| |
| Eklenme Tarihi: 3.07.2008 Saat: 01:09 |
|
|
Önderliği anlamalıyız. Önderlik özgür bireyler istiyor, yoksa total bir toplum istemiyor.
Biz erkekler olarak kadın özgürlüğünden bahsediyoruz. Kadın gibi olamazsın elbette. Ama kadının bakış açısına yakın bir bakış açısını geliştirebilirsin. Böyle olmayınca ikilik oluyor. Örneğin özgürlüğe inanıyor, ama kadına baskıcı yaklaşıyor. Kadın özgürlüğünü salt bir kadın sorunu biçiminde ele almayan kaç arkadaş var? Kadın hakkını savunan kaç arkadaş var. Bir yerde paradigmanın bir ayağını terk ediyorsun, tümüne ters düşüyorsun. Bastırma olursa bu nasıl olur? O nedenle iyi anlamak gerekiyor.
İdeolojik olarak iktidarı benimsememek gerekiyor. Peki, Kürtler devlet olmazsa nasıl olur? Devleti gerçekten istemeyen, kendisini devletsiz yaşam ve topluma ikna etmiş kaç arkadaş var? Bunlar yapılmazsa ikilik çıkıyor. Önderliği dinliyor ama pratik farklı oluyor. Buradaki ikilik kesinlikle aşılmalıdır. Yoksa biz zarar veriyoruz. Yanlış bir iktidar kurarsan birbirimize yanlış yaklaşırsak, bunlar da sorunları beraberinde getirir.
Demokratik sosyalist olmayan, bunu topluma verebilir mi? Özgürlüğü geliştirmeyen o örgütü bitirmez mi? Bir sürü örgüt böyle bitmedi mi? Bunlardan yaşadığımız daralmalar oluyor. Birbirine çok yanlış yönelmeler olmuyor mu? Arkadaşlar diyor ki, “ideoloji Önderliğin üretim alanıdır.” Öyle şey olmaz. YA ÖNDERLİK GİBİ YAŞANIR YA DA YAŞANMAZ. Önderliğin o faaliyetine katılmazsak, aramızda ikilik çıkar.
Bu yaşamda ne varsa bunun tek bir kriteri vardır; ya özgürlük getirir ya da getirmez, ona bakılmalıdır. Yoksa sorun çok bilgi değildir. Şu anda dünyada çok bilgi var. Bazen hani insan şaşırıyor bilgilerin bir kısmı kullanılmadan gidiyor. Her gün bir şeyler çıkıyor, nasıl öğreneceğim diyorlar? Yaşamını eşit özgür istediğin gibi örgütleyebildiğin kadar bilgi üretmek doğrudur. İşte bu bilgi ya bunu veriyordur ya da vermiyordur.
İşin kurnazlığı şurada; bu bilgilerin bütün insanlığa faydalı olduğu söyleniyor. En doğru bilginin bu olduğu söyleniyor. Tamam, da, nasıl en doğru bilgiler bunlar olur da, benim özgürlüğüme bir şey katmaz? Beni sisteme en iyi şekilde endeksler? Sınıflı sistemi aşamaz, ataerkilliği aşamaz? Bu nasıl bir bilgidir? O zaman dünyaya, özgürlüğe, eşitliğe denk gelmez. Bilimlerin büyük bir kısmını bir kalıba oturtuyorlar.
Tıp sistemi, Önderliğin komünal tıp tanımı şudur; toplum tıpı üretecek. Niye tıp devletin elindedir? Genetikte o bilgiler var, niye insanlığın hizmetine sunulmuyor? Bu dikkat çekmiyor mu? Bir sağlık taraması yapmak komünal tıp değil mi? Bu konuları dar algılamayalım.
Bilimde yapılanlar da var; örneğin kuantum. Kuantumu bir buldular, her şey allak bullak oldu Marksizm materyalizm sorgulandı. Dünyaya bakışımız sorgulandı. Vücudunuzu izah edin desek denilecek; “baş gövdeyi yönetir”. Böyle şey mümkün mü, toplumu baş yönetebilir mi? Sadece iktidar meşru görülsün diye bunu söylüyorlar. Her şeyi birbirine bağlamışlar.
Sosyolojik toplum konuları var. Deniliyor ki, toplum kendini yönetsin. Önceden bu söylenir miydi? Siyaset biliminde, yönetim kafadır toplum bedendir diye bir teori vardır. Sonra hukuk buna göre düzenlenirdi. Kamu hukuku, idari hukuku diye.
