğini korumaktadır. Ancak hangi ihtimal gerçekleşirse gerçekleşsin sonucun bir erken seçime gidiş olacağı açıktır.
Derin devletin, Tayip Erdoğan ve çevresini kullanabileceği kadar kullandığı anlaşılmaktadır. Elbette bu kullanma Kürt sorunu üzerinde ve PKK’ye karşı mücadelede olmaktadır. Bunun sonucunda, kullanım değeri bitmiş olan AKP büyük ihtimalle kapatılacaktır. Bu olmasa bile, en azından Tayyip Erdoğan ve çevresi siyaset dışına itilerek AKP küçültülecektir. AKP’nin denetlemekte olduğu büyük tabanın bir bölümü bu biçimde küçültülerek AKP ile denetlenirken, geriye kalanı da illegal İslami örgütlenmeler geliştirilerek denetlenmeye çalışılacaktır.
Kısaca, AKP etrafında toplanmış olan siyasal İslam birçok parçaya bölünecektir. Bu da denetlenmekte olan kitle tabanının parçalanmasını ve daralmasını gündeme getirecektir. AKP hükümetinin demagoji ile etrafına topladığı özellikle yoksul halk kesimi ile milliyetçi çevreler AKP’den uzaklaşacaktır. Kuşkusuz bu milliyetçi çevrenin bir bölümü MHP’ye kayacaktır. Bu durum MHP’yi biraz daha büyütse de, en azından yakın gelecekte MHP’nin iktidar olması çok zorudur.
Yaşanan siyasal kriz ve boşluk ortamında en önemli olay, AKP’den uzaklaşan yoksul halk kesiminin durumu olmaktadır. CHP’nin bu kesimi kazanabilmek için daha şimdiden yoğun bir çaba içine girdiği gözlenmektedir. Ancak bu kesimlerin çok zorunlu kalmadıkça Deniz Baykal başkanlığındaki CHP ile DSP’ye fazla itibar etmeyecekleri kesindir. Geriye DYP-ANAP liberalizmi kalmaktadır ki, onların da aşırı yıpranmış ve parçalanmış oldukları ortadadır. Dolayısıyla geniş kitleleri toplayan yeni bir umut hareketi haline gelmeleri zordur.
Çok açık ki, yaşanan yeni siyasal kriz ve boşluk ortamında yaşam koşulları iyice kötüleşmiş olan yoksul halk kitleleri için devletçi iktidar yapısının yeni bir alternatif ve umut sunması fazla mümkün değildir. Bu nedenledir ki, sık sık darbe ve askeri yönetim tartışmaları gündeme getirilmektedir. Halbuki 12 Eylül askeri darbesinden sonra benzer biçimde yeni darbelerin olması gereksiz ve imkansızdır. Çünkü zaten ordu yönetimdir ve ihtiyaç olduğunda müdahale edebilmektedir.
Bütün bunlar, yaşanan siyasi kriz ve boşluk ortamında gelişme sağlamaya en çok aday olanın sol demokratik güçler olduğunu göstermektedir. Yaşadığı zayıflıklara rağmen yine de en diri güç bunlardır. Yine yoksul halk kesimleri için politikayı herkesten daha kolay sol demokratik güçler üretir. Demek ki Türkiye’nin ihtiyacı olan yeni siyasal çıkışı herkesten daha çok, sol demokratik güçlerin organize edeceği gerçek demokrasi hareketi yapabilir. Böyle bir hareketin geliştirilmesi Türkiye için hem mümkün ve gerekli, hem de zorunludur. Mümkün ve gereklidir, çünkü diğer eğilimler yıpranmış ve geçek demokrasi Türkiye için acil bir ihtiyaç haline gelmiştir. Zorunludur, çünkü eğer böyle bir hareket gelişmezse Türkiye sorunlarını çözemez ve geleceği karanlıktır. O halde herkesten önce sol demokratlar çıkış için kolları sıvamalı ve çalışmaya başlamalıdır.
Bunun nasıl gerçekleşeceği üzerine tartışmalar yoğunlaşmaktadır. Biz daha önce de ifade ettik; gerçek demokrasi hareketinin ortak ilkeleri olarak KCK Önderi’nin ortaya koyduğu antitekel, barış ve demokrasi ilkeleri yeterlidir. TÜSİAD gibi sermaye çevrelerinin boşa çıkartıcılığına aldanmadan, bütün emekten yana gerçek demokratlar bu ilkeler etrafında birleşerek somut bir program ortaya koymalıdır.
Bu program, her şeyden önce acil ve kalıcı bir barış öngörmelidir. Bunun için; Kürtlerle yaşanan kardeş kavgasına son vermeyi, yani Kürt sorununa demokratik çözüm getirmeyi içermelidir.
Yine demokrasi programının Türkiye için kapsamlı bir demokratikleşme projesi olmalıdır. Öyle ki, her kesimin örgütlendiği ve yaşama aktif katıldığı bir özgürlük çerçevesi ortaya çıkarılmalıdır. Bunlar temelinde en geniş halk kesimlerine hitap eden bir ekonomi, kültür ve sosyalite projesi ortaya konulmalıdır. İçte tekelciliğe karşı oluşturulan bu program, dışta da süper sermayenin hegemonyasını reddeden bir çerçevede olmalıdır.
Söz konusu ilke ve amaçlar etrafında tüm demokratik kesimleri bir çatı altında toplamak ve birleştirmek, işin örgütsel yanını oluşturmaktadır. Bunun Türkiye’ye özgü biçimini bulmak zor değildir. Elbette herkes kendi ideolojik ve örgütsel kimliğini korumalıdır. Gerçek demokrasi hareketi bunların üstünde ve somut program ilkelerine dayalı bir üst çatı olmalıdır. Demokratik güçlerin böyle bir çatı altında birleşmelerini engelleyecek hiçbir şey yoktur. Eğer kendileri kendilerine engel olmazlarsa!..
Üçüncü adım, birleşik bir yapıda demokrasi ilke ve amaçlarını en geniş kitlelere taşırmaktır. Bunun etkili üslubu ve tarzı ile yeterli temposunu ortaya çıkarmaktır. Ve bu konuda daha fazla geç kalmamaktır. Tembel, dar ve yüzeysel olmamaktır.
Tarih, sol demokratik güçlerin önüne yeni bir fırsat çıkarmıştır. Bu fırsatı değerlendirmemenin hiçbir gerekçesi olamaz. O halde gerçek demokrasi hareketiyle bu tarihi fırsatı değerlendirmek için görev başına…
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|