Kamu hukuku denilen genel topluma ait olan şeylerdir ama devletin belirlediği şeylerdir. Bütün hukuk sistemi devletin elindedir. Toplum kendi hukukunu yapamaz deniliyor. Bir iki tane doğruya ulaşmamız bizi kandırıyor olmasın.
Şimdi bunlar felsefenin konuları olacak. Felsefenin tanımına geçelim. Felsefe deyince ne anlıyoruz?
Din, mitoloji yorumlamalara dayanmayan insanlığı, evreni doğayı tanımlama çabasıdır, mitolojiden sonraki temel insanlık düşünce sistemidir. O zaman öncesi neler var? Animizm var, fetişizm var, totemizm, mitoloji var. Hangi dönemlere denk gelir. Dine giden ara dönem var. Sonra tek tanrılı din oturacak. Dincilik başlamış ama tek tanrılı dincilik oturmamış. Musa çıkacak ama diğer tek tanrılı dinler daha yok. Hıristiyanlık ve İslamiyet daha yok.
Dönem olarak ne zaman? MÖ 500 ile sonra MS 500. Evet Önderlik buna felsefe çağı diyor. Felsefe, kısaca sorunlar karşısında tedbir alma ve çözmedir. Filozofi’nin anlamı; bilgi sevgisidir. Demek ki bilgiyle bir bağı var. Felsefenin önemli bir kolu olarak bilgi kolu gelişiyor. Bu bağlamda Felsefe, bilimdir, doğayı tanıma ve araştırmadır. Evrendeki her şey yorumlama biçimdir. Bakış açısıdır. İnsan bir olayı, olguyu değerlendiriyorken nasıl benimsiyorsa öyle yorumlar. Kişiden kişiye değişiyor.
Genel olarak dini felsefenin dışında değerlendirmemek gerekiyor. Ama bilimsel değildir, dogmatiktir ama o da dünyayı yorumlama tarzıdır. Skolâstik bir süreç yaşandı bunu görmeden yaklaşabilir miyiz?
Devam edelim; bireyin varlığını daha iyi tanıması ve sorgulaması. Felsefe bir anlamda insanın kendisini tanımasıdır. Bir yoğunlaşma biçimidir. İnsanın düşünerek yaşam tarzıdır. İnsan ile hayvanın birbirinden ayrılması sonrası ortaya çıkıyorsa, bu ayrışma düşünceden kaynaklandığı için felsefe düşünmeye dayalı gelişiyor.
Yani kendini tanımlama çabasıdır. Toplumu da tanımlama çabasıdır. Toplum köledir dersen, ona göre yaşıyorsun. Bu anlamda yaşam biçimidir. Diyalektik bir biçimde gelişmiştir. İnsanlar niye kendini tanımlama ihtiyacı duydular. Özgürlük nedir? Nereye gitmiştir? Felsefe bir dönem gibi insanlık tarihine damgasını vurdu.
Felsefe; Varlık sorularına cevap vermedir. Bazı gelişmeler tarih içinde kaybolmuştur bundan dolayı felsefeye bakıyoruz. Disiplinli ve planlı düşünmeye felsefe denir. Biz niye felsefe görüyoruz çünkü disiplinli planlı düşünmek istiyoruz.
Kimi filozof felsefeyi şöyle tanımlamıştır; Sokrat, doğruyu doğurtma ebeliğine felsefe demiştir. Foucault, düşünme üzerine düşünme demiştir.
Peki, niye insanlık tarihinde bir dönem olarak çıktı? Niye bilgi sevgisi gelişti? Niye insanlar biz kimiz diyorlar?
Yazar diyor ki “günümüzde düşünmek eğer kendi üzerine eğilmeyecekse, felsefenin felsefe etkinliğinin ne anlamı olabilir? Hali hazırda o bilinen şeyi meşru kılmak yerine daha farklı düşünmenin nasıl ve nereye kadar mümkün olabileceğini anlama çabasına dayanmayacaksa neye dayanacaktır? Başkalarına dışarıdan hakikatlerin ne olduğunu, hakikatlerini nasıl bulacaklarını dikte etmeye çalıştığında saçmalamaya başlar. Yani herkes kendi hakikatini kendisi bulmalı, var olan bilgiyi tekrarlayacaksak, bu felsefe değildir. Düşünme becerisi olarak tanımladığını ama düşünme becerisinde yeni olanları bulma ve o anlamda felsefe yeni düşünceler ve düşünce sistemleri geliştirmektir” diyor. Sürekli bir kendini tanımlama çabasıdır. Evreni, doğayı, toplumu anlama çabasıdır felsefe.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